Miyajima’da Gezilecek Yerler

Miyajima Hakkında-Gezilecek yerler !

Miyajima’da nereye gidilir ? Bir sonraki durağımız Miyajima oluyor. Aslında, bir dergide gördüğüm ama en ufak fikrim dahi olmayan bu şehre gidecek olmam beni çok heyecanlandırıyor. Hani, filmlerde olur ya, adam iş hayatından bıkmıştır. Hayatı ikilemler içerisinde ve mutsuzdur. Her şeyi bırakır. Alır çantayı sırtına, tek yön biletini aldığı gibi doğruca merak ettiği o fotoğraftaki yere gider ya.  Öyle birşey işte benimkisi. Belki kader. Belki hayal. Adı üstünde, birhayalinpesinde.

Miyajima Vapuru

Miyajima Vapuru

Sabah ilk iş bu adaya gitmek oluyor. Hiroşima’dan kalkan tramvayla (160 yen) önce en son durak olan Hirodennishi durağına geliyor ve oradan da JR trenine binerek (JR pass için bedava, yoksa 410 yen) Miyajima-guchi istasyonuna geliyoruz. İstasyondan iner inmez hemen karşısında yer alan rıhtıma gidiyoruz ve JR feribotuna biniyoruz. Çünkü JR Pass’in geçerli olduğu bota binince ücret ödemiyoruz. Eğer JR Pass yoksa 180 yen.

Hemen güverteye atıp başlıyoruz manzaranın keyfini çıkarmaya. He birde, buraya neden geldik onu anlatayım kabaca. Burası ülkedeki en önemli Budist tapınaklarının olduğu yer. Geçmişi 860 yılına kadar gidiyor. Ama zamanla hem Budist hem de Şinto tapınakları kullanılmaya başlanmış. Haliyle 2 din günümüzde olduğu gibi, şimdide etkileşim halinde. Aslında adanın asıl adı Itsukushima ama Miyajima onun popüler adıymış. He birde, Miyajima “Tapınak Adası” demekmiş. Zaten bunu daha adaya iner inmez heryerde görüyorsunuz. Doğrusunu söylemek gerekirse, hayatımda gördüğüm en dini ada burasıydı. Son olarak, biz burada konaklamadık. Eğer sen konaklamak istersen otellerin listesini görmek için tıklayınız.

Miyajima'da Gezilecek Yerlerin Rotası

Miyajima’da Gezilecek Yerlerin Rotası

  • Pazar : Miyajima’da nereler gezilir ? Adaya iner inmez önce küçük bir pazar bizi karşılıyor. O kadar tatlı o kadar güzel bir pazar ki, yağmurunda yağması ile adanın toprak kokusunu içimize çekerek pazarda kayboluyoruz. Bizim gibi o kadar çok turist var ki anlatamam. Japon yok desem yeridir. Derken, pazarın içerisinde kaybolarak, tapınakların olduğu bölgeye doğru ilerliyoruz. Bu arada adanın heryerinde yine geyikler var. Burada da tıpkı Nara’da olduğu gibi, geyiklere dokunmamışlar. Neden ? Çünkü kutsal.
Miyajima Sokakları

Miyajima Pazarları

  • Floating Torii : Tapınakların olduğu bölgeye doğru ilerlerken suyun içerisinde bir kapı görüyorum. “O mu, değil mi.” derken, kalp atışlarım hızlanıyor. Aslında diyebilirsiniz “Kapı işte. Ne var bunda ?” diye. Olay o değil. Olay dünyanın ne kadar küçük olduğunu görmek. Olay hayallerin peşinden gidip, onca zaman görmeyi düşlediğin bir şeye sonunda sahip olma mutluluğu. Derken, sahil boyunca yürümeye devam ediyoruz ve kapının olduğu bölgeye ulaşıyoruz. İlk gördüğümüzde kapı denizin içerisinde gibi görünüyor. Birde, kapı bazen karada bazen de denizin içerisinde kalıyor. Gelgit sayesinde her 2 anada şahit olabiliyorsunuz. Ülkenin en önemli 3 dini simgesindne birisi. Biraz fotoğraf çektikten sonra artık diğer tapınaklara görmek üzere, yola devam ediyoruz.
Floating Torii

Floating Torii

  • Itsukushima Shrine : Hemen yanıbaşında yer alan bu tapınağa gidiyoruz. Aslın tapınak suyun içerisinde kalabiliyormuş. Eskiden adanın kutsallığı bozulmasın diye, din adamları dışında gelenlerin bu adaya ayak basmasını istemiyorlarmış. Bu yüzden bu tapınak suyun üzerine inşa edilmiş. Ama biz o ana denk gelemedik. Giriş ücreti olarak 500 yen verdiğimiz bu tapınak, UNESCO Dünya Miraslarından birisi. 1168 yılında dönemin en güçlü Kralının emri ile kralın aile tapınağı olarak inşa edilmiş. Kırmızı renklerin hakim olduğu tapınak içerisinde yürüyerek her bir köşesini geziyoruz.
Itsukushima Shrine

