Kyoto’da Gezilecek Yerler

Kyoto’da gezilecek yerler nereler ?

Kyoto’da nereler gezilir ? Çok güzel şehir dostlar. Bütün şehirde otobüsün oldukça  yaygın olduğunu ve sizinde sürekli kullanacağınızı bir kez daha hatırlatmak isterim. Her an hiç bitmesin istediğimiz, özellikle tapınakların zen felsefesi ile düzenlenmiş bahçeleri ve eski şehir bölgeleri olan Gion ve Kiyomizu-dera bölgeleri arasında kalan tarihi sokaklar, pek muhtemel sizlerinde nefesini kesecek. Kendimce çıkardığım rotaların aynılarını, bu notlarımın altında, sizin için de çıkarıyor olacağım. Size 3 günlük plan anlatacağım. Ama bilin ki, daha fazlası veya daha eksiğini de çıkarabilirsiniz. Bunlar, benim kendimce önemsediğim ve beğendiğim yerlere ilişkin rotalar olacak. Çünkü inanın, bir süre sonra tapınak falan görmek istemeyeceksiniz. Çünkü 2,000 tane tapınaktan bahsediyoruz. Bunu kendi şehirleriniz de bulunan camiler gibi düşünebilirsiniz. İnsan Ayasofya, Sultanahmet, Eyüp Sultan Camii gibi yerleri gördükten sonra, diğer camileri pek sevmez ya. İşte bu da öyle birşey. Ama ben yinede yol üzerinde sizin uğrayacağınız noktaları belirtiyor olacağım.

3 Gün Boyunca İzlediğimiz Rotamız

3 Gün Boyunca İzlediğimiz Rotamız

  1. GÜN ROTAMIZ
  • Kinkaku-ji (Golden Pavilion )
  • Ryoan-ji
  • Ninna-ji
  • Daikaku-ji
  • Tenryu-ji
  • Bamboo Ormanı
  • Okochi Sanso Garden
  • Arashiyama Monkey Park (Maymun Parkı )
  • Nishiki Market

2. GÜN ROTAMIZ

  • Nijo Castle
  • Kyoto Imperial Palace
  • Ginkakuji
  • Filozof Yolu
  • Nanzen-ji
  • Yasaka Shrine
  • Gion
  • Pontocho Bölgesi

3.GÜN ROTAMIZ

  • Kodai-ji
  • Entokuinteien
  • Kiyomizu-dera
  • Tofuku-ji
  • Fushimi Inari Taisha
Kyoto Şehir İçi Otobüs Durakları

Kyoto Şehir İçi Otobüs Durakları (Büyütmek İçin Fotoğrafa Çift Tıklayınız )

1. GÜN ROTAMIZ

Heyecandan ölüyorum. Bir yandan da merak. Bazen bu gezme, yeni yerler görme, öğrenme, tatma işlerini çok abartıyormuşum gibime geliyor. Çünkü bu sonu gelmeyen bir yolculuk. Yüzlerce ülke, binlerce şehir var. Ama bugün umurumda değil hiçbirisi. Çünkü bunların içinde en iyisi Kyoto. Ben demiyorum. Otoriteler diyor. İşte bu yüzden belki de heyecanım ve beklentim çok yüksek. Hayaller hat safhada. O yüzden kısa kesiyorum. Kyoto gezi rehberinin ilk gününü okuyasınız, göresiniz diye anlatmaya başlıyorum. Kyoto turumuz başlasın…

  • Kinkaku-ji (Golden Pavilion ) :  Sabah uyanır uyanmaz, çok uzun zaman önce dergi kapağında gördüğüm ve sırf ölmeden önce görmek uğruna deliler gibi araştırma yapıp, sonunda karşısına geçip uzun uzun bakmamın nasip olacağı bu tapınağa gidiyoruz.  Altın Villa tapınağı olarak bilinen tapınağa, daha girerken heyecandan ölüyorum. Sapsarı tasarıma sahip bu tapınağın önündeki göl ve ardındaki yemyeşil orman, resmen karpostal gibi. (Giriş 400 yen. Ulaşım Kinkakuji-mae durağı 12 veya 59 No’lu otobüs )

