Japonya Gezi Rehberi

Japonya Gezi Rehberi

Japonya, gezilecek yerleri kadar, kültürü ile aklımı başımdan alan bir ülke oldu. “Yine olsa yine giderim. Hatta bir saniye bile düşünmem.” dediğim nadir ülkelerden birisi. İşte bu deliler gibi sevdiğim güzeller güzeli  ülke hakkında, kendimce Japonya’da gezilecek yerleri, Japon kültürünü, Japon yemeklerini, Japon sanatını, Japonya gece hayatını satır satır anlattım. Ben, en büyük hayalimi gerçekleştirdim. Darısı, hayal eden sizlerin başına. Keyifli okumalar.

1. Başlangıç

“Ertele ertele nereye kadar. Gidilecekse gidelim artık. Ben daha fazla hayalini kurup, bunun için yaşamak istemiyorum. Olacaksa olsun, Hava yağarsa yağsın. Islanırsak ıslanalım. Fırtına olursa da bir kaç gün bekleriz artık. Ama nolur ertelemeyelim. Artık şu Japonya’ya gidelim.” diyerek planları yapmaya başlamıştık. Gittik, gezdik, gördük. Sizlerde görün diye kapsamlı yazıları hazırladık. Hatta Güney Kore-Japonya turumuzun vidyosunu da aşağıya ekledik.

Gidip gitmeme konusunda kaç kez kararsız kaldık bilmiyorum. Ya parayı bahane ettik ya ya da alternatif rotalar çıkardık. Ama ne hikmetse 2015 Temmuz ayına kadar Japonya’ya gitmeyi bir türlü beceremedik. Peki noldu ? Başımız göğe erdimi ? Sahi denildiği kadar yemekleri lezzetli, insanları saygılı, sokakları pırıl pırıl, metro hatları baş döndürücü, kızları çok güzel, erkekleri çok sarhoş, çocukları çok tatlı mıydı ? Sahi dedikleri gibi, gittikten sonra insanın “Bir daha fırsat olsa da Japonya’yı ölmeden bir kez daha göreyim.” diyesi geliyor muydu ? “Bir kez başladın mı bu ülkeye seni müptala eder” sözü gerçekmiydi ? Canın sıkılıp, gözlerini kapadığında, filmin bir sahnesini izliyormuşcasına, daracık Kyoto sokaklarında kaybolup, hiç bilmediğin ama zen felsefi ile döşendiğini tahmin ettiğin o harika bahçelere sahip restoranlarda oturup, kahveni yudumlarken ki hissettiğin o huzurlu anı, yağmur tanelerin çimlerin üzerine düşerken ki çıkardıkları o huzur dolu sesi,  gerçekten hala duyabiliyor mu insan ? İnsan hakikaten bir ülkeye, bir topluma ilk görüşte aşık olabiliyor mu ? Evet dostlar, olabiliyormuş. Gittim, gördüm, tattım, dokundum, kokladım, havasını iliklerime kadar çektim. Oluyormuş. Japonya hakikaten bir filmmiş. Meğer biz Güney Kore’de sadece filmin fragmanını izlemişiz. Asıl filmin kendisi Japonya imiş…

Busan (Güney Kore)- Osaka (Japonya) uçuşumuz

Busan (Güney Kore)- Osaka (Japonya) uçuşumuz

Bu arada siz bu yazıları okumadan önce iyisi mi bir çay koyun. Çünkü çok ama çok uzun yazılar okuyor olacaksınız. Çünkü Japonya sadece gezip, görmek için gidilecek bir yer değil. Yemekleri, dini, tarihi ve kültürü, sadece ülke için değil, dünya için de çok ama çok önemli. O yüzden hiç bir ayrıntıyı, bildiklerim çerçevesinde, kaçırmanızı istemiyorum. Japonya gezi notları başlıyor…

2. Hazırlık

Herşey her zaman olduğu gibi planlı olmalıydı. Mevsimlerden yaz olmasına rağmen, ülke yağmurlu sezonda olacağı için, bütün riskleri düşünmek zorundaydık. Fırtına ve yağmur, zaten az olan değerli günümüzden 1 gün bile çalmamalıydı. Toplamda 10 günümüz olacaktı. Sahi Japonya’ya gidelim de, nereden başlamalı ? Ne kadar harcamalı ? Ulaşım sorunu en pahalı yol olacaksa, nasıl ucuza gezmeli ? Dünyanın en pahalı ülkesinde konaklama da pahalı olsa gerek ? Halletmek gereken, cevaplanması gereken çok soru var. Sahi nereden başlamalı ?

JR Pass (Biletlenmiş Hali)

JR Pass (Biletlenmiş Hali)

Başlangıçta 10 gün çok gibi görünüyordu. Meğer 1 yıl bile yetmezmiş bu bambaşka dünyaya sahip ülke için. En kuzeyinden en güneyine kadar tamamen trenle ulaşabileceğiniz bir ada ülkesinde ulaşım için dünyanın en güzel ve en modern-hızlı trenleri olan Shinkansen’ ler ile dolaşmak ayrı bir keyif olsa gerek diyerekten, önce gideceğimiz yerleri planladık. En zor kısmı buydu. Kaç bin sayfa yazıyı araştırdık bilmiyorum doğrusu. En nihayetinde rotaya karar verdik ve bu trenlerle gezmek için online olarak tren biletlerimizi satın aldık. Websitesi için tıklayınız. Bu tren biletleri sayesinde, ulaşım konusunu ortadan kaldırdık. Rotamızı da Osaka-Nara-Kobe-Himeji-Hirosima-Miyajima-Kyoto-Tokyo  olarak belirledik. Yaklaşık 227 Dolar ödeyerek 1 hafta boyunca bütün JR (Japan Rail Pass) trenlerde geçerli olan biletleri gitmeden almakla da ne kadar güzel bir harekette bulunduğumuzu gittikten sonra farkettik. Çünkü hem kolaylık olsun hem de hayatımıza kazınan efsane tren yolcukları anıları olsun hayatımızda çok güzel sayfalara sahip olmamızı sağladı. İyi ki de yapmışız, iyi ki de görmüşüz valla.

3. Japonya Gezi Rehberi

Şimdi. Bu ada ülkesinin nüfusu 130 milyon civarında. Bu kadar kalabalık olmasına rağmen, arazi bakımından ülkemizin yarısına sahipler. Bu yüzden nüfus yoğunluğu bize göre daha fazla. Bizden 7 saat önce hayatı yaşıyorlar. Para birimleri Yen. 1 dolar 123 Yen civarında. Dünyanın en değerli bozuk parası olan 500 yen bu ülkede. Ülkenin % 70’i dağlardan oluşuyor. Her sene 1,500′ den fazla deprem oluyor. Hatta onlarca kasırga ve fırtına da bu ülkeyi her sene vuruyor. Ayrıca ülkede 200 tane yanardağı bulunuyor. 9,000 km kadar uzağımızda. Uçakla gidiş 11 saat, dönüş 12 saat sürüyor. Aradaki 1 saat kadar zaman farkının nedeni, dünyanın dönüşünden kaynaklı değildir. Havadaki rüzgar akımlarıdır. Bu rüzgar akımları genellikle batıdan doğuya doğru olur. Yani şöyle düşünün; akıntıya karşı yüzmek mi kolaydır yoksa akıntıyla beraber mi? İstanbul’dan ayrıldıktan sonra doğuya doğru sizi akıntı sürüklüyor olacak. Dönerken de bu akıntıya karşı hareket ediyor olacaksınız. İşte bu yüzden doğu-batı rotası üzerinde her zaman uçuş farkı olacaktır. Çoğunlukla yanlış bilinen bu bilgi hakkında da bilgi vereyim istedim. En başta söylediğim gibi. Ne biliyorsam anlatacağım…

Kyoto-Golden Pavilion

Kyoto-Golden Pavilion

Ülkenin tarihi

Bu Japon kardeşlerin, Yamato ırkından geldiği tahmin ediliyormuş. M.S 1. yy’dan itibaren yaşamın başladığına inanılıyor. Aslında 100 bin yıl önce yerleşim yerlerinin olduğu söyleniyor. Ama o kadar uzaklara gitmeye gerek yok. İlk hükümetin ise 8 y.y da Nara şehrinde kurulduğu biliniyor. Sonrasında ise Kyoto’da başka bir hükümet kurulmuş. Zaten bu 2 şehire de gidince ne kadar tarihi şehirler olduğunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Özellikle 1,000 yıl kadar ülkenin başkenti olan Kyoto’da yer alan binlerce tapınak ve saraylar, tarihi eserler sevenler için biçilmiş kaftan oluyor. 6.852 adadan oluşan Japonya’nın adını oluşturan kanji karakterleri “güneş” ve “köken” anlamına geliyor.Bu yüzden de “Doğan Güneşin Ülkesi” deniyor bu canım ülkeye. Harita da bakınca çok belli olmasa da, aslında teeeeee Tayvan’a kadar ulaşıyor ülkenin toprakları. Kuzeyde Güney Kore, batı da ise Çin komşuları. Ülke parlamentor monarşi ile yönetiliyor ve dünyanın en büyük 2. ekonomisine sahip. Neredeyse 5 trilyon dolardan bahsediyorum. Yani Almanya-Fransa ve İngiltere’nin Gayri safi milli hasılalarının toplamından fazla.

Hiroshima

Hiroshima

Peki noldu da yerle bir olan bu ülke, bir süre sonra dünyanın parlayan yıldızı oldu ? Nasıl oldu da bir çok fabrikasının, ki bu oran % 40 civarında, kaybeden bir ülke, savaştan sonra dünyanın dev ülkelerinden birisi oldu ?Malum 2. Dünya Savaşı’nda, ABD atom bombası atarak Hiroshima ve Nagasaki şehirlerini yerle bir etti. Detaylıca zaten Hiroshima notlarında bahsedicem. Bu atom bombalarından sonra ülke yerle bir oldu. Haliyle insanlar ve toplum can çekişirken, korkmaya başladılar. Bu savaş onlar için öyle ders oldu ki, zaten genlerinde var olan hırs ve disiplin, savaştan çıkardıkları dersin tetiklemesiyle daha da pekişti. Eski teknolojiye sahip olan fabrikaların zaten yerle bir olmasıyla, artık yepyeni özelliklere sahip olan, daha modern teknolojiye sahip fabrikalar kurdular. Bu süreçte özellikle devlet ve özel sektör beraber çalıştı. Tabi bu yeniden kurulma sürecinde, ABD’de destek verdi. Yani ABD kendi yıktı, kendi imar etti. Ülke yeniden inşa edilirken, sadece sanayi ve endüstriye yoğunlaşmadılar. Eğitimi de aksatmayarak modernleşme sürecini birlikte yürüttüler.

Japonya-Shinkansen Trenleri

Japonya-Shinkansen Trenleri

Bu yüzden, dünyanın en yüksek eğitim oranı (Okur-yazar oranı neredeyse % 100) ve eğitim standartları ile, teknolojinin uyum içerisinde ilerlemesini sağladılar. Okullar öyle disiplinli öyle planlıydı ki, bu hem eğitim hayatlarını hem de iş hayatlarını etkiledi. Hatta okullarda öğretmenler ve öğrenciler hala hem sınıfları hem de kafeteryaları birlikte temizlerler. Neden ? Ne gerek var ? Hademe yok mu ? Ya da çocuk 10 dakika kadar daha fazla zamanını temizlik yapacağına, öğrendiğim kardır deyip 2 kelime, 2 satır, 2 sayfa daha okusa daha iyi değil mi ? Değil. Çünkü amaç her daim disiplinli ve grubun bir parçası olma güdüsü ile ekip ve takım arkadaşları ile beraber hareket etmeyi öğrenmektir. Ağaç yaşken eğilir mantığını öyle güzel aşılarlar ki, birey yapacağı her eylemin sonucunu kendisi çekeceğini biliyor. Bu yüzden temizlik bile yapılırken, sanki çocuk kendisi sorumluymuşcasına, nihayetinde kendisi temizleyeceğini biliyor. Böylece sorumluluk ve bilinç kavramlarını küçücük yaşta öğrenen çocuklar, gelecekte de aynen bu kültür ve eğitim çerçevesinde ülke ve şirket yönetimini yani meslek özenini titiz ve özenli bir şekilde yürütüyor. Zaten ülke bu yüzden de tertemizdir…

Tokyo Sokakları

Tokyo Sokakları

He birde dostlar. En önemli şeyi söyleyeyim. Para… Adamlar ulusal bütçenin %12’sini eğitime ayırıyor. Askeri harcamaları ise % 7.7. Bizde nasıl ? Tam tersi. Gerçi son yıllarda biraz daha eğitime ayrılan pay artıyor ancak özellikle geçmişte bu oranlar tamamen zıt yöndeydi. Neden ? Düşününce yapmak zorundayız da ondan. Zaten özellikle 2015 yaz döneminde bir kez daha gördük. Biz cehennemin merkezinde yaşayan bir ülkeyiz. Savunma kısmını tüm kalbimle anlayabiliyorum. Mecburuz. Ama adamların okuma-yazma oranının % 99.99 olmasını yediremiyorum kendime. Ah çekiyorum çaresizce…

Yani uzun lafın kısası, eğitim, eğitim, eğitim. Eğitimden kastım da saçma sapan üniversiteler kurup, o okullardan mezun olacak olan, hayalleri, umutları olan ancak işsiz olarak hayatlarına devam edecek olan gencecik çocukları kandırmak değil. Disiplinli, üretken herşeyden öte yaratıcılığını kullanmaya gayretli pırlanta gibi çocukların, yurtdışına kaçmalarını engelleyip, çağdaş, medeni, vizyon sahibi gruplar, topluluklar oluşturmalarını sağlamak. Neyse…

Ulaşım Hatları

Ulaşım Hatları

Çok konuştum yine… Nerede kalmıştık. Hem Güney Kore’de hem de Japonya’da bütün metrolarda 4g hatta 5g internet hızı ile her daim internete bağlı olabiliyorsunuz. Adamların 1 saniye dahi boşa haracayacakları zamanları yok. He kimisi facebook veya instagram gibi sosyal medyada takılıyor ama en azından diledikleri zaman diledikleri bilgiye ulaşma şansları var. Keşke bizde aynı konfora sahip olabilsek.

