Busan Gezi Rehberi

1. Busan’a Başlangıç

Bir sonraki otobüs 5 dakika içerisinde kalkacak. Hemen Busan’a gidip, dinlenmek niyetindeyiz. Gündüz çok yorulduk. Aslında son 4 gündür bitap düştük. Günde ortalama 12 saat sokaktayız. Nerden baksan her gün 20-30 km yürüyoruz. Neden ? Çünkü backpacker ruhu bunu gerektirir. Yorulacaksın. Ayakların, topukların yerinden çıkacak. Sıcak, soğuk demeyeceksin. Terlemekten bitap düşeceksin.

Gyeongju-Busan Otobüsümüz

Gyeongju-Busan Otobüsümüz

Bazen açlıktan öleceksin. Ama unutma ! Bir daha 25 yaşında olmayacaksın ve bir daha pek muhtemel Güney Kore’ye ömrü billah gelmeyeceksin. O yüzden sızlanma. Yürü. Koş. Yorul. Terle. Ama unutma. Sen zaten çok uzun zamandır bunun hayalini kurarak 15,000 km yol yaptın. Bunun için varsın. Çocuklarına bunları anlatacaksın. Görsünler diyede aşağıda hazırladığın Güney Kore-Japonya klibini oturup izleteceksin.

Tıpkı bundan önce gittiğin 50’den fazla ülkede biriktirdiğin anılar gibi, Güney Kore’ de de anılar biriktireceksin. Sesini kes. Ve ülkenin en güneyine git. Ecdadının daha 20’li yaşlarda buralara gelip, hayatlarını feda ettiği toprakları gör. Çünkü sen bir backpackersın…

Aklımda kendimi ikna etmeye çalıştığım bu sözler vardı Gyeongju’dan, Busan’a giderken. Yine yorulmuştum. Yine isyan etmeye başlamıştım. Ne zaman yorulsam hep isyan eder oldum çünkü. Hani diyorlar ya, bir kadını tanıyıp evlenecekseniz, önce onunla bir tatile çıkın diye. Valla beni bir kadın tatilde görse, evlenmekten vazgeçer, bırakır gider. O kadar gelgitlerim, o kadar farklı modlarım var ki bazen ben bile inanamıyorum.

Bazen küçücük bir çocuk oluyorum, bazense uyuz ihtiyar. Ama her seferinde “Olsun iyi ki de gitmişim.” diyerek geri dönüyorum. Çünkü onca planı yapıp, onca yeri gezdikten sonra, vücut istemese de, ruh her daim kendince bir motivasyon buluyor. Bazen isyan ediyor, patlıyor, geriliyor. Ama hiç pişman olmuyor. O yüzden ne olursa olsun yola devam ediyor insan. Aynen bizim gibi günde bilmem kaç saat gezip, bitap düşen gezmeye aşık “Y” kuşağı çocukları gibi…

2. Busan Hakkında

Busan

Busan

Busan nasıl bir şehir ? Güney Kore ile ilgili araştırma yaptığınızda, pek muhtemel karşınıza çıkacak 2 şehirden bir tanesi Seul bir tanesi Busan olacaktır. İllahi bir yerlerde karışınıza çıkacaktır bu isim. Ülkenin en güneyinde yer alan ve 2. en büyük şehridir kendileri. Türkçe olarak “Pusan” diye de bilinir. Ülkenin en  büyük liman kentidir. Sahilleri ve deniz mahsulleri ile oldukça meşhurdur.

Ama bizim için en önemlisi, burada yer alan şehitliktir. Kore Savaşı’nda hayatını kaybeden şehitlerimizden 462’si burada yatmaktadır. Zaten detaylı olarak gezilecek yerer kısmında tek tek anlatacağım.Genel olarak, şehir 4 milyon gibi bir nüfusa sahip ve özellikle harika sahilleri ile meşhurdur. Ülke’nin bir nevi Bodrum’udur. Ayrıca her sene Uluslararası Film Festivali’ne de ev sahipliği yapmaktadır.