    Golden Pavilion

    Golden Pavilion

  • Ryoan-ji : Bugün günlerden tapınak gezmece. O yüzden bölgedeki tapınakları sırasıyla geziyoruz. Tapınakların en gizemli yanı, bahçe kısımları. İşte zen felsefesiyle bezenmiş, taşların ve yerdeki denizi andıran çakılların falan hepsinin bir anlamı var. Ben ona çok takılmıyor. Aslında çok okudum da. Yine haliyle unuttum. Çünkü bahçedeki sakinlik ve sadelik, beni de bir çok insan gibi oturup düşünmeye itti. Öylesine sessiz, öylesine sakin ki. Bıraktım kendimi. Sanki bir sahildeymiş gibi, oturup inanın dakikalarca taşları izledim. “Taş işte. Nolcak ki !” diyebilirsiniz. Bende öyle diyorum aslında. Ama o atmosfere girince, birşeyler oluyor ve sizde o alanın bir parçası oluyorsunuz. Tıpkı benim Ryoan-ji Tapınağında, huzuru bulduğum gibi. (Giriş 500 yen. Ulaşım 59 No’lu otobüs)
  • Ninna-ji : Ryoan-ji’den, göletlerin etrafında dolaşarak ayrılıyoruz. Heryer yemyeşil. Hemen otobüse atlayıp, Edo dönemin en önemli tapınaklarından birisi olan Ninna-ji Budist tapınağı, bir sonraki durağımız oluyor. He bu arada, bu gittiğimiz bir çok tapınak, zaten Unesco Dünya Mirasları listesinde. O yüzden, tek tek gezmek zorundaymış hissini yaşamadık değil. Ama vallahi, bir süre sonra hepsi aynı gelecek. Bilesin.  (Giriş 500 yen. Ulaşım 59 No’lu otobüs )

    Ninna-ji

    Ninna-ji Tapınağı İhtişamlı Giriş Kapısı

  • Daikaku-ji : Artık yavaş yavaş öğle olmaya başlarken, önce atıştırmalık birşeyler yiyoruz. Bilin bakalım ne ? Suşi tabiki de. O yüzden gidince pek muhtemel, sizde bağımlısı olacaksınız. Öyle çerez gibi yiyor olacaksınız. Neyse. Derken bu tapınağa yol alıyoruz. Yine sessizliğin ve dinginliğin hüküm sürdüğü bir yer. Özellikle ağaçtan yapılmış yollar ve zen felsefesi ile döşenmiş bahçe dikkatimi çekiyor. Bir yere yazın. Rotanızın üzerinde bu tapınak olmasa da olur. (Giriş 500 yen. Ulaşım 91 No’lu otobüs )

    Daikaku-ji

    Daikaku-ji

  • Tenryu-ji : Bu turda ki en güzel rotam bu tapınak. Onu en başta söyleyeyim. Tartışmasız Ali’nin de, benim de en sevdiğimiz tapınak ve bölge burası oluyor. Hatta en iyi 5 Zen tapınağından birisiymiş. Ben de döndükten sonra öğrendim. Sadece tapınak değil, özellikle Tapınağın önünde yer alan devasa göl ve ardındaki muhteşem orman manzarası, dakikalarca oturup, onlarca fotoğraf çekmemize, kısacası büyülenmemize neden oldu. Benim Kyoto’da gördüğüm en iyi 5 yerden birisi desem yalan söylememiş olurum dostlar. (Sadece Tapınak Girişi 500 yen. Bahçeyle beraber 600 yen. Ulaşım 28 No’lu otobüs veya JR trenle Arashiyama durağı )

    Tenryu-ji

    Tenryu-ji

  • Bambu Ormanı : Hemen Tenryu-ji’nin yanıbaşında yer alan, binlerce kez fotoğraflarda, tanıtım filmlerinde, bloglarda gördüğüm bambu ormanına gidiyoruz. Akşamüzeri karanlığı ile, gizemli bir havaya bürünüyor. Hafifçe esen yaz meltemini ardımıza aldığımız gibi dalıyoruz ormana. Heryerde, Japonların yerel kıyafeti olan kimonolu kadınlarla fotoğraf çekinerek ormanı dolaşıyoruz. Sanırım hayatımda ilk defa bambu ormanı gördüm ve bu da Kyoto’ya nasipmiş.  (Ulaşım Tenryu-ji tapınağının hemen yanında. Ne yazık ki giriş 1,000 yen )

