Sonbahar’da Türkiye’de Gezilecek 10 Şehir

Sonbahar’da Türkiye’de Nereye Gidilir

Sonbahar mevsimi kapıda. Yazın o heyecanı kaybolmaya başladı. Bu yazım, özellikle yurtdışına hiç çıkmadığını söyleyen ve bir an önce bambaşka diyarlara yol almak isteyen bir sürü gezme meraklısı seyahatseverlere gelsin. Altın kural. Önce kendi ülkenizi tanıyın. Çoğumuz, Türkiye’nin güzelliklerinin farkında bile değiliz. Her zaman söylediğim gibi. Olay ülke sınırları dışında olmak değil. Olay yolda olmak.

Yolda bir yerlere giderken, anın, özgürlüğün, havanın, insanların, doğanın keyfini sürmek. Değiştirdiğiniz konumunuzdan çok, hissettikleriniz önemlidir bu işlerde. O yüzden benden size en önemli tavsiye:  Önce bu ülkeyi karış karış gezin. Sonrasında, çok büyük ihtimalle kendinizi durduramayacaksınız. İşte o zaman sınırlar dar gelecek.

Fethiye

Fethiye

Sonbahar. Bu mevsimin ne kadar buruk olduğunu, doğanın yepyeni bir yüze büründüğünü, insanların, havanın, toprağın bile durulduğu mevsim olduğunu “Sonbahar’da gidilecek 10 Ülke” yazımda anlatmıştım. Bu mevsimin şehirleri olduğunu düşündüğüm bazı şehirler var ki, gittiğinizde tam huzur bulur, kafa dinler, biraz kendinizle, biraz da doğayla başbaşa kalırsınız.

İşte bende kendimce geçerli olduğunu düşündüğüm “Türkiye’de Sonbahar’da Gezilecek” 10 güzel şehrimize ait öneride bulunarak, sizlerin hem biraz kafa dinlemenizi hem de yepyeni rotalar çıkarmanızı sağlayacağım. Haftasonu kaçamağı yapmak veya biraz da olsa dinlenip, şehrin saçmalığından kurtulmak için alın size 10 değerli sevimli şehrimiz. Bu güzel ülkenin, Sonbahar’da gidilecek mis gibi 10 şehrine gitmek üzere, yepyeni planlar yapmanız dileğimle…

1.Fethiye

Fethiye Koyları

Fethiye Koyları

Doğduğum, büyüdüğüm, 18 yıl yaşadığım, hala beni hayata bağlayan her şeyin bulunduğu, Akdeniz ile Ege‘nin birbirine kavuştuğu, saçma sapan turist akınından biraz da olsa uzak kalmayı başarmış olan, huzur bulduğum şehir. Evet. Bu şehir yaz şehri olarak bilinir. Ama bana sorarsanız, en güzel dönem Sonbahar veya İlkbahar mevsimidir.

Çünkü, ne yazın o insanı nemden ve sıcaktan bezdiren havası;  ne de o kalabalığı vardır bu dönemde. Herkes gider. Sessizlik ve sakinlik çöker. Kalırız bizbize. Dinlenmek için önce Fethiye’nin koylarını gezerim bir tekneyle. Günbatımına kadar dolaşırım koy koy. Sonra harika bir günbatımına şahit olurum. Kırmınızı ve turuncunun her tonunun büyüsüne kapılırım.

Akşam, şehrin göz bebeği kordonu gezerim. Rakı, balıksız olur mu hiç ? Adres, sanırım eşi benzeri bulunmayan Fethiye Balık Hali. Ama o sıradan balık hallerinden değil. Bir balık pazarı düşünün. Etrafında da restoranlar. Tezgahlardan seçtiğiniz balıkları, 8-10 lira ödeyerek, dilediğiniz restoranda pişirtebildiğiniz. Şu hayatta en sevdiğim şey dostlar. Bayılıyorum deniz ürünlerine. Sonra geçersin restorana, alırsın şalını, hafif fasıl eşliğinde değmeyin keyfinize. Resmen yazarken yaşadım. Anlaşılan Fethiye gitme vaktim gelmiş…

