Artvin Gezi Rehberi

ARTVİN SEYAHAT REHBERİ

1-Artvin’e Başlangıç

Yine bir macera peşine düşmenin, dağlara, tepelere tırmanmanın, dereleri aşmanın, yeşilliğin içinde kaybolup doğayla bütünleşmenin hayaliyle uyanıyorum bir sabah… Araba seslerinden, fabrika dumanlarından, bitmek bilmeyen gürültüden ve her zaman gördüğüm insanların bitmek bilmeyen telaşlarından bıktığımı tekrar tekrar hissediyorum. Neyse ki kısa süreliğine bile olsa uzaklaşmanın heyecanına kapılıp havaalanında buluyorum kendimi. Oysa ne kadar güzel bir duyguymuş kalabalık ve gürültüden uzaklaşmak, nefes almak, hayal etmek. Peşine düşmek…

Hopa/Sugören Köyü

Biletin elinde uçağını beklerken tanışacağın yeni insanların hayalini kurmak, yeni kültürlerle tanışacağını bilmek, bilmediğin bir diyara gidecek olmanın heyecanını yaşamak gerçekten güzel duygu. Aslında doğu Karadeniz e ilk gidişim değil. Ama her seyahatimin sabahında içimi bir neşe bir huzur kaplıyor. Bu komşu şehre gideceğimde bile değişmiyor. Asıl seyahat tutkusu bu işte. Ne kadar gidersen git her gittiğinde ilk seyahatinmiş gibi heyecanlanmalı insan. Ucu bucağı gözükmeyen yeşilliğin kokusu, adına yazılmış onlarca şarkının olduğu hırçın dalgaların sesi, gülmekten kırıp geçiren fıkraları ve fıkra gibi insanlarının sıcaklığını hatırladıkça kalbimin daha değişik atmaya başlıyor.

13271842_10208834026715628_1075046523_o

Hopa/Kemalpaşa Eski Yol – Ruslar Tarafından Yapılmış / Yerel Ağızda Çahve Diye Biliniyor

2-Artvin Hakkında

Artvin nasıl bir yerdir ? Ülkemizin en doğusunda Gürcistan’ a sınırı bulunan dağlık bir alanda Çoruh vadisinin sol yamacına meyilli bir arazide bulunan ve yaklaşık 34.000 vatandaşımızı barındıran, ‘’08’’ plakalı, uğruna sayısız şarkı yazılmış, boğa festivalleri ile ünlü bir ilimiz. Her şeyden öte, yeşil denince herkesin gözlerini kapattığında, pek muhtemel hayallerinde canlanan ilk 5 yerden birisi Artvin.

İl merkezinden ziyade daha çok ilçelerine yoğunluk göstermeye çalıştım bu gezimde.  Şehir merkezi haricinde 7 tane ilçesi bulunan şehrin, doğallığı ve insanının sıcakkanlılığının insanı büyülememesi elde değil.  Bu güzel İlimizin 7 ilçesi var dedim ya. İşte bunlar : Hopa, Ardanuç, Arhavi, Borçka, Murgul, Şavşat ve Yusufeli. Kendine has apayrı bir kültürü barındıran bu ilçelerde farklı damak tatlarına, farklı kültürlere, farklı dokuya ve kokuya rastlamak pek mümkün. Uzun zamandır gelmememin pişmanlığını yaşadım. Bu yüzden sizlerin bu pişmanlığı yaşamamasını, bu güzelliklere bir an önce şahit olmanızı istediğim için uzun ve detaylı bir şekilde Artvin Gezi Rehberini satır satır anlatmaya çalışacağım. Umarım bu gezi notlarım bu coğrafyaya gidecek olan seyahat severlere yardımcı olur.

Rusların Yapmış Olduğu Eski Patika Yollarında Kaybolduğumuz Anlar

Rusların Yapmış Olduğu Eski Patika Yollarında Kaybolduğumuz Anlar

3-Artvin Gezi ve Seyahat Rehberi

Artvin’de gezilecek yerlere gelmeden önce, en başta belirmek istiyorum. Gitmeye karar verdiğinizde mutlaka çok iyi plan yapın. Yüz ölçümü bakımından küçük bir şehir olmasına rağmen Artvin’de gezilip görülecek o kadar çok yer var ki, burada günlerce anlatabilirim. Ayrıca engebeli arazi yoğunluklu bir il olduğu için çoğu mesafe birbirine sadece kuş uçuşu kadar olarak yakın. Bu arada Arvtvin’de 15 kilometrelik bir yolu 1 saate yakın bir sürede gidebileceğinizi unutmayın.

