Kyoto Gezi Rehberi

Kyoto Gezi Rehberi

1. Başlangıç

“Dünyanın en iyi şehri seçilmiş üst üste. Japonya’da mutlaka görülmesi gereken şehirlerin de başında geliyormuş.Görmeden olmaz.”

Hiroşima’dan akşamüzeri ayrılıyoruz. İstikamet, bırakın ülkeyi, dünyanın en iyi şehri seçilen, tarihi dokusunu hala koruyan ve size nefes kesici anlar, manzaralar yaşatacak olan şehir, Kyoto.  Yine Shinkansen treni ile gidiyoruz. Yine değmeyin keyfimize. Cam kenarında otururken, bir yandan yanıbaşından geçtiğimiz küçücük Japon köylerini izlerken, bir yandan da kompartımana her girişinde beline kadar eğilip, yolcuları selamlayan çalışanları izliyorum. Bir insan nasıl bu kadar güler yüzlü olabilir ? Sen çalışansın ya. Tamam yalandan gülersin de, gözlerin nasıl oluyor da bu kadar içten ve sıcak gülüyor ? Tıpkı yüzündeki sımsıcak, samimi gülüşün gibi ? Yine başlıyorum kahırlanmaya. Yine derin bir nefes. Yine yakınma. Ali ile beraber bir yandan da notlara göz gezdiriyoruz. Çünkü, Kyoto’da 3 gün kalacağız ve muhteşem rotalara yayılmış bir şekilde, gün-gün tapınaklardan, Japon bahçelerine, çarşılarından daracık sokaklarına kadar farklı bölgelerini gezeceğiz.  Tapınak demişken. Nanzenji tapınağında çektiğimiz vidyoyu aşağıda izleyiniz. Kyoto’da tapınakların ne kadar güzel olduğunu göreceksiniz.

Bu arada Hiroşima’dan kalkan Shinkansen trene binmeden önce, şu meşhur 7/11 ve Lawson marketlerin birinden yolluk yiyecekler alıyoruz. 2 paket suşi, 4 meyve suyu, 2 vanilyalı pasta (Dosdum bu vanilyalar pastaları yemeden dönme.Premium Sweets diye bir marka), 1 cips ve 1 somon balığının olduğu alışverişimize 1,800 yen ödüyoruz. 15 dolar gibi birşey. Tren yine her zaman ki gibi tam vaktinde 20:48’de Hiroşima’dan kalkıyor ve 22:21’de Osaka’ya varıyoruz. Burdan aktarma yapmak zorundayız. Çünkü, direk Kyoto’ya giden treni kaçırmıştık. O yüzden bizde Osaka’ya kadar geliyoruz ve buradan Kyoto’ya aktarma yapıyoruz. Aktarmasıydı, yürümesiydi derken gece 23:00’da Kyoto’ya varıyoruz. Trenden koşarak iniyoruz. Gardan dışarıya kendimizi atıyoruz. Artık sonunda beklenen an geliyor. Çünkü dünyanın en iyi şehrinde, Kyoto’dayız…

Yolluğumuz

Hiroşima-Kyoto Yolluğumuz

2. Kyoto Hakkında

Ülkenin kültür başkenti. Hatta Japoncadaki “başkentlerin başkenti” anlamında. 1,100 yıldan fazla süre başkentliği yapmış, 1.5 milyon civarında nüfüsu olan bir kent. Sadece tarihi bir şehir değil, aynı zamanda finans şehri. Herşeyden öte, tarihi dokusunu özellikle Gion bölgesinde korumayı başaran Kyoto, dünyada en fazla geyşaya ev sahipliği yapmasının yanı sıra, 2,000’den fazla tapınağa da ev sahipliği yapan Japonya’nın tarihi anlamda bayrağını taşıyan bir şehir. Herşeyden öte, bu kadar uzun zaman başkent olan bir şehir, bunca eski yapıyı o kadar güzel ve özenle korumayı başarmıştır ki, dünyada sayılır örnek şehirlerden birisi olmuştur. Şehir öylesine büyüleyici tarihi güzelliklere sahip ki, ABD atom bombasını ve hava bombardımanı planlarını iptal etmiştir.

Fushimi Inari Taisha Tapınağından Kyoto Manzarası

Fushimi Inari Taisha Tapınağından Kyoto Manzarası

3. Kyoto’da Ulaşım

Önce şunu bilin, burada havalimanı yok. Şehirde çok yaygın otobüs hatları var. Günlük pass’e 490 yen ödeyerek heryere ulaşabilirsiniz. Ama hadi herşeyi sıfırda özetleyeleim ;

Havalimanı ; Kyoto’ya nasıl gidilir ? Osaka’da bulunan Kansai havalimanını kullanacaksın. Özel bir tren olan Haruka’ya tek yön 2,850 yen ödeyerek 70 dakika da Kyoto’ya gelebilirsin. Bir diğer alternatif, Rapid tren olarak bilinen ve Osaka’dan aktarma yapacağınız, size 1,880 yene mal olacak ve 100 dakikanızı alacak olan trenler. Yok bu da pahalı dersen, Icoca&Haruka diye bir paket var. 3,030 yen vererek, Icoca Prepaid kartı da yanında (500 yenlik depozito ve 1,500 yenlik içinde bakiye ile ) sana verilir ve bu 1,500 yenlik kısmını, şehir içi ve şehirler arası ulaşımda da kullanabilirsin. Ama yine söylüyorum; sen kendi planına göre, kafanda bir rotan varsa, zaten bileti almadan önce gişedeki görevli kişiye sor.  Çok yardımcı insanlar. Sana mutlaka yardım ederler. Ama eğer, Kansai bölgesinde çok gezeceksen, mutlaka JR Kansai Area Pass almanı öneririm. Böylece çok daha ucuza getirebilirsin. He birde, JR varsa bedavaya ulaşımını hallledebilirsin. Son olarak havalimanından kalkan otobüsler de var. 2,550 yen ve 100 dakika sürüyor ama değmez. Detaylı olarak adamlar kendi sitelerinde çok güzel anlatmışlar aslında. Ama ingilizce. Tıklayınız.

Tren ; Tokyo’dan 140-160 dakika arasında sürede gelen farklı trenler var. Tek yön fiyatlar 13,000-15,000 yen civarında. Ama bazı paketler sayesinde konaklama ve gidiş-geliş ulaşım fiyatları 20,000 yen civarında bir ücrete mal edilebiliyor. Bazı yerel trenler 9 saatte gelebiliyor ve fiyatları 2,370 yen civarında. Eğer Osaka’dan gelecek olursanız, yine trenleri kullanabilirsiniz. 15 dakika’da 1,420 yen ödeyerek Shinkansenler ile ulaşalabilirsiniz. Yok bu pahalı olur dersen, Special Rapid diye trenler var. 30 dakikada gidersin ve 560 yene mal olur.  Nara’dan gelecek olursan, Miyakoji rapid trenleri var. 710 yen veriyorsun ve 45 dakikada ulaşımını sağlıyorsun. Birde Kintetsu railways var. Buda 35 dakikada götürüyor ama 1,130 yen.  Sonuç olarak ; arkadaşlar hep diyorum. İnanılmaz tren hatları var. JR varsa zaten hepsine ekstra 1 lira bile ödemezsin. Ama yoksa, bu bölgede geçerli Kansai pass’ler var. Onlardan alırsın. He en olmadı, zaten bu dediğim trenlerin hepsini istasyonlarda görüyor olacaksınız. Biliyorum çok fazla tren alternatifi yazdığım için aklın karışıyor. Ama inan gidince ne kadar kolay olduğunu göreceksin.