Özetle dostlar; Dünyanın en güvenli ülkesidir. Öyle tatlı, öyle nazik, öyle anlayışlı ve saygılıdırlar ki. Etkilenmemek ne mümkün. Dersiniz “Biz insan değiliz ya. Biz asla böyle olamayız.” Nasıl anlatsam bilmiyorum. Sokakta yürürken koskoca insanların bile size yol vermesini mi, markete girdiğinizde paranızın üstüne verirken yarım metre belini kırarak eğilen kasiyerin yüzünde ki gülümsemeyi mi, restorana gittiğinizde ne yapacağını bilemeyen, heyecandan ve saygıdan ölen çalışanların nezaketinden mi, birşey sorduğunuzda bilmese bile dakikalarca araştırıp, en sonunda ise bilmiyorum demek yerine bizzat sizi gideceğiniz yere kadar götüren insanlarını mı öveyim. Binlerce insanın dipdibe, üstüste, tıkış tıkış olduğu metrolarda, herkesin tek tek ip gibi sıraya girdiğini mi öveyim. Çok güzel bir ülke çok. Allah hepinize hayatınızda bir kez olsun bu ülkeyi görmeyi nasip etsin. “Gidin şunu mutlaka görün.” diyeceğim yerlerden-yapılardan çok, insanını, kültürünü görün. Gidin, görün, anlatın ki, belki biz görmesek bile, bizim çocuklarımız biraz olsun böyle milletleri gören anaları-babaları sayesinde, bizden daha saygılı, daha hoşgörülü toplumların olduğunu, bencilce kendi toplumumuzdan başka milletlerin olmadığını düşünen, dünyanın sadece bizim ülkemizin etrafında döndüğünü sanan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının çoğunluğunun düşüncelerini benimseyen nesiller olmasınlar. İnsan olmak ne demek, saygı ne demek, yaşamak ne demek, birey olmak ne demek görsünler….

Tokyo Sokakları

Tokyo Sokakları

Son olarak, ülkede dil olarak Japonca konuşuluyor ve 4 ayrı alfabesi var. İlkokulda kolay, sonrasında ise zorlaşan bir dil yapısı var. Yazmasını zaten hiç söylemeyeceğim bile ama konuşması oldukça kolay. Biz 3-5 kelime biliyorduk ve inanın siz bu kelimeleri söyledikten sonra insanların davranışları hemen değişiyor. Çünkü ilk başta çekingen olan Japonlar, özellikle bir kaç cümleden sonra başlıyorlar muhabbete. Gitmeden önce şu cümleleri ezberlemenizde fayda var.

Hacimemaşite=Tanıştığımıza memnun oldum
Ohayoo=Günaydın
Konbanva=İyi akşamlar
O yasumi nasai=İyi geceler
Konniçiva=Merhaba
Sayoonara=Hoşçakal
Ca-ne= Görüşürüz
O genki des ka=Nasılsınız
Genki des= İyiyim
Hay=Evet
İye=Hayır
Arigatoo= Teşekkürler

Kyoto Sokakları

Kyoto Sokakları

Sonuç olarak; göreceğiniz bir çok şey için ağzınızı kapalı tutun. Çünkü açık kalacak. Yemekler inanılmaz lezzetli. İnsanlar çok nazik ve neşeli. Güney Kore’ye göre daha sosyaller. En pahalı yiyecekler meyveler. Hatta gitmeden önce, düğünlerde hediye olarak kavun verildiğini duymuştum. Karpuzun kilosunun 20 dolar civarında olduğunu görünce durumu anladım. Doğruymuş. Tek portakal 4 dolar. Ulaşım başta çok karışık gelecek. Ama sanırım biraz kavradıktan sonra, dünyanın en kolay ulaşımın bu ülkede olduğunu göreceksiniz. Ülke çok ama çok güvenli. Sanırım gittiğim en güvenli ülkelerden birisi. Birde heryer tertemiz. Hatta kültür olarak temizliğin oldukça önemli bir yere sahip olduğu Japon kültüründe, onsen yani sıcak su kaynağı olan bir işletmeye mutlaka sizde gidin. Bizim hamam mantığında olan yerler buralar. Bütün şehirlerde var zaten. Dinin etkisini de hem bir çok gezeceğiniz yer de hemde toplumda görüyor olacaksınız. Halkın % 84’ü Shinto ve Budizm dinine mensup. Öyle ki sadece Kyoto şehrinde 2,000’den fazla tapınak var. Hadi biraz detaylarda boğulalım. Herşeyi anlatasım var…

Taneyle Satılan Meyveler

Taneyle Satılan Meyveler

Japon yazısı nasıldır ?

3 ayrı alfabe kullanılır. 2928 resmi içeren karakter sayısı bulunur. Ama aslında daha fazla olduğu bile söylenir. Gerisini varın siz düşünün. Boşa dünyanın en zor dillerinden birisi olarak bilinmiyor.

yazı

Shinto ve Budizm dini nedir ?

Şinto; Tanrıların yolu anlamına gelmektedir.Japonya’ya özgü, eski ve yerli bir din olan Şinto, ata ruhlarına tapınma ve doğal dünya ile uyumu vurgular. Doğaya çok önem verirler. Çünkü ruhların doğada yaşayacağına inanırlar. Aslında bir nevi, var olan hayatı yaşayıp onu sorgulamak hakimindedir. Yani bir sonraki hayattan çok şu andaki hayat daha önemlidir. Hatta inanışın özünde, herşeyin bir ruhu, taşların, toprağın,suyun bile ruhunun olduğuna inanılır. 8 milyondan fazla Tanrı’ nın olduğuna inanılır. Ama en önemlisi ise, doğanın ve atalarının ruhlarının herşeyden üstte olduğuna inanırlar. Birçok insan mutluluk ve sağlık için, Şinto tapınaklarında dua ederler. Gözlemlediğim kadarı ile, Şinto tapınakları ile Budist tapınaklarının en belirgin özelliği, kapılar. Birçok Şinto tapınağında devasa kapılar varken, bu kapıları Budist tapınaklarında göremezsiniz.

Kyoto-Fushima Inari

Fushima Inari (Bir Şinto Tapınağı)-Kyoto

Birde dostlar, bu tapınaklara gelince, tahta plakalara yazılar yazdıklarını göreceksiniz. Bunlar dilek tahtalarıdır. Birde Omikuji adında ağaç dalına bağlanan kıvrılmış kağıtlar göreceksiniz. Bunlar bir çeşit fal gibi. İşte iyiyse gerçekleşecek kötüyse iyi olacak diyorlar. Son olarak, bu tapınaklarda sessiz olmak çok mühim. Tapınakta yarası açık bir şekilde dolaşan ve af dileyen insanlar görebilirsiniz. Ayrıca girişte günahlardan arınmak için kepçe ile su içip, onu yalağa tüküren ve ellerini yıkayan insanlarda göreceksiniz. Günahlardan arındıklarına inanıyorlar.

adsada

Dilek Tahtaları

Budizm ise, 6. yüzyılda Asya kıtasından Japonya’ya yayılmış ruhani aydınlanma ve kurtuluş öğretisidir. Aslında Budizm başlangıçta Hindistan’dan çıkmıştır ve en çokta Güneydoğu Asya ülkelerinde yaygındır. Ama temelde Japonya’da, her ikisi de, bugün dahi Japonlar için kültürel ve estetik açıdan en başta gelen ve gelişen ilham kaynakları olmuştur. Bu 2 dinin izlerini ülkenin dört bir yanında gözlemleyebilirsiniz. Aslında 2 dinde birbirine oldukça yakındır. Ülkede en yaygın dinlerden birisi olan Budizm’in Zen Budizm olanı Japonlar tarafından kabul görür. Yani aslında bu din bir felsefedir. Zen felsefesi hakkında aşağıda yazımı görebilirsiniz. Tapınaklarda kutsal nesnelere para atan ve tütsüleri yakıp, dumanlarını yelleyen ve üzerlerine doğru yönlendiren insanlar göreceksiniz. Çünkü bu dine inananlar, bu dumanın şifalı olduğuna inanırlar.

Todaiji (Bir Budist Tapınağı)- Nara

Todaiji (Bir Budist Tapınağı)- Nara

Her zaman söylediğim gibi, Budizm dinini ve ona mensup toplumları hep taktir edip hayran kalmışımdır. O kadar narin, zararsız ve naziktirlerdir ki, daha 1 tane kötü insanla tanışmadım. Kötülükten kastım, hayata dair kötümser, nefretle dolu, tükenmiş bir yaşam. Belki bana denk gelmiştir. Ama sanırım bu konuda biraz olsun hep şanslıydım. Aslında bu din olaylarını sayfalarca yazsam sonu gelmez. Biliyorum. O yüzden canınızı sıkmak istemiyorum. Merakınız var ise zaten çok güzel açıklamışlar. Şinto dini için tıklayınız. Budizm dini için tıklayınız. Son olarak, göresiniz diye, şinto dinine inan Japonların, nasıl ibadet ettiklerini görebileceğiniz Kyoto’da çektiğim bir vidyoyu aşağıya ekledim.

Zen felsefesi nedir ?

Yağmurunda verdiği o huzur dolu damlaların yere düşerken çıkardıkları sesler eşliğinde, kendimi Kyoto tapınaklarında kaybettim. Bir anda bastıran yağmurdan kaçarken, o tapınak senin bu tapınak benim kayboluyorduk. Bazı tapınakların ortalarında yer alan çakıl taşları ve onlarında belirli bölümlerine konmuş taşları görüp görüp merakımdan ölüyordum. Aslında sonradan öğrendim ki, bu felsefenin temelinde meditasyon, bilgelik, kendini tanıma, gereksiz düşüncelerden arınma ve kendini yenileme yatıyor. İşte bu felsefe ile döşenen bu bahçelerde, din adamları bu felsefeyi gelecek nesillere aşılıyorlar. Sonradan öğrendiğim bu felsefenin mantığını ve ruhunu şimdi daha iyi anlıyorum. Özellikle Kyoto’ya gittiğiniz zaman Zen felsefesi ile bezenmiş en önemli 5 tapınağı ziyaret edince, ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız. Merak etmeyin. Hepsini tek tek yazıyor olacağım.

Zen Bahçesi

Zen Bahçesi

Kimono nedir ? 

Şehirlere ait yazılara tek tek geçmeden önce, biraz da gözlemlerimi ve hangi şehirde nelerle karşılaştığımı da belirteyim istiyorum. Mesela bu Kimono denen şeyi, en çok Kyoto’da görmüştüm. Geleneksel Japon giysisi. Nasıl ki Hintlilerin Sarisi, Bulgarların “Feraceler ve Bezleri”, Araplarda “Abaye” varsa, Japonların da Kimonosu var. Ancak bu Kimono herkesin giydiği bir kıyafet değil. Çünkü hem herkes tarafından yaygın olarak kullanılmıyor hem de ipek olan bu kıyafetin iyi kalitede olanları  10,000 dolar civarında oluyor.  Evli bayanlar uzun, bekarlar ise kısa kollu Kimono giyiyor. 20 yaşına basan Japon kızlar, bu Kimono dan giyiyorlar ve aile içinde kutlama yapılıyor. Kyoto’nun özellikle Gion bölgesinde sık sık kimono giyen Japonlara rastlıyor olacaksınız.

Kimono Giyen Kızlar

Kimono Giyen Kızlar-Kyoto

Geyşalık nedir ? 

“Anlatma şöyle ayıp şeyler Deniz.” demeyin sakın. Rahat olun. Okumaya devam edin. Zaten ne kadar yanlış bildiğinizi göreceksiniz. Aynı benim yanıldığım gibi. Şimdi. Geyşalık fahişelik değildir bu bir. Zaten geyşalar müşterileri ile yatamazlar. Bu tamamiyle yasaktır. He deyince geyşa olunamayacağı için ve 12 yaşından itibaren geyşalık eğitimine başlanıldığı için, geyşalar da bunu riske etmezler. İkinci şok olacağınız şey ise, erkekler de geyşa olabilir. Hatta ilk geyşalar erkektir. Bunlara da “otoko geyşa” denir. Geyşalar genç yaşlarından itibaren sanattan,danstan, müzikten, çay servisinden çok ama çok iyi anlarlar. Zaten geyşa demek “sanatla yaşayan kişi” demektir. Sürekli kimono giyerek dolaşmak zorundadırlar. Zaten he deyince de bu geyşaları göremezsiniz. Eskiden daha çok saygı duyan geyşalar, artık sayılarının da azalması ile birlikte sadece çok zengin kitleye hitap ediyorlar. Büyük bir çoğunluğu Kyoto şehrinde Gion bölgesinde görülebiliyor. 1 saatlik geyşa hizmeti almak için 1,000 dolar gibi rakamlardan söz ediliyor. Biz bütün sokakları karış karış gezmemize rağmen, bir tane bile geyşa görememiştik. Sadece kimonolarını giyip, Gion bölgesinde yer alan tapınakları gezen Japonları görebilmiştik. Belki siz benden daha şanslısınızdır. Umarım denk gelirsiniz…

Geyşalar

Geyşalar

Japon Çay Seromonisi nedir ?

Öyle evde çay demleyip, çay bardakları ile sunulan Türk çayına benzemez bu.  Çok ciddi bir iştir ve sanat olarak değer görür. Zaten Japonya’da hemen hemen herkes çayı çok sever ve bu olaylar onlar için önemlidir. Ülkede de ciddi bir kültüre sahiptir. O yüzden hem kültürlerini tanıtmak için hem de bu işten para kazanmak amacıyla bir çok işletme, özel olarak çay sunumunun nasıl yapılması gerektiğini anlatır. Bu işletmelerin en güzelleri Kyoto şehrindedir ve kişi başı 2,000-2,500 yen ödeyerek, bu seromoniyi deneyimleyebilirsiniz.

Çay Seremonisi

Çay Seromonisi

Kado nedir ?

Dünyaca ünlü çiçek süsleme sanatıdır. Bir çok saray ve tapınak bahçesi bu Kado sanatı yüzünden nefesinizi kesecektir. Adamlar herşeye bir sanata yorumlamışlar. Çiçeklerde bu bakış açısında yerini almış.

Sakura nedir ?

Kaç kez duydum bu kelimeyi. Kaç kez o fotoğraflara bakıp bakıp hayallere daldım. Kaç kez sırf bu ana şahit olabilmek için kendime söz verdim bir gün gidip göreceğim diye. Gittim. Ama göremedim. Çünkü Sakura, Türkçede kiraz çiçeği anlamına gelen, süs amacı ile yetişen ve 1 hafta ile 10 gün gibi kısa süre ömrü olan ve döneminin de bahar ayı olduğu, insana harika seyir zevki veren kısacık bir sürede görülebilen bir doğa olayıdır. En güzel dönem ise Mart sonu Nisan başıdır. Sakura başlangıcı ülkenin farklı yerlerinde biraz farklı günlerde görülebilir. Bunu takip edesiniz diye de adamlar websitesi yapmışlar. Tıklayınız. Bu ana tanık olmak için, gitmeden 1 sene önceden otel rezervasyonlarınızı yaptırmanızı öneririm. Çünkü ülkenin en çok turist akınına uğradığı dönem bu dönemdir. Bilesiniz. Birde Japonlar bu olaya felsefi açıdan da yaklaşırlar. İnanırlar ki her ne kadar güzel bir yaşam olursa olsun, herşeyin bir sonu olacaktır. Aynen bizim inancımız gibi aslında…

Sakura

Sakura

Hanami nedir ?