    Bambu Ormanı

    Bambu Ormanı

  • Okochi Sanso Garden : Bambu ormanının hemen devamında meşhur Okochi Sanso bahçesi var. Film gibi bir yer burası. İnsan daha yeni kaybolmuşken, bir kez daha kayboluyor. Gittiğimiz her bir bölge, bir öncekinden daha da güzelleşiyor. (Ulaşım Bambu Ormanı içerisinden devam edeceksiniz. Giriş 1,000 yen)
  • Arashiyama Monkey Park (Maymun Parkı ) :  Artık tam anlamıyla akşamüzeri olmuşken yavaş yavaş geri dönelim diyoruz. Ormanın içerisinde yürüyerek, bu sefer farklı bir yerden, Tenryu-ji’nin üst bölgesinde yer ormanlık alanda, mis gibi bambu ağaçlarının içerisinde yürüyerek, nehrin olduğu bölgeye gidiyoruz. Harika bir akşamüzeri manzarası var. Henüz ilk gün olmasına karşın ve daha şehrin çok küçük kısmını görmemize karşın, aşık oluyoruz bu şehre. Katsura nehri boyunca yürüyerek, nehrin ortasında yer alan köprüyü geçip, biraz da hayvanlarla oynamak derdindeyiz. Köprünün hemen bitiminde yer alan Maymun parkına gidiyoruz ama kapalı. Çünkü, bu şehirde her yer 5’de kapanıyor. Ne ara 5 oldu anlamadık doğrusu. Moral bozmuyoruz. Çünkü daha akşamın olmasına 3 saat var. Biraz da bu bölgelerde kaybolalım diyoruz. Rastgele sokaklarda rotasız bir şekilde, oradan oraya, dünyanın en güzel şehri şeçilen Kyoto’nun tadını çıkıyoruz. Hiç bitmesin. Ama nafile…

    Arashiyama Maymun Parkı

    Arashiyama Maymun Parkı

     He bu arada, eğer buraya kadar gelmişseniz, yarım saat kadar yürüyerek Saiho-ji tapınağına da gidebilirsiniz. Ama bizim takatimiz kalmadığı için, akşam olur olmaz şehir merkezine, Gion’a gittik. Belki sizin vaktiniz olur diye hatırlatmak istedim. Birde son olarak Katsura Imperial Village vardı. Bu civara yakındı. Kraliyet ailesinin dinlendiği yerlerden birisi. Biz gitmedik. Siz istersiniz belki diye hatırlatayım dedim.

  • Nishiki Market : Artık takatimiz kalmadığı için, günü sonlandırıp, güzel bir yemek yeme derdindeyiz. Nishiki Market’a gidip, güzel bir akşam yemeği yiyoruz. Daha önce belirttiğim gibi, Nishiki market şehirdeki en önemli alışveriş ve restoran bölgesi. Özellikle akşamları güzel vakit geçirmek için bir kenara not etmelik.Gün yavaştan biterken, Shijo Dori sokağı boyunca kurulan etkinlikleri izleyerek, otelimize geri dönüyoruz. Yarın bu bölgede daha kapsamlı bir tur yapmayı planlamak üzere, günü sonlandırıyoruz.

    Nishiki Market

    Nishiki Market

2. GÜN ROTAMIZ

     İyice dinlenmiş bir şekilde, sabah uyanır uyanmaz 2. gün planını uygulamak üzere yola koyuluyoruz. Aslında bugünkü rotamız benim için çok önemli bir rota olacak. Çünkü, şu meşhur Filozof Yolunu sonunda görmek nasip olacak. Ama gerçeği söyleyeyim. Çok bir beklentim yok. Çünkü, bu yol, Sakura zamanında yürünmesi gereken bir yol. Ama yine de yolun üzerinde yer alan, büyüleyici tapınakları gezmek eğlenceli olacak. Hadi yola koyulalım.