Otobüs ; Tokyo’dan 9-10 saat süren otobüsler var. 4,000-5,000 yen arasında tutuyor. Hatta diğer bir çok yerden de var. Görmek isterseniz tıklayınız.

Şehiriçi ; otobüsten gerisi yalan olacak bu şehirde. Tamam metro da var ama gideceğiniz yerlerin %90’ına metro gitmiyor olacak. O yüzden 490 yen verip günlük pass alın. Bütün otobüslere rahatça binin. Birçok turist ofisi, ki tren istasyonunda var, zaten bu konuda size yardımcı oluyor. Bende size gidilecek yerler kısmında durak durak herşeyi zaten anlatıyor olacağım. Eğer dilerseniz tek yön için 230 yen ödeyebilirsiniz. Gün içerisinde yapacağınız rotaya göre bunu düşünmelisiniz. Ama özellikle Filozof yolu bölgesini ve Gion bölgesini gezecekseniz, otobüs biletine çok ihtiyacınız olmayacak. Otobüsü en çok kullanacağınız bölge, aşağıda belirteceğim 1. gün rotasında olacak. Otobüs duraklarını da göresiniz diye aşağıya ekledim.

4. Kyoto’da yeme – içme

Kyoto’da nerede, ne yenilir ?  Biliyorsunuz “Japonya Gezi Rehberi” yazımda çok kapsamlı bir yemek bölümü vardı. Bu yazımda zaten oldukça detaylı herşeyi anlatmıştım. Ama  Kyoto için net bir kaç öneri vermeden edemiyeceğim. 3 tane yemek yemek için çok önemli bölge var. Birisi Gion diğeri Nishiki market ve son olarak Pontocho bölgesi. Gion’da genelde tarihi restoranlarda yemek yiyeceksiniz. Ramen ve Setamed Meat Dump (Mantı gibi) çok popüler ve belirttiğim yemekler kişi başı 1,500 yen gibi bir ücrete mal olacak.

Ramen

Ramen

Nishiki Market’da ise, yüzlerce suşi restoranı var. Aslında burası biraz daha pasajların olduğu bir bölge. Bolca Kaiten Zushi restoranını bu bölgede görebilirsiniz. Yani dönen bantlar üzerinde gelen suşi sistemi. Bunu da “Gezi Rehberi”nde anlatmıştım. Nishiki Market civarında suşi yemek isterseniz, size kişi başı 2,000 yen civarında bir ücrete mal olacaktır.

Son bölgemiz olan Pontocho ise, Gion ile Nishiki Market arasnda kalan ve nehrin hemen yanıbaşında bulunan, büyüleyici daracık sokakları ve tasarım harikası Japon restoranlarının olduğu bir bölge. Zaten gezilecek yerler kısmında hepsini haritada çiziyor olacağım. Burada ise genelde fix menüler var. 2,500-3,000 yen vererek, çorba-ana yemek ve tatlı şeklinde klasik fix menü yiyebiliyorsunuz.

Aslında yemekleri bilin yeter dostlar. Restoranlara çok takılmayın. Zaten hepsi kapısının önünde fiyatları yazan menüleri koymuş oluyor. İnanın 1 yen bile fazladan ödemezsiniz. O yüzden ne yiyeceğinizi bilin yeter. Biz Kappa Zushi dye bir restoranda yemek yemiştik. Nishiki Market ile Pontocho bölgesi arasında kalıyordu. Hatta Kawaramachi otobüs durağının oradan ulaşmıştık. Bu restoran oldukça hesaplıydı ve bir Kaiten Zushi restoranıydı. Tavsiye ederim. Göresiniz diye de vidyosunu ekliyorum.

Son olarak özellikle Gion ve Pontocho bölgesinde yer alan restoranlarda çay seremonisi yapan restoranlar olacak. Fiyatlar değişebiliyor. Genelde 2,000-4,000 yen arasında. Eğer, bir Geyşa gösterisi izlemek isterseniz, 10,000 yen çok sıradan bir rakam gelebilir. En başta söylediğim gibi, burası ülkede en çok Geyşaya ev sahipliği yapan yer ama bu işler çok ama çok pahalı. Geyşalar size çay servisi yapar ve ülkeye özgü enstrümanları çalarak müzik dinletisi yapabilirler. Genelde 1 saatlik Geyşa hizmeti 1,000 dolar gibi bir rakama tekabül ediyormuş. O yüzden gitmeden önce bu işleri çok iyi araştırın derim. Ama ucuza mal olsun derseniz, Gion Corner ve Minami-za diye mekanlar var. Bir nevi tiyatro. Şu kabuki tiyatro mu ne adı. Buraya girip, bu sahne sanatını izleyebilirsiniz.

Gion Sokakları

Gion Sokakları

5. Kyoto’da nerede konaklamalı ?

Kyoto’da nerede konaklanır ? Mutlaka Gion bölgesine yakın yerlerde konaklamaya çalışın. Ama pahalı olacaktır. Biz Karasuma taraflarında Smile Hotel Kyoto’da kalmıştık. Gecelik 2 kişi 7,000 yen ödemiştik. Biraz pahalıydı ama artık otelde konaklayıp dinlenmek niyetindeydik. He bu arada, bu indirimli haliydi. Normalde 10,000 yen civarındaydı. Bulunduğumuz yerden Gion’a yürüyerek 30 dakika, otobüsle 5-10 dakikada ulaşıyorduk. Ama siz buraya gelecek olursanız ve “Ortalaması nedir bu işin ?” derseniz ; hostellarda kişi başı konaklama 3,000 yen civarında. Otellerde ise 2 kişi en az 6,000 yen’i gözden çıkarmalısınız. Bu en uygun rakamlar. Diyorum , Japonya’da konaklama ve ulaşım çok pahalı. Üstüne üstlük, yoğun dönem olan sakura zamanında bu şehre gelecek olursanız, bu rakamları 2 ile çarpın. Benden söylemesi. Kyoto’daki otellerin listesini görmek için tıklayınız.

Kabaca Kyoto

Kabaca Kyoto

Birde dostlar, eğer para konusunda sıkıntınız yoksa, mutlaka ama mutlaka Ryokan’larda konaklayın. Ryokan’da konaklamanın en ideal olduğu şehir Kyoto. Öyle diyorlar. Bazıları biraz şehir dışında olabilir. Ama merak etmeyin, bu şehirde heryerden otobüs geçiyor desem yeridir. Eminim ki hayatınız boyunca unutamayacağınız bir deneyim olacaktır. Japonya Gezi Rehberi konaklama kısmında, ayrıntılı olarak anlattım.

6. Kyoto’da Eğlence – Alışveriş – Gece Hayatı

Bu şehire gelmeden önce tek birşeyden emindim. Burası bir eğlence şehir değildi. Hatta bir çok blogda, “Eğlenecekseniz Osaka’ya gidin. Kyoto huzur şehridir.” diyordu. Aynen de öyle çıktı. Ama ben size ne olur ne olmaz diye 3-5 şey listeleyeyim diyorum.