Itsukushima Shrine

  • Cafeler : Bundan bahsetmeden geçemeyeceğim.  Daisho-in tapınağına doğru ilerlerken onu gördük. Kafamızı şöyle bir sola çevirdik. Kafeye benzettiğimiz küçük bir işletme. Hemen daldık içeriye. Peki sonuç ? Hani kahveyi falan geçtim, tamda aradığım gibi, tamamen Japon kültürü ile döşenmiş, büyüleyici bir kafe. Bir bardak kahve içip, hem günü yorgunluğunu attık hem de bu muhteşem manzaranın keyfini sürdük. He birde, 1 kahve 500 yen. Bu manzaraya değmez mi ?
Cafeler

Kafeler

  • Daisho-in : Artık en çok merak ettiğimiz ve Budist dinine inanan Japonlar için çok ama çok önemli olan bu tapınağa, dağı tırmanarak çıkıyoruz. Hava mis. Hafif yağmur ve biraz serinlik hakim. Doğanın sunduğu mis gibi toprak kokan yemyeşil ormanlık bölgede çıt çıkmıyor. Bölgenin içerisinde yürürken, huzur dola dola ne yorgunluk kalıyor üzerimizde ne bitkinlik. Sesimizi kesiyoruz ve tapınakları tek tek inceliyoruz. Giriş ücreti ödemeden dalıyoruz içeriye. Bu tapınaklar aslında Shingon Budizminin bir parçası ve 12 yy da inşa edilmişler. Misen dağının eteklerine kurulu tapınaklar birden fazla. Özellikle Kannon-do Hall, Maniden Hall, Sand mandala gibi Tibetli keşişler tarafından yapılmışlar. Gerçekten etkilenmemek mümkün değil. Bambaşka bir kültür içinde, daha da farklı olanlarını görünce çok mutlu oluyorum. Yine aynı soru kafamda : Dünya tek dil, tek din, tek millet olsa ne sıkıcı olurdu…
Daisho-in

Daisho-in Girişi

    Tapınak içerisinde yüzlerce heykeller, enstrümanlar, fenerler, çanlar, kutsal yazılar… O kadar enteresan şeyleri görünce aklım karıştı doğrusu. Sürekli bir merak ” Acaba bu ne ? Buna neden dokunuyorlar ? Bu hareketlerin bir anlamı olmalı.” gibi bir sürü sorular soruyordum kendime. Ama sonradan öğrendim ki, öğrenecek çok fazla detay var. Hatta tapınakların en üst katına çıkıp, aşağıya eklediğim vidyoyu çekiyorum.

Ama özetle ; bu adamların birçok inançları talihe ve şansa dayalı. İşte “Şunu yaparsan, böyle şans getiri. Bunu yaparsan, kaderin yüzüne güler.” gibi batıl inançlar çoğunlukta. Aslında bu işin özü bir felsefe. Bir çok din adamı ve öğrencileri de, böyle tapınaklara gelerek, önce kendi ruhlarını ve dinginliği öğrenerek, sonradan öğretilere başlıyorlar. Vallahi dostlar, bu konulara çok meraklıysanız, çok ama çok araştırmak lazım. Doğrusunu söylemek gerekirse, ben kendi dinimi bile ayrıntıları ile bilmiyorum. O yüzden bu araştırmalar sonu gelmeyen yolculuk. Ama size işin özünü burada ve Japonya Gezi Rehberi‘nde ayrıntılı olarak anlatmıştım. Daha da merakınızın olduğu şeyler varsa, gitmeden önce oldukça ayrıntılı kaynaklara internet ortamında ulaşabilirsiniz.

Daisho-in

Daisho-in

  • Senjokaku ve Pagoda : Daisho-in ‘de huzur dolu zaman geçirdikten sonra, artık limana doğru dönüyoruz. Ormanın içerisinde yürüdükten sonra sahil kısmında yer alan bu tapınak ve yanındaki Pagoda dikkatimizi çekiyor. Hemen istikametimizi değiştiriyoruz. Niye ? Merak… Burası 1578 yılında Hideyoshi Toyotomi tarafından inşa ettirilmiş. Ancak  tamamlanamayan yapıya, daha sonradan güzelliği bozulmasın diye dokunulmamış. Özellikle dört bir tarafı açık olan tapınak, mis gibi esen meltemin yüzümüzde bıraktığı saçma bir gülüşle, hiç bitmesini istemediğimiz bir yolcuğun en güzel anlarından birisi oluyor. Biraz adayı tepeden izledikten sonra, artık geri dönmek üzere şehir merkezine doğru yol alıyoruz. He birde giriş ücreti yok.
Pagoda

Senjokaku ve Pagoda

SON YAZILARIMDAN HABERDAR OL

E-MAIL Listeme kayıt olursanız, haftalık yazılarımdan haberdar olabilirsiniz !

Yorum Yap