  • Nijo Castle : Bugün de 1 gün geçerli otobüs bileti aldık. Böylece gideceğimiz yerlere otobüsle ulaşacağız. İlk durağımız 1,600’lü yılların başında inşa edilen kale ve içerisinde yer alan Ninomaru sarayı oluyor. Kale diğer kalelerden farklı olarak, çok katlı değil. Hani şu Himeji veya Osaka’da yer alan 6-7 katlı kaleler gibi değil. Daha basık. (Ulaşım 9-12-50-101 No’lu otobüs. Giriş 600 yen)
  • Kyoto Imperial Palace : Şimdi dostlar, bu şehir 1,000 yıldan daha uzun süre, ülkenin başkenti oldu. İşte 1,000 yıl boyunca da,en önemli yönetim merkezi bu saray oldu. İçerisinde, krallara layık olan bahçeler, konutlar, odalar… Kısacası, bir sarayda olması gereken herşey var. Ama birçok yeri göremiyor olacaksınız. İnternet üzerinden rezervasyon yaptırıp, öyle girebiliyorsunuz. Haberiniz ola. Imperial Household Agency Office diye bir ofis var Kyoto Imperial Park’ın bulunduğu yerde. Buraya gidip (Pazartesi-Cuma) rezervasyon yaptırabilirsiniz. Ama özellikle 4-8 Nisan ve 31 Ekim-4 Kasım tarihleri arasında, rezervasyon yaptırılmadan da girilebiliyor. (Ulaşım Imadegawa İstasyonu en yakını. Metro yada otobüsle ulaşılabilir. Giriş ücreti yok)
  • Ginkakuji : Artık bu kadar şehir merkezi yeter. Bu bahsettiğim 2 yerde, şehrin merkezinde. O yüzden artık asıl sebebe, buralara neden geldiğimiz, asıl görmek istediğimiz yerlere gidiyoruz. Yemyeşil ormanların eteklerine kurulu, huzurun ve sessizliğin hüküm sürdüğü bu tapınakların hemen hemen hepsi, şehri sarmalayan dağların eteklerine kurulmuş. “Buraya gelen adam ya kafayı yer ya da huzurdan ölür.” demişlerdi. Haklılarmış dostlar. İnanılmaz bir titizlikle düzenlenmiş zen felsefesinin hakim olduğu bahçeler, içerisindeki minicik göletler, tatamilerin üzerinde çıt çıkarmadan tapınan insanlar, yağmurun göle düşerken yarattığı muhteşem manzara, tapınağın çatısına düşen yağmur tanelerinin çıkardığı ses… Yazarım. Uzunnn uzunnn yazarım da, sizi sıkmak istemiyorum. Ama sadece şunu söyleyebilirim. Hayatımın en huzur dolu yolculuklarından bir tanesi, Japonya gezimin en önemli parçası olan Kyoto idi. Belki de bu yüzden herşeyi tek tek anlatmak istiyorum. Sizlerde bunu ne olur bir kez yaşayın diye…

    Ginkakuji'ye Giderken Yürüdüğümüz Sokaklar

    Ginkakuji’ye Giderken Yürüdüğümüz Sokaklar

   Neyse. Bu tapınak “Gümüş Villa” olarak biliniyor. Hani bide Golden Pavilion vardıya şu Kinkakuji olan. Dün gezdiğimiz. İşte konum olarak bu, onun tam karşısında yer alan dağın eteğinde kurulu. Ahşap bir bina ve 1482’de yapılmış. Zen tapınağı. Buraya gümüş tapınak denmesinin sebebi, ay ışığı çatısına vurunca, gümüş rengin izlerine bürünüyormuş. Hani belki siz de gidince, bizim gibi gümüş bir tapınak bekleyebilirsiniz. O yüzden belirteyim dedim. Küçük küçük göletlerin üzerinde kurulan köprülerin üstünde yürüyerek, yağmurda ıslana ıslana bu tapınağı ve etrafındaki ormanı geziyoruz. “Oksijenden ve huzurdan ölmek isteyen olursa, burayı mutlaka bir yere not edin.” demek geliyor içimden. Ama meğer burası sadece daha başlangıçmış. Siz birde bundan sonrakileri görün. (Ulaşım 32, 5,17,100 No’lu otobüs. Giriş 500 yen)