Eğlence-Festivaller

Şehirde devasa akvaryumlar, hayvanat bahçeleri veya eğlence parkları yok. Alternatif olarak ne var ? Festivalleri var. Bana sorarsanız en eğlenceli şey, yabancı birisi olarak onca Japon’un yanında, onlar için çok önemli değerleri hepbirlikte paylaşıyor olmaktı. Biz  temmuz ayında düzenlenen ve en önemli festivallerden birisi olan Gion festivaline denk geldik. Diğer önemli festivallerde kabaca şu şekilde ;

Setsubun : 3-4 Şubat
Hanatoro :  14-23 Mart
Cherry Blossom Season : 1-15 Nisan (Havaya göre günler değişebilir)
Aoi Matsuri : 15 Mayıs
Gion Matsuri : 1-31 Temmuz (Ülkedeki en iyi ilk 3 festivalden birisi)
Daimonji Gozan Okuribi : 16 Ağustos
Jidai Matsuri : 22 Ekim

He birde eğlence demişken. Gazetelere, televizyonlara çıkan çok enteresan bir adamla tanıştık. O da rastgele oldu doğrusu. Yolda giderken bize selam verdi. Sonra evine davet etti. Öylesine sarhoş ki ayakta duramıyordu. Ama o kadar tatlı o kadar sevimli bir amcaydı ki, sanırım Kyoto’da en eğlendiğimiz an, bu amcayla tanıştığımız andı. Bize tek tek çizimlerini, gazete küpürlerindeki fotoğaflarını gösterdi. Özellikle çizdiği resimler inanılmaz güzeldi. Bu arada,  adresi neresi deseniz inanın yerini tam tarif edemem. Ama sanırım Entokuinteien tapınağı civarındaydı.O yüzden anca vidyosunu çekip görün diye aşağıya ekledim. Bazen spontane takılmak kaybolmak güzel. İşte seyahat etmek bu yüzden, bu denli cezbedici.

Alışveriş

Özellikle Japon el sanatlarına merakı olanlar bu şehrin büyüsüne kapılacaklar. Özellikle Gion bölgesinin sokaklarında gezerken ne demek istediğimi anlayacaksınız. Ama size özetle 3 bölgeden bahsetmek istiyorum. Bu adamların çookkkk uzun bir caddeleri var ve adı “Shijo-Dori”. Zaten bu en önemli caddeleri. Gion’a kadar uzanıyor. Boylu boyunca uzanan binlerce mağazada alışveriş yapabilirsiniz. Takashimaya ve Marui gibi alışveriş mağazalarını gezebilirsiniz. Bunlar Kawaramachi caddesinin olduğu bölgede bulunuyor. Ama bana sorarsanız, bırakın mağazaları falan. Kamo river olarak bilinen ve bu bölgeyi 2’ye bölen nehri geçip doğruca şehrin en güzel ve en tarihi bölgesi olan Gion bölgesine gidin. Çok güzel butikler, minik minik dükkanlar sizi baştan çıkaracak ve inanın çok daha mutlu ve huzurlu olacaksınız. He bu arada. Alışverişten nefret ediyorum…

Son olarak, baktınız hiçbirşey alamadınız. Üzülmeyin. Hayatımda gördüğüm en güzel tren garlarından birisi olan Kyoto Garı içerisinde yer alan yüzlerce mağazada da alışveriş yapabilirsiniz. Bırakın alışverişi, otel bile var. Ama genel hatları ile, alışveriş de oldukça pahalı dostlar. Bir magnet bile 400-500 yen. Ama 10 tane suşi paketi de 500 yen. Seçim sizin.

Son olarak beni baştan alan bir bölgeden bahsetmek istiyorum. Kiyomizudera.  Gion’dan, bu bölgeye kadar yürüyün. Öyle güzel dükkanlar, öyle narin sokakları var ki. İnsan hiç bitmesin istiyor. Yağmur yağarken en çok keyif aldığım bölgelerden birisi burası idi. Ne yapın ne edin bu 2 bölge arasında yürüyün ve özellikle yerel ve el işi tarzı hediyelik eşyalar almak niyetindeyseniz, bırakın buranın esnafı kazansın. Adamlar çok tatlılar. Çok nazikler. Herşeyden öte tarihin kokusunu her bir sokağında hissedin.

Peki ne almalı ? Özellikle birçok bayanın elinde göreceğiniz yelpazeler çok popüler. Bununla beraber, elişi seramikler, magnetler, çay setleri, ev aksesuarları, kağıt işlemeler, ipek el işleri, samuray bıçakları alabilirsiniz. Ama en pahalısı ve en güzeli, kimono yani yerel kıyafetler, eğer ekonomik durumunuz iyi ise, alabilirsiniz. Ancak bu kimonolar, binlerce dolar tutar haberiniz olsun.

Gece Kulüpleri 

Gitmedik. Çünkü biz haftaiçi Kyoto’da kaldık. Belki haftasonu eğlenecek yerler vardır. Ama biz kendimizi Tokyo ve Osaka’ya saklamıştık. Zaten bildiğim en önemli şey, Gion ve Pontocho bölgelerinde Geyşa şovları izlemenin en güzel aktivite olduğuydu. Ee birde çok pahalı olunca, gitmekte istemedik. Gece kulüpleri ve bar olarak ; A Bar diye bir mekan var. Burası yemek yiyip, muhabbet edebileceğiniz bir yer. Metro diye de bir gece kulübü vardı. Burası da sabahlara kadar eğlenmelik bir yermiş. Ama yine söylüyorum. Sokaklar daha güzel. Gece kulübünü heryerde bulabilirsin. Ama Gion Bölgesinde sessiz bir gecede, daracık tarihi sokaklarında ömründe bir kez yürüyebilirsin. Yerinizde olsam Kyoto sokaklarında kaybolur, eğlence için trenle Osaka’ya giderdim.

7. Kyoto’da gezilecek yerler nereler ?

Kyoto’da nereler gezilir ? Çok güzel şehir dostlar. Bütün şehirde otobüsün oldukça  yaygın olduğunu ve sizinde sürekli kullanacağınızı bir kez daha hatırlatmak isterim. Her an hiç bitmesin istediğimiz, özellikle tapınakların zen felsefesi ile düzenlenmiş bahçeleri ve eski şehir bölgeleri olan Gion ve Kiyomizu-dera bölgeleri arasında kalan tarihi sokaklar, pek muhtemel sizlerinde nefesini kesecek. Kendimce çıkardığım rotaların aynılarını, bu notlarımın altında, sizin için de çıkarıyor olacağım. Size 3 günlük plan anlatacağım. Ama bilin ki, daha fazlası veya daha eksiğini de çıkarabilirsiniz. Bunlar, benim kendimce önemsediğim ve beğendiğim yerlere ilişkin rotalar olacak. Çünkü inanın, bir süre sonra tapınak falan görmek istemeyeceksiniz. Çünkü 2,000 tane tapınaktan bahsediyoruz. Bunu kendi şehirleriniz de bulunan camiler gibi düşünebilirsiniz. İnsan Ayasofya, Sultanahmet, Eyüp Sultan Camii gibi yerleri gördükten sonra, diğer camileri pek sevmez ya. İşte bu da öyle birşey. Ama ben yinede yol üzerinde sizin uğrayacağınız noktaları belirtiyor olacağım.