Bu harika ağaçların altında piknik yapma olayına da Hanami demiş Japonlar. Ben ne kadar keyifli olabileceğini tahmin ve hayal ediyorum. Ama bir türlü ayarlayamadık. İşallah siz tam vakitinde gidersiniz de bu peri masalını andıran muazzam doğa manzarasına şahit olursunuz.

Anime nedir ?

Anime kısa Japon çizgi filmleridir. Hani şu Pokemon, Heidi,Şeker kız Candy gibi yıllarca çocukluğumuzun en güzel dönemlerini geçirdiğimiz çizgi filmler varya. İşte onlar animelere örnektir. Hatta Tokyo’da vereceğim adreslerde sanki animeden fırlamış gibi sokaklarda dolaşan Japon gençleri görüyor olacaksınız. Çok enteresan bu adamlar ya.

Manga nedir ?

Manga ise, anime gibi ama roman olanıdır. Aslında anime ile aynı türdür. Ama animeler, mangalardan yapılır. Mangadaki olaylar ileriden gelirken, animedeki olaylar geriden gelir.

Yakuza nedir ?

Japonya’daki organize suç örgütlerini adıdır. Bir nevi Japon mafyasıdır. Oğullar, babaların seçtikleri kızlarla zorla evlendirilirler. Yoksa babaları tarafından öldürülürler. Bu adamlar kendilerini Japon kültürünün taşıyıcıları olarak görürler. Yani asla mafya olduklarını kabul etmezler. Rütbelerine göre dövme yaptırırlar. Bu yüzden hamama (onsene) gidince dövmeniz varsa alınamayabilirsiniz. Bilesiniz. Bu adamlar kötü birşey yaparlarsa, örgüt tarafından serçe parmaklarının bir boğumu kesilir. Devam ederse daha da kesilir. Zamanla parmak kalmazsa takma parmak takarlar.

Yakuza

Yakuza

Japonların +18 hayatları

Gülmeyin. Ya da bana kızmayın. Olayı anlatayım önce. Ön yargılı yaklaşmayın hemen. Şimdi dosdum. Markete girersin, yüzlerce dergiler hemen reyonun yanında yer alır. Açar adamlar sayfa sayfa gözünün önünde okur. Birisi normal anime okurken diğeri magazin dergisi gibi olan, kapağında porno yıldızına benzeyen Japon kadınların olduğu fotoğrafları gözünün içine sokar. Sordum bunu da. Dedim “Olum siz napıyosunuz. Aklı başında adamlarsınız. Bu ne allah aşkına her markette tövbe tövbe” dedim. “Oooo Türko dedi. Sen şu köşedeki mağazayı görmedin mi 4 katlı.” dedi. Durur muyum ben. Meraktan gittim. Ah ben nereye gittim a dostlar. Meğer sonradan düştü jeton. Adamların bütün mahallelerinde, devasa sex shop gibi dükkanları var. İçeride milyonlarca, cd, dergi v.s ne ararsanız var. Ne animeler, ne filmler, ne konular. Meğer bu Japonlar, dünyada ki en büyük porno pazarından birisine sahipmiş. Durur muyum ben ? Sordum yine. Dedim “Sebep?”. Yine aynı cevap.”İşte bizim erkekler çok utangaç.” dedi. “Eee” dedim. “O yüzden böyle heyecan peşindeler. Kimseyle konuşamadıkları için, kendilerini hayal dünyasına atıyorlar. Böylece yalnızlığa devam edip, anın tadını çıkarıyorlar.” dedi. Yine şaşırdım. Yine üzüldüm. Herşeye çare buldunuz bir buna bulamadınız derken rahmetli Kemal Sunal’ın, “Japon İşi” filmi geldi aklıma. Hani Fatma Girik’in Japon olarak gelip, Kemal Sunal’ın hizmetçisi olduğu. Yakında gerçek hayatta görürseniz şaşırmayın.

aasdaa

Meşhur Dükkanları

Atari salonları hala var mı ?

Evet hala var. Hemde heryerde. Çocuklar gibi oyun oynuyorlar. Hala bizim zamanının da oynadığımız Tekken veya Street Fighter gibi oyunları da bu salonlarda oynayabiliyorsunuz. Hepsi bozuk para ile çalışıyor. Gelmişken mutlaka oynanmalı. Genelde 100 yen civarında.

Atari Salonları

Atari Salonları

Otomatlar sahiden çok mu ? 

Ben hayatımda bu kadar çok otomatın olduğu bir ülke daha görmedim . Sigara, içecek, yiyecek… Aklınıza gelebilecek her türlü otomat ülkenin dört bir yanında karşınıza çıkıyor. Ara sokaklar, ana sokaklarda, terminallerde, en kalabalık meydanlarda, en ıssız sokaklarda… Gecenin kaçı olursa olsun, nerede olursanız olun illa bir yerde otomat bulup, birşeyler alabilirsiniz. Ama otomatlardan sigara alamazsınız. 18 yaşında büyük olduğunuzu kanıtlamanız için bir kartı ,sanırım kimlik kartları idi, otomatın üzerinde yer alan manyetik alana okutmanız gerekir. Eğer alamazsanız, 18 yaşından büyük olduğunu düşündüğünüz birisinden rica edersiniz. Zaten hemen yardımcı olurlar.

Her Köşedeki Otomatlar

Her Köşede Bulunan Otomatlar

Tuvalerlerde söylendiği gibi elektronik klozetlerle var mı ?

Var. Aynen söylendiği gibi. Ülkede hemen hemen bütün tuvaletlerde karşınıza çıkıyor olacak. Bildiğiniz kumandası olan, istediğiniz zaman hem ön hem de arka taraftan gelen suyu ayarlayabildiğiniz, dilediğinizde sıcak veya soğuk su seçeneği olan ve en önemlisi de oturduğunuz klozeti ısıtma şansınızın olduğu 21 y.y harikası bir düzenden bahsediyoruz. Japonlar için temizlik oldukça önemli bir husus. O yüzden şaşırmamak lazım…

Japon Klozetleri

Japon Klozetleri

Paçinko nedir ?

Bildiğiniz kumarhane dostlar. Hatta öyle salgın bir illet ki, sadece geçen yıl 30 genç bu oyunları oynarken ölmüş. Geçen yıl harcanan rakam 20 milyar dolar civarında. Oyunun mantığıda belli. Önce parayı verirsiniz. Size karşılığında bilyeye benzeyen demir toplar verirler. Topları tek tek dikey şekilde yerleştirilen makineye atarsınız. Deliklerden geçirdikçe, kazanırsınız. Tam ortada yer alan deliğe geldiği an kazandığınız andır. Çok bişey beklemeyin. Para kazananı görmedim doğrusu. Birde içeri de çalışan görevliler, ki % 99’u kız, size nasıl oynayacağınızı anlatırlar hatta ingilizce hazırlanmış rehberi bile gösterirler. Siz en iyisi mi deneme amaçlı biraz oynayın. Ama uzak durun derim.

Paçinko

Paçinko

Sigara içmek serbest midir ?

Sokakta sadece belirlenmiş bölgelerde içebilirsiniz. Yoksa ceza yersiniz. Ama neredeyse bütün restoranlarda sigara içmek serbesttir. Çünkü öyle bir havalandırma sistemi vardır ki, sigara içildiğini bırakın anlamayı, ruhunuz bile duymaz. Ben hiçbir ülkede böyle bir havalandırma sistemi görmedim.

4. Japonya hakkında enteresan bilgiler
  • Dünyanın en kalabalık metropolü olan Tokyo’da 35 milyondan fazla insan yaşar.
  • Dünya’da atom bombası atılan tek ülke Japonya’dır.
  • Dünyanın en eski uygarlıklarından birisi Japonyadır.
  • Dünyanın tam vaktinde gelen trenleri Japonya’da yer alır. Ortalama gecikme süresi 18 saniye.
  • Kare karpuzlar, daha rahat depolanıp taşındığı için Japonya’da geliştirilmiştir.
  • Evcil hayvan sayısı, çocuk sayısından fazladır.
  • Yetişkinler için satılan bez sayısı, bebekler için satılandan fazladır.
  • Çok çalışmanın bir göstergesi olarak iş yerinde uyumak kabul edilen bir davranıştır.
  • Ülkede penis festivali diye bir festival düzenlenir.
  • Bir çok kaplıca ve hamam, dövme sahibi olanları kabul etmez.
  • Çizgi romanlar için harcanan kağıt miktarı, tuvalet kağıdından fazladır.
  • Yere değmeden giden ve 500 km’den fazla hızla yol alan trenler vardır.
  • Balıkçılıkta en gelişmiş ülke olmasına rağmen, yine de balık ithal eder.
  • Elektrik-elektronik ürünler üretiminde dünyada 1 numaradır.
  • Basaşi (Çiğ at eti) ve suşi (Çiğ balık) bolca tüketilir.
  • Sadece Kyoto’da 2,000’den fazla tapınak vardır.
  • Restoranlarda daima sıcak havlular verilir.
  • Savaş ve saldırıyı reddeden bir anayasası vardır.
  • Dünyanın en pahalı orkinosu 735,000 dolara satılmıştır.
  • Anime seslendirmesi için 130′ dan fazla okul vardır.
  • Nüfusun %23’ünden fazlası 65 yaş üzeridir.
  • 18 Nobel ödülü kazanan vatandaş çıkarmış bir ülkedir.
  • Bir çok ATM’de kartınız geçmez.
  • Birçok şirket çalışanları için sabah egzersizleri organize eder.
  • Japon kökenli olan Kareoke çok meşhurdur ve “orkestrasız” anlamındadır.
  • Dünyanın en büyük balık pazarı Tsukji Tokyo’dadır ve günde 2,000 ton balık işlenir.
  • Ülkede hala balina avı yani katliamı devam eder.
  • Her yıl 1,500’den fazla deprem olur.
  • 200’den fazla volkanik dağ vardır.
  • Zen Budizm’i en yaygın Budizm koludur.
  • Jamaika’nın kahve üretiminin %85’ini Japonlar tüketir.

Neyse anlatacak çok şey olduğu için kısa geçiyorum. Ülkede nasıl bir rota izledik, neler yedik, nereleri gezdik onlardan bahsedeyim. Şehir şehir gezdiğimiz yerleri görmek isterseniz tıklayınız.

En Çok Beslenen Hayvan Hachiko Cinsi Köpekler

En Çok Beslenen Hayvan Hachiko Cinsi Köpekler

5. Japonya’da ulaşım

Şimdi ülkenin para birimi yen. 123 yen yaklaşık 1 dolar. Artık TL’den bahsetmeyeceğim. Çünkü an itibari ile ben bu yazılarımı yazarken Dolar/TL paritesi 2.9 TL’ye dayanmış durumda. İstikrarlı hükümetimiz ve üretken ekonomimiz ne kadar da söylendiği gibi ayakta dim dik duruyor maşallah. Ama hemen kötülemeyin. Dünya yerle bir oldu. Bunlar hep oyun. Neyse….

Ülkeye girdikten sonra yavaş yavaş zaten bu para birimlerine alışacaksınız. Ama gitmeden önce tren bileti alacaksanız 1 haftalık tren bileti için 227 dolar, 14 gün için ise 363 dolar para ödeyeceksiniz. Bu tren bileti de Paris’den 2-3 iş günü içerisinde adresinize gelecek. Zaten aşağıda anlatıcam hepsini. Ancak genel olarak ulaşım o kadar kolay ki. Metro, otobüs, uçak, banliyö trenler ülkeyi bildiğiniz sarmış olacak. Sarmaktan kastım, lafta değil. Gerçek anlamda. Aşağıda ki metro hattına bakınca, ne demek istediğimi anlarsınız.

Tokyo Metro Hatları

Tokyo Metro Hatları (Bu görünen kısmı)

Biliyorum. “Bu ne ya.” diyorsunuz şu anda. Anlayış işte. Adamların metro hattı bu. Hani şu atom bombası atılıp, yerle bir olduğu söylenen ülkenin. Ama rahat olun. Ben zaten bütün gittiğim şehirlerde de tek tek hangi durakta ineceğinize kadar yazacağım. Genel hatları ile de size biraz özet geçeyim.

Uçak- Japonya’ya nasıl gidilir ? Türkiye’den direkt olarak başkent Tokyo’ya veya Osaka’ya uçabilirsiniz. Sık düzenlenen seferler var. THY, ANA havayolları en çok uçan firmalar ve gidiş geliş yaklaşık 2000-2200 TL civarında. Aktarmalı olarak uçacak olursanız daha ucuza mal olacaktır ve Emirates, Alitalia, Katar Havayolları ile 1800 Tl civarında bir ücreti olacaktır. Ama inanın bazen öyle kampanyalar oluyor ki 1300 liraya bile bilet görmüştüm. Ama sadece gidiş 30 saat sürüyor. Bu yüzden daha ucuz oluyor. Eğer Japonya’ya civar ülkelerden gelecek olursanız, Güney Kore’den veya Çin’den tek yön 300, gidiş geliş 600 liraya bu işi halledebilirsiniz. Muhtemelen çoğunuz Güney Kore’den geleceksiniz ve Peach hava yolları en uygunu olacak. Bu işleri biraz araştırmak lazım. Çünkü yoğun sezonda heryerde olduğu gibi fiyatlar şaşırtıcı derece de olabilir ve pek muhtemel 3,000 TL’ye bile bilet bulamayabilirsiniz.Haberiniz ola…

Tokyo Hanede Havalimanı

Tokyo Hanede Havalimanı

Karayolu- Ülke içerisinde öyle yaygın tren yolları var ki, muhtemelen para sıkıntınız yoksa otobüse falan minnet etmeyeceksiniz. Ama bilesiniz trafik sol şeritte işler ve otobüsler trenlere göre yarı fiyatınadır. Biz hiç şehirlerarası ulaşımda otobüs kullanmadık . Eğer şehirlerarası otobüs kullanacaksanız, gideceğiniz rotaya göre değişmekle beraber, genellikle 3,500-5,000 Yen arasında bir ücrete mal olur. Şehirlerarası bilet almak için tıklayınız. Şehir içinde ise bir çok belediye otobüsüne kolayca binebilirsiniz. Özellikle Hiroshima ve Kyoto’da bolca otobüs kullanıyor olacaksınız. Böyle şehirlerde en güzel yol günlük otobüs pass i almak olacak. Zaten Kyoto ve Hiroshima yazımda tek tek anlatıcam. Ama genelde tek yön biletler 250 yen civarında.