Şehir özellikle 3 kısımdan oluşur ; Nampodong , Seomyeon  ve Gwangalli-Haeundae . Nampodong, biraz daha alışveriş ve halkın yaşadığı bölgedir. Seomyeon , şehrin kalbi ve özellikle ofislerin merkezidir. Gwangalli-Haeundae ise daha çok sahil ve deniz severlerin bulunduğu semttir. Ama özellikle turistlerin en sevdiği ve bizimde en çok beğendiğimiz bölge Haeundae, her açıdan dikkat çekici ve güzel bir bölge.

3. Busan’da ulaşım

Busan Metro Hattı

Busan Metro Hattı

Busan’a nasıl gidilir ? Busan’da nasıl gezilir ? Biz buraya Gyeongju’dan 4,800 won ödeyerek otobüs ile geldik. Yaklaşık 1 saat sürdü. Zaten otobüs terminalinin, hemen içerisinde yer alan metro ile de, şehir merkezine ulaştık. Kullanacağınız metro hattı kırmızı hat olacak. Buradan şehrin içerisinde yer alan diğer metro hatlarına da aktarma yaparak ulaştık.

Uçakla gelmek isterseniz ise, Gimhae havalimanını kullanacaksınız. Mor hat ile direk havalimanına ulaşabilirsiniz. Şehir merkezinden 45 dakika kadar uzaklıkta. Oradan da zaten direk metro ile gideceğiniz yere ulaşırsınız. Ödeyeceğiniz ücret tek yön 1,300-1,800 won arasında olacak.

Tren ile gelmek isterseniz, KTX hızlı trenleri ile gelebilirsiniz. Özellikle Seul’den direk gelecekseniz, 3 saat gibi bir sürede Busan’a ulaşabilirsiniz. Websitesi için tıklayınız. Yaklaşık 55,000-60,000 won ödeyeceksiniz.

Bilet Makineleri

Bilet Makineleri

Şehir içi ulaşımda ise, hem metro hemde otobüs oldukça yaygın olarak kullanılıyor. Özellikle çoğu yere metro ile gidebilirsiniz. Hemen hemen çoğu yere bu yeşil veya kırmızı hatla ulaşabileceksiniz. Ücreti ise durak sayısına göre değişiyor ama genelde 1,300-1,800 won. Günlük pass almak isterseniz 4,500 won. Biletleri alma mantığı ise aynen Seul’de ulaşım kısmında anlattığım gibi. Yine aynı makineler kullanılıyor. Ancak çok ama çok daha az hat olduğu için daha az kafa karıştırıyor ve kart depozitosu mantığı burada yok. Seul’ de anlattığım şehir içi ulaşım kısmını görmek için tıklayınız.

Ama özetle hemen anlatayım. Yukarıda ki fotoğrafta gördüğünüz gibi, 5 temel hat var. Her hatta binmeden önce, bineceğiniz yerde bulunan bilet makinesinden gideceğiniz durağı yazarak biletinizi alacaksınız.

Alacağınız Metro Bileti

Alacağınız Metro Bileti

Bu bileti, turnikelerden geçerken kart okuyucu kısmına atacak ve turnikenin en son kısmından alacaksınız. Daha sonra metroya bineceksiniz ve indiğiniz duraktan yine bu kartı turnikenin olduğu kart okuyucu kısmına atacaksınız. Eğer ineceğiniz durak, sistemden bileti alırken seçtiğiniz durak değilse ve daha fazla para ödemeniz gerekiyorsa, yine Seul’ de ki gibi ilave para yatıracağınız makineler olacak. İlave para yatıracaksınız ve turnikeden geçip gideceksiniz. Busan’da metro hatları, Seul’ e göre çok ama çok daha kolay. O yüzden Seul’den sonra çocuk oyuncağı gibi gelecektir.  He birde burada bilet alırken depozito mantığı yok.