3 Gün Boyunca İzlediğimiz Rotamız

3 Gün Boyunca İzlediğimiz Rotamız

  1. GÜN ROTAMIZ
  • Kinkaku-ji (Golden Pavilion )
  • Ryoan-ji
  • Ninna-ji
  • Daikaku-ji
  • Tenryu-ji
  • Bamboo Ormanı
  • Okochi Sanso Garden
  • Arashiyama Monkey Park (Maymun Parkı )
  • Nishiki Market

2. GÜN ROTAMIZ

  • Nijo Castle
  • Kyoto Imperial Palace
  • Ginkakuji
  • Filozof Yolu
  • Nanzen-ji
  • Yasaka Shrine
  • Gion
  • Pontocho Bölgesi

3.GÜN ROTAMIZ

  • Kodai-ji
  • Entokuinteien
  • Kiyomizu-dera
  • Tofuku-ji
  • Fushimi Inari Taisha
Kyoto Şehir İçi Otobüs Durakları

Kyoto Şehir İçi Otobüs Durakları (Büyütmek İçin Fotoğrafa Çift Tıklayınız )

1. GÜN ROTAMIZ

Heyecandan ölüyorum. Bir yandan da merak. Bazen bu gezme, yeni yerler görme, öğrenme, tatma işlerini çok abartıyormuşum gibime geliyor. Çünkü bu sonu gelmeyen bir yolculuk. Yüzlerce ülke, binlerce şehir var. Ama bugün umurumda değil hiçbirisi. Çünkü bunların içinde en iyisi Kyoto. Ben demiyorum. Otoriteler diyor. İşte bu yüzden belki de heyecanım ve beklentim çok yüksek. Hayaller hat safhada. O yüzden kısa kesiyorum. Kyoto gezi rehberinin ilk gününü okuyasınız, göresiniz diye anlatmaya başlıyorum. Kyoto turumuz başlasın…

  • Kinkaku-ji (Golden Pavilion ) :  Sabah uyanır uyanmaz, çok uzun zaman önce dergi kapağında gördüğüm ve sırf ölmeden önce görmek uğruna deliler gibi araştırma yapıp, sonunda karşısına geçip uzun uzun bakmamın nasip olacağı bu tapınağa gidiyoruz.  Altın Villa tapınağı olarak bilinen tapınağa, daha girerken heyecandan ölüyorum. Sapsarı tasarıma sahip bu tapınağın önündeki göl ve ardındaki yemyeşil orman, resmen karpostal gibi. (Giriş 400 yen. Ulaşım Kinkakuji-mae durağı 12 veya 59 No’lu otobüs )

    Golden Pavilion

    Golden Pavilion

  • Ryoan-ji : Bugün günlerden tapınak gezmece. O yüzden bölgedeki tapınakları sırasıyla geziyoruz. Tapınakların en gizemli yanı, bahçe kısımları. İşte zen felsefesiyle bezenmiş, taşların ve yerdeki denizi andıran çakılların falan hepsinin bir anlamı var. Ben ona çok takılmıyor. Aslında çok okudum da. Yine haliyle unuttum. Çünkü bahçedeki sakinlik ve sadelik, beni de bir çok insan gibi oturup düşünmeye itti. Öylesine sessiz, öylesine sakin ki. Bıraktım kendimi. Sanki bir sahildeymiş gibi, oturup inanın dakikalarca taşları izledim. “Taş işte. Nolcak ki !” diyebilirsiniz. Bende öyle diyorum aslında. Ama o atmosfere girince, birşeyler oluyor ve sizde o alanın bir parçası oluyorsunuz. Tıpkı benim Ryoan-ji Tapınağında, huzuru bulduğum gibi. (Giriş 500 yen. Ulaşım 59 No’lu otobüs)
  • Ninna-ji : Ryoan-ji’den, göletlerin etrafında dolaşarak ayrılıyoruz. Heryer yemyeşil. Hemen otobüse atlayıp, Edo dönemin en önemli tapınaklarından birisi olan Ninna-ji Budist tapınağı, bir sonraki durağımız oluyor. He bu arada, bu gittiğimiz bir çok tapınak, zaten Unesco Dünya Mirasları listesinde. O yüzden, tek tek gezmek zorundaymış hissini yaşamadık değil. Ama vallahi, bir süre sonra hepsi aynı gelecek. Bilesin.  (Giriş 500 yen. Ulaşım 59 No’lu otobüs )

    Ninna-ji

    Ninna-ji Tapınağı İhtişamlı Giriş Kapısı

  • Daikaku-ji : Artık yavaş yavaş öğle olmaya başlarken, önce atıştırmalık birşeyler yiyoruz. Bilin bakalım ne ? Suşi tabiki de. O yüzden gidince pek muhtemel, sizde bağımlısı olacaksınız. Öyle çerez gibi yiyor olacaksınız. Neyse. Derken bu tapınağa yol alıyoruz. Yine sessizliğin ve dinginliğin hüküm sürdüğü bir yer. Özellikle ağaçtan yapılmış yollar ve zen felsefesi ile döşenmiş bahçe dikkatimi çekiyor. Bir yere yazın. Rotanızın üzerinde bu tapınak olmasa da olur. (Giriş 500 yen. Ulaşım 91 No’lu otobüs )

    Daikaku-ji

    Daikaku-ji

  • Tenryu-ji : Bu turda ki en güzel rotam bu tapınak. Onu en başta söyleyeyim. Tartışmasız Ali’nin de, benim de en sevdiğimiz tapınak ve bölge burası oluyor. Hatta en iyi 5 Zen tapınağından birisiymiş. Ben de döndükten sonra öğrendim. Sadece tapınak değil, özellikle Tapınağın önünde yer alan devasa göl ve ardındaki muhteşem orman manzarası, dakikalarca oturup, onlarca fotoğraf çekmemize, kısacası büyülenmemize neden oldu. Benim Kyoto’da gördüğüm en iyi 5 yerden birisi desem yalan söylememiş olurum dostlar. (Sadece Tapınak Girişi 500 yen. Bahçeyle beraber 600 yen. Ulaşım 28 No’lu otobüs veya JR trenle Arashiyama durağı )

    Tenryu-ji

    Tenryu-ji

  • Bambu Ormanı : Hemen Tenryu-ji’nin yanıbaşında yer alan, binlerce kez fotoğraflarda, tanıtım filmlerinde, bloglarda gördüğüm bambu ormanına gidiyoruz. Akşamüzeri karanlığı ile, gizemli bir havaya bürünüyor. Hafifçe esen yaz meltemini ardımıza aldığımız gibi dalıyoruz ormana. Heryerde, Japonların yerel kıyafeti olan kimonolu kadınlarla fotoğraf çekinerek ormanı dolaşıyoruz. Sanırım hayatımda ilk defa bambu ormanı gördüm ve bu da Kyoto’ya nasipmiş.  (Ulaşım Tenryu-ji tapınağının hemen yanında. Ne yazık ki giriş 1,000 yen )

    Bambu Ormanı

    Bambu Ormanı

  • Okochi Sanso Garden : Bambu ormanının hemen devamında meşhur Okochi Sanso bahçesi var. Film gibi bir yer burası. İnsan daha yeni kaybolmuşken, bir kez daha kayboluyor. Gittiğimiz her bir bölge, bir öncekinden daha da güzelleşiyor. (Ulaşım Bambu Ormanı içerisinden devam edeceksiniz. Giriş 1,000 yen)
  • Arashiyama Monkey Park (Maymun Parkı ) :  Artık tam anlamıyla akşamüzeri olmuşken yavaş yavaş geri dönelim diyoruz. Ormanın içerisinde yürüyerek, bu sefer farklı bir yerden, Tenryu-ji’nin üst bölgesinde yer ormanlık alanda, mis gibi bambu ağaçlarının içerisinde yürüyerek, nehrin olduğu bölgeye gidiyoruz. Harika bir akşamüzeri manzarası var. Henüz ilk gün olmasına karşın ve daha şehrin çok küçük kısmını görmemize karşın, aşık oluyoruz bu şehre. Katsura nehri boyunca yürüyerek, nehrin ortasında yer alan köprüyü geçip, biraz da hayvanlarla oynamak derdindeyiz. Köprünün hemen bitiminde yer alan Maymun parkına gidiyoruz ama kapalı. Çünkü, bu şehirde her yer 5’de kapanıyor. Ne ara 5 oldu anlamadık doğrusu. Moral bozmuyoruz. Çünkü daha akşamın olmasına 3 saat var. Biraz da bu bölgelerde kaybolalım diyoruz. Rastgele sokaklarda rotasız bir şekilde, oradan oraya, dünyanın en güzel şehri şeçilen Kyoto’nun tadını çıkıyoruz. Hiç bitmesin. Ama nafile…