Tren Yolu-  Elin Japonları öyle bir tren yolu yapmışlar ki, yani nasıl anlatsam, nereden başlasam, nasıl övsem bilemiyorum. Gitmeden önce gidenler “Bir trenler yapmış adamlar, bizim oğlan inanır mısın havada gidiyormuş yahu.” diyorlardı.  Doğruymuş. Adamlar yapmış. Metrolar, trenler, banliyöler, hızlı trenler. Sadece yapmamış düşünmüşler. Aktarma noktalarındaki kolaylık, hatların planlaması, terminallerin güzelliği, insanların nezaketi herşeyin dakikliği… Allah kahretsin ki köyden indim şehre duygusunu yaşatıyorlar bize. Ağzınız açık kalacak helal olsun diyeceksiniz. Hatta ülkenin tren hatlarını göresiniz diye de aşağıya fotoğrafını ekliyorum.

Japonya Tren Hatları (JR Lines)

Japonya Tren Hatları (JR Lines-O çizgiler tren yollarını temsil ediyor)

Gördüğünüz gibi ülkenin en güneyinden, en kuzeyine tren ile yolculuk etmek mümkün. Şimdi, bu adamların şehirler arasında kullandıkları farklı trenler var. Kimisi, bütün duraklarda duruyor, kimisi biraz daha az durakta duruyor, kimisi ise direk varış noktasına kadar durmadan gidiyor. Şehirler arası ulaşımda kullanacağınız bu trenler JR (Japan Railways ) olarak biliniyor. Diyelim gitmeden önce biletinizi aldınız. Bilet alacağınız site için tıklayınız. Hani Avrupa’da bir tren bileti alıp, Interrail, neredeyse heryere bu tren biletine bir kez para ödedikten sonra kullanarak gidiyorduk ya. İşte buda aynen öyle işte. Kendiniz artık planınızı yaparsınız. 7 gün 230 dolar, 14 gün 364 dolar, 21 gün ise 465 dolar. Önce kaç gün kalacağımıza karar verelim. Biz 7 günlük bir bilet aldık. Çünkü 10 gün kalacaktık ve ilk 3 gün, ilk gideceğimiz şehri ve civarı gezecektik. Bu yüzden 3 gün boyunca zaten yakın olan lokasyonlara para ödeyerek gittik. He birde dilerseniz belirli bölgeler için de bilet alabilirsiniz. Bu bilet daha ucuz oluyor. Yukarıda yazdığım fiyatlar bütün bölgeler için geçerli. Yok ben sadece belirli bölgelerde bilet fiyatlarına bakayım dersen, Regional Passes yani o bölgede geçerli bilet al. Tıklayınız efendim.

Kaç gün geçerli bilet alacağınıza ve hangi şehirlerde geçerli olacağına karar verdiniz mi ? Şimdi bilet alırken, “Date of Departure to Japan” yani Japonya’ya geleceğinizi tarihi seçiyorsunuz. Sonrasında artık bilgileri doldurup bileti satın alıyorsunuz. Ama 20 dolarda sizden kargo parası alacaklar. Toplam rakama 20 dolar da ekleyeceksiniz.

Biletiniz kargoyla adresinize geldi. Ama UNUTMAYIN ki o hala sizin biletini değil. Bileti alırken belirttiğiniz tarihte veya öncesinde, Japonya’ya gittiğinizde size gelen bileti götürerek bir JR ofis bulacaksınız. JR ofislerin listesini görmek için tıklayınız. Bu JR ofise biletinizi vereceksiniz ve size hangi günden itibaren biletinizin başlatılmasını soracaklar. Yani bileti alırken belirttiğiniz tarihi dilerseniz gidince değiştirebilirsiniz. O yüzden içiniz ferah olsun. Ofise gittiniz, dilediğiniz tarihi söylediniz ve artık biletinizi normal JR bileti haline çevirttiniz.

Fransa'dan Gelecek Olan Bilet

Fransa’dan Gelecek Olan ve Sizin JR Ofise Vereceğiniz Bilet

Peki trenlere nasıl bineceksiniz ?

Şimdi. Önce JR aldığınızı varsayarak anlatıyorum. Bütün şehirlerarası veya şehiriçi ulaşımda geçerli olan ve JR hattı dahilindeki trenlere binebiliyorsunuz. Hani şu meşhur Shinkansen yani hızlı trenler varya. Onlara da binebiliyor olacaksınız. Ama bu trenlerde kendi içinde gruplara ayrılıyor. Bunu sakın unutmayın. Her önünüze gelen trene binemeyeceksiniz. Siz bu trenlerden Nozomi ve Mizuho olanlara BİNEMEYECEKSİNİZ.  Bunlar en hızlı trenler. Ama geri kalan diğer trenlere binebileceksiniz. Zaten yapmanız gereken tek şey ; İstasyona geleceksiniz. Gişelere gelip, görevliye biletinizi göstereceksiniz. O da direk kapıdan geçmenize izin verecek ve dilerseniz emin olmak için, gideceğiniz şehrin ismini soracaksınız. O da size bir sonraki trenin,sizin biletinizi geçerli olduğu, peronu söyleyecek. Diyelim 10 numaralı peron. Artık direk perona gideceksiniz ve gözünüz gelecek olan trende olacak. Tren geldi. Bindiniz. Ama her vagona binemeyeceksiniz. Yerlerde koskoca yazılar yazıyor olacak. “Reserved” veya “Non-reserved” diye. Demek oluyor ki, bir “Rezerv edilmiş” birde “Rezerv olmayan” vagonlar var. Sizin biletiniz “Rezerv olmayan” vagonlarda geçerli. Yani kardeşim fakirliğe devam. Rezerv olmayan vagona binip, artık uygun koltuğa oturacaksın. O koltuktan seni kimse kaldıramaz artık. Göresin diye de aşağıya çektiğim vidyoyu ekledim.

Artık bindiniz. Baktınız “Non-reserved” kısmında yer yok. Ama”Reserved” kısmı boş. Yavaştan o vagonda kendine yer bul. Zaten bir sonraki durakta bir çok koltuk boşalır. Hemen tren durunca, uygun koltuğa geçersin. Nasıl biraz daha netleşti mi ?

Şimdi kardeşim, bu trenler hem lüks hemde çok hızlı. 300 km civarında hız yapıyor. Dediğim gibi o 500 km civarında hız yapanlara siz binemeyeceksiniz. Adamlar bu trenleri 1959 yılında yapmışlar. İlk seferini de 1964’de Tokyo-Osaka hattında hizmete açmışlar. Daha o zamanlar bile adamların trenleri 200 km den fazla hız yapıyormuş. Adamların tren yoluna bu denli yatırım yapmalarının sebebi ise, ülkenin yarısından çoğunun dağlık arazi olması. Bu yüzden demiryoluna çok ama çok önem vermişler. Hatta şehrinde içerisinde geçen hatları görünce insanın şaşırmaması içten bile değil. Hatta binanın içerisinden geçen demiryolu bile var bu ülkede. Gerisini siz düşünün…

Gördüğün Gibi Koskoca Non-Reserved Olanlar Yazılıyor

Gördüğün Gibi Non-Reserved Olan Vagonlar Panolarda da Belirtiliyor

Bütün hatların uzunluğu ise günümüzde 2,500 km’den fazla. Her yıl yaklaşık 300 milyon yolcu, dünyadaki bütün hızlı trenlerle taşınan yolcu sayısından fazla, bu trenlerle taşınıyor ve bir çok tren istasyonunda locker yani eşyalarınızı kilitleyebileceğiniz dolaplar, dolap boyuna göre 400-600-800 yen civarında, bulunuyor. He birde, bu tren biletlerini sadece yabancı vatandaşlar veya yurtdışında yaşayan Japonlar satınalabiliyor. Yani bu bilet Japonya’da değil, Japonya’ya gelmeden önce satın alınabiliyor. Bunu sakın UNUTMAYINIZ…

Peki ya JR (Japan Railways) bileti almazsam ? Trenlere binebilir miyim ?

Binebilirsin tabi. O halde tek tek bilet alman gerekecek. Bilet alacağın site için tıklayınız. Buradan rotanı seçersin ve gidince biletini alırsın. Bence ülkeye gittikten sonra biletini al. Gitmeden önce  ne olur ne olmaz bilet alma derim. Fiyatlar ise genelde Hiroshima-Kyoto veya Kyoto-Tokyo rotaları, 8,000-11,000 yen civarında oluyor. Ama 1 haftalık tren bileti alırsan sana 35,000 yene mal olur.Ne kadar gezeceksen ona göre planlarını yaparsın.Seçim senin. Hatta nasıl bilet alınacağını da gör diye çektiğim vidyoyu aşağıya ekledim.

Peki bu trenlerin saatlerini görebileceğim bir site var mı ?

Var. Bu site sizin canınız olacak. Site için tıklayınız. Buradan gideceğiniz rotayı seçebilirsiniz. Bu rotaya göre, trenin saat kaçta, nereden kalkacağını ve varış bilgilerini görebilirsiniz.  “Yok. Ben bu siteden birşey anlamadım.” dersen, gir Google Haritalar’a. Oradan gideceğin yeri yaz. Sana nasıl gitmen gerekir, kaça mal olur, ne kadar sürede varırsın v.s bilgileri tek tek veriyor olacak. He birde. Zaten hemen hemen bütün şehirlerde bedavaya wi-fi var. Bu konuda hiç sıkıntı çekmezsin.

Peki ben ne öneririm ?

Hemen hemen bütün şehirler arası ulaşımınızı harika hızlı trenleri Shinkansen ile sağlayın. Çok keyifli. İçerisinde ki konforu mutlaka görün. Sigara içiyorsanız odaları bile var. Ama sigara odası demeye bin şahit ister. Öyle temiz. Öyle ferah. Çok gezecekseniz haftalık veya 10 günlük yada 2 haftalık pass alın. Gideceğiniz güne göre artık onu siz kendiniz planlayın. He, eğer “Abi. Öğrenci adamız. Daha ucuz yolu nedir bu işin ?” derseniz, otobüsle gezin. Bizim otobüslere göre daha eski. Ama neredeyse yarı fiyatına. Vaktiniz varsa 4 saatte değilde, 8 saatte gidersiniz. Seçim senin dosdum…

Shinkansenlerin İç Kısmı

Shinkansenlerin İç Kısmı

Şehiriçi Ulaşım: Şehirlerde tek tek yazacağım. Ama yinede şunları bilin. JR Pass almışsanız, bu JR Pass şehir içinde bulunan JR hatlarında da geçer. Ayrıca bu JR Pass’i, Miyajima’ya giderken kullanacak olursanız, feribotta da geçerli olacak. He, eğer şehir içinde metro veya otobüs kullanacak olursan, merak etme. Bolca seçim şansın olacak. Başlangıçta kafan karışacak. Ama yönlendirme panolarını gördükçe, bir süre sonra işin piri olacaksın. Zaten adamlar herşeyi çok net bir şekilde fotoğraflarla ve planlarla özetlemişler. Mesela bir hat düşün. Bu hatta renk vermişler mesela kırmızı. Sonra da demişler ki bu hattın adıda M olsun. İlk durağın başladığı nokta M1, bir sonraki durak M2 şeklinde ilerlemiş. Senin yapman gereken tek şey, ineceğin durağın bu hattın hangi durağında olduğunu bilmen. Mesela Osaka Kalesine gideceksen, mavi hatta yer alan Tanimachi 4-Chrome durağında ineceğini ve bu durağında T23 numaralı durak olduğunu bilmelisin. Zaten ben hepsini durak durak yazılarda söyleyeceğim. Ama göresiniz diye bilet alırken çektiğim bir vidyoyu aşağıya ekledim.

Japonya vizesi ?

Aradan çıkarayım. Çok hızlı olacağı için belirteyim dedim. 90 güne kadar vizeden muafız. Yaklaşık 7 saat hayatı bizden ileride yaşayan bu güzel ülkeye seyahat etmek için en güzel sebeplerden birisi de bu. Birde ülkede priz bizimkiyle aynı değil. Amerika da kullanılan prizlerden. Haberiniz ola…

6. Japonya’da yeme-içme

“Guzummm. Sakın oralarda pis pis çiğ şeyleri yeme. Ne varda yine gidiyorsun. Aç kalıp geri dönücen. Zayıflıcan yine.” Bu sefer yanılan anam oldu. İlk defa bir ülkede aç kalmadım dostlar. İlk defa “Hemen acıksam da bi kez daha yemek yesek.” dedim. İlk defa bir ülkenin yemeğini bu denli sevdim. Adamlar kötü birşey yapmaz mı arkadaş ya. Yapmıyorlar sahi…

FETHİYE’de okula gitmeden önce 2 ebi 1 de nigiri atmadan annem okula göndermezdi. Beslenme çantama da suşi setini soya sosu ve vasabisi ile koyardı. Biz böyle büyüdük. Yoksa siz ???

Şaka maka, hiç bir fikrim yoktu Japonya yemekleri hakkında. Ta ki İstanbul’ da farklı lezzetler peşinden koşana dek. Başta herkes gibi bende nefret ettim bu mutfaktan. Özellikle 5. Tat konusunda hassas olan insanların taptığı bu mutfak sonradan benimde hastası olduğum bir mutfak oldu. Sunumu, lezzeti, farklılığı bambaşka olan bu mutfağın en önemli şehri Osaka. Özellikle suşi seviyorsanız Tokyo. Adamların restoranlarının o muhteşem tasarımları, içeride püfür püfür sigara içilse bile, hiç ama hiç kokusunu dahi size hissettirmeyen ve sürekli havayı temizleyen havalandırma sistemlerinin modernliği, oturduğunuz bir restoranda size hizmet ederken ne yapacağını şaşıran çalışanları ve hemen hemen bir çok restoranın size hiç bitmemesi için dua ettiren o harika bahçelerinin sunduğu manzaraları. Aklınız gidecek. Ruhunuz dinlenecek bu restoranlarda. Hemde ödeyeceğiniz rakamlar 10-20 dolar gibi bir ücret olacak. Neyse ben bütün bu şehirlere ve ülkenin yemeklerinin tektek neler oldugunu sayayım. Umarım canınızın çekmesine neden olmam. Şimdiden özür dilerim…

Japonya'da Sıradan Bir Restoran

Japonya’da Sıradan Bir Restoran

Önce; Japonya’da bir çok restoranda oturma parası ödersiniz. Bunu unutmayın. Özelikle Tokyo’da. 300 yen gibi bir rakamdır kişi başı. Yemek başlamadan önce de ıslak havlular getirirler. Su bedavadır. Haydi direk Japon yemek kültürünün inceliklerine başlayalım. Japonya’da ne yenir ? Japon yeme-içme kültürü nasıldır ? Hangi tür Japon yemeklerini yemeden dönmemek gerekir ?