Yurtdışında nasıl ucuza uçak bileti bulduğumu, hangi arama motorlarını kullandığımı “En İyi Uçak Bileti Arama Motorları” yazımda tek tek anlattım. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Otobüs kullanmak isterseniz, mantık yine aynı. Ücreti otobüsde ödeyeceksiniz ve bir çok yere de otobüsle gidebileceksiniz. Zaten aşağıda yer alan “Gezilecek yerler” kısmında, nerelere otobüsle gitmeniz gerekiyorsa, tek tek hepsini anlatıyor olacağım. Tek sorununuz, hangi otobüse nereden binmeniz gerektiğine karar vermeniz olacaktır. Merak etmeyin, ayrıntılı olarak hepsini de aşağıda tek tek anlattım.

Taksi kullanacak olursanız, siyah ve kırmızı şapkalı olanlar pahalı. Diğer taksiler daha ucuz. Siyah-kırmızı olanların açılışı ve ilk 3 km için 4,500 won ve sonraki her 160 m veya 38 saniye için 200 won. Diğer taksiler ise, ilk 2 km için 2,800 won ve sonraki her 143 m veya 34 saniye için 100 won. Geceyarısından, gece 4’e kadar %20 daha pahalılar. Yani, aslında çokta pahalı değil. Tabi kişiden kişiye göre değişir…

4. Busan’da yeme – içme

Busan-Jagalchi Balık Pazarı

Busan-Jagalchi Balık Pazarı

Busan’da nerede ne yenilir, ne içilir ? Hatırlarsanız, Güney Kore gezi rehberinde oldukça detaylı olan bir yeme-içme bölümüm vardı. Zaten orada ülkeye has ne tür yemekler yemek gerektiğini anlatmıştım. Henüz görmemişseniz tıklayınız.

Kaldığımız 2 gün boyunca en çok 2 türlü yemek yedik. 1 tanesi et bir diğeri ise deniz ürünleri. Malum ülkenin en büyük balık pazarı Jagalchi Market burada. Aklınıza gelebilecek bir çok deniz ürünü canlı olarak burada satılıyor ve direk restoranda pişiriliyor. Normal şartlarda 1 kişi 20,000 ödeyerek doyabilirsiniz. Ama devasa yengeçlerden yemek isterseniz, sanırım 60,000 won bile yeterli olmayabilir.

Yengeçler

King Prawn-Devasa Yengeçler

Pazarda yer alan canlı karideslerden, kalamarlardan tutunda, balina etine kadar satılıyor. Ayrıca canlı olarak küçük ahtapotlar da yiyebilirsiniz. Tabi mideniz kaldırırsa. Ya da o kadar da değil diyorsanız, sashimi yani pişmemiş balık da yiyebilirsiniz. Ama benim size naçizane tavsiyem, hiç böyle heyecanlara bulaşmayın. Paranız varsa King Prawn yani devasa yengeçlerden deneyin. Doğru düzgün balık yiyelim derseniz de, red snapper balığı güzel.

Kore Barbeküsü

Kore Barbeküsü

Birde bizim kalkan veya dil balığına benzeyen ince balıklar güzel. Özellikle ızgarasını yaptırın. 2 kişi, 40,000 won civarında rakam ödersiniz. Yanında hem yerel mezeler, ki bir Akdenizli için meze değildi ama, biraz da yeşil soğan falan oluyor. Gelmişken bu dediklerim tadılmalı. Birde buraya metro ile geleceksiniz ve Jagalchi durağında (Subway Line 1 kırmızı hat) ineceksiniz. Exit 10’dan direk çıkacaksınız. Bilesiniz…

Ayrıca biz rastgele bir Kore barbeküsü yapan bir yer görmüştük. Ama kuzu etinden idi. Sanırım ülkede yediğimiz en iyi et buydu. Çünkü diğerleri hep dana eti veya domuz eti yapıyor. İsmi Korece olduğu için yazmadım. Ama siz böyle bir restorana denk gelirseniz, direk dalın içeriye derim. Fiyatı 100 gram et 11,000 won idi. Eğer tek tek restoranları görmek isterseniz, şehirdeki restoranların listesi için tıklayınız.