Ölüdeniz

Ölüdeniz-Fethiye

Neyse çok uzattım. Ertesi gün, Kayaköy’ü görün mutlaka (Kayaköy Vikipedia yazısından ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz.). Bu arada Ölüdeniz ve Faralya Köyünden bahsetmiyorum bile. Onlar zaten mutlaka gitmeniz gereken duraklardan. Ayrıca Kelebekler Vadisi, Çalış plajı ve Ölüdeniz civarında bulunan adaları da mutlaka görün. Vaktiniz varsa da, mutlaka şu meşhur Likya yolunda trekking yapın. Yani bildiğiniz doğada yürüyün işte ama 10 ila 30 gün arasında süren bir yolculuk bu. Güzeldir. Hatta yol boyu, bolca fotoğrafta çekin. En güzel dönem Sonbahar’dır bu meşhur yolda yürümek için.

Konaklama için ise 3 bölge seçin. Birisi Faralya Köyü civarı, diğeri Ölüdeniz ve en son tercihiniz şehir merkezi olsun. Fethiye’ye kadar gelmişken, Saklıkent kanyonu, Göcek veya Kaş‘a da gidebilirsiniz. Yemyeşil dağları, masmavi denizi, mis gibi Akdeniz havasını çeke çeke güzel bir Sonbahar ayının tadına varın. Gelmişkende en az 3 gün kalın. Bölgedeki otellere bir göz atmak için Fethiye Otelleri ‘ne bakabilirsiniz. Ama benim favorim Lissiya Hotel. Bir bakın bakalım.

2.Mardin

Mardin

Mardin

Mardin, hayatımda bir şehir konusunda çok az beklenti içerisinde olupta, hiç ayrılmak istemediğim yerlerden birisi oldu. Ağzım açık bir şekilde sokaklarını gezdim. Akşam üzeri, oturduğum bir kafenin terasından Mezapotamya ovasını, yüzümde saçma sapan bir gülümseme ile saatlerce izledim.

İnsanlarının sıcak kanlılığına hayran oldum. Yemeklerine bayıldım. Binlerce yıllık kültüre ev sahipliği yapan şehrin suyunu kana kana içtim. Kiliseler ile Camilerin yanyana olduğunu görünce, medeniyetin beşiği olan bir şehrin, ne kadar da bize yanlış anlatıldığını gördüm. Meşhur Süryani şarabını tattım. Hayran oldum. Taş evlerin, akşam üzeri fotoğraf çekmem için, sanki sırf ben oradayım diye süslenişini gördüm.

Çatısız evlerin, toprak renginin her tonunun hakim olduğu binaların, sokakların arasında çocuklar gibi oynaya oynaya kayboldum. Mardin çarşısını gezip, esnafın tavşan kanı çayını içtim. Postane binası, Ulu camii, Kasımiye Medresesi ve bir sürü Medrese ve Kiliselerini gezdim. Deyrulzaferan Manastırı’nda kayboldum. Anzavur kalesine tırmandım.

Yani ; ben Mardin’e bayıldım. Ne yazın sıcağı ne de kışın soğunu bilirim. Ama baharda Mardin çok güzeldi. Mardin’e kadar gelmişken ; Midyat ve Hasankeyf‘i de görmeden dönme. Ayrıca ; Mırra içmeden, kaburga dolması yemeden, bumbar dolmasını tatmadan, yöresel ayranları içmeden dönme arkadaşım. Mardin’i gezmek içinde en az 1-2 gün ayır. Ayrıca bölgede efsane oteller var. Mardin Otelleri ‘ne bir göz gezdirin derim.

3.Kapadokya

Kadapokya

Kadapokya

Dünyada eşi benzeri var mı ? Ben var olduğunu bilmiyorum. Bu ülkenin her daim en güzel ilk 10 şehrinden birisi olmayı başarmış olan Kapadokya, benim de hayran olduğum, dünyada nadir doğal güzelliğini hizmetinize sunan yerlerden. Unesco Dünya Miraslarından birisi olan bölge, peri bacalarının sunduğu seyir keyfi ile eşi benzeri olmayan bir manzara sunuyor insana.