Benim bu seyahatimin asıl maksadı ailevi bir ziyaret olacaktı ama gelmişken 3-4 gün daha fazla kalıp birkaç işimi erteleyip doğu Karadeniz’ in incilerinden birinin tadını çıkartmak istedim.  Daha önceden gittiğim ama bu seyahatimde gitmediğim yerler var. Onları da detaylı bir şekilde belirteceğim. Ayrıca buraya kadar gelmişken Ayder Yaylasına ve Zil Kaleye  uğramadan geçemedim. Hepsini aşağıda detaylı bir şekilde rota halinde anlattım.

4-Artvin’e Ulaşım

Artvin’e ulaşım nasıldır ? Artvin’e nasıl gidilir ?  diye soracak olursanız şöyle anlatayım : Eğer İstanbul’da iseniz direkt olarak Gürcistan’ın Batum şehrine uçabilirsiniz. Yalnız bilet alırken belirtmeniz gereken bir unsur var. Bileti Batum’a diye değil Artvin/Hopa ya gidecek şekilde belirterek almanız gerekiyor.

Seyahatlerimde nasıl ucuza uçak bileti bulduğumu, hangi arama motorlarını kullandığımı “En İyi Uçak Bileti Arama Motorları” yazımda tek tek anlattım. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Belirttiğiniz taktirde havaalanından direkt olarak Hopa’ya giden araçlar sizi bekliyor olacak. Aksi taktirde sınır kapısına kadar otobüslerle gidip oradan Hopa’ya giden araçlara binebilirsiniz. Bu arada Gürcistan’a kimlikle dahi gidebiliyoruz.

Artvin Gezilecek Yerler Haritadaki Bölgeleri

Artvin Gezilecek Yerler Haritadaki Bölgeleri ( Haritayı Görmek İçin Fotoğrafa Tıklayınız)

Yok arkadaş ben yabancı memlekete inmek istemiyorum derseniz Trabzon havaalanına inip, otogardan ya da şehir merkezinden kalkan ufak otobüslere binip istediğiniz yere gitmeniz mümkün. İstanbul’dan her daim direkt uçuş bulunuyor fakat Adana’dan belirli günlerde Pegasus Havayolları direkt olarak ulaşım sağlıyor. Aynı zamanda Ankara’dan da direkt uçuşlarla Trabzon’a, oradan da Artvin’e gelebilirsiniz. Uçak bileti alırken dikkat etmeniz gereken ipuçlarını uçak bileti arama motorları yazımızda görebilirsiniz.

IMG_6189

Borçka/Karagöl Yolu

Eğer ki Artvin’e karayoluyla ulaşımı tercih ederseniz  onu zaten bulunduğunuz ilin otogarından çeşitli otobüs firmalarıyla gerçekleştirebilirsiniz. Otobüsler ile hem Artvin’e hem de bölgedeki diğer şehirlere kolayca ulaşabilirsiniz.

5-Artvin’de Konaklama

Artvin’de nerede konaklanır ? Şehir merkezinde normal bir  otelde kalmak isterseniz, 2 kişilik oda için günlük 100-120 TL ödeyerek  konaklama işinizi halledebilirsiniz. Ama benim tavsiyem şehre ulaştığınızda belirli bir otelde tıkılıp kalmak yerine araba kiralayıp ilçelerde günübirlik otellerde takılmak olacaktır. Çünkü daha önce belirttiğim gibi asıl yerler merkezden ziyade ilçelerde. Mis gibi dağ havasını içinize çeke çek, yeşile doya doya, şöyle sabah uyandığınızda hızlıca balkona koşup, manzaranın keyfini çıkaracağınız sevimli dağ otellerini seçin derim. Artvin’de ki otelleri , özellikle doğanın içerisinde huzur dolu sevimli butik otelleri bir görmek isterseniz tıklayınız.

Seyahatlerimde nasıl ekonomik konakladığımı, ucuza otel-hostel ve ev kiraladığımı, “Ekonomik otel arama motorları” yazımda satır satır anlattım. Mutlaka bir göz gezdirmenizi tavsiye ederim.

6-Artvin’de Ne Yenilir ? Ne içilir ?

Artvin yemekleri nelerdir ? Karadeniz’de bölgeye has ne yenir ? İşte asıl mevzuya geldik. Ben şunu diyorum : Karar vermekte zorlanacaksınız. Bilmediğiniz çok farklı damak tadı bulacaksınız. Tereyağının o mis kokusundan tutun, laz böreğine,  etlerinin tazeliğine, deniz mahsüllerinin mükemmelliğine, mısır ekmeğinin içinizi titreten kokusuna, hamsili ekmeğin tadına, lahana çorbasına, pidesine ve daha sayfalarca sürecek birçok lezzetli Karadeniz yemeklerinin tadına bakmadan gelmenizi kesinlikle istemem. O yüzden şimdi size elimden geldiğince Artvin’de yemeniz gereken yemekleri anlatacağım.