5-Busan’da Konaklama

Haeundae

Haeundae Bölgesi

Busan’da nerede konaklanır ? Şimdi, şehir oldukça büyük. Biz, Jagalchi market’a yakın bir yerde kaldık. Ama keşke Haeundae bölgesinde kalsaymışız. Çünkü hem sahile oldukça yakın hemde beklediğimizden çok daha güzel bir bölgeydi. Jagalchi civarı çok güzel değildi. Bu yüzden mutlaka Haeundae  bölgesinde konaklayın. Zaten bir çok yere de metro var. Kolayca heryere ulaşırsınız.

Konaklama fiyatlarına gelince, hostellar kişi başı 15 dolar, oteller ise 35 dolar civarındaydı. Yani Kore şartlarında oldukça uygun rakamlar. Busan ekonomik otellerin listesine göz atabilirsiniz.

Yurtdışında nasıl ekonomik konakladığımı, ucuza otel-hostel ve ev kiraladığımı,Ekonomik otel arama motorları” yazımda satır satır anlattım. Mutlaka bir göz gezdirmenizi tavsiye ederim.

6. Busan’da Eğlence – Alışveriş – Gece Hayatı

Gukje Market

Gukje Market

Şehir, aslında Güney Kore’ nin Bodrum’u imiş. Bu yüzden bilmeniz gereken en önemli şey, özellikle haftasonları mekanlar tıklım tıklım oluyormuş. Keza sokaklarda. Özellikle genç nüfus sabahlara kadar eğleniyormuş. Zaten Güney Kore halkı, eğlenmeyi çok ama çok seven bir millet. Bunu bizzat Seul’de yaşamıştık. Ancak Busan’da haftaiçi bulunduğumuz için, dışarıya çıkmadık. Zaten çıkmakta istemedik. Biraz dinlenip, Japonya için enerji toplamak niyetindeydik.

Busan’da Alışveriş

Busan’da nerede alışveriş yapılır ? Jagalchi Market’in olduğu bölgede kaldığımız için, burada yer alan Lotte Mall’den bahsetmek istiyorum. Biz yine alışveriş yapmadık ama eğer siz alışveriş yapacaksanız buraya gelebilirsiniz. Websitesi için tıklayınız. Seomyeon Station ( 2. hattı kullanacaksınız ) Exit 7 ile ulaşacaksınız.

Birde açık pazarlar var bu bölgede. Gukje Market var mesela. Direk Yongusan Park’ının aşağısında yer alıyor. Bir nevi bizim Eminönü gibi bir yer aslında. Özellikle sokak pazarı arayanlardansanız akşam üzeri gelip görülmeli.

Busan’da Gece Kulüpleri 

Busan’da gece hayatı nasıldır ? Biz bu şehirde 2 gün kaldık ancak hafta içi olduğu için dışarıya çıkmadık. Ama eğer siz haftasonu denk getirebilirseniz, bölgede yaşayanlardan öğrendiğimize göre Haeundae bölgesinde yer alan civarda bir çok kulüp varmış.

Bu bölgede eğlenebilirsiniz. Birde Busan National University bölgesi varmış. Burada daha çok gençler takılıyormuş. Biraz şehir dışında ama gece giderseniz, geri dönmez, sabaha kadar eğlenir ve sabah metro ile dönebilirsiniz. Adresi  Busan National University Durağı kırmızı hat (line 1).

7. Busan’da gezilecek yerler nereler ?

ada

Aşağıda Anlatacağım Yerlerin Harita Üzerindeki Konumları

Busan’da nereler gezilir, görülür ? 2 gün boyunca nereleri gezdiysek tek tek hepsini anlatayım dostlar. Şehirde ulaşım kolay olmasına rağmen, özellikle 2 tane tapınağın olduğu bölgeye ulaşmak biraz meşakkatli. Onları da zaten tek tek anlatıp, ulaşım kısmını da rahatça halletmenizi temenni ederek, hepsini sırasıyla listeleyeyim.