İzakaya

Türkçe karşılığı meyhane. Adamların iş çıkışında kadınlı-erkekli gelip, içip, yemek yedikleri yer. Küçük küçük ara sokakların arasında kaybolurken, genelde daracık olan minnacık restoranlar. Gelmişken, Japon halkını gözlemlemek için mutlaka denenmeli. Birde bu izakayaslar farklı konseptlerde olabiliyor. Bazıları sadece  Yakitori (Tavuk ızgara) üzerine olurken, bazıları ise normal restoranlarda ki gibi daha geniş yemek çeşitlerine sahip olabiliyor.

İzakaya

İzakaya

Tatami

Bir çok restoranda ayakkabılarınızı çıkarmanızı rica edebilirler. Daha sonra ise yerde serili olan masanın etrafına bizdeki gibi oturmanızı isteyebilirler. İşte bu oturduğunuz yerde bulunan ve genelde prinç saplarından oluşturulan kilim veya mindere “Tatami” diyorlar.  Oldukça hoş tasarlanan ve insanın hiç çıkası gelmediği Japon restoranlarında, oturmakla kalmayıp, uzanmak bile isteyebilirsiniz.

Tatami

Tatami

Suşi

Japonya’da ne yenir ? Suşiden başlayalım. Şimdi. Adamların toprakları yok. Haliyle denize açılmışlar. Civardaki verimli okyanuslarda avlanmışlar. Bu balıkları da yemeklerinde kullanmışlar. İşte bu bolca tükettikleri bu suşi ise, pirinç sirkesi ve şeker ile tatlandırılmış haşlanmış pirinç (şari) üstüne veya içine balık, diğer deniz ürünleri veya sebze gibi malzemeler (neta) konarak servis edilen bir yemek türüdür. Evet. Bildiğiniz çiğ balık özünde. Ama bu suşinin bir çok çeşidi vardır. Maki, California Roll, nigiri, ebi bunlardan sadece başlıcaları ve en çok tüketilenleridir. Aslında California Roll diye bir suşi türü Japonya’da yoktur. O tamamen pazarlama amacıyla türetilmiştir. Bu suşi restoranları da aslında 1980’ler de diğer ülkelerde popüler olmuştur. Benim için ise en güzel suşiler; isim olarak vermeyeceğim. Bence fotoğraflara bakın, gözünüze güzel görünen ne varsa tek tek deneyin. Zaten fotoğraflardan görüyor olacaksınız. Ama genelde somon, karides ve orkinostan yapılanlar en lezzetlileri. Aşağıda örnek bir fotoğraf ekledim. Pek muhtemel sizin gideceğiniz restoranlarda da böyle fotoğraflar olacak.

Suşi Menüsü

Suşi Menüsü

Ülkede ise suşi yerken 2 türlü restoran göreceksiniz. Bir tanesi Kaiten Zushi yani bir bant ve bu bantın üzerinde önünüzden geçen tabaklar. Her farklı renkteki tabakta ise farklı renkte suşi. Her farklı renkteki tabağın fiyatı da farklı. Tabakların dönen bantın üzerinden tek tek önünüzden geçer. Sende dilediğini seçersin ve tabakları önünde biriktirirsin. Genelde kişi başı 2,000 yene, krallar gibi, patlayana kadar suşi yiyebilirsin. Bir diğeri ise, normal suşi restoranlarıdır. Ya usta direk karşınız da suşiyi hazırlar ya da masanıza getirirler. Bunlar biraz daha pahalı olur. Genelde kişi başı 2,500-3,000 yen. Kaiten Zushi’de çektiğim vidyoyu da aşağıya ekledim.

Saşimi

Sadece balığın çiğ olarak servis edilmiş halidir. Bu aradaki farkı unutmayınız. Suşiden en önemli farkı, tek başına, yanında balık veya sebze veya pirinç gibi başka hiçbirşey olmadan sunulan halidir.

Maki

Pirinç ve içine konan farklı malzemelerin deniz yosunu ile sarılıp, dilimlere ayrılmış hali. İçerisinde balık olmadığı için ben çok sevmiyorum. Ama eğer balık sevmiyorsanız sizin favoriniz olabilir.

Saşimi

Maki

Tempura

Genelde çoğu insan bunu karides olarak bilir. Ama özünde, çok hafif bir kızartma tekniğidir. Deniz mahsulleri veya sebzelerin kızartılmasıdır. Ama benim favorim, karidesli olanıdır. Mutlaka deneyin.

Karides Tempura

Karides Tempura

Nigiri

Nigiri ise, pirinç topunun üzerine balık veya başka deniz ürünlerinin konmuş halidir. Benim için en güzeli karidesli olanıdır. Karides yerine bazen somon, bazen orkinos da konabilir.

Nigiri-Karidesli

Nigiri-Karidesli

Soya sosu ve Vasabi

Bir suşi, soya sosu ve vasabi olmadan pek muhtemel lezzetli olmayacaktır. Pirincin soya sosunu ve vasabiyi karıştırıp hazırladığınız karışıma batırıp öyle tüketilmesi tavsiye edilir. Merak etmeyin zamanla alışırsınız. Vasabi, kendi adındaki bir bitkinin (Wasabia japonica) köklerinden elde edilen çok acı ve macunumsu bir çeşnidir. He birde acıdır dostlar. Bilesiniz. Bu ülkede tuz kullanılmaz. Yerine soya sosu kullanılır. Peki nedir soya sosu ? Soya fasulyeleri, kavrulmuş tahıl, su ve tuzdan yapılan fermente bir sosdur. Hemen hemen bütün restoranlarda bulunur. Sadece Japonya değil, bir çok Doğu ve Güneydoğu Asya mutfağında karşınıza çıkar.

Nigiri-Karidesli

Yeşil Olan Vasabi ve Küçük Tabaktaki ise Soya Sosu

Chopstick (Hashi)

Japonlar aslında buna “Hashi” diyorlar. Adamların herşeyi farklı. Ama bizim ülkemizde herkes, yemek yerken kullanılan çubuklara “Chopstick” dediği için, başlığı bu şekilde yazayım dedim. Japonya’da onun adı “Hashi” dostlar. Bilesiniz. Chopstick derseniz anlamayabilirler. Ama genel itibari ile, adamlar hep bu çubukları kullanarak yemeklerini yerler. Bu çubuklar 6,000 yıldan fazladır Doğu Asya ülkelerinde kullanılır. İlk Çinliler kullanmıştır. Sonrasında neredeyse bütün Doğu Asya’ya yayılmıştır. Bu çubuklara hemen alışmak zordur. Şimdi anlatacağım ama inanın nasıl anlatılır bende bilmiyorum. Siz en iyisi mi gidince garsona sorun. Bu işler yaşayarak öğrenilir. Ama ne yapın ne edin öğrenin. Bu çubuklarla yemek yemek çok eğlenceli.

Hashi

Hashi

Kobe Bifteği

Bir inek düşünün. Hani şöyle gayet besili mi besili olanlardan. Şimdi o ineğe bira içirin. Su demiyorum bakın bira diyorum. Bir yandan da bu hayvana masaj yapın. Rahatlasın hayvancağız. Hayal edebildin mi ? Başta bende edememiştim. Ama hayal et kardeşim. Gitmeden önce her duyacağın yeni ve enteresan bilgiye kendini hazırla. Çünkü burası Japonya ve evet. Dünyanın en iyi ve pahalı eti olarak bilinen Kobe eti de aynen söylediğim şekilde beslenen bu ineklerden, Japonya’da elde ediliyor. Klasik müzik dinletilerek özel bir bira ile özel yetiştiricileri tarafından besleniyorlar. Bu bira etin güzel ve dengeli olması için içiriliyor. Hayvan yağlanmıyor. Masaj yapılarak kaslanmasını da engelliyorlar. Böylece et yumuşak oluyor. Kilosu ne kadar mı ? Sıkı durun. 1,000 dolar. Ama yurtdışında. Yerinde yani Kobe’de yerseniz porsiyonu (200 gram) yaklaşık 4,800 yen yani 40 dolar. Değer mi ? Yemeden dönmeyin derim… Hatta çektiğimiz vidyoyu da aşağıya ekledim. Şimdi orda olmak vardı…

Noodle (Erişte)

Un, yumarta, yağ ve tuz karışımı olan hamurun, kibrit çöpü ebatlarında kesilmesi sonucunda oluşan bir makarnadır. Genelde sebzeli, deniz mahsullü veya etli servis edilir.

Noodle

Noodle

Udon

İşin özeti ; yukarı da anlattığım noodle’ın kalın hali. Ama genellikle sulu olarak servis edilir. Çorba gibi düşünün. Ama noodle da ise su olmaz. Daha kurudur fotoğraflardan anlayacağınız üzre.

sada

Udon (Solda) ve Karides Tempura (Sağda)

Ramen

Aslında Çin kökenli olan bu yemek, çorba içinde sunulan eriştenin Japon mutfağındaki adıdır. Japonya’da çok ama çok meşhurdur. Özellikle Kyoto’da bir çok yerde tadılmalıdır. Udon’dan en önemli farkı ise daha ince oluşudur. Ayrıca daha yumuşaktır. Özellikle Kyoto’da, kendinizi bu yemeğin bulunduğu kaseyi kaldırıp, direk dikerken bulacaksınız. Fiyatı genelde 800 yen civarındadır.

Udon

Ramen

Okonomiyaki

Bazı şehirler vardır. Yemek için yaratılmıştır. Oraya gittin mi yemek yesen yeter, başka birşey yapmana gerek yoktur. Osaka gibi. Bu şehir ülkenin gastronomi şehridir. Bu şehre özgü yemeği ise işte Okonomiyakidir. Farklı sebzelerin, içerisine et veya balık konarak, hazırladıkları özel hamur (su,un, yumurta) ile ızgaranın üzerinde önlü arkalı pişirilmiş halidir. Piştikten sonra da kendilerine has Worchestershire sosu eklenerek afiyetle yenilir. Dilerseniz ketçap veya mayonez de ilave edebilirsiniz. Genelde 1 kişilik fiyatı 900 ile 1,000 yen civarındadır. Aşağıda çektiğim vidyoda da nasıl yapıldığını görebilirsiniz.

Takoyaki

Bu ise, daha çok atıştırmalık olan ve ahtopotun etinin hamur hale getirilip, top şeklinde kızartılmasıdır. Özellikle atıştırmak için yolda yürürken birebirdir. 6’lı veya 8’li set halinde satılır. Genelde 500 yen civarındadır.

Takoyaki

Takoyaki

Fugu Balığı

Nehir domuzu olarak da bilinen bu balık zehirli bir balıktır. Yanlış pişirildiğinde insanı öldürür. Ama yine de insanlar tüketir. Hatta vakti zamanında Japonya İmparatorluğu tarafından yasaklanmıştır. Bu balığın ustası olmak için 11 yıl eğitim almak gerekir. Lisansını almak için de önce pişirdiği balığı yemelidir. Eğer testi geçerse, lisansını alır.

Fugu Balığı

Fugu Balığı

Steamed Meat Dump

Bizim haşlanmış mantıya benzettiğimiz ama özünde haşlanmış etin, hamur ile sarılıp, suyun içinde haşlanmış bir şekilde servis edilmesidir. Hem et hem de deniz mahsullü olabilir. Özellikle Kyoto’da denemelisiniz. Fiyatı genelde 350 ile 400 yen arasında değişiyor.

Steamed

Steamed Meat Dump

Şabu şabu

Kendin pişir kendin ye. Hani şu Güney Kore gezi notlarımda bahsetmiştim. Kore barbeküsü vardı. Size eti getiriyorlardı ve sizde közün üzerinde kendiniz pişiriyordunuz. Bu da işte aynı mantıkta. Ama bu sefer ızgara yerine, kaynayan bir su var. Çok ince dilimlenmiş etleri, içerisinde farklı sebzelerin olduğu kaynayan suya batırıp çok az  bekletiyorsunuz ve haşlanan eti, yanında gelen soya sosu gibi farklı soslarla beraber yiyorsunuz. Fiyatı genellikle 1,500-2,000 yen civarında.

şa

Şabu Şabu

Miso Soup

Bu çorba çok güzeldi bak.128 yen ödemiştik Tokyo’da. Balık çorbası idi. Mutlaka denenmeli.

Yakitori

Bildiğiniz mangalda soslu şiş tavuk eti. Ancak biraz pahalı (Tek şiş 140 yen). Özellikle Tokyo’da çok meşhur.

Yakitori

Yakitori

Sake

Pirinç rakısı. Restoranlarda olmazsa olmaz. Soğuk veya sıcak içilebiliyor. Kendine has bardakta geliyor ve yavaş yavaş içiyorsunuz. Sek olduğu için çok içmemekte fayda var. Çarpabilir. Restoranlarda 400 yen civarında.

Sake

Sake

Bira

Dünyada yer alan bir çok global marka aslında ülkenin marketlerinde bolca bulunabiliyor. Ama özelikle yerel bir tat aramak isterseniz, Asahi birasını tavsiye ederim. Fiyatlar genele 250 yen civarında. O da 2 dolar gibi bir rakam ediyor.