Mezopotamya’nın kalbinde bulunan bölgede yer alan Peri Bacaları, yaklaşık 60 milyon yıl önce volkanik dağlardan püsküren lavlardan oluşmuş. Zamanla rüzgar ve yağmurun da etkisi ile şimdiki şeklini almış. Şahsen 4 kez Kapadokya’ya gitmeme rağmen, her gidişimde hala heyecanlanıyorum. Her gidişimde de, Ürgüp-Göreme-Avanos bölgelerini geziyorum. Hatta sizlere yardımcı olsun diye Kapadokya Gezi Rehberi yazılarımda da hepsini anlatmıştım.

He bu arada, buraya gelirseniz, mutlaka trekking turu yaparak, her bir bölgeyi karış karış, kaybola kaybola gezin derim. Ayrıca, gelmişken mutlaka ya gün doğumu ya da gün batımı anına denk getirecek şekilde balon turu da yapın. 1 saatlik ücretleri 250-300 TL civarında ama değer doğrusu.

Kapadokya’da ne yenir ? ” diyenlere: Önce şarap mahsenlerini gezin, akşamları Türk gecelerine katılın, Anadolu’nun zengin yemekleri olan Testi kebabı ve çömlek fasulyesini mutlaka tadın. Valla bunlar şu an için aklıma gelenler. He gelmişken en az 2 gün kalın ve hemen yanıbaşında yer alan özellikle treking severlerin favorisi Ihlara vadisini de görün. Son olarak, bölgede efsane oteller var. Özellikle Peri Bacaları içerisinde kurulu oteller muazzam. Sizin için Kapadokya Otelleri yazımda anlattım.

4.Alaçatı

Alaçatı Sokakları

Alaçatı Sokakları

Alaçatı.Yazın sevmiyorum. Bilmiyorum neden. Sevmiyorum kalabalığı, herkesin gittiği dönemleri, kargaşayı, gürültüyü. Sakinliği seviyorum ben. Labirent sokaklarında kaybolmayı, şirin sokaklarında fotoğraf çekmeyi seviyorum. O yüzden dostlar, bu şehre gitmek için en güzel dönem Sonbahar. He olur da yazın gideceğim derseniz, güzel bir sörf deneyimi yapın derim. Hayata bir kez geliyoruz. Bunu da öğrenmek lazım ! Adres Alaçatı port olacak.

Gelmişken de, deniz mahsulleri ile kendini şımart derim. Rum ve Türk kültürünün hakim olduğu restoranlarda dolmalar, zeytin yağlı yemekler ve mezeler vazgeçilmeziniz olsun. Bir de rakı. Böyle şehirlerde bayılırım şu 2’liye. Üzerine birde sakızlı bir Türk kahvesi iyi gider. Akşamları da, gece kulüpleri ve barlarda eğlenebilirsin. Gerçi bir yaz dönemi gibi olmuyor ama bir kaç bara gidip, 2 kadeh bir şeyler içebilirsin.

Özellikle Eylül ayında düzenlenen uçurtma festivali de gelmişken görülebilir. Son olarak, en az 2 gün kalıp, yanıbaşında yer alan Çeşme‘de görülebilir. Yalnız gitmeden önce otel rezervasyonlarınızı yaptırın. Her daim kalabalık olabiliyor. Alaçatı Otelleri ‘ne bakabilirsiniz.

5.Bozcaada

Bozcaada

Bozcaada

Bazen İstanbul‘dan çok bunalıyorum. Daralıyorum bu şehirden. Kalabalığından, karmaşasından, saygısızlığından… Boğuyor beni. Pek muhtemel seni de. O yüzden, sana önerebileceğim en güzel kaçamaklardan birisi Bozcaada. Rüzgar tribünlerinin “Allah aşkına fotoğrafımı çek.” diye haykırdığı, Ayazma Plajı, Mitos Plajı ve Akvaryum Plajının “Çıkar ayakkabılarını. Koş kumlarımın üzerinde.” diye seni içine çektiği, bağ evlerinin “Şarabım iyidir benim. Tadıma baksana.” diye seni mest ettiği, Rum ve Türk mahallerinin “İstenince bak oluyor. Bizi kimse ayıramaz.” diye ders verdiği bir yer Bozcaada.