    Arashiyama Maymun Parkı

    Arashiyama Maymun Parkı

     He bu arada, eğer buraya kadar gelmişseniz, yarım saat kadar yürüyerek Saiho-ji tapınağına da gidebilirsiniz. Ama bizim takatimiz kalmadığı için, akşam olur olmaz şehir merkezine, Gion’a gittik. Belki sizin vaktiniz olur diye hatırlatmak istedim. Birde son olarak Katsura Imperial Village vardı. Bu civara yakındı. Kraliyet ailesinin dinlendiği yerlerden birisi. Biz gitmedik. Siz istersiniz belki diye hatırlatayım dedim.

  • Nishiki Market : Artık takatimiz kalmadığı için, günü sonlandırıp, güzel bir yemek yeme derdindeyiz. Nishiki Market’a gidip, güzel bir akşam yemeği yiyoruz. Daha önce belirttiğim gibi, Nishiki market şehirdeki en önemli alışveriş ve restoran bölgesi. Özellikle akşamları güzel vakit geçirmek için bir kenara not etmelik.Gün yavaştan biterken, Shijo Dori sokağı boyunca kurulan etkinlikleri izleyerek, otelimize geri dönüyoruz. Yarın bu bölgede daha kapsamlı bir tur yapmayı planlamak üzere, günü sonlandırıyoruz.

    Nishiki Market

    Nishiki Market

2. GÜN ROTAMIZ

     İyice dinlenmiş bir şekilde, sabah uyanır uyanmaz 2. gün planını uygulamak üzere yola koyuluyoruz. Aslında bugünkü rotamız benim için çok önemli bir rota olacak. Çünkü, şu meşhur Filozof Yolunu sonunda görmek nasip olacak. Ama gerçeği söyleyeyim. Çok bir beklentim yok. Çünkü, bu yol, Sakura zamanında yürünmesi gereken bir yol. Ama yine de yolun üzerinde yer alan, büyüleyici tapınakları gezmek eğlenceli olacak. Hadi yola koyulalım.

  • Nijo Castle : Bugün de 1 gün geçerli otobüs bileti aldık. Böylece gideceğimiz yerlere otobüsle ulaşacağız. İlk durağımız 1,600’lü yılların başında inşa edilen kale ve içerisinde yer alan Ninomaru sarayı oluyor. Kale diğer kalelerden farklı olarak, çok katlı değil. Hani şu Himeji veya Osaka’da yer alan 6-7 katlı kaleler gibi değil. Daha basık. (Ulaşım 9-12-50-101 No’lu otobüs. Giriş 600 yen)
  • Kyoto Imperial Palace : Şimdi dostlar, bu şehir 1,000 yıldan daha uzun süre, ülkenin başkenti oldu. İşte 1,000 yıl boyunca da,en önemli yönetim merkezi bu saray oldu. İçerisinde, krallara layık olan bahçeler, konutlar, odalar… Kısacası, bir sarayda olması gereken herşey var. Ama birçok yeri göremiyor olacaksınız. İnternet üzerinden rezervasyon yaptırıp, öyle girebiliyorsunuz. Haberiniz ola. Imperial Household Agency Office diye bir ofis var Kyoto Imperial Park’ın bulunduğu yerde. Buraya gidip (Pazartesi-Cuma) rezervasyon yaptırabilirsiniz. Ama özellikle 4-8 Nisan ve 31 Ekim-4 Kasım tarihleri arasında, rezervasyon yaptırılmadan da girilebiliyor. (Ulaşım Imadegawa İstasyonu en yakını. Metro yada otobüsle ulaşılabilir. Giriş ücreti yok)
  • Ginkakuji : Artık bu kadar şehir merkezi yeter. Bu bahsettiğim 2 yerde, şehrin merkezinde. O yüzden artık asıl sebebe, buralara neden geldiğimiz, asıl görmek istediğimiz yerlere gidiyoruz. Yemyeşil ormanların eteklerine kurulu, huzurun ve sessizliğin hüküm sürdüğü bu tapınakların hemen hemen hepsi, şehri sarmalayan dağların eteklerine kurulmuş. “Buraya gelen adam ya kafayı yer ya da huzurdan ölür.” demişlerdi. Haklılarmış dostlar. İnanılmaz bir titizlikle düzenlenmiş zen felsefesinin hakim olduğu bahçeler, içerisindeki minicik göletler, tatamilerin üzerinde çıt çıkarmadan tapınan insanlar, yağmurun göle düşerken yarattığı muhteşem manzara, tapınağın çatısına düşen yağmur tanelerinin çıkardığı ses… Yazarım. Uzunnn uzunnn yazarım da, sizi sıkmak istemiyorum. Ama sadece şunu söyleyebilirim. Hayatımın en huzur dolu yolculuklarından bir tanesi, Japonya gezimin en önemli parçası olan Kyoto idi. Belki de bu yüzden herşeyi tek tek anlatmak istiyorum. Sizlerde bunu ne olur bir kez yaşayın diye…

    Ginkakuji'ye Giderken Yürüdüğümüz Sokaklar

    Ginkakuji’ye Giderken Yürüdüğümüz Sokaklar

   Neyse. Bu tapınak “Gümüş Villa” olarak biliniyor. Hani bide Golden Pavilion vardıya şu Kinkakuji olan. Dün gezdiğimiz. İşte konum olarak bu, onun tam karşısında yer alan dağın eteğinde kurulu. Ahşap bir bina ve 1482’de yapılmış. Zen tapınağı. Buraya gümüş tapınak denmesinin sebebi, ay ışığı çatısına vurunca, gümüş rengin izlerine bürünüyormuş. Hani belki siz de gidince, bizim gibi gümüş bir tapınak bekleyebilirsiniz. O yüzden belirteyim dedim. Küçük küçük göletlerin üzerinde kurulan köprülerin üstünde yürüyerek, yağmurda ıslana ıslana bu tapınağı ve etrafındaki ormanı geziyoruz. “Oksijenden ve huzurdan ölmek isteyen olursa, burayı mutlaka bir yere not edin.” demek geliyor içimden. Ama meğer burası sadece daha başlangıçmış. Siz birde bundan sonrakileri görün. (Ulaşım 32, 5,17,100 No’lu otobüs. Giriş 500 yen)

Ginkakuji'nin Bahçesi

Ginkakuji’nin Bahçesi

  • Filozof Yolu : Hayatımda çok şey hayal ettim. Kimisi gerçekleşti, kimisi de yarı da kaldı. Filozof yolu da bunlardan birisi. Çünkü, sakura zamanında çekilen o fotoğrafları görünce, dakikalarca kendimi o ağaçların altında, küçücük nehrin etrafında yürürken hayal ediyordum. Yürüdüm. O ağaçlarda, nehirde vardı. Ama o manzara ne yazık ki yoktu. Herşeyi görecek değiliz ya. Bu da eksik kalsın değil mi ?