IMG_6560

Taş Fırında Odun Ateşiyle Pişen Artvin Pideleri

Sizlere şunu belirtmek istiyorum: Öyle yok Ahmet Usta’nın yerinde yok efendim şu restoranda yiyeceksin diye tavsiye vermek yerine yörenin belli başlı meşhur yemeklerini anlatacağım. Herhangi bir dağın yamacında bulunan bir eve girip “Merhaba” deseniz bile, o yörenin nice lezzetlerini, yerel insanların ellerinden  tatmanıza çok büyük bir olasılıktır. 5 günde yediğim yemeklerin yarısından çoğu yerel insanların evlerinde oldu.  İnanın bana “Sen kimsin ? Kimin neyisin ?” diye sormak yerine “Hoşgeldin.” deyip karşısında yıllardır tanıdığı ahbabı oturuyormuş  gibi tepki verirler. Yemekleri de geçtim de, ne güzel insanlarsınız siz ya…

Lafı fazla uzatmadan başlamak istiyorum..

1.Mısır Ekmeği

Öyle başka yörelerde, restoranlarda yediğiniz mısır ekmeklerine asla benzemiyor. Damağınızda o hakiki tereyağının, mısır ununun tadını hissetmeniz lazım. Yanında ise soğuk bir ev ayranı ile müthiş bir keyif veriyor yemesi. Hemen hemen bütün evlerde bolca tüketilen mısır ekmeği, bir çok restoranda da servis ediliyor.

13295087_10208827461831510_2109598240_n

Mısır Ekmeği

2.Hamsili Pilav

”Yav arkadaş tamam hamsi iyi hoşta herşeye hamsiyi karıştırıyorlar. Yok ekmeği, pilavı, hatta haberlerde turşusunu bile gördüm. ” dediğinizi duyar gibiyim . İNANMA arkadaş!! Medya abartıyor sırf gösteriş olsun diye. İnanın ben gittiğim hiçbir evde bu kadar farklı bir yemeğini görmedim. Sadece ekmeği ve pilavı çok güzel. Hele ki yanında bahçeden tazece koparılmış domates ve salatalık varsa tadından yenilmez.

3.Karalahana Sarması

Hemen hemen her evin bahçesinde yetişen kara lahanalardan çorba, sarma ve salatası yapılabiliyor bu yörede. Öyle çok ete düşkün bir damak zevkleri var diyemem. Daha çok sebze ve hamur işi kültürü yoğunluk gösteriyor. Bildiğiniz normal sarmalara benzemez. Bu arada hep söylediğim gibi damakta bıraktığı tat nefistir. Yanında ise mis gibi bir köy yoğurdu isterseniz harika ikili olur.

4.Turşu Kavurması

”Turşunun kavurması mı olur arkadaş yapma lütfen.!!” demeyin. DENEYİN. Kavanozdan turşu çıkartıldıktan sonra suda bir müddet bekletip tavada piyazlık soğanlarla beraber kızartılıp servis edilir. Lezzetli bir mezedir.

5.Mıhlama

Her zaman ve her gittiğimde aradığım bir lezzettir. Yöresel tereyağı  ve yöresel peyniri kullanılarak yapılır. Dikkat çekmek isterim öyle her peynirden olmaz mıhlama. Ekmeği bandırıp çektiğinizde ağzınıza kadar sünecek olan peyniri sizi çıldırtabilir. Karadeniz bölgesinin vazgeçilmez lezzetlerinden birisidir.

istanbulda-Karadeniz-Yemekleri-nerede-yenir6.Laz Böreği

Yine her gittiğimde aradığım ve vazgeçemediğim bir lezzet. Yedikçe daha fazla yemek istiyorsun. İçerisindeki köy yumurtası ve köy tereyeğının inanılmaz birleşimi farklı kılıyor bu tatlıyı. Yanında birde taze çay varsa senden iyisi yok.

7.Her türlü balık

Evet. Her türlü. Karadeniz’in hamsisi, istavriti, mezgiti misler gibidir. Öyle “Mutlaka şu balığı yemeden dönmeyin.” demek yerine, “Gittiğiniz mevsimde hangi balık en uygun dönemindeyse onu tadın.” derim.

Daha sayfalarca yöresel yemeklerden bahsedebilirim ama bazı yemekler alışık olmadığımız bir damak tadı verdiği için biraz yabancı kalabiliriz. O yüzden belli başlı gidince tadılması gereken tatları yazmaya çalıştım. En büyük isteğim bu tatları tadın. Köy yumurtasının , tereyağının, mis gibi fırından yeni çıkmış ekmeğini deneyin. İnanın bana pişman olmazsınız.