Ginkakuji'nin Bahçesi

Ginkakuji’nin Bahçesi

  • Filozof Yolu : Hayatımda çok şey hayal ettim. Kimisi gerçekleşti, kimisi de yarı da kaldı. Filozof yolu da bunlardan birisi. Çünkü, sakura zamanında çekilen o fotoğrafları görünce, dakikalarca kendimi o ağaçların altında, küçücük nehrin etrafında yürürken hayal ediyordum. Yürüdüm. O ağaçlarda, nehirde vardı. Ama o manzara ne yazık ki yoktu. Herşeyi görecek değiliz ya. Bu da eksik kalsın değil mi ?

    Sakura Zamanı Filozof Yolu

    Sakura Zamanı Filozof Yolu

     Japon düşünür Nishida Kitaro diye bir adam var. 2 kilometre uzunluğunda olan bu yolda, Ginkakuji’den başlar ve Nanzen-ji tapınağında biter, hergün yürürmüş. Kitaro bir filozof Profesörüymüş. Bu yol üzerinde ekonomist Profesör Hajime Kawakami ile tartışıp, düşünürlermiş. İşte bu yüzden de adı Filozof yolu olarak kalmış. Şimdilerde ise, ülkenin hatta dünyanın en meşhur yollarından birisi olmuş. Yol boyunca yer alan kafeler, butikler, restoranlar da zamanla kurulmuş. Özellikle sakura zamanı gelip, 2 km’lik bu yolu yürüyebilir, kiraz ağaçlarının yarattığı tarifsiz manzaraya şahit olabilirsiniz. Biz bu ana şahit olamadık. Artık birdahakine diyerek, nehir boyunca yürüyüp, daracık sokaklarda ıslana ıslana, bir sonraki durağımız Nanzen-ji tapınağına ulaştık.

Biz Gittiğimizde Filozof Yolu

Biz Gittiğimizde Filozof Yolu

  • Nanzen-ji : He bu arada, yol boyunca bir sürü tapınak görüyor olacaksınız. Dilerseniz onları da ziyaret edebilirsiniz (Sırasıyla Honen-in, Anraku-ji, Reikan-jiOtoyo Shrine,Eikan Do Zenrin-ji). Benim bu listelediğim ve ziyaret ettiğimiz tapınaklar en önemlileri. Bilesiniz… Neyse. Bu tapınak gördüğümüz en iyi 5 tapınaktan birisi. Bunu bir yere not edin öncelikle. Higashiyama dağının eteklerinde 13. y.y’da kurulmuş.  Zen Budizm’ini iliklerimize kadar hissettiğimiz, sanırım 2 saat kadar oturup yağmurun yağışını izlediğimiz, tapınağın içerisinde yer alan küçücük odalarda kaybolduğumuz, muhteşem bir yer. Ayrıca tapınağın içerisinde yer alan Hojo bahçesi mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Bahçede yer alan çakıl taşları denizi, 4 taş ise efsanevi adaları temsil ediyor. Hepsinin bir felsefi özelliği var da, laf kalabalığı yapmak istemiyorum. (Grişi ücreti Nanzen-Ji 500 yen, Hojo Bahçesi 300 yen)
  • Yasaka Shrine : Gün artık yavaştan bitmeye başlarken, şehrin merkezinde yani Gion bölgesinde yer alan bu tapınağa gidiyoruz. Maruyama  Parkının içerisinde yer alan bu tapınak, 1350 yıl önce inşa edilmiş. Özellikle fenerlerle yapılan süslemeler nefes kesici. Ne şanslıyız ki, şehrin en önemli festivallerinden bir tanesine denk geliyoruz. İşte bu festivalin kalbi de burası oluyor. O yüzden siz de Kyoto’ya gelirseniz, mutlaka görmeden dönmeyin. He birde. Giriş ücreti yok. En sevdiğimiz. Akşam burada bulunan Yasaka tapınağına dua etmeye gelen Japonları izlemek çok keyifli. Kimonolarını giyip, tapınağa dua etmeye gelen Japonlar, genelde bir halata bağlı çanları sallıyorlar. Sonrasında ise, ellerini 2 kez çırpıyorlar. Kimisi para atıyor, kimisi ise tütsü yakıyor. Hafif yağmur eşliğinde, birer kahve alıp köşeye geçiyoruz. Tapınaklara gelen insanları saatlerce izliyoruz. 