Akşamları gün batımının keyfini sürüp, hayallere dalacağınız Polonte olmazsa olmazlardan. Gelmişken, yine Rum ve Türk mutfaklarının hakim olduğu lezzetli zeytinyağlı yemeklerini tatmadan ve üzerine sakızlı Türk kahvesi içmeden dönmeyin.

En son not : Burası malum bir ada olduğu için, genellikle Çanakkale‘ye gideceksiniz ve Eceabat veya Kilitbahir’den arabalı vapurlarla ulaşacaksınız. Aslında uçaklar da var ama ben hiç kullanmadım. Gitmeden önce siz yine de bir kontrol edin derim. Son olarak, gelmişken en az 2-3 gün kal da, kafan dağılsın. Biraz nefes al nefes. Yaşamayı hak ediyorsun. Bölgedeki harika Bozcaada Otelleri‘ne de bir göz atmayı unutmayın derim.

6.Yedigöller

Yedigöller

Yedigöller

“Geçen Avusturya’daydım. Aman Allahım nasıl bir doğal güzellik. Nasıl bir manzara. Eşi benzeri yok.” diyen bir arkadaşım vardı. Dedim ki “Sen Yedigöller’e hiç gittin mi kardeşim ?”. “Hayır gitmedim !”dedi. “Git. Önce bir Yedigöller’in doğasını gör.

Eminim Avusturya’da çok güzeldir. Ama önce bir ülkeni gör bakalım.”  Yedigöller varya, adamı çarpar. Büyüler. Aşık eder. Hele o Sonbahar’da, o manzarayı gördükten sonra şair olasın gelir. Nefesin kesilir. İçin ürperir. “Allahım nolur zaman donup kalsın.” dersin. Öyle güzeldir.

Yedigöller’de gezilecek yerler nereler dersen ; Adı üstünde. 7 tane gölü var. Bu göllerin de, bölgenin de dört bir yanı yemyeşil ağaçlarla kaplı. Tabi Sonbahar’da o renk cümbüşüne hazırlıklı olun derim. Çünkü yeşil değil de, artık turuncu ve kırmızının daha egemen olduğu bir dönem olacak. He baktın çok sevdin burayı, çadır veya karavanla kamp yap. Sabah ormanlarında yürü, koş, ter at. İçinden geldiğince bağır. Özgürlüğün ve doğanın tadını çıkar.

Gelmişken mangal yap. Bir çok bölge hizmetinde. Ama çöpünü de sakın bir yerlere atma. Rica ediyorum. Yapmazsın da, hatırlatmak istedim. En az 1 gününü bu nefes kesen yere ayır. Yaşadığına, nefes aldığına şükret. Çünkü, bu ülke, bu dünya çok güzel. Son olarak, bölgede otelde konaklamak isterseniz Yedigöller Oteller‘ine bir göz atabilirsin.

7.Cunda

Cunda

Cunda

Biraz daha Ege yapalım. Seviyorum şu Ege’yi. Akdeniz’de doğdum, büyüdüm ama benim için Sonbahar’da Ege’nin yeri başkadır. Serindir. Havası bunaltmaz insanı. Yazın yorgunluğunu atmak için birebirdir. İşte en güzel duraklarından birisi Cunda’dır. Ayvalık‘ın hemen yanıbaşında yer alan Cunda‘da, arnavutluk kaldırımlı sokakları, Rum’lardan günümüze taşınan  çok sayıda ev ve dini yapıları, sahilinde yer alan restoranları pek muhtemel sizi de dinlendirecektir. Hatta dilerseniz Cunda Gezilecek Yerler yazıma bir göz atabilirsiniz.

Hatta buraya kadar gelmişken, hemen yanı başında yer alan Ayvalık’ın en meşhur sahili olan Sarımsaklı plajına gidebilir, siz de benim en çok keyif aldığım özgürlük hissinden birisi olan ayakkabınızı çıkarıp yalın ayak kumların üzerinde yürüyebilirsiniz. Son olarak Cunda’ya kadar gelmişken, Aşıklar tepesine çıkabilir, tarihi değirmen içerisinde yer alan kütüphaneyi gezebilirsin.