Nacizane Restorant Önerilerim ise ;

Artvin Çardak Restaurant ; Artvin’in merkezinde yiyebileceğiniz en lezzetli ve kaliteli et ve balık çeşitlerini burada bulabilirsiniz.  Cumhuriyet Caddesi Aksakaloğlu İşhanı Kat 2

Zil Kale Restaurant ; Zil Kale manzarasına karşı lezzetli yöresel yemekleri tadabileceğiniz nezih, samimi ve sıcak bir mekan.

Ayder Yaylası Gürgen Dibi Restaurant ; Yöresel tatları tadabileceğiniz şirin ve salaş bir mekan.

Taner Usta’nın Yeri ; Hopa’nın Kemalpaşa ilçesinde yiyebileceğiniz en güzel Karadeniz pidesini bulabilirsiniz.  Sağlık ocağı ile Hilal Çeyiz arasında.

Hızır Dayı Pidecisi ; Hopa Merkez’de bulunan ve yıllardır bu işte ünlenmiş bir mekan. Kavurmalı-Sebzeli pidesini deneyebilirsiniz.

IMG_6566

Kavurmalı-Sebzeli-Yumurtalı Orijinal Pide

7.Artvin’de Gezilecek Yerler

Artvin’de gezilecek ve görülecek yerler nereler ? Artvin’de gezilip görülecek o kadar çok tarihi yapı, doğal manzara ve muhteşem yerler var ki, inanın bana haftalarca gezseniz bitmez. Çünkü, bölge itibariyle her çıktığın dağda bir yayla, muhteşem şelaleler, inanılmaz manzaralar, tarihi kaleler mevcut. Karşına ne zaman neyin çıkacağı belli değil. Sanırsın bir oyunun içerisindesin de, her geçtiğin bölüm, bir öncekinden daha zorlu ama bir o kadar keyifli bu bölgede.

dsadsadasdas

Borçka/Karagöl

O yüzden “Artvin’de görmeden dönmeyin” diyeceğim yerleri, özellikle belirteceğim. Merkezde çok kalmaya fırsatım olmadı hava muhaletefi yüzünden. Onun için beklemeyip ilçelere yoğunluk gösterdim. Merkeze en yakın olan Dolishane Kilisesi ile başladım.

Dolishane Kilisesi : Şehrin tarihine ışık tutan yapılardan birisi olan bu kilisenin 10. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Hamamlı Köyü’nde bulunduğu için Hamamlı Kilisesi olarakta adlandırılır. Bagratlı Kralı Sumbath tarafından yaptırılmış, 17. yüzyılda camiye çevirilmiştir ve o tarihten sonra Kilise Camii olarak adlandırılmıştır. Tarihin kokusunu içime çekmeyi her zaman sevmişimdir. Sadece dışarıdan fotoğraf çekmekle kalmıyorum. Uzun uzun bakıp tarihçesini okuduktan sonra düşünüyorum zamanında kimler gelip geçmiştir buralardan diye. Gözümün önünde bir film şeridi gibi canlanıyor tarih. Seviyorum bu duyguyu. Tarihi yaşayarak öğreniyor insan.

dolishane-4

Dolishane Kilisesi

Dediğim gibi merkezde hava durumundan dolayı planladığım gibi kalamadım ve yönümü ilçesi olan ve asıl memleketim olan Hopa’ya çevirdim. Devasa dağların arasına açılmış uzunca tüneller, sahil kenarından arabayla geçerken dalgaların çığlıkları ve bitmek bilmeyen yeşil manzaralar.. Büyülüyor insanı “Hey gidi Karadeniz.” diyorsun bir iç çekerek. İnanılmaz bir duygu bu. Yüzümdeki gülümsemenin nedeni.

Akşam üzeri ulaştığım Hopa’da, eve bavullarımı bıraktıktan sonra yerel insanlar tarafından Seyir Terası olarak adlandırılan yamaca çıkıp bu güzel manzarayı seyrediyorum.

IMG_6595

Hopa/Kemalpaşa Seyir Terası

Bulutlar hakim olmuş gökyüzüne ve yağmurun sesi klasik müzik gibi dinlendiriyor ruhumu. Ertesi sabah erkenden uyanıp tekrar bir görsel şölen yaşıyorum. Uyandıktan sonra yeniden farkına varıyorum ki havanın bu denli temiz olması 2 günlük uykusuzluğumu unutturuyor ve 6 saatlik bir uyku yeniden canlandırıyor beni.