Yemekte görgü kuralları

Japonlar için herşeyde olduğu gibi, yemek yeme kültüründe de saygı ve adap önemlidir. Yemek yerken, ki özellikle noodle-udon, höpürdeterek yiyebilirsiniz. Bu, yemeğin ne kadar lezzetli olduğunun göstergesi olarak kabul edilir. Hashi yani Chopstickleri kullanırken ise ; birbirinize hashi ile yemek vermeyin. Bir şey ya da birisini hashiyi kullanarak işaret etmeyin. Birde restoranların önünde neredeyse her zaman sıra görüyor olacaksınız. Bazı restoranların bildiğiniz fanları oluyormuş. O yüzden 10 dakikalık yemek için 1 saat sıra bile bekliyorlar. Böyle durumlarda sıraya girip, bekleyiniz. Kaynak olayı Japonya’ da sözlükte olmayan bir terimdir. He birde eğer Japon birisi ile yemek yiyorsanız, herkes masada olmadan yemeğe başlamayın. Yemeğe başlarken “itadakimasu” bitirirken ise “gochisousama” diyebilirsiniz. Bakalım nolcak…

Küçücük Restoranlar

Küçücük Restoranlar

Fast Food ve Market Zincirleri

Heryer Mcdonalds-Burger King-KFC-Starbucks. Bu konuda hiç sıkıntınız olmasın. Bizim için tek sıkıntı kahvaltı idi ki onu da VIE DE FRANCE restoranlarında hallettik. Bizim Simit Sarayı mantığında restoranlar ve gerçekten sabah kahvaltısı için oldukça seçim şansınız var. Fiyatlarda gayet makul. Mutalaka bu cafede sabah kahvaltınızı yapın. Birde bütün zincirlerde fiyatlar da genellikle 500-1,000 Yen arasında değişir. Birde heryerde 7/11, Familymart veya Lawson gibi marketler 7/24 bulunur. Bu marketler yiyecek, içecek, sigara ne ararsanız bulunur. Bizim küçük Migros veya Tansaş mantığındadır. Hem kredi kartı geçer hem de nakit. Bu konuda çok rahat edersiniz. Tek sıkıntı içerisi her daim soğuktur. Yaz aylarında dikkat etmek gerekir. Dışarısı çok sıcak içerisi buz gibidir…

7/11

7/11

7. Japonya’da konaklama

Pahalııııııııııııııııııııııııı. Çok pahalı dostlar. Şu ülkede en pahalı 2 şeyden birisi bu. Haberiniz olsun. Otelleri görmek için tıklayınız.Japonya’da nerede konaklanır, Japonya’da konaklama kaça mal olur ?” diyenler için  genel hatları ile özet geçmek gerekirse ; 4 farklı şekilde konaklayabilirsiniz :

1.Ryokan : İlk önce ülkeye has konaklama şekli olan Ryokan’lar da konaklamadan bahsedeyim. Ryokan nedir ? Bunlar geleneksel Japon otelleridir. Genelde 1 veya 2 katlı olurlar. Ahşaptandır. Sizi çay seremonisi ile karşılarlar. Yer yataklarında yatırırlar. Sabah kahvaltısında pilav, Japon usulü yemekler yersiniz. Aynı Japon bir aile nasıl yaşıyorsa öyle yaşarsınız kısacası. Gelmişken denemelisiniz. Ama oldukça pahalıdır. Genelde 1 gün için 2 kişi 200 dolar civarındadır. Para konusunda sıkıntınız yoksa mutlaka deneyin. Özellikle Kyoto şehrinde çok populerdir.

Ryokan

Ryokan

2. Oteller : Japonya’da bolca otel bulabilirsiniz. O konuda sıkıntınız olmasın. Ama özellikle Kyoto’da ve Tokyo’da çok ama çok pahalıdır. 2 kişi gecelik 60-80 dolar civarında ödersiniz. Ancak şunu da hatırlatayım. Bazı ucuz oteller Love Hotel yani aşk otelleridir. Buralar özel konseptli otellerdir. Yani çiftler buraya genelde gece hoşça vakit geçirmek için gelirler. Bunlar biraz daha ucuz olur. O yüzden eğer gece rahatsız olmak istemiyorsanız veya aile olarak gelecekseniz, bu otellerde kalmamaya gayret gösterin derim. Heyecan peşindeyseniz, farklı bir deneyim olsun diyorsanız, kalabilirsiniz.  Seçim sizin…

3.Hostellar : Benim en sevdiğim. Çünkü Japonya’da farklı şeyleri öğrenip, muhabbet edip, bilmediğiniz şeyler hakkında, sizin gibi turist olan özellikle dünya turu yapan veya gezgin olan seyyahlardan çok güzel öneriler alabilirsiniz. Sosyalleşmek için birebirdir. Ayrıca bunlar daha uygundur. Genelde 6-8 kişilik odalarda konaklarsınız. 2 kişi 40-60 dolar ortalama ödersiniz. Daha ucuza da mal olabilir. Güne ve şehre göre çok ama çok değişken.

Kapsül Oteller

Kapsül Oteller

4. Kapsül oteller : Bildiğiniz tabut gibi bir yerin içerisinde yatak olduğunu ve sizin odanızın da o yatağın bulunduğu küçük bir bölge olduğunu  düşünün. Bu taputun içerisinde bir yatak ve kapı olarak da bir örtü. Hepsi bu. Özellikle Tokyo’da çok yaygındır ve kişi başı olarak ödeme yapılır. 15 dolara bile kalacak yer bulabilirsiniz. “Konaklama çok önemli değil, yeri güzel olsun.” diyenlerdenseniz, tam sizlik. Ortak banyosu ve mutfağı vardır. Aynı zamanda eşyalarınızı kilitleyebileceğiniz dolaplarda bulunur. Hatta banyo demişken, özellikle Tokyo’da bir çok kapsül otelin, aynı zamanda “onsen” yani bizdeki “hamam” konseptinde büyük banyoları vardır. Gelmişken denenmeli.

Genel hatları ile, Japonya konaklama açısından pahalıdır. Ama bir Norveç veya İsveç değildir. Çünkü Kapsül oteller sayesinde, fiyatlar makul hala gelebiliyor. Çift olarak gelecekseniz, hostelların özel odalarında da konaklayabilirsiniz. Bu arada bizim ortalama olarak günlük kişi başı konaklama harcamamız 25 dolar idi.

8. Japonya’da eğlence

Gece Hayatı

Ya vallahi billahi ben bu Japonları böyle bilmezdim a dostlar. Bu nasıl bir sarhoşluk, bu nasıl bir çılgınlık ve en kötüsü ne biliyor musunuz ? Bu nasıl bir saldırganlık ? Saldırganlık derken, sarhoş olan gençlerin karşı cinslere olan saldırganlıkları. Kızları da öyle erkekleri de. Peki iyi güzel de neden ? Neden, bizim sürekli utangaç, çekingen, sakin, kimseye zararı olmayan, kendi halinde bildiğimiz bir toplum, nasıl oluyor da böyle çığrından çıkabiliyor ? Anlatayım…

Öncelikle, artık dünya globalleşti. Herkes heryerde. E haliyle kültürel etkileşim sayesinde, sizin çok yabancı olduğunuz şeyler, bir anda yanınızda bitebiliyor. Japonya’da son yıllarda artan turist akını yüzünden yoldan çıkmışlar. İnsanlar etkilenmiş. Haliyle üzerine birde arkası kesilmeden içilen alkol, ki özellikle insanı fena çarpan sakeler, ve diğer alkoller yüzünden millet çılgınlar gibi eğlenir olmuş. Yerlerde sürünen o takım elbiseli abiler, garip garip saç tarzına sahip olan Japon gençler, üzerinde neredeyse 3 cm uzunluğunda eteği olan ve zar zor ayakta duran genç kızlar. Herkes sarhoş. Özellikle Tokyo’da. Tamam da neden bu kadar sarhoşlar ?

Tokyo Gece Kulüpleri

Tokyo Gece Kulüpleri

Adamlar gündüz çekingenler. Üzerine birde deli gibi çalıştıkları için, gün içerisinde sosyalleşmek çok ama çok zor. Öyle ki, gündüz masa başında uyursanız çalışkan olarak kabul edilen bir ülke vatandaşısınız. İşte bu kadar çalışıp bu kadar utangaç oldukları için, akşamları dağıtıyorlar. Dağıttıkları zaman umurlarında olmuyor. Gündüz sizin yüzünüze dahi bakmayan insanlar, gece Nuri Alço ve ekibi haline geliyor.

Gece kulüplerinde ordan oraya saldıran kızlar-erkekler. Evet. Kızlar da saldırıyor. Böyle birşeyi bizde tahmin etmiyorduk. Ama bize değil tabi. Biz kendimizi korumasını her daim bildik. Ayakta dahi duramadıkları için, önlerine gelen sarhoş yabancı erkeklere saldırıyorlar. Peki erkekler ? Onlar her daim aç.  O yüzden gittiğinizde  ayakta dahi duramayan Japon halkın sizinle iletişim kurmaya çalıştıklarını görünce çok fazla şaşırmayın derim.

Burada biraz gece hayatından özet geçelim. Japonya’da gece hayatı nsaıldır ? Japonya’da gece kulüpleri ve eğlence hayatı hakkında neleri bilmek gerekir ?  Zaten size şehir şehir nerelerde eğlendik, ne içtik, ne yedik hepsini anlatıcam. Ama genel hatları ile,  mekanlara girerken ücret ödersiniz ve bir içecek yanında gelir. Genelde dam sormazlar. Ama gece kulübüne değilde, zenci abilerin peşine takılacak olursanız başınız belaya girebilir. Çünkü onlar başka işlerin peşindedir. Altın kural. UZAK Durun… Ben size doğru düzgün eğlenecek yerleri anlatıcam. Macera aramayın o kadar. En eğleneceğiniz 2 şehir Osaka ve Tokyo olacaktır. Zaten o şehirlere ait yazılarımda gittiğimiz mekanları ve ücretleri tek tek yazıcam.

Tokyo Sokakları

Tokyo Sokakları

Birde sokaklarda yürürken sürekli sizi rahatsız eden ablalar olacak. Hele ki Tokyo ve Kyoto da. Turistlerin en büyük hayallerinden birisi de Japon kadınlarla yatmak olduğu için, bunu bildiğiniz sektöre çevirmişlerdir. Hatta Tokyo ve Osaka’da bırakın sokakları, özel bölgelerde bile Genel Evler vardır. Aynı zamanda Japonlar bu işlerden dehşet paralar kazanırlar. Nerden mi biliyorum ? Benim bilmediğim bir tek 5 vakit namaz…Gerçi onu da biliyorum da henüz işime gelmiyor. Şaka maka bu konularda araştırma yapmayı seviyorum. Bir toplumu anlayacaksanız, önce bu işleri araştıracaksınız. O yüzden ne biliyorsam anlatayım. Gitmeden önce oldukça yazı okumuştum bu konuda. Aynen de söylendikleri gibi idi. Sokaklarda dahi yürürken koca koca ablalar yanınıza gelecekler. 1 saat için sizden 100 dolar isteyecekler. Sokak göstermelik. Konuşma masaj olarak geçecek. Size odayı gösterecekler. Muhtemelen 1 saat diye anlaşacaksınız ama 10 dakika da sürebilir 40 dakika da. Bu size kalmış. Peki bunu nerden biliyorum ? Sokakta bizi çeviren ablanın yanından 2 tane Fransız el sallayarak geçti. Peşlerinden koştuk. “Kardeş siz hayırdır ?” dedik. Anlattılar durumu. 2 de bira ısmarladık çocuklara. Tanıştık kanka olduk. Çay koyduk. Muhabbet ettik. Dünya turu yapıyorlarmış. Her gittikleri şehirde bu işlere de bulaşıyorlarmış. Her bir pislik vardı. Bu işleride ayrıntısı ile anlattılar. Ordan biliyoruz. Bilin. Öğrenin. Ama yapmayın. Böyle salak salak yalandan işlere bulaşmayın. Gidin aşık olun. Sevgilinize hediye alın o paraya. Sokağa atmayın…

Osaka Sokakları

Osaka Sokakları

Şimdi böyle diyorum da, % 90′ ınız gidince Japon kadınları veya erkekleri hakkında merak peşinde koşacaksınız. Ya ben milletimi çok iyi biliyorum. O yüzden amacım her kesime hitap etmek olduğu için, bu işlerinde nasıl yürüdüğünü bilin istedim. Köyden indim şehre olmayın. Rica ediyorum her önünüze gelene inanmayın. Her önünüze gelenle YATMAYIN. Bakın bu işlerin geri dönüşü olmaz. Hayatınız mahvolur. 5 dakkalık zevk uğruna kendinizi, ailenizi yakmayın. Dikkatli olun. Aklınıza birşey gelirse her daim sorun…

Tamam artık bitiriyorum. Gece kulüplerinde çılgınlar gibi eğlenebilirsiniz. Gitmeden önce içip öyle gidin. Alkol çok pahalı. Eğer farklı bir deneyim isterseniz, karaoke mekanlarına da gidebilirsiniz. Ama bunu yapacaksanız, Japon arkadaşlar edinip yapın. Çok daha zevkli olduğunu duymuştum. Aynı zaman da dilerseniz bir çok İzakaya yani meyhana tarzında restoranlara gidebilir, Japon halkının akşamları nasıl vakit geçirdiğini ve restoranlarda içip, sarhoş oluşlarını gözlemleyebilirsiniz. Birde maid cafe lerde vakit geçirebilirsiniz. Ne mi onlar ?

Maid Cafe

Sokakta yürürken, hemşire kılığında veya çok seksi bir kıyafet giyen, animeden fırlamış bir kız görüp, göz göze gelip “Ya kıza bak olum beni kesiyor yaaaa.” diye heyecanlanmayın. Ya hani keser de. Siz yine çok iyi bir kız beklemeyin. Çünkü çok iyi olanlar bu Cafe için çalışan kızlar olacak. Nerden mi biliyorum ? Bir arkadaşım söyledi…

Maid Cafe

Maid Cafe

Neyse. Şaka maka bunu da anlatayım. Nasılsa başınıza gelecek. Şimdi bu kafeler utangaç Japon erkeklerini, restoran ve kafelere çekmek için yaratılmıştır. Çünkü zaten utangaç olan Japon erkekleri, birazda aşırı çekingen oldukları için bu konseptte cafeler oluşturup onları cafelere çekerek konuşturup, sosyalleştirmek istemişler. Farklı konseptte giyinen cici kızlar, hemşire, hizmetçi, anime karakteri gibi giyinirler. Gelen müşterilere sahipleri gibi davranırlar. Bazen kocaları, bazen patronları, bazen arkadaşları gibi davranırlar müşterilerine. Muhabbet ederler, oyun oynarlar, eğlenirler, eğlendirirler. Hem giriş için ücret alırlar hem de içecek için. Aslında işin özünde bunlar birer Cafedir. Ailecek gelen insanlarda görebilirsiniz. Bunu unutmayın. Mekana girip, farklı şeyler aramayın. Hatta biz cafeye girip, kanlı canlı da gördük. Aklımıza gelen ilk soru şu oldu. Bu mekanlar bizde olsa ne olurdu ? Söyliyeyim. Orayı varya yakarlar. O kadar net. O kadar eminim…

Eğlence Parkları

Ülkede devasa eğlence parkları da bulunur. Sadece eğlence parkları mı ? Akvaryumlar, hayvanat bahçeleri, parklar ne ararsanız vardır. Ama özellikle hem Osaka hem de Tokyo bu açıdan oldukça zengindir. Osaka da hem Kaiyukan akvaryumu hem de Universal Studios vardır. Tokyo’da ise Fuji-Q Highland eğlence parkı, ki ülkenin en büyük eğlence parkıdır, en az 1 gününüzü ayırarak mutlaka ama mutlaka burayı görmeniz gerekir. Eğlence parklarına giriş fiyatları 3,000-6,000 yen civarındadır. Kaiyukan akvaryumda çektiğim vidyoyu aşağıda izleyebilirsiniz.