    Sakura Zamanı Filozof Yolu

    Sakura Zamanı Filozof Yolu

     Japon düşünür Nishida Kitaro diye bir adam var. 2 kilometre uzunluğunda olan bu yolda, Ginkakuji’den başlar ve Nanzen-ji tapınağında biter, hergün yürürmüş. Kitaro bir filozof Profesörüymüş. Bu yol üzerinde ekonomist Profesör Hajime Kawakami ile tartışıp, düşünürlermiş. İşte bu yüzden de adı Filozof yolu olarak kalmış. Şimdilerde ise, ülkenin hatta dünyanın en meşhur yollarından birisi olmuş. Yol boyunca yer alan kafeler, butikler, restoranlar da zamanla kurulmuş. Özellikle sakura zamanı gelip, 2 km’lik bu yolu yürüyebilir, kiraz ağaçlarının yarattığı tarifsiz manzaraya şahit olabilirsiniz. Biz bu ana şahit olamadık. Artık birdahakine diyerek, nehir boyunca yürüyüp, daracık sokaklarda ıslana ıslana, bir sonraki durağımız Nanzen-ji tapınağına ulaştık.

Biz Gittiğimizde Filozof Yolu

Biz Gittiğimizde Filozof Yolu

  • Nanzen-ji : He bu arada, yol boyunca bir sürü tapınak görüyor olacaksınız. Dilerseniz onları da ziyaret edebilirsiniz (Sırasıyla Honen-in, Anraku-ji, Reikan-jiOtoyo Shrine,Eikan Do Zenrin-ji). Benim bu listelediğim ve ziyaret ettiğimiz tapınaklar en önemlileri. Bilesiniz… Neyse. Bu tapınak gördüğümüz en iyi 5 tapınaktan birisi. Bunu bir yere not edin öncelikle. Higashiyama dağının eteklerinde 13. y.y’da kurulmuş.  Zen Budizm’ini iliklerimize kadar hissettiğimiz, sanırım 2 saat kadar oturup yağmurun yağışını izlediğimiz, tapınağın içerisinde yer alan küçücük odalarda kaybolduğumuz, muhteşem bir yer. Ayrıca tapınağın içerisinde yer alan Hojo bahçesi mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Bahçede yer alan çakıl taşları denizi, 4 taş ise efsanevi adaları temsil ediyor. Hepsinin bir felsefi özelliği var da, laf kalabalığı yapmak istemiyorum. (Grişi ücreti Nanzen-Ji 500 yen, Hojo Bahçesi 300 yen)
  • Yasaka Shrine : Gün artık yavaştan bitmeye başlarken, şehrin merkezinde yani Gion bölgesinde yer alan bu tapınağa gidiyoruz. Maruyama  Parkının içerisinde yer alan bu tapınak, 1350 yıl önce inşa edilmiş. Özellikle fenerlerle yapılan süslemeler nefes kesici. Ne şanslıyız ki, şehrin en önemli festivallerinden bir tanesine denk geliyoruz. İşte bu festivalin kalbi de burası oluyor. O yüzden siz de Kyoto’ya gelirseniz, mutlaka görmeden dönmeyin. He birde. Giriş ücreti yok. En sevdiğimiz. Akşam burada bulunan Yasaka tapınağına dua etmeye gelen Japonları izlemek çok keyifli. Kimonolarını giyip, tapınağa dua etmeye gelen Japonlar, genelde bir halata bağlı çanları sallıyorlar. Sonrasında ise, ellerini 2 kez çırpıyorlar. Kimisi para atıyor, kimisi ise tütsü yakıyor. Hafif yağmur eşliğinde, birer kahve alıp köşeye geçiyoruz. Tapınaklara gelen insanları saatlerce izliyoruz. 

    Gion Festivalinden

    Gion Festivalinden

  • Gion : Festivaldi, tapınaktı, zen bahçesiydi derken, artık gözler daracık sokakları ve tarihi dokusunu hala korumayı başaran, ülkenin ve şehrin en önemli bölgesi olan Gion’da, geyşa aramak ümidiyle başlıyoruz dolaşmaya. Film gibi sokaklar, cafeler, restoranlar hep bu bölgede. Özellikle geyşaları görebilme ihtimalimizin en yüksek olduğu Gion’da sokakları karış karış dolaştık. Ama nafile. Ne yazık ki biz göremedik. Sadece bu bölgede bulunan restoranlarda Ramen ve Setamed Meat Dump yemekle yetindik. Nasıl mıydı ? Yemeden dönmeyin dostlar…
  • Pontocho Bölgesi : Yemeği yedikten sonra biraz daha enerji patlaması yaşayarak, eve dönüş yolumuzun üzerinde yer alan ve şehri 2’ye bölen nehrin yanıbaşında kurulu olan Pontocho bölgesini keşfetmeye başlıyoruz. Burası artık bugünün son durağı. E yeter artık. Sabahtan beri herhalde 20 km yürümüşüzdür. Derken hemen ilk sokaktan başlıyoruz keşfe. Sağlı-sollu restoranlar, kafeler ve farklı konseptteki mekanların sokakta yarattıkları atmosfer muazzam. Sanki ortaçağ döneminde yaşıyorsunda, kendini yukarından izliyormuşsun gibi. Kimonolarını ve tahta terliklerini giyen yerli halk. Fenerlerin yarattığı hafif ışık. Sessizlik. “Acaba bu kapıyı açarsam, içerde nasıl bir mekana çıkacak !” merakı. Öyle güzel. Öyle merak uyandırıcı ki. Bu sokağı yürümeden dönmeyin…

    Pontocho Sokakları

    Pontocho Sokakları

3. GÜN ROTAMIZ

Bugünkü planımız, Gion bölgesinden başlayarak, Gion ve Kiyomizu-dera arasında kalan tapınakları ve bölgeleri dolaşmak, sonrasında ise şu binlerce kapıları ile nam yapmış olan Fushimi Inari Taisha tapınağının olduğu bölgeyi gezmek. Özellikle, Gion-Kiyomizu-dera arasındaki bölgede bulunan cafeler, restoranlar, sokaklar, meydanlar büyüleyici dostlar. Biliyorum, sürekli bu bölgeyi övüp duruyorum. Ama inanın çok ama çok güzel bir bölgeydi. Ufacık bir kapıyı aralayıp, karşınıza çıkan nefes kesici, şaşkınlıktan ne yapacağınızı şaşırtacak derecede güzel manzaralara tanık olacaksınız. Hadi, Kyoto’daki 3. ve son günümüzün gezi rotasına başlayalım.

  • Kodai-ji : Son günümüze, Gion bölgesinde gezerek başlıyoruz. Hani şu durmadan bahsettiğim meşhur tarihi bölgeden. İlk durağımız  1606 yılında inşa edilen ve ülkenin en önemli Zen Budist tapınaklarından birisi olan, daha girer girmez bayıldığımız Kodai-ji tapınağı oluyor. Ayrıca burada bulunan, bambu ormanı da çok ama çok güzel.