13278090_10208827416430375_1918248823_n

Kemalpaşa/ Barsbay Mahallesi

Hiç vakit kaybetmeden yollara düşüyorum. Planladığım rotayı uyguluyorum ve Hopa’nın Sugören Köyü‘ne doğru yola çıkıyorum. Buraya neden mi geliyorum ? Kazım Koyuncu‘nun mezarını ve yaşamış olduğu yeri ziyaret etmek için. Yine inanılmaz bir manzara karşılıyor beni uçsuz bucaksız bir yeşillik ve kokusuyla büyülendiğim çay tarlaları. Yanıbaşımda üstadların üstadı…

Kazım Koyuncu...

Kazım Koyuncu…

”Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar’a, ateş hırsızlarına, Ernesto ”Çe” Guevara’ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamamızlara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldüren çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler Dünya.. KAZIM KOYUNCU

Üstada saygılarımı sunduktan sonra düşüyorum yine yollara. Kendi kendime “Aylarca bu atmosferde kalabilirim.” diyorum. Huzuru uzakta aramamak gerek. Yanıbaşımızda bir cennet var ve daha keşfedilmeyen birçok yeri var.

IMG_6521

Hopa/Sugören Köyü

Ufak bir akraba ziyareti yapıyorum. Doğduğundan beri bu topraklarda yaşayan ve babamın halası olan Türkan Hala. Acı dolu bir hayat hikayesi var kendisinin ama her şeye rağmen dimdik ayakta duran yüzünden gülücük asla düşmeyen bir Karadeniz Kadını.. Dağın yamacında ki muhteşem manzaralı evinde hasret gideriyoruz. Geçen sene meydana gelen doğal felakette sel ahırını götürmüş. Büyükbaş hayvanları telef olmuş. Kısacası zor zamanlar geçirmiş ama yukarıda da bahsettiğim gibi yüzünden gülücükler asla eksilmiyor. Evini bana gezdirirken ki şu lafını hiç unutmam ” En güzel manzarayı kendime ayırdım.” dedi ve yatak odasında yatağının tam karşısında ki manzara “Vay bee…” dedirtecek cinstendi. Fotoğraf için kırmadı ve bir poz verdi..

13262476_10208834462646526_1721297868_o

Bolca hasret giderdikten sonra. Mençuna şelalesinin yolunu tuttum.

Mençuna Şelalesi : Dağları, tepeleri, yamaçları sarmalayan bulutları selamlayarak yoluma devam ediyorum. Arvin’in Arhavi ilçesinde bulunan Mençuna Şelalesi, Doğu Karadeniz’in en büyük şelalesi. Ulaşımı az da olsa yorucu ama görülecek manzaraya değiyor. Ne demişler ”Zafere gidilen yolda çekilen çile kutsaldır.” Şu manzaraya bakar mısınız ? Nasıl değmesin…

hv2w4m

Mençuna Şelalesi

Hemen yanında güzel bir mesire alanı bulunuyor ve insana huzuru anlatan bir yere daha şahit oluyorum. Doğal güzelliğiyle buraya gelen tüm turistlerin ilgisini çeken bir yer haline gelmiş Mençuna Şelalesi.

Buraya kadar gelmişken yakında bulunan İkiz Köprüyü de görmeden geçmiyoruz tabi. Bu köprü 18. yüzyıl Osmanlı eseri olup 2003 yılında restore edilmiştir. Tertemiz nehrin şırıl şırıl sesi eşliğinde “Huzurdan ölmek.” tabirini yaşıyorum.

dsc_0023

Çift Kemer Köprü ( İkiz Köprü)

Güneş yavaştan kendini saklamaya başlıyor artık. Geri dönüş yoluna düşüyorum. Arabayla giderken devasa dağlar, gösterişli ağaçlar ve Karadeniz’in hırçın suları eşlik ediyor. Normalde kara yolculuğundan sıkılan birisiyim ama bu yörede yolculuk daha zevkli bir hal alıyor. Masal gibi bir yer canım memleketim.

Bir gün daha bitiyor ve tertemiz havanın oksijenine doyarak uykunun keyfini sürdükten sonra, ertesi sabahında Karagöl’e gitmek için yola koyuluyoruz.

Karagöl Sahara Milli Parkı : Artvin’in Şavşat ilçesinde bulunan ve Türkiye’de bulunan 40 Milli Park alanlarından birisi olan Karagöl Milli Parkı, 2 ayrı sahaya ayrılıyor: Karagöl ve Sahara Yaylası.

“Karagöl’e nasıl gidilir ?” diye soracak olursanız: Karagöl ilçe merkezine 45 km uzaklıkta yer alıyor. Eğer aracınız yok ise ya da kalabalık bir grup iseniz ilçe merkezinde ki tur firmaları ile anlaşıp yola koyulabilirsiniz.