    Gion Festivalinden

    Gion Festivalinden

  • Gion : Festivaldi, tapınaktı, zen bahçesiydi derken, artık gözler daracık sokakları ve tarihi dokusunu hala korumayı başaran, ülkenin ve şehrin en önemli bölgesi olan Gion’da, geyşa aramak ümidiyle başlıyoruz dolaşmaya. Film gibi sokaklar, cafeler, restoranlar hep bu bölgede. Özellikle geyşaları görebilme ihtimalimizin en yüksek olduğu Gion’da sokakları karış karış dolaştık. Ama nafile. Ne yazık ki biz göremedik. Sadece bu bölgede bulunan restoranlarda Ramen ve Setamed Meat Dump yemekle yetindik. Nasıl mıydı ? Yemeden dönmeyin dostlar…
  • Pontocho Bölgesi : Yemeği yedikten sonra biraz daha enerji patlaması yaşayarak, eve dönüş yolumuzun üzerinde yer alan ve şehri 2’ye bölen nehrin yanıbaşında kurulu olan Pontocho bölgesini keşfetmeye başlıyoruz. Burası artık bugünün son durağı. E yeter artık. Sabahtan beri herhalde 20 km yürümüşüzdür. Derken hemen ilk sokaktan başlıyoruz keşfe. Sağlı-sollu restoranlar, kafeler ve farklı konseptteki mekanların sokakta yarattıkları atmosfer muazzam. Sanki ortaçağ döneminde yaşıyorsunda, kendini yukarından izliyormuşsun gibi. Kimonolarını ve tahta terliklerini giyen yerli halk. Fenerlerin yarattığı hafif ışık. Sessizlik. “Acaba bu kapıyı açarsam, içerde nasıl bir mekana çıkacak !” merakı. Öyle güzel. Öyle merak uyandırıcı ki. Bu sokağı yürümeden dönmeyin…

    Pontocho Sokakları

    Pontocho Sokakları

3. GÜN ROTAMIZ

Bugünkü planımız, Gion bölgesinden başlayarak, Gion ve Kiyomizu-dera arasında kalan tapınakları ve bölgeleri dolaşmak, sonrasında ise şu binlerce kapıları ile nam yapmış olan Fushimi Inari Taisha tapınağının olduğu bölgeyi gezmek. Özellikle, Gion-Kiyomizu-dera arasındaki bölgede bulunan cafeler, restoranlar, sokaklar, meydanlar büyüleyici dostlar. Biliyorum, sürekli bu bölgeyi övüp duruyorum. Ama inanın çok ama çok güzel bir bölgeydi. Ufacık bir kapıyı aralayıp, karşınıza çıkan nefes kesici, şaşkınlıktan ne yapacağınızı şaşırtacak derecede güzel manzaralara tanık olacaksınız. Hadi, Kyoto’daki 3. ve son günümüzün gezi rotasına başlayalım.

  • Kodai-ji : Son günümüze, Gion bölgesinde gezerek başlıyoruz. Hani şu durmadan bahsettiğim meşhur tarihi bölgeden. İlk durağımız  1606 yılında inşa edilen ve ülkenin en önemli Zen Budist tapınaklarından birisi olan, daha girer girmez bayıldığımız Kodai-ji tapınağı oluyor. Ayrıca burada bulunan, bambu ormanı da çok ama çok güzel.