    Tapınağın bahçesinde uyanmaya çalışmak çok enteresan bir deneyimdi doğrusu. Sonrasında ise bambu ormanında, mis gibi yağmur altında nefes ala ala dolaşmak… (Kodaiji-Entokuinteien tapınakları paket olarak 900 yen. Sadece Kodaiji 600 yen. Ulaşım 100 veya 206 No’lu otobüsle Higashiyama Yasui durağından yürüyerek 10-15 dakika uzakta veya Yasaka Shrine’den yürüyerek 5-10 dakika yürüme mesafesinde. )

Bambu Ormanı

Bambu Ormanı

He birde bu tapınağın yanında yer alan devasa bir buda heykeli göreceksiniz. Tapınağa girmeye gerek yok. Kapıdan fotoğrafını çekseniz yeter. İzin veriyorlar. Haberiniz olsun. Boşuna 500 yen daha vermeyin.

Buda

Buda

  • Entokuinteien : Kodai-ji’nin hemen alt kısımında yer alan bu tapınak, aslında Kodai-ji’nin bir parçası. 1605 yılında inşa edilmiş. Hepsi zaten böyle çok ama çok eski tapınaklar. İçeride yürüyerek dolaşıp, küçücük odaları ziyaret ediyoruz. Özellikle bahçe kısmında yer alan bölge film gibi dostlar. Aniden bastıran yağmur bizi yaklaşık 1 saat hapsediyor. Hayatımın en mecburi ama hiç bitmesini istemediğim anlarından birisini yaşıyorum. (Giriş 500 yen. Ama Kodaiji ile paket olarak alırsanız 900 yen. Ulaşım Kodaiji’nin hemen karşısı. )

    Entokuinteien

    Entokuinteien

  • Kiyomizu-dera : Artık yavaş yavaş tapınaklara doymaya başlıyoruz. Gerçekten gezerken en önemli şey, sanırım sokaklarda olmak. İlla birşeyler görmek zorunda değilsiniz. Sokakta bir kafeye oturup, bir kahve alıp, yoldan geçen insanları izlemek inanın bir tapınak, kilise veya herneyse işte görmekten çok daha keyifli olabiliyor. Tıpkı, Kiyomizu-dera tapınağına giderken, bir köşeye oturup, dakikalarca Kyoto sokaklarında oradan oraya yürüyen turistleri, yerli halkı, çocukları, yaşlıları izlediğimiz gibi. Hiç bitmesin istediğim anlardan birisinin bitecek olduğunu düşünüp, elden birşey gelmeden oturup izlemek… Japonya. Aklımdan çıkmayan sayfalarımdan…

    Kiyamizudera

    Kiyamizudera

      Efendim bu tapınak ülkedeki çok önemli tapınaklardan birisi. Hatta en babası desek yeridir. Dağın yamacına kurulu tapınağın içerisinde yer alan küçük şelaleler, dereler, köprüler… Hatta öylesine güzel ki, 2007’de Dünyanın yeni 7 harikasından birisine aday gösterilmiş. Türkçe anlamı “Saf Su Tapınağı”. Çünkü dağdan gelen su, tapınağın girişine kadar uzanıyor. Ülkedeki en eski Japon Budist tapınağı. Tamamen ağaçtan yapılmış bir yapı. Tapınağın içerisini karış karış gezmek ayrı güzel. Balkon kısmına geçip, muhteşem dağ manzarasını ve Kyoto manzarasını izlemek ayrı. (Giriş 300 yen. Buraya yürüyerek geleceksiniz. Toplu taşıma yok .)

  • Tofuku-ji : Artık yavaş yavaş tapınaklar faslını bitirmeye başlıyoruz. Ama “Son 2 tapınağı da görelim bitsin.” derdindeyiz. Kiyomizu-dera’dan ayrılıp, özellikle sonbaharda mutlaka görülmesi gereken tapınakların başında gelen bu Zen tapınağına gidiyoruz. Zen tapınakları arasında en önemlilerinden birisi olarak seçilmiş. Tabi çok etkilemiyor bizi. Çünkü biz yavaştan tapınaklara doyduk dostlar. Ama eğer sonbaharda gelirseniz, mutlaka uğrayın. Özellikle tapınağın önünde yer alan köprü ve ardındaki orman manzarası, fotoğraf çekmeyi sevenler için biçilmiş kaftan. Benden söylemesi. (Giriş 400 yen. JR Nara Line Tofuku-ji istasyonu veya 208 No’lu otobüsle Tofukuji Durağı.)
  • Fushimi Inari Taisha : Bugünün en önemli tapınağı desem yeridir. Zaten inanın, “Diğer tapınaklardan en farklı olanı hangisi ?” deseniz, bu tapınağı söylerim. Bir orman düşünün. İçerisinde binlerce turuncu rengin hüküm sürdüğü kapılar. Hani şu tori dediklerimizden. Budist dininden farklı olan Şinto dininin ayrılmaz parçası olan toriler… İşte bu toriler, ilk başlarda kutsal olduğu için, inançları gereği inşa ediliyormuş. Pirinç ve sake tanrısına 8 yy da adanmaya başlanmış. Sonradan ise, iş hayatında başarı sağlayan kişiler veya şirketler, isimleri olacak şekilde buraya adar olmuşlar. O kadar çok kapı var ki, tapınağın girişinden başlıyorsunuz, dağa tırmanıyorsunuz, bir sürü farklı patikadan yürüyor ve daire şeklinde bölgeyi kapıların altında gezerek dolaşıyorsunuz. Biz zaten ne kadar yürüyeceğimizi daha önceden planlayarak buraya gelmiştik. Aslında burası bir tapınak ziyareti değilde, bir nevi trekking yapmak gibi. Tapınağın vidyosu aşağıda.

   Başlıyoruz dağa tırmanmaya. He bu arada, herhalde daha en başında 200 kadar fotoğraf çekmişiz. Onu farkediyoruz. Meğer zaten dağ komple kapılarla örülüymüş. Bu arada susuzluktan ölüyoruz. Haberiniz olsun. Yanınıza mutlaka su alın. Dağda küçük büfeler var ama su kalmamıştı. Öldük desem yeridir. Neyse, yol boyunca patikalardan yürüyoruz. Küçük küçük mabetler var. Bu mabetlere adak adayan dinine düşkün Japonlar. Adadıkları şeyde yine ya para, ya objeler ya da küçük kapılar. Enteresan adamlar. 2 saat yürüdükten sonra dağın yamacına oturup muhteşem anı ve Kyoto manzarasının tadını çıkarıyoruz. 2 saat kadar da aşağıya inmemiz sürüyor. He bu arada dilerseniz, kısa yollarda var. Zaten yol üzerinde tek tek haritalarla ve tabelalarla nereye gidiyor olduğunuzu biliyorsunuz. Biz en uzununu seçtiğimiz için, canımız çıkıyor. Ama o kadar güzel o kadar sessiz bir ortam var ki, huzurdan öldük desem yeridir. Buraları bırakıp, İstanbul’a dönmek zor olacak…  (Giriş bedava. JR Nara Line Fushimi Inari Taisha istasyonu veya 5 No’lu otobüsle Fushimi Inari Taisha durağı.)