Sonra da Ayvalık’a doğru ilerleyip, yol üzerinde bulunan Şeytan sofrasına çıkabilir harika bir günbatımına şahit olabilirsin. Cunda’ya gelmişken hem Ayvalık hem de Cunda için en az 2 gün ayır derim. Ayvalık Gezi Rehberi yazılarımda, ayrıntılı olarak hepsini anlattım. Ayrıca, gitmeden önce Cunda Otelleri yazıma da bir göz gezdirebilirsiniz.

8.Nemrut

Nemrut

Sonabahar’da Türkiye’de gezilecek yerlerin en güzellerinden : Nemrut

Güneydoğu Anadolu turumun en güzel duraklarından birisi idi Nemrut. 75 yaşında olan babaannemi bile ikna edip “Hadi babaanne. Dinlene dinlene çıkarsın. Bunu görmen lazım. Buna şahit olman lazım. Allah aşkına sık dişini olmaz mı !” deyip ikna etmiştim. Sonuç mu ? “Sen bana bu güzelliği yaşattın ya, Allah senden razı olsun oğlum.” dediği günden beri söz verdim kendime.

Yaş, cinsiyet, ırk, millet demeden herkese bildiğim ne varsa anlatacağım, gittiğim yerlere götüreceğim diye. Hayatımın en güzel mutluluklarından birisini yaşayıp, güzel bir şeye vesile olmuştum çünkü. Bak yine uzattım…

Ne diyorduk. He Nemrut. Şu Adıyaman‘a 75 km mesafede bulunan harika yer. Aslında göreceğiniz o meşhur tarihi eserler, bir dağın tepesinde kurulu ve Nemrut Dağı Milli Parkı olarak biliniyor. Komagene Kralı Antiochos reyise (Komagene Krallığı Vikipedi‘dan okuyabilirsiniz.) adanan dev tümülüs ve heykeller bulunuyor. Deniz seviyesinden 2150 metre yüksekte yer alan bu tepe, M.Ö 62 yıllarına kadar uzanan bir tarihe sahip.

Buraya bir tek biz değil, dünya hasta. Özellikle hem gün batımını hem de gün doğumunu görmeden sakın dönme. Gelmişken, Atatürk barajını da görebilir, sonrasında bir kaç saat uzaklıkta yer alan Halfeti‘ye de uğrayabilirsin. Toplamda 1-2 gün yeterli olacaktır. Bölgedeki otellere göz atmak için Nemrut Otelleri‘ne bakabilirsiniz.

9.Karagöl

Karagöl

Sonabahar’da gezilecek en güzel göllerden : Karagöl

Sanırım “Türkiye’nin en yeşil bölgesi neresidir ?” diye sorulsa, bir çoğumuz “Rize ve Artvin bölgesi” diye cevaplayacaktır. İşte Karagöl, oksijenin nasıl bir şey olduğunu tadacağınız en güzel bölgelerden birisi. Artvin‘in Borçka ilçesine 25 km uzaklıkta bulunan Karagöl ladin, köknar ve çam ağaçlarının görsel şov sunduğu “Hangi açıdan fotoğrafını çeksem acaba !” diye sizi hayal dünyasına daldıracak büyüleyici bir yer.

Özellikle Sonbahar mevsiminde, sarı, yeşil ve kızılın her rengini görebileceğin bu enfes yerde, dilersen ormanda kaybolabilir ya da küçük sandallarla gölü gezebilirsin. Zaten ayrıntılı olarak Artvin Gezi Rehberi yazılarında tüm bilgilere ulaşabilirsin.

Ayrıca, mis gibi orman havasında güzel bir mangal keyfi yapabilir, denk gelirsen kemençe çalan halk ile kurtlarını dökebilirsin. Ayrıca Artvin’e kadar gelmişken, istavrit, hamsi ve özellikle Karadeniz kültürüne ait daha ekleyebileceğim bir çok yemeği tatmadan dönmemelisin ki zaten bunları da Artvin Karadeniz Yemekleri yazısında görebilirsin.