    Tapınağın bahçesinde uyanmaya çalışmak çok enteresan bir deneyimdi doğrusu. Sonrasında ise bambu ormanında, mis gibi yağmur altında nefes ala ala dolaşmak… (Kodaiji-Entokuinteien tapınakları paket olarak 900 yen. Sadece Kodaiji 600 yen. Ulaşım 100 veya 206 No’lu otobüsle Higashiyama Yasui durağından yürüyerek 10-15 dakika uzakta veya Yasaka Shrine’den yürüyerek 5-10 dakika yürüme mesafesinde. )

Bambu Ormanı

Bambu Ormanı

He birde bu tapınağın yanında yer alan devasa bir buda heykeli göreceksiniz. Tapınağa girmeye gerek yok. Kapıdan fotoğrafını çekseniz yeter. İzin veriyorlar. Haberiniz olsun. Boşuna 500 yen daha vermeyin.

Buda

Buda

  • Entokuinteien : Kodai-ji’nin hemen alt kısımında yer alan bu tapınak, aslında Kodai-ji’nin bir parçası. 1605 yılında inşa edilmiş. Hepsi zaten böyle çok ama çok eski tapınaklar. İçeride yürüyerek dolaşıp, küçücük odaları ziyaret ediyoruz. Özellikle bahçe kısmında yer alan bölge film gibi dostlar. Aniden bastıran yağmur bizi yaklaşık 1 saat hapsediyor. Hayatımın en mecburi ama hiç bitmesini istemediğim anlarından birisini yaşıyorum. (Giriş 500 yen. Ama Kodaiji ile paket olarak alırsanız 900 yen. Ulaşım Kodaiji’nin hemen karşısı. )

    Entokuinteien

    Entokuinteien

  • Kiyomizu-dera : Artık yavaş yavaş tapınaklara doymaya başlıyoruz. Gerçekten gezerken en önemli şey, sanırım sokaklarda olmak. İlla birşeyler görmek zorunda değilsiniz. Sokakta bir kafeye oturup, bir kahve alıp, yoldan geçen insanları izlemek inanın bir tapınak, kilise veya herneyse işte görmekten çok daha keyifli olabiliyor. Tıpkı, Kiyomizu-dera tapınağına giderken, bir köşeye oturup, dakikalarca Kyoto sokaklarında oradan oraya yürüyen turistleri, yerli halkı, çocukları, yaşlıları izlediğimiz gibi. Hiç bitmesin istediğim anlardan birisinin bitecek olduğunu düşünüp, elden birşey gelmeden oturup izlemek… Japonya. Aklımdan çıkmayan sayfalarımdan…

    Kiyamizudera

    Kiyamizudera

      Efendim bu tapınak ülkedeki çok önemli tapınaklardan birisi. Hatta en babası desek yeridir. Dağın yamacına kurulu tapınağın içerisinde yer alan küçük şelaleler, dereler, köprüler… Hatta öylesine güzel ki, 2007’de Dünyanın yeni 7 harikasından birisine aday gösterilmiş. Türkçe anlamı “Saf Su Tapınağı”. Çünkü dağdan gelen su, tapınağın girişine kadar uzanıyor. Ülkedeki en eski Japon Budist tapınağı. Tamamen ağaçtan yapılmış bir yapı. Tapınağın içerisini karış karış gezmek ayrı güzel. Balkon kısmına geçip, muhteşem dağ manzarasını ve Kyoto manzarasını izlemek ayrı. (Giriş 300 yen. Buraya yürüyerek geleceksiniz. Toplu taşıma yok .)