Fushimi

Fushimi Inari Taisha

     Bizim Kyoto maceramız da böyle geçti işte dostlar. Çok eğlendik. Çok güzel yemekler yedik. Çok güzel sokaklar, çocuklar, teyzeler, amcalar gördük. Çok enteresan insanlarla tanıştık. Doğasına bayıldık. Hayatımıza kazınan keyifli mi keyifli bir tatil anısı oldu. Yine bir fırsatım daha olsa, hiç düşünmeden yine Kyoto’ya gelirim. Zaten gelecekteki planlarım arasında, sonbahar ya da ilkbahar döneminde bir kez daha görmek var. Ama eğer sizde benim gibi, temmuz ayında gidecek olursanız, o zamanda yağmurun, kafelerin bahçelerinin, sokakların güzelliğinin keyfini çıkarın. Çok eğlenin. Çok gezin. Çok mutlu olun. Çünkü burası hayatınızda nadir görebileceğiniz, eşsiz yerlerden birisi. Çünkü burası dünyanın en güzel şehri diye boşuna seçilmemiş olan şehir. Kyoto…

8. Kyoto’da kaç gün kalmalı ? 

Sahi Kyoto’da kaç gün kalsak yeter ? Bence 2 gün yeter, 3 gün karar, 4 gün belki ama sanırım 5 gün sıkar. Bu benim düşüncem. Yukarıda, zaten size 3 günlük planı yaptım. Bunun 1 gün önünde veya ardında değişiklik yapmak size kalmış. Ama bana sorarsanız, kalabildiğiniz kadar kalmaya bakın derim. Çünkü, böyle tarihi şehirlerde, mutlaka kıyıda köşede sizi cezbedecek güzellikler saklıdır. Hiçbirşey yapmasanız bile, sabah akşam sokaklarında kaybolabilirsiniz.

Gion-Kiyamizudera Arasında Kalan Büyüleyici Sokaklar

Gion-Kiyomizudera Arasında Kalan Büyüleyici Sokaklar

9. Kyoto’da yapılmadan dönülmemesi gerekenler neler ?
  • Fushimi-inari, Kiyomizudera, Yasaka Shrine, Nanzenji,Ginkaku-ji, Kinkaku-ji, Tenryu-ji tapınaklarını görmeden
  • Filozof yolunda yürümeden
  • Gion bölgesinde yer alan sokaklarda kaybolmadan
  • Tenryu-ji’deki bambu ormanında dolaşmadan
  • Ramen yemeden
  • Gion-Kiyomizu-dera arasında yer alan bölgeyi dolaşmadan
  • Zen felsefesini iyice araştırmadan
  • Gion bölgesinde yer alan muhteşem bahçelere sahip restoranlarda kahve içmeden
  • Kalabiliyorsan Ryokan’da konaklamadan
  • İlkbahar veya sonbaharda, kiraz ağaçlarının altında piknik yapmadan
  • Nishiki Market’da bir akşam yemeği yemeden
  • Temmuz ayında düzenlenen Gion festivaline katılmadan
  • Gion olmazsa, en azından diğer festivallerden birisini görmeden
  • Shijo-dori caddesinde alışveriş yapmadan

dönme arkadaşım. Daha bir sürü şey ekleyebilirim. Ama sanırım bu kadarı, durum özetlemek için yeterli olacaktır. Emin olun. Kyoto nefesinizi kesecek. Benim şahsen bulunduğum şehirler içerisinde, en iyi ilk 5 şehirden birisi Kyoto’dur.

10. Kyoto’ya ne zaman gitmeli ? 

“Mart sonu nisan başı veya ekim ortasından kasım ortasına kadar olan dönem en ideal dönem.” demiştim Osaka-Kobe-Nara yazılarımda. Aynı şey Kyoto içinde geçerli aslında. Ama temmuz ayında da gelirseniz hiç pişman olmazsınız. Çünkü, dediğim gibi, en önemli festivallerden birisi olan Gion festivali düzenleniyor. Ayrıca hava yağmurlu olsa bile, tapınakları ve sokakları elinizde şemsiyeniz ile gezmek çok keyifli oluyor. İnanın, yaz yağmurunun bu kadar güzel olduğunu bilmezdim. Kyoto’da öğrendim…

Ginkakuji Tapınağının Bahçesi

Ginkakuji Tapınağının Bahçesi

11. Kyoto’da benim yapmadığım ama size önerilerim neler ? 
  • Şu meşhur Tea Ceremony (Çay Seromonisi)’ne gitmedim. Çok pahalı dediler. Siz gidecek olursanız, özellikle Gion bölgesinde bir çok mekan bulabilirsiniz.
  • Gion Corner veya Minami-za tiyatrolarında sergilenen oyunlara gidemedik. Buralarda geyşalar bile gösteri düzenliyor. O yüzden gelmişken mutlaka gidilmesi gereken aktivitelerden. Gion Corner için tıklayınız. Minami-za için tıklayınız.
  • Ryokan’da konaklamadık. Oldukça pahalıydı (Gecelik 400-500 tl civarında) İmkanınız varsa mutlaka 1 gecede olsa konaklayın. Enteresan bir deneyim olabilir.
  • Saiho-ji, Katsura Imperial Villa, Toji gibi tapınaklara gitmedik. Bunları da listenize ekleyebilirsiniz.
  • Gece hayatını yaşamadık. Eğer siz yaşamak isterseniz, zaten yukarıda gece hayatı bölümünde anlatmıştım. Ama bir kez daha belirteyim. Gece hayatı arıyorsanız, adresiniz mutlaka Osaka olmalı. Atlayın bir trene. Sabah tekrar dönersiniz. Ulaşım konusunda hiç tereddüdünüz olmasın.

    Restoranların Bahçeleri

    Restoranların Bahçeleri

12. Kyoto seyahati hakkında uyarılarım
  • Yazın gideceksen, mutlaka her daim şemsiyen yanında olsun.
  • Tapınaklar genelde 17:00’da kapanıyor. Ona göre planlamanı yap.
  • Taksiler çok pahalı. Unutma.
  • Mutlaka turist ofisinden şehrin otobüs haritasını al. Çok işine yarayacak.
  • Eğer yoğun dönemlerde geleceksen, çok önceden otel rezervasyonunu yaptır.
  • Tapınaklar genelde 400-500 yen. Yani 4-5 dolar. O yüzden hepsini görmesen de olur.
  • Genellikle geceleri otobüs-metro yok. Haberin olsun.

Kyoto’da çektiğim fotoğraflar için tıklayınız.

Pontocho Sokakları

Pontocho Sokakları

Kyoto… İnsanın hayallerinin peşinden gitmesi kadar güzel birşey yok bu hayatta. O yüzden bu sitenin adını “Birhayalinpeşinde” koydum. Sebebi de, bu şehirlerin ruhumda ve zihnimde bıraktıkları izleri, sonu gelmeyen seyahat arzusu ve hayali ile sürekli peşinden koştuğum ve koşacağım gezme aşkı. Kyoto ve Kyoto gibi daha bir sürü şehir, hala dün gibi aklımda. Yazması zor. Ama üzerimde bıraktıkları his tarifsiz. Umarım, beceremediğim yazma yetkinliğim sizi çok darlamamıştır. Umarım Kyoto hakkında aradığınız herşeyi bu yazıda bulmuşsunuzdur. Çok uzun yazılarımdan birisi oldu. Çünkü burası Kyoto. Hiçbirşeyi kaçırmamanız gereken, döndüğünüzde haftalarca uyanamayacağınız ya da uyanmak istemeyeceğiniz güzel şehirlerden birisi. Bambaşka bir dünya.

Bir sonraki durağımız yolun sonu. Bitmesini istemediğimiz rüyanın son durağı. Dünyanın en kalabalık ama en modern şehirlerinden. Ekonominin, teknolojinin, ülkenin başkenti. Tokyo.

SON YAZILARIMDAN HABERDAR OL

E-MAIL Listeme kayıt olursanız, haftalık yazılarımdan haberdar olabilirsiniz !

2 Yorum

  1. ZeyneR
  2. sevgi bulut

Yorum Yap