Japon Festivalleri

Japonya bir festival (Japonca’da Matsuri demek) ülkesidir. Biz gittiğimizde (Temmuz ayında), Kyoto’da Gion festivali vardı. Her senede Temmuz ayıonda düzenlenir zaten. Aynı zamanda, Tokyo’da havai fişek festivali vardı. En azından 2 festival görmüş olduk. Eğer sizde gittiğinizde hangi festivalin düzenleneceğini gitmeden öğrenmek isterseniz, adamlar çok güzel bir site tasarlamışlar. Bu siteye göz gezdirip öyle gidin derim. Tıklayınız. Diyorum ya. O kadar yola katlanıp, hiçbirşey kaçırmanızı istemiyorum. Herşeyi görün istiyorum. Hatta ülkedeki en iyi 10 festivali de aşağıya listeledim. Gideceğiniz tarihe göre gitmeden önce bi göz atarsınız.

  1. Sapporo Yuki Matsuri (Şubat -Sapporo) = Kar festivali
  2. Omizutori (Mart 1-14 arasında -Nara) = Budist festivali
  3. Takayama Matsuri (Nisan 14-15 ve Ekim 9-10  Takayama) = Sal Festivali
  4. Sanja Matsuri (Mayısın 3. haftasonu- Tokyo) = Dini Kutlama
  5. Kyoto Gion Matsuri (Tüm Temmuz ayı- Kyoto) = Dini Festival
  6. Nebuta Matsuri (Ağustos 2-7 arasında- Aomori) = Fener Festivali
  7. Kanto Matsuri (Ağustos 3-6 arasında- Akita)= Dini Festival
  8. Awa Odori (Ağustosun ortasında- Bütün Japonya) = Dans Festivali
  9. Nagasaki Kunchi (Ekim 7-9 arasında – Nagasaki) = Dini Festival
  10. Jidai Matsuri (Ekim 22 – Kyoto) = Kyoto’nun Başkent oluşu
Gion Matsuri Festivali-Kyoto

Gion Matsuri Festivali-Kyoto

9. Japonya’da kaç gün kalmalı ? 

Mottomuz ne bizim ? Ben bu siteyi neden kurdum ? Saat gecenin olmuş 3’ü. Yatıp uyusana. Bilmiyorum. Yazmazsam, bişeyler anlatmazsam rahat edemeyeceğim. İşte size olurda bir gram faydam olur, gidecek olur da bu en ama en önemli soruyu soruyor, cevabını arıyor olursunuz diye bu siteyi kurdum ben. Japonya’da nereye gitmeli ve Japonya’da kaç gün kalmalı ? Bu en zor soru da ondan. O yüzden KENDİMCE kalınmasını uygun gördüğüm günleri özetleyeceğim.

Dostlar. Biz Osaka-Nara-Kobe-Himeji-Hirosima-Miyajima-Kyoto-Tokyo yaptık demiştim. Kendimce, günlere ayırdığım rotalara göre de yazılar hazırladım. Çünkü Nara, Kobe, Himeji ve Miyajima gibi şehirler günübirlik şehirlerdi. Bu şehirlere kendinizce yakın olduğunu düşündüğünüz bir şehir belirleyip, orada kalıp günübirlik olarak trenle gidip, gelebilirsiniz. İşte sizde kendinizce rota çıkarırsınız. Başlayacağınız noktaya göre değişebilir. Ama şimdi belirteceğim günler kadar kalmaya gayret gösterin;

  • Osaka-Kobe-Nara : 3 gün (3 gün yeterli olacaktır. 1 gün Osaka. 1 gün Kobe ve 1 günde Nara yapabilirsiniz. Ama dilerseniz Kobe ve Nara için yarımşar gün bile yeter. Akşamları da Osaka’yı gezersiniz. 1 Full günde Osaka’yı gezersiniz. Ama yok zamanımız var derseniz 4 günde ayırabilirsiniz. Dilerseniz buradan Kyoto ve Himeji’ye de trenle ulaşabilirsiniz. Ama ben Kyoto’yu apayrı yaşamanızı tavsiye ederim. Himeji de zaten pek muhtemel yolunuzun üzerinde uğrayacağınız bir nokta olacaktır)
  • Himeji-Hiroshima-Miyajima : 2 gün (Osaka’dan trenle Himeji’ye gider, 3-4 saatte gezersiniz Bir tek kalesi var oda çok ama çok güzel bir kale. Sonra Hiroshima’ya geçersiniz. Akşam Hiroshima’yı gezersiniz. Sabah yine Hiroshima’da yer alan müzeleri görüp Miyajima’ya önce tren sonra Vapur yapar öğleden sonra adayı dolaşıp, trenle geri dönersiniz. Kafa dinlemek isterseniz 3 gün de ayırabilirsiniz.)
  • Kyoto : 2 gün (Çok ama çok güzel bir şehir. Ülkenin tapınak şehri. Ama vallahi bir süre sonra sıkıyor. O yüzden en güzel tapınakları görsem yeter dersen 2, yok doymam dersen 3 gün.)
  • Tokyo : 3 gün (Çok ama çok büyük şehir. Aşırı derecede de kalabalık. Bir süre sonra bunaltabilir. En az 3 gün kalınmalı. Ama doğrusunu söylemek gerekirse, kalabalıktan yana sıkıntınız yoksa 5 gün de kalabilirsiniz.)

Gördüğünüz gibi, hep 2 alternatifli günler belirttim. Bu tamamen sizin keyfinize ve beklentinize kalmış bir karar. Ama bence ilk belirttiğim günler kadar kalmakta fayda var. Fazlasına artık siz, planlarınız ve bütçeniz çerçevesinde karar verirsiniz.

10. Japonya’da yapılmadan dönülmemesi gerekenler neler ?

Offf. Bu kısım o kadar uzun ki aslında. Sanırım hiç bir ülkede bu kadar uzun bir liste hazırlamadım. Biliyorum. Belki bazen “Amma da yazmışsın deniz.” diyorsunuz. Sabah işteyken, pek muhtemel “Acaba ne yazmış” diye göz gezdireceksiniz. Çok uzun diye okumadan geçersiniz. Biliyorum. Ama inanın bana, ne zaman ki bu ülkeye gitmeye karar vereceksiniz, heyecandan içiniz içinizi yiyecek, onca yolu kat edeceğinizi ve hiçbirşey kaçırmak istemeyeceğinizi düşüneceksiniz. İşte o zaman bunların hepsini satır satır ezberleyip, bana teşekkür edeceksiniz. Onca zaman başımın etini yediniz artık bir site açta okuyalım diye. O yüzden söylenmeyin…

Miyajima

Miyajima

Neyse. Şimdi bu ülkede yapacak çok şey. Var ama sakın şunları ;

  • En az 1 festival görmeden
  • Suşi ve bölgesel yemekleri tatmadan
  • Osaka veya Tokyo’ da en az 1 gece eğlenmeden
  • 1 kez onsenlerde(Hamam) yıkanmadan
  • Atari salonlarında oyun oynamadan
  • Şehirleri karış karış gezmeden
  • Bir kez paçinko oynamadan
  • Farklı konseptteki restoranları denemeden
  • Küçücük bahçelerde oturup kahve içmeden
  • Yağmurda sokaklarda kaybolmadan
  • En kaliteli et ve balıkları tatmadan
  • Shinkansen trenleri ile bir kez bir yere gitmeden
  • İnsanlarla tanışıp, sarhoş olmadan
  • Tapınakları tek tek gezmeden
  • Bir kez kapsül otelde kalmadan
  • Daracık sokaklarında kaybolmadan
  • Toplu taşımalarda halkla seyahat etmeden

dönme arkadaşım. Daha çok şey yazılır aslında da, şehirlere ait yazılarımda bolca zaten yazıyor olucam. Ama bunları ne yap ne et tat, dokun, yaşa, hisset,. Büyüsünde kaybol. Anın tadını çıkar. Ama bir kez ne yap ne et yaşa.

Daracık Kyoto Sokakları

Daracık Kyoto Sokakları

11. Peki Japonya’da nasıl bir rota izlenmeli ? 

Tamam anladık. Japonya çok güzel. Ama heryere gitmek mümkün olmasa gerek. İyi güzel de Japonya’da nereye gitmeli ? Japonya’da nasıl bir rotayı takip etmeli ? Önce size vereceğim şu 2 websiteyi, hepsi ingilizce, mutlaka ama mutlaka bir yere not edin. Aklınıza gelebilecek bütün soruları inanın bu sitelerden bulabileceksiniz.

www.Japanguide.com : Diyelim Japonya’daki bir şehir hakkına araştırma yapıyorsun. Şehirde yer alan, restoranlar, ulaşım, ücretler konusunda aklına ne takılıyorsa, ülkeye ait araştırmalar yaparken karşıma çıkan bu harika siteden çok ama çok yararlandım. Sizinde çok işinize yarar. Benim net olmadığımı düşündüğünüz konularda, lütfen bu siteye başvurunuz.

www.hyperdia.com : Hemen hemen bütün tren hatları, ücretleri, zamanlamaları hakkında bütün bilgilere bu siteden ulaşacaksınız. Ulaşım konusundaki bir çok sorunuzu cevaplıyor olacak.

Biz ülkenin tam ortasından başladık. Çünkü Güney Kore’den en ucuza uçak bileti Osaka’ya vardı. Normalde feribotla ülkenin en güney noktalarından birisi olan Fukuoko’ya da geçebilirdik. Ama fırtınadan dolayı iptal ettik ki iyiki de etmişiz. Çünkü o feribot tam da bizim gideceğimiz gün iptal olmuştu. Kaldığımız 10 günlük sürede rotamız Osaka-Nara-Kobe-Himeji-Hirosima-Miyajima-Kyoto-Tokyo şeklinde oldu. Tokyo’nun Haneda havalimanından ise uçakla önce Seul aktarması yaptık ve sonrada uzun bir yolculuk sonrasında İstanbul’a döndük.

Japonya Rotamız (

Japonya Rotamız (Osaka-Nara-Kobe-Himeji-Hirosima-Miyajima-Kyoto-Tokyo)

12. Japonya’da nereye Gitmeli ? 

Japonya’da nereye gidilir ? Eğer aradığınız :

Gördüğünüz gibi, sahil-kum-güneş önerisi için yok yazdım. Havadan değil bu söylediklerim. Hakikaten “Aa burası da tam yüzmelik.” diyeceğimiz hiç bir yer görmedik. Japonya’da elbette biryerler vardır ama bize sökmez sanırım. Eğer amacınız bu ise gelmeyin. Japonya daha bambaşka dünyayı ve özellikle kültürünü görmek için gelinecek bir ülkedir. Eğer deniz-kum-güneş istiyorsanız,  Tayland, Filipinler veya Endonezya’ya gitmenizi tavsiye ederim.

Tokyo-Senso ji Tapınağı

Tokyo-Senso ji Tapınağı

13. Neden Japonya’ya gitmeli ?
  • Yıllarca duyduğun bu kültürü hakikaten merak ediyorsan
  • Suşi ve diğer Japon yemeklerinin hastası isen
  • Dünyaya yabancı bir kültür ve millet görmek istiyorsan
  • Farklı bir dine ait kültürü yaşamak istiyorsan
  • “Gelişmiş ülke ne demek hele” diyorsan
  • Artık Avrupa’dan bıkmışsan
  • Uzak doğu sanatına merakın varsa
  • Dünyanın en hızlı trenleri ile ordan oraya uçmak istiyorsan
  • Filmelere konu olmuş sokakları görmek hep hayalinse

Japonya’ya kesinlikle gitmelisin. Nasıl anlatsam bilmiyorum. İnsanlar ne zaman “Nasıldı ?” diye sorsalar, “Film gibiydi.” demekten başka cevap veremiyorum bu ülke için. Vallahi hangi kelimeyi kullanıp, övmeye neresinden başlasam bilemiyorum. Sokaklarının o tertemiz düzeni, insanların saygısı, teknolojinin gözler önüne serildiği, yemekleri ile patlandığı, çocuklarının tatlılığı… Çok güzeldi be. Anlatamamış olsam bile, valla gidip o havayı soluyun dostlar. Şimdi yazarken aklıma geliyor heyecanlanıyorum. Öyle ruhuma, aklıma, kalbime kazınmış bu ülke…

Sıradan Bir Tren İstasyonu Bilet

Sıradan Bir Tren İstasyonundaki Bilet Makineleri

14. Peki kaça mal olur bu Japonya seyahati ? 

Allahhhh. “Deniz kısa kes. Sonuca gel. Şimdi bizi o kadar hayale daldırdın. Asıl hayallerimizi yıkma vaktini yani ederini söyle.” diyorsunuzdur. Biliyorum. Bende hep aynısını derdim. “Japonya olum. Para mı dayanır oraya ya.” diye sitem ediyordum. Dayanır. Çokta bir para gitmiyor. Kime göre, neye göre, nasıl ? Şimdi anlatacaklarımı iyi dinleyin. Çünkü sandığınız kadar çok para gitmeyecek. Herşey plan ve gideceğiniz dönemdeki yoğunluğa bağlı. Sakura zamanı giderseniz tabi en az % 30 daha fazla paranız gider. Ama benim gittiğim gibi yaz sezonunda giderseniz daha ucuza mal olur. O yüzden ben kendi bütçem çerçevesinde anlatıyor olacağım. Özetle ;

  • Ulaşım- İstanbul’dan uçakla gidecekseniz, gidiş-geliş 2,000 TL’ye Osaka veya Tokyo’ya erken rezervasyonla bilet bulabilirsiniz. Tabi Thy ile gidecek olursanıiz 3,000 TL’de olabilir. Ancak aktarmalı olarak gelen bir çok firma var. Alitalia, Emirates, Qatar Havayolları gibi firmalardan 1,800 TL’ye de bilet bulunur. Eğer çevre ülkelerden, Çin veya Güney Kore’den gelecekseniz tek yön 200-300 TL civarında bir ücreti olacaktır. Biz Busan şehrinden uçakla Peach havayolları ile Japonya’nın Osaka şehrine 220 TL ödeyerek geçtik. Ama dilerseniz Busan’dan, Japonya’nın Fukuoka şehrine vapurla da geçebilirsiniz. Buradan 2 farklı vapur türü olan hızlı veya yavaştan birisini seçersiniz. Hızlı olan 3 saatte yavaş olan ise 6 saatte 2 şehir arasında ulaşımı sağlıyor. Hatta bir websitesi de var ancak yarısı Korece yarısı İngilizce. Yine de bakmak isterseniz tıklayınız. Ülke içerisinde ulaşım ise otobüs, metro ve Shinkansen gibi süper hızlı trenler ile oldukça kolay bir şekilde sağlanabilir. Tek yön metro biletleri gideceğiniz durak sayısına göre değişmekle birlikte 120 yenden başlayarak 400 yene kadar çıkabiliyor. Ama şehir dışına çıkacaksanız 1,000 yende ödeyebilirsiniz. Ama genelde şehir içi tek yön 300 yen gibi bir ücret ödersiniz. Eğer JR Pass almış olursanız, şehir içerisindeki JR hatlarına bedavaya binebilirsiniz. Ama biliyorsunuz bu JR biraz pahalı bir bilet. Biz bunu gitmeden önce aldık ve o zamanlar 750 TL gibi bir rakam ödemiştik. Çokta işimize yaramıştı. “Yok ben otobüsle gezerim.” derseniz, o halde  Otobüs fiyatları da tren fiyatlarına göre neredeyse yarı yarıya. Bunu bilesiniz. Mesela Kyoto-Tokyo arasını otobüsle giderseniz 3,800-5,000 yen gibi bir ücret öderken, Shinkansen ile gidecek olursanız 11,000-13,000 yen civarında bir ücret ödersiniz. Yani gördüğünüz gibi inanılmaz bir fark var. O yüzden seçim size kalmış. Ama ben yine olsa yine JR alırım ve yine o muzzam trenlere ne yapar ne eder binerdim.