45 km uzakta bulunan bu karpostal gibi görünen doğal güzelliğie,  ulaşımda biraz zorlanmamıza rağmen sonunda varıyoruz. Gördüğümüz manzara, ne yolu düşündürüyor ne de kafamızdaki tedirginlikleri. Cennetten bir köşeyle tanıştığımı düşünüyorum burayı görünce. Ne kadar nefret etmişim gürültüden, kalabalıktan.. Buralara geldikten sonra daha iyi anlıyor insan. Telaş yok. Gürültü yok. Kalabalık yok. Yüzü asık insan yok. Öyle bir güneşi var ki, ne yakıyor, ne terletiyor. Öyle bir suyu var ki içerken daha önceki içtiğim sular neymiş diyorsun. Ve öyle bir atmosferi  var ki vardığında çektiğin yol çilesini, yorgunluğunu, derdini, tasanı unutuveriyorsun. Resmen doğal psikoterapi etkisi yaratıyor insanda. Biliyorum. Şu anda “Amma da abartmışsın arkadaşım ya.” diyorsunuzdur. İnanın bu hislerimin hepsini, bu atmosferi yaşarken not etmiştim. Evde yazacak olsaydım, sanırım bu kadar hissederek yazamazdım. Çünkü buraları görerek yaşarken ve o an hislerini anlatırken, insanın mutluluk hormonu öyle tavan yapıyor ki, övdükçe övesi, sevindikçe sevinesi geliyor.

Şavşat-KaragölHatta size şöyle anlatayım : “İnsan bir ortamda tek bir olumsuz unsur göremez mi ? ” diye sorguladığım ilk yer oldu hayatımda. Çadırımı getirmediğime bin pişman oluyorum doğrusu. Siz Karagöl’e gelirseniz mutlaka yanınızda çadırınızı getirin derim. Bu atmosferi tatmanız lazım. Gelip görmeniz lazım. İnanın bana hak vereceksiniz. Hani derler ya ölmeden önce gidilmesi gereken yerler vardır diye. İşte o yerlerden birisidir Karagöl.

Akşam üzeri istemeyerekte olsa ayrılmak zorunda kaldığım bu doğal güzelliğe veda ediyorum. Yolumuz uzun ve vaktimiz az.

Bir sonra ki durağım ise buraya kadar gelmişken gitmeden edemediğim Ayder Yaylası, Palovit Şelalesi ve Zil Kale. Bir önce ki gün Karadeniz’in meşhur yağmuru ve fırtınası sebebiyle planlarımız değişmek zorunda kaldı. Hopa’da kaldığım için bu gideceğim yerlere olan mesafe kısaydı o yüzden bu fırsatı kaçırmak istememiştim.

Sabah erkenden kalkıp uğruna nice şiirler, şarkılar yazılan meşhur Ayder yaylasını görmek için yollara düşüyoruz. Yolda bize Fırtına deresi eşlik ediyor. Derenin hemen yanında ki firmalarla anlaşarak rafting yapabilirsiniz. Biz yapmayı düşündük fakat su gerçekten çok hırçındı. O yüzden biraz korktuk. Eğer ki tekrar belirttiğim gibi aracınız yoksa ya da kalabalık bir grup iseniz, Çamlıhemşin’e varmadan önce veya hemen vardıktan sonra tur firmaları var. Onlardan yardım isteyebilirsiniz.

Neyse. Yola devam. Uzun bir tırmanışın ardından, devasa dağların arasında yarılmış yollardan muhteşem manzaraları seyrederek Ayder yaylasına varıyoruz..

Ayder Yaylası: Oksijen mi istiyorsunuz ? Temiz hava mı istiyorsunuz ? Huzur ? Sessizlik ? Hepsinin bir arada bulunduğu kaç yer vardır ? Çok nadir bence. O kadar samimi bir ortam ki, tanımadığın insanla muhabbet ederken bile atmosferin verdiği huzur sayesinde uzun yıllardır dostmuşsun gibi muhabbet ediyorsun. Yediğin yemeğin tadı bile başka oluyor bu diyarlarda.

İster tek başına gel ister sevgilinle, eşinle, dostunla ama bu diyarlara mutlaka gelmenizi isterim. Hiçbir zaman sıkılmayacağınız bir yer. Uzun patikalarında yürüyüş yaparken hemen yanında akan Fırtına deresi eşlik ediyor sana, söyleyeceğim pek fazla şey yok aslında…

IMG_6274

Ayder Yaylası / Patika Yolu

Yamaçlarına çıktığında ise muhteşem bir manzara karşılıyor seni. Büyülenmemek elde değil. Her zerresi ayrı bir güzel. Yerel halkı olabildiğince sıcakkanlı. Sen de geldiğinde eminim, horon oynayanlara denk geleceksin ki sende katıl. Oynamayı bilmesen bile hissettiğin huzur ve sıcakkanlılık sayesinde katılmak bir anda başlıyor ellerin, ayakların ritme ayak uydurmaya. Çekinme sakın. Çünkü hemen herkes aynı şekilde düşünüp, bu güzelliğe katılıyor.