  • Tofuku-ji : Artık yavaş yavaş tapınaklar faslını bitirmeye başlıyoruz. Ama “Son 2 tapınağı da görelim bitsin.” derdindeyiz. Kiyomizu-dera’dan ayrılıp, özellikle sonbaharda mutlaka görülmesi gereken tapınakların başında gelen bu Zen tapınağına gidiyoruz. Zen tapınakları arasında en önemlilerinden birisi olarak seçilmiş. Tabi çok etkilemiyor bizi. Çünkü biz yavaştan tapınaklara doyduk dostlar. Ama eğer sonbaharda gelirseniz, mutlaka uğrayın. Özellikle tapınağın önünde yer alan köprü ve ardındaki orman manzarası, fotoğraf çekmeyi sevenler için biçilmiş kaftan. Benden söylemesi. (Giriş 400 yen. JR Nara Line Tofuku-ji istasyonu veya 208 No’lu otobüsle Tofukuji Durağı.)
  • Fushimi Inari Taisha : Bugünün en önemli tapınağı desem yeridir. Zaten inanın, “Diğer tapınaklardan en farklı olanı hangisi ?” deseniz, bu tapınağı söylerim. Bir orman düşünün. İçerisinde binlerce turuncu rengin hüküm sürdüğü kapılar. Hani şu tori dediklerimizden. Budist dininden farklı olan Şinto dininin ayrılmaz parçası olan toriler… İşte bu toriler, ilk başlarda kutsal olduğu için, inançları gereği inşa ediliyormuş. Pirinç ve sake tanrısına 8 yy da adanmaya başlanmış. Sonradan ise, iş hayatında başarı sağlayan kişiler veya şirketler, isimleri olacak şekilde buraya adar olmuşlar. O kadar çok kapı var ki, tapınağın girişinden başlıyorsunuz, dağa tırmanıyorsunuz, bir sürü farklı patikadan yürüyor ve daire şeklinde bölgeyi kapıların altında gezerek dolaşıyorsunuz. Biz zaten ne kadar yürüyeceğimizi daha önceden planlayarak buraya gelmiştik. Aslında burası bir tapınak ziyareti değilde, bir nevi trekking yapmak gibi. Tapınağın vidyosu aşağıda.

   Başlıyoruz dağa tırmanmaya. He bu arada, herhalde daha en başında 200 kadar fotoğraf çekmişiz. Onu farkediyoruz. Meğer zaten dağ komple kapılarla örülüymüş. Bu arada susuzluktan ölüyoruz. Haberiniz olsun. Yanınıza mutlaka su alın. Dağda küçük büfeler var ama su kalmamıştı. Öldük desem yeridir. Neyse, yol boyunca patikalardan yürüyoruz. Küçük küçük mabetler var. Bu mabetlere adak adayan dinine düşkün Japonlar. Adadıkları şeyde yine ya para, ya objeler ya da küçük kapılar. Enteresan adamlar. 2 saat yürüdükten sonra dağın yamacına oturup muhteşem anı ve Kyoto manzarasının tadını çıkarıyoruz. 2 saat kadar da aşağıya inmemiz sürüyor. He bu arada dilerseniz, kısa yollarda var. Zaten yol üzerinde tek tek haritalarla ve tabelalarla nereye gidiyor olduğunuzu biliyorsunuz. Biz en uzununu seçtiğimiz için, canımız çıkıyor. Ama o kadar güzel o kadar sessiz bir ortam var ki, huzurdan öldük desem yeridir. Buraları bırakıp, İstanbul’a dönmek zor olacak…  (Giriş bedava. JR Nara Line Fushimi Inari Taisha istasyonu veya 5 No’lu otobüsle Fushimi Inari Taisha durağı.)

Fushimi

Fushimi Inari Taisha

     Bizim Kyoto maceramız da böyle geçti işte dostlar. Çok eğlendik. Çok güzel yemekler yedik. Çok güzel sokaklar, çocuklar, teyzeler, amcalar gördük. Çok enteresan insanlarla tanıştık. Doğasına bayıldık. Hayatımıza kazınan keyifli mi keyifli bir tatil anısı oldu. Yine bir fırsatım daha olsa, hiç düşünmeden yine Kyoto’ya gelirim. Zaten gelecekteki planlarım arasında, sonbahar ya da ilkbahar döneminde bir kez daha görmek var. Ama eğer sizde benim gibi, temmuz ayında gidecek olursanız, o zamanda yağmurun, kafelerin bahçelerinin, sokakların güzelliğinin keyfini çıkarın. Çok eğlenin. Çok gezin. Çok mutlu olun. Çünkü burası hayatınızda nadir görebileceğiniz, eşsiz yerlerden birisi. Çünkü burası dünyanın en güzel şehri diye boşuna seçilmemiş olan şehir. Kyoto…

SON YAZILARIMDAN HABERDAR OL

E-MAIL Listeme kayıt olursanız, haftalık yazılarımdan haberdar olabilirsiniz !

Yorum Yap