Bir de buralara kadar gelmişken, hemen yanıbaşında bulunan Rize’nin Uzungöl ve Ayder yaylasını da görmeden, eğer Sonbahar değil de yaz döneminde gelirsen çay toplama deneyimini yaşamadan dönme derim. Son olarak gelmişken en az 2 gün kalınmalı . Bol nefesli ve huzur dolu bir yolculuk olacağına eminim. Doğanın içerisinde bulunan harika Artvin Otelleri‘ne de bir bak derim.

10.Gökova

Gökova

Sonbahar’da Gezilecek yerlerden: Gökova

Bu kadar güzel olupta, henüz keşfedilmeyen nadir yerlerden birisidir Gökova. Tek temennim de, umarım hiç keşfedilmeden, doğası ve tabiatı bozulmadan bu güzelliğini korumayı devam ettirmesi. O yüzden, özellikle benim gibi sen de, sessiz ve sakin bir tatil istiyorsan, biraz sahil, biraz da plajlarda yürüyeyim diyorsan, çok büyük olasılıkla sen de Gökova’yı seveceksin.

Ayrıca, adaları da görmek ister, tekneler hala tur organize ediyorsa, tekne turuna katılıp özellikle Sedir Adası’na gidebilirsin. Özellikle, Gökova’nın en güzel yerlerinden birisi olan Akyaka‘da, Azmak Deresi‘nde de tekne turlarına da katılabilirsin. Akşamda, dere boyunca kurulu olan lokantalarda şöyle güzel deniz mahsulleri ve bol zeytinyağlı yemeklerini tadabilirsin. Hatta bunu mutlaka yap derim. Gökova‘ya gelmişken en az 2 gün kalın ve hemen yanıbaşında yer alan Marmaris‘e de uğrayın derim. Gökova Otelleri‘ni görmeyi unutmayın.

Sonbahar'da gezilecek en güzel yerlerden : Fethiye

Sonbahar’da gezilecek en güzel yerlerden : Fethiye

Güzeldir Sonbahar’da Türkiye’yi gezmek. Aslında o kadar çok yer var ki anlatacak. Bazen bana yabancı arkadaşlarım “Türkiye’yi gezmek için kaç gün yeter ?” diye soruyorlar. Duraksıyorum. Hangi birisini anlatayım, hangi bir şehrini öveyim ! O yüzden, bu ülkenin kıymetini bilelim. Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine aşık olunası yerler var bu topraklarda.

Sadece yerler değil,  bizim insanımız, çocuklarımız, doğamız çok güzel. Yemeklerden bahsedecek olursam : Özellikle, Güneydoğu bölgesinde et ağırlıklı yemekler yemeden, Karadeniz bölgesinde hamsinin her türlü yemeğini tatmadan, Ege bölgesinde zeytinyağlılara aşık olmadan ve Akdeniz bölgesinde ise 200’den fazla deniz ürünü çeşidini tek tek denemeden DÖNME.

Umarım sizler için yararlı bilgiler vermeyi becerebilmişimdir. Yurtdışına hiç çıkmamış ancak çıkmayı planlayan ama bu saydığım şehirleri henüz görmemişsen, önce bu şehirleri gezmeni öneririm. İnan bana, yurtdışını gezerken bile çok işine yarayacak. Çünkü, yurtdışına gitmek demek, hiç bilmediğin yeni yerlere gitmek demektir. İşte bu 10 şehirde, senin hiç bilmediğin yeni yerlerde olacak.

O yüzden bak bakalım kaybolma ve yeni yerler keşfetme duygusu nasıl bir duyguymuş ! Hoşuna giderse eğer, Seyahate Çıkmadan yazılarımdan araştırmalara başla. İnan ne kadar yol katedeceğine, sen bile şaşıracaksın.

Sevgiler…

Deniz Pehlivan…

SON YAZILARIMDAN HABERDAR OL

E-MAIL Listeme kayıt olursanız, haftalık yazılarımdan haberdar olabilirsiniz !

Yorum Yap