IMG_6217

Ayder Yaylası

Bu arada bir şey söylemek istiyorum. Bu güzel Artvin gezimde tek sinirime dokunan yanı, bu tarz yerlerin bir ticaret merkezine çevrilmesi oldu. Eskiden sadece bungalov , ahşap ve yerel halkın kaldığı evleri hatırlardım. Fakat yeni yeni oteller yapılmış ve iş biraz daha betonarmeye dökülmüş. Tabi huzurumuzu kaçırıyor mu ? Hayır. Sadece “Keşke” demekle yetiniyoruz…

Yağmurun bastırmasıyla ve saatin ilerlemesiyle yönümüzü Zil Kaleye çeviriyoruz. Ayder  Yaylasına 19 kilometre uzaklıkta olan Çamlıhemşin’e varıp, Zil Kale yoluna sapıyoruz. Dar yollardan ve muhteşem manzaralardan ilerliyoruz.

Zil Kale: Böyle bir arazide bu denli muazzam bir yapı ile karşılaşacağımı hiç tahmin etmiyordum açıkcası. Zamanında buralara nerelerden gelmişler, nasıl ulaşmışlar diye sorguluyor insan. Hadi ulaştılar böyle muhteşem bir yapıyı dönemin şartlarıyla nasıl yaptınız ? Lafı uzatmadan kalenin tarihçesini anlatmak istiyorum.

IMG_6291

Zil Kale

Bu güzel kalenin biraz tarihinden bahsetmek istiyorum. Osmanlı dönemindeki adı Zir Kale olan bu muhteşem kale, “Aşağı kale” anlamına geliyormuş. Kalenin ilk kez Rize kalesiyle eş zamanlı olarak 5-6. Yüzyıllarda ahşap bir yapıyla inşa edildiği tahmin ediliyor. Taş temelli mevcut kale 13. Yüzyılda yapılmış olup dış surlar, orta avlu ve 4 katlı olan iç surlardan oluşuyor. Başlarda, Bizans döneminde doğu yönünden gelebilecek tehlikelere karşı bir gözetleme kalesi olarak kullanılmış. Osmanlı döneminde ticari ve askeri açıdan önemli olan doğu yolunun gözetlenmesi ve ticaret kervanlarının konaklaması amacına hizmet etmiş. Kale-i Bala, Ciha Kalesi, Pazar Kız Kalesi ve Rize Kalesinden oluşan 4 önemli haberleşme merkezi arasında kilit noktada yer alıyormuş. Osmanlı döneminde kervanların konaklama ya da sığınma yeri olarak görev yaptığı tahmin ediliyor. Zil Kale de Yaşam ZirKale (ZilKale) ile ilgili yazılı kaynaklar sınırlıdır. Bu yüzden başka kalelerde varolduğunu bildiğimiz bazı yaşam biçimlerinin burada da uygulandığı tahmin edilmekte. Özellikle güvenlik amaçlı olarak doğudan gelecek olan bir tehdit ilk olarak Kale-i Bala’ da görülmüş ve Zil Kale aracılığıyla Rize merkeze haber ulaştırılmıştır. Bu açıdan kale bölge tarihi üzerinde askeri ve ticari açıdan önem taşırmış. Amma anlattım he…

IMG_6324

Zil Kale Restorant

Bu güzel manzaranın da keyfini çıkardıktan sonra saati ve gideceğimiz mesafeyide göz ününde bulundurarak Palovit Şelalesine doğru yol alıyoruz.

Palovit Şelalesi  :  Yine Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde bulunan güzel bir şelale. “Palovit Şelaleri’ne nasıl giderim ?” diye soracak olursanız : Zil Kale harabelerini geçtikten sonra patika yol sizi şelaleye götürecektir. Gitmeden önce her yerde gördüğümüz sıradan bir şelale diye düşünüyordum. Ta ki uzaktan gök gürültüsü diye duyduğum sesin şelale sesi olduğunu idrak edene dek. Öyle ahım şahım bir yüksekliği yok. Yaklaşık 15 metre yüksekliğinde fakat debisi o kadar çok ve suyu o kadar hırçın ki inananın anlatmaya kelimeler yetmez. Yaklaştıkça korku bürüyor insanın içini. Zaten aşağıdaki fotoğrafa bakınca tahmin edebilirsiniz.

IMG_6336

Palovit Şelalesi

Şelalin sesini dinleyerek, içimi, ruhumu dolduruyorum. Huzurla geçen güzel bir haftasonunun ardından, bu muazzam atmosfere sahip ili bitirdikten sonra şehre veda vaktinin yaklaştığını farkediyorum ve bir hüzün kaplıyor yine beni. Sevmiyorum geri dönüşleri ama biliyorum ki her dönüş yeni bir seyahatin başlangıcı olacaktır buna inanıyorum.