Ancak biz, Beomeosa Temple (Tapınağı)’a gitmedik. Ama o kadar çok araştırmış ve o kadar çok bilgiye sahiptim ki, gitmiş gibi anlatıcam size. Gitmememizin sebebi ise, artık tapınaklara doymuştuk. Haeundae sahilleri bizi o kadar dinlendirmiş ve denize olan özlemimizi gidermek için biraz rahatlamak peşinde olan bizler o kadar tembelleşmiştik ki, “Başlarım tapınağına yeter ya.” diyecek hale gelmiştik. He olurda siz bıkmamış olursanız diye, size rota şeklinde hepsini anlatayım dedim. Umarım siz gidersiniz…

  • Busan Tower (Kulesi) ve  Yongdusan Parkı: Sabah gözlerimizi açar açmaz hemen civarı keşfedelim diyoruz. Dolu dolu bir plan var yine önümüzde. Dün gece yeterince uyuduğumuz için, vücut ve ruh olarak hazırız. Ta ki dışarıya çıkana kadar. Hava felaket sıcak. İnsanın yüzünü yakan, nefes almasını bile zorlaştıran bir sıcak. Bir türlü sevemediğimiz bir hava. Hemen birşeyler atıştırıp, otelimizin de hemen arkasında yürüme mesafesinde olan bu tepeye çıkıyoruz. Burada yer alan parkı ve kuleyi geziyoruz. Kule 118 metre yüksekliğinde. Çıkış ücreti 4,000 won.

Güney Kore’de yer alan en yüksek 4. kule. Parkın demir parmaklarında yine Seul’de ki gibi, aşıkların astıkları asma kilitler var. Bu Kore’liler enteresan millet. Nerde park ve parmaklık varsa, hemen kiliti yapıştırmışlar. Romantikler. Bir çok Kore aşk filminde de zaten bunu görüyorsunuz. Gitmeden bir kaç tane izleyin derim. He bu arada şehri biraz da olsa tepeden görelim diyoruz. Ama öyle bir esprisi yok. Bilginiz olsun.

Busan Tower (Kulesi) ve Yongdusan Parkı

Busan Tower (Kulesi) ve Yongdusan Parkı

  • Gukje Market (Pazarı) : Parkda oyalandıktan sonra, bu sefer hemen parkın aşağı kısmında yer alan bu pazara gidiyoruz. Burası şehirde ki en önemli 3 ana pazardan birisi. Aslında aynı Seul’de yer alan pazarlara benziyor. Benimde yine bizim Eminönü semtine benzettiğim bir yer. Sıcakta biraz dolaştıktan sonra, yürüyerek benim merakla beklediğim asıl yere, Jagalchi balık pazarına gidiyoruz.

    g

    Gukje Market (Pazarı)

  • Jagalchi Fish Market (Jagalchi Balık Pazarı ) : Bizim balık pazarlarımız ne güzeldir. Hayatınızda hiç Fethiye Balık Hali’ne geldiniz mi bilmiyorum. Ama kendi memleketim ve ailem balıkçı diye demiyorum da, ben daha iyi bir yer görmedim ömrümde. Gerek balık çeşitliliği gerekse etrafında bulunan restoranların ve akşam saatlerinde gerçekleşen fasıl ortamı ile, tek geçerim bizim oraları.

E malum insan denizle bu kadar içli dışlı olunca, buralara kadar gelmişken asıl devasa pazarları da görmek istiyor. Sıcak bir temmuz ayında, Kore halkına karışa karışa gidiyoruz şehrin sokaklarında. Önce halin etrafında yer alan cam havuzların içerisinde yer alan devasa yengeçler dikkatimizi çekiyor.

Dev King Prawn (Yengeçler)

Dev King Prawn (Yengeçler)

60,000-100,000-150,000 won’lardan bahsediyor satıcılar. Hem de kilosu. En az 60 dolar gibi bir rakam yani. Es geçip etrafında yer alan küçük tezgahları geziyoruz. O sıcakta balıkları taze tutmak kolay değil. İçimize sinmiyor. Asıl halin ve restoranların bulunduğu kısma geçiyoruz. Buranın üzeri kapalı ve daha düzenli ve bir nebze daha temiz. Önce tezgahları tek tek geziyoruz. Envai çeşit garip garip balıklar. Ama çok pahalı. En azından Türkiye’ye nazaran. Beklediğimizden çok hem de.