    Tren İstasyonları

    Tren İstasyonları

  • Yemek- Zaten yukarıda yemekler konusunda ne biliyorsam anlattım. O yemekler yine aklıma geldikçe nasıl canım çekiyor anlatamam. Neyse… Genel itibari ile ortalama günlük 3,500 yen gibi bir rakam harcadık. Yani 30 dolar civarı. Bazen çok iyi restoranda yemek yedik bazen gittik 7/11’dan paketlenmiş suşiler aldık. 8 suşi 500 yen civarında. Yani 4 dolar. Türkiye’de yesen 10 dolardan aşağıya yiyemezsin. Özellikle akşamları yani gece yarısında daha ucuz oluyor. Ben şahsen restorandan döndükten sonra bile yatmadan önce bir paket götürüyordum. Oldukça da lezzetli. Diyorum kötü birşey yok. Ama genel hatları ile dediğim gibi 3,500 yen yani 30 dolar gibi bir miktar günlük olarak yeterde artar bile. Eğer Mc Donalds veya Burger King’de yemek yerseniz, menüler 700 yen civarında. Starbucks’da kahve ve tatlı ya yaklaşık 1,000-1,200 yen verirsiniz. Ama rahat olun bu ülkede aç kalmazsınız.

    Tsukji Balık Pazarı-Sushi Zanmai Restoranı

    Tsukji Balık Pazarı-Sushi Zanmai Restoranı

  • Konaklama- En pahalı kısım bu demiştim. Ama iyi planlar yapıp, önceden yerinizi ayırırsanız, kişi başı 2,500-3,000 yene kalacak yer bulursunuz. Biz bazen 3-4 yıldızlı otellerde, bazen hostelda, bazende kapsül otellerde kaldık. Zaten odaya geldiğimiz bile yoktu doğrusu. He biraz lüks olsun derseniz, kişi başı 50-100 dolara oldukça güzel otellerde kalabilirsiniz. “Yok. Bize bunlar çok pahalı.” derseniz, Couchsurfing yaparak şansınızı deneyin. Biraz uğraşırsanız Japonya’da konaklayacak yer bulabilirsiniz. Yabancı milletlere hayran olan Japonlar da var. Şansınızı deneyin. He en olmadı, çok gitmek istiyorsanız ve gitmezseniz çatlayacaksınız, o halde hava limanında yatın, sokakta bile yatın. Hiçbirşey olmaz. Yapan Türkler vardı. Oradan biliyorum. Ben artık yapamıyorum. Ama eskiden çok yapmışlığım vardır. Zevkliydi be…
  • Eğlence- Önce sake içeceksin. Üzerine bir de bira. Atacaksın kendini mekanlara. Ama bil ki ucuz değil. İçeriye giriş 2,000-3,000 yen civarında olabilir bedava da. Bu gittiğin güne ve mekana göre değişir. Ama hem Osaka hem de Tokyo’da 2,000 yen civarında bir giriş ücreti ödersin ve bir de kokteyl verirler. Alkoller de pahalıdır. Genelde 700 ile 1,000 yen arasındadır. Gece hayatı istemezsen, dediğim gibi akvaryumlar, eğlence parkları var. Onlara git. Ama akvaryumlar 2,000 yen civarında, eğlence parkları da 5,000 yen civarında.  Artık akvaryumu ne kadar sevdiysem, bir vidyosunu daha aşağıya ekledim. He birde, eğer gittiğiniz dönemde şanslı iseniz en eğlenceli aktivite festivaller olacaktır. Onu da zaten yukarı da anlatmıştım. Mutlaka bir festivale denk gelmeye çalışın. Merak etmeyin. O bedava. He birde, tapınakların büyük bir çoğunluğu paralı ve ortalama her giriş 500 yen yani 4 dolar civarında. Ne yazıkki…
  • Alışveriş- Tam bir alışveriş cenneti bu ülke. Teknoloji olsun kıyafet olsun ne ararsanız bulabilirsiniz. Ama fiyatlar hiçte ucuz falan değil. Hatta teknoloji bizden pahalı bile. Değmez. Zaten ben yine hiç birşey almadım. Sadece yerel hediyelik eşyalar. Şehir yazılarımda tek tek alışveriş semtlerini anlatıcam. Ama gelmişken, sake, hashi (Chopstick), magnet, para çoksa kimono, çantalar, ahşap baskı işleri, kağıtlar, el sanatı ürünleri alabilirsiniz. Tabi çok ucuz değil bu hediyeler haberiniz ola.

10 günlük bir Japonya  turu, herşey dahil (Uçak bileti ve JR Pass hariç) yaklaşık 800 Dolar’a mal oldu. Yani günlük 80 dolar  civarında. Bunlarda dahil olsaydı sanırım o zamanın parası ile 4,500 tl yani 1800 dolar civarında harcamış olacaktık. Yani işin özü, eğer uçak ve tren biletlerini hallederseniz, size günlük 80 dolar yetebilir. Ama aslında ; 30 dolara yeme-içme-eğlence, 20 dolar konaklama ve 20 dolar da ulaşım gibi düşünebilirsiniz. 10 dolar da ilaveten ne olur ne olmaz payı ayırabilirsiniz. Ya aslında ben ne adamlar tanıyorum günde 30 dolar ile Japonya’yı gezen. Ama benim gezme mantığımda bazı şeylere para konusunda kıymak var olduğu için, konaklama dışında herşeye para harcarım. Kazıklanmış hissediyorum onca parayı bir yatak için verince. Neyse. İşin özü bu işte dostlar. Erken rezervasyon yaparak ulaşımı önceden planlayıp oldukça güzel bir Japonya turu yapabilirsiniz. Hatta daha önce belirtiğim gibi. Biz 16 günlük Güney Kore-Japonya turunu toplamda 6,000 TL gibi bir rakama mal ettik. Tam rakamı hatırlamıyorum ama 7,000 değil yani ondan eminim. Bu ücrete herşey dahil. Bilin istedim…

Gitmeden Önce Hazırladığımız Güney Kore-Japonya Planı

Gitmeden Önce Hazırladığımız Güney Kore-Japonya Planı

15. Japonya’ya ne zaman gidilmeli ? 

Japonya’ya ne zaman gidilir ? Biz Temmuz ayının 16’sında ülkenin en büyük 2. şehri Osaka’ya indik ve 27’sinde Tokyo’dan ayrıldık. Gittiğimiz dönem muson yağmurları dönemi idi ve hemen hemen hergün yağmur yağdı. Ama her yıl bu duruma alışık olduğumuz için artık umursamaz olmuştuk ve bir şemsiye ile işi kendi lehimize çevirdik. Çünkü inanın o tapınakları ve sokakları gezerken, elinizde şemsiyenizle, yağmur damlalarının şemsiye üzerinde çıkardığı sesleri dinleyerek dolaşmak insanı o kadar mutlu ve huzurlu hissettiriyor ki.. Hele bir restoranın yemyeşil bahçesine oturup, veya tapınağın balkonuna geçip yağmuru izliyorsanız deymeyin keyfinize. O yüzden bu aylar bile olsa gidebilirsiniz. Sorun olmaz. Ama en güzel dönem ne derseniz, Sakura zamanı olan Mart sonu Nisan başlangıcı. “Biraz daha ucuz olsun” veya “Sakura zamanında vakit bulamadık.” derseniz, Haziran’ın ortasına kadar olan dönemde veya Ekim ortasından Kasım ortasına kadar olan dönemde de gelebilirsiniz. Eğer Ekim ortasından Kasım ortasına kadar olan dönemde gelirseniz, turuncunun her tonuna eşlik edebileceğiniz harika güz dönemini, filmin bir parçasıymış gibi izleyeceğiniz Japon ağaçlarının renk cümbüşüne tanıklık edebilirsiniz.

Aniden Bastıran Yağmur-Kyoto

Aniden Bastıran Yağmur-Kyoto

16. Japonya’da benim yapmadığım ancak size önerebileceklerim nelerdir ?
  • Tokyo’da yer alan, ülkenin en büyük eğlence parkı Fuji-Q’ya gidemedim. Buna, vaktiniz olursa mutlaka ama mutlaka gidin. Eğlence ne demekmiş görün derim. Adresi için tıklayınız.
  • Tokyo’da sumo güreşi izleyemedim. Zaten adresini ve detayını Tokyo yazımda belirticem.
  • Fuji dağına çıkamadım. Bir çok insan bu dağda trekking yapıyor ve en tepe noktasına kadar çıkıyormuş. Bir dahakine artık.
  • Ryokan yani geleneksel Japon otelinde kalamadım. Aslında 2 erkek kalmak istemedik. 30 dan sonra işallah…
  • Ülkenin kuzeyini gezemedim. Özellikle Japon kültürünü el değmeden korunduğunu ve mutlaka görülmesi gerektiğini söylemişlerdi. Ama her zaman söylediğim gibi; Yeterli zaman vardı da biz mi gitmedik ?
  • Kareoke yapmadım. Çünkü Japonlar ile öyle uzun arkadaşlıklarımız olmadı. Bir daha gidecek olsam, Japonlarla sakeleri içer, onlar gibi kareoke yapardım. Hatta bizden de 1-2 şarkı söylerdim.
  • Tsukji balık pazarında, sabah 3’te kalkıp gitmem gereken açık arttırmayı kanlı-canlı izleyemedim. Çünkü gecem mahvolacaktı. Sizin vaktiniz olursa yapın.
  • Sakura dönemini yaşayamadım. Çok merak ediyordum ama nasip olmadı. İmkanınız olursa mutlaka bu dönemde ülkeyi ziyaret edin.
  • Geyşa göremedim. Kyoto sokaklarını karış karış gezdik denk gelemedik. Umarım siz görürsünüz. Malum, 1000 geyşadan az kaldı şu gariban dünyada..
Sevimli Japon Çocukları

Sevimli Japon Çocukları

Özetle ;

Çok uzun zamandır hayallerini kurduğum bu film gibi ülkeyi sonunda görmüştüm. Yağmur yağarken o kaybolduğum tapınaklar, sokaklar, caddeler hala aklıma gelir. “İyi ki de gidip görmüşüm.”derim kendimce. Bazı şeyler dedikleri gibi, yaşanıp deneyime dönüşünce kıymetli oluyor. Hayalken bile bir süre sonra unutulurken, yaşanmış hayatlar sadece anılarınıza değil, ruhunuzun, kalbinizin en derinliklerine kazınıyor. Ne zaman aklınıza gelse, yüzünüzde bir tebessüm oluşsa, bilin ki bu heyecan ve mutluluk bir sonraki rotanızı belirlerken sizi daha motive ediyor. Tıpkı benim bu nefesimi kesen ülkeden döndükten sonra saçma sapan gülümsemelerim sonrasında, hemen kış aylarında yeni yerlere yaptığım planları düşlerken hissettiklerim gibi, umarım sizin de nefesinizin kesileceği, kalbinizin daha hızlı atacağı, kendinizi ve ruhunuzu yeni yerlerde bulacağınız bir deneyim olur.

Kyoto Sokakları

Kyoto Sokakları

Bazen hayalini kurarsında, karşında gördüğünde ağzın açık kalır. Bazen o kadar etkilenirsin ki, paylaştıkça daha da mutlu eder seni. Bazen gezip görmek değil de, paylaşmak herşeyden daha kıymetlidir ve insanı mutlu eder. Daha huzurlu hissetmeni sağlar. İşte ben bu duyguların farkına Japonya’yı gezip gördükten sonra vardım. Çünkü insan seyahat ettikçe sadece gittiği yerleri değil, hayata olan bakışını, beklentisini, neleri gerçekten sevip, nelerden gerçekten nefret etiğini yalnız kalıp, bolca vakti olunca daha iyi anlıyor. Artık eminim. Hayat paylaştıkça güzelmiş. Hayat nefes aldığın değil, nefesinin kesildiği anlardan ibaretmiş. Tıpkı Japonya’nın benim nefesimi kesip, hayatıma yeni bir sayfa açması gibi, umarım sizinde kitabınızda bir sayfa biter ve bir sonrakine geçersiniz…

Japonya gezi notları yazılarıma bakınız.

İyi seyahatler…

SON YAZILARIMDAN HABERDAR OL

E-MAIL Listeme kayıt olursanız, haftalık yazılarımdan haberdar olabilirsiniz !

9 Yorum

  1. Özgür
  2. Meursaults
  3. Mehmet
  4. nurdish
  5. Atila Deger
  6. firat

Yorum Yap