8-Artvin’de Kaç Gün Kalınmalıdır ?

Artvin’de kaç gün kalsak yeter ? Bu tamamen sizin yapacağınız plana göre değişiklik gösterebilir. Ama çevre illerde ki güzellikleri de işin içine katarsak en az 4 gün ideal olacaktır. Belirttiğim gibi civardaki şehirleri ve yayları görmenizde artı fayda olacaktır. Eğer şöyle 2 gün kafa dinlemek isterseniz, 2 günde de bir çok yeri görebilirsiniz.

IMG_6354

Ayder Yaylası

9-Artvin’de Yapılmadan Dönülmemesi Gerekenler Neler ?

-Mısır ekmeğini ve mıhlamasını yemeden
-Çoruh nehrinin o azgın sularına şahit olmadan
-Yerel halkla sohbet etmeden
-Herhangi bir yaylasına çıkıp patika yollarda kaybolmadan
-Buz gibi bir ev ayranı içmeden
-Denizden yeni çıkmış taze hamsilerin tadına bakmadan

dönme arkadaşım.

IMG_6397

Artvin/Hopa Sahili

10-Artvin’e Ne Zaman Gidilmelidir ?

Artvin’e gitmek için en ideal mevsim ne zaman ? Kış mevsimi hariç, hemen hemen her zaman gidilebilir Artvin’e. Tabi Karadeniz’in o ansızın başlayıp bitmek bilmeyen meşhur yağmurlarına illa ki denk geleceğinizi unutmayın. Yazın ortasında ise ilçelerde inanılmaz nem ve sıcaklık oluyor. Ama yayları ise tam tersine serin ve ferahlatıcı. Haziranın ikinci haftası ise Artvin merkezde Boğa Güreşleri Festivali oluyor. Denk gelirseniz gitmenizi tavsiye ederim. Müzikal şenliklere ve yöresel oyunlara tanık olabilirsiniz. Ama en güzel zamanlar  ne zaman derseniz, sanırım Nisan-Mayıs veya Eylül-Ekim dönemleri.

11-Artvin Seyahati Kaça Mal Olur ?

Artvin turu ne kadar tutar ? Geldik mi yine en sevilmeyen konuya. Napolyun’un dediği gibi Para Para Para. Öncelikle öyle lüks otellerde kalıp paramızı konaklamada bitirenlerden değiliz. Unutmayın gezgin bir ruhla gideceksiniz o diyarlara. Çıktığınız yaylalarda kendi çadırınızla kamp yapma imkanına sahipsiniz. Otellerde konaklayacağım derseniz günlük 2 kişi günlük 100 TL civarında otel bulma imkanınız var.  Yemeklere gelecek olursak öğün başı 15 TL olarak düşünebiliriz. Ulaşım ise merkezde ve ilçede sıkıntı olmayacaktır fakat tarihi yerlere ve şelalelere gitmek için tur firmalarından yardım isteyebilirsiniz. Kişi başı 15-20 TL gibi bir meblaya halledebilirsiniz. Günde 100 TL gibi bir rakamla tam anlamıyla gezebileceğiniz, ülkemizin akciğerlerinde önemli rol oynayan bu güzel il sizi bekliyor..

IMG_6308

Zil Kale

12-Artvin’e Kadar Gelmişken Başka Nereye Gidilir ?

Benimde yaptığım gibi öncelikle ;

Ayder Yaylası: Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinden ulaşım sağlayabilirsiniz.

Zil Kale Harabeleri:  Yine Çamlıhemşin ilçesinden Ayder yoluna sapmadan sağ taraftaki patika yoldan ulaşabilirsiniz.
Gürcistan-Batum: Trabzon’dan bile direkt otobüsler bulunuyor. İsterseniz herhangi bir tur firmasıyla anlaşıp şehri gezebilirsiniz. Pasaport bile gerekmiyor. Sadece nüfus cüzdanınız yeterli olacaktır.

Uzungöl: Trabzon’un ilçesi olan Çaykara’ya 20 kilometre mesafede olan bu doğa harikasını vaktiniz olur ise görmenizi isterim.
Sümela Manastırı: Trabzon merkezden her saat başı kalkan otobüslerle ulaşım sağlayabilirsiniz.

IMG_6216

Ayder Yaylası

Facebook: www.facebook.com/birhayalinpesinde

Instagram: www.instagram.com/birhayalinpesinde

SON YAZILARIMDAN HABERDAR OL

E-MAIL Listeme kayıt olursanız, haftalık yazılarımdan haberdar olabilirsiniz !

Yorum Yap