Çalışanların çoğu kadın. Siz balığı seçiyorsunuz ve hemen orada pişiriyorlar. Balık da canlı olarak havuzdan çıkıyor. Bizde biraz garip garip deniz ürünleri ve bir de büyük balık pişirtiyoruz. Balık bizim dil balığının büyüğüne benziyor. Oldukça lezzetliydi. Yanında da yeşil soğan, kim-chi ve biraz garip garip yiyecekler. Ödediğimiz rakam 2 kişi 40,000 won. Balık çok güzeldi. Diğerlerini geçiniz efendim.

Yediğimiz Sashimi Yani Çiğ Balık

Yediğimiz Sashimi Yani Çiğ Balık

He siz heyecan isterseniz, canlı ahtapot da yiyebilirsiniz veya gözünüze çarpan garip deniz canlılarının da tadına bakabilirsiniz. Adres Jagalchi durağında (Subway Line 1 kırmızı hat) ineceksiniz. Exit 10’dan direk çıkacaksınız.

  • United Nations Memorial Cemetery (Birleşmiş Milletler Kore Savaşı Şehitliği-UNMCK) : Öğlen yemeğini de aradan çıkardıktan sonra, asıl gelme sebebimiz olan Şehitliğe gidiyoruz. Bu kısım biraz uzun olacak. Haberiniz olsun. Ulaşım için Line 2, Daeyeon Station ve Exit 3’ü kullanıyoruz.

Buraya gelmeden önce detaylı olarak internet’de onlarca araştırma yaptık. Daha gitmeden, nasıl bir yerle karşılaşacağımızı, bize nasıl davranacaklarını merak ediyorduk. Neden mi ? Bu şehitliğin resmi websitesi bile dilerseniz Türkçe’de ondan. Siz yurtdışında kaç yerde Türkçe yazı gördünüz bilmiyorum da, ben hayatımda ilk defa Türkçe bir yer gördüm. Websitesi için tıklayınız.  Ülkenin tarihini, “Güney Kore Gezi Rehberi” yazımda yazmıştım.

BM

Birleşmiş Milletler Kore Savaşı Şehitliği

Biraz özet geçeyim. Kuzey Kore, Çin ve Sovyetlerin desteği ile, şu anda Güney Kore topraklarının çok büyük bir kısmına hakim oluyor. Bunu engellemek isteyen ülkeler ve ABD’nin liderliğinde, Birleşmiş Milletler ordusu, Güney Kore’yi kurtarmak için seferber oluyor. 16 ülkenin vatandaşı, bu savaşta hayatını kaybediyor. Yıllar 1950-53. Yaklaşık 40,000 Birleşmiş Milletler askeri de bu topraklarda canını veriyor.

En çok can kaybı ABD, Birleşik Krallık ve Türkiye oluyor. Ama asıl kayıplar Kuzey Kore ve Güney Kore ülkelerinin vatandaşlarından oluşuyor. Kuzey Kore 1,500,000 ve Güney Kore ise yaklaşık 1,000,000 vatandaşını bu savaşta kaybediyor. ABD hükümeti destek amaçlı yardımı için 50 milyar dolara gibi bir rakam,o zamanın parasıyla, bütçe ayırıyor. Savaş 1953’de sona eriyor. Savaş sonunda 2 ülke arasında tampon bölge kuruluyor.

c

Şehitliğin Girişinde Yer Alan Konferans Binası

İskenderun’dan kalkan gemi, 21 gün sonra Busan’a ulaştı. Savaşa katılan bütün birliklerimiz Amerikan Ordusuna bağlandı. Gemide yaklaşık 15,000 Türk askeri vardı. Toplam kaybımızı düşündüğünüzde, hem şehit hem de gazi, nereden baksanız 3,000 askerimiz bu savaşta ya hayatını kaybetti ya da gazi oldu. Buda savaşa katılan Türk askerinin % 20’sinin etkilenmesi demekti. Bu ciddi bir rakamdı.

Bu savaşta 36,000 ABD askeri, 721 Türk askeri hayatını kaybetti. İşte bu Şehitlikte hatta Ülke’de bize bu kadar saygı göstermelerinin nedeni canlarını veren Atalarımız. Neden öldüklerini, kimin için savaştıklarını dahi bilmeden, ülkeleri için gencecik yaşta canlarını vermişler. Bir çoğu 20’li yaşlarında. Şehitliği gezerken, insan hüzünlenmiyor değil. Biz bu yüzyılda bile buralara gelip, ne yapacağız ne edeceğiz diye endişelenirken, onlar bundan 60 yıl önce gelmişler. Hem de savaşa…

se

Birleşmiş Milletler Kore Savaşı Şehitliği

Bu arada burası dünyadaki tek Birleşmiş Milletler Şehitliğidir. Şehitlikte, 885 İngiliz, 462 Türk mezarı bulunur. Toplamda 2,300 mezar vardır. Girişte önce sağ tarafta Kore savaşı hakkında ve savaşa katılan milletler hakkında sunumun yapıldığı binayı ziyaret edersiniz. Sonra bütün şehitliği tek tek gezebilirsiniz. Sabah 10:00 ve akşam 16:00’da bayrak değişim merasimi yapılır. Hatta biz denk gelmiştik. Göresiniz diye de vidyosunu aşağıya ekliyorum.Bu arada girişe de ücret alınmaz.

Sonuç ? Tamam da biz neden bu savaşa katıldık ? Bizim ne işimiz var bu savaşta ? 10,000 km uzakta ne yapıyordu ecdadımız ?  Çünkü prestiji artacaktı Türkiye’nin. Dostlarımızla iyi geçinmek, onların güvenini kazanmak için bunca askerimizi savaşa gönderdik. Batının güvenlik çemberi Nato’nun giriş biletiydi bu savaş. Kendimizi kanıtlamamız gerekiyordu. Zaten bu savaşa katılımımızın akabinde, Nato’ya da girdik.

Resmi olarak da 1952 yılında Nato üyesi olduk. Ancak bedel olarak neredeyse 1,000 askerimizi kaybettik. Binlerce askerimizi gazi olarak ülkemize döndü.Sonra bu dönen canlarımıza dünyanın en komik maaşlarını bağladık. Ben ne siyasetten anlarım ne tarihten ne sanattan. Okurum. Kalbime yazılır. Hep diyorum “Anlat” desen anlatamam. Bende okuduğunu ezberleyip, daha sonra onları ifade etme yeteneği yok.

sadas

Birleşmiş Milletler Kore Savaşı Şehitliği

Ama bildiğim tek birşey varsa, biz ne insanımızın değerini biliyoruz ne de ülkemizin. Zaten biliyor olsaydık, dünyanın uzaya çıktığı dönemlerde, sürekli birbirimizi öldürüyor olmazdık. Onlar hep bir yerlere uçtu, gitti, insanlarını, halklarını geliştirdi, bizim ecdadımız hep öldü be. Ben buna isyan ediyorum. Ölelim de, ne için ölelim !!!

Şehitliğin etkisinden kurtulmamız biraz zaman aldı. İnsan üzülüyor. Empati yapıp kendimi hayatını fedan eden onca ecdadın yerine koyuyorum. Sonra dönüp şu anki hale bakıyorum. Tam da o gün, 32 kişinin daha terör belası ile hayatını kaybettiğini öğreniyorum. Kelimelerle anlatılacak birşey değil bu. O andan itibaren tatil zehir olmaya başlıyor. Ayağa kalksalar, “Biz bunun için mi öldük.” deseler…

add

Birleşmiş Milletler Kore Savaşı Şehitliği

Neyse. Tek diyeceğim şey varsa, dini-dili falan geçin. Umrumda da değil. İnsan gibi yaşayacağımız, hür, bağımsız, birbirimizi anlayacağımız, eğitimli, saygılı, insan haklarının ne demek olduğunu bilen, bağnaz, cahil, tutucu bir millet olmamamız. Tek isteğim bu. Ben bu kadarını ifade edebiliyorum gezdiğim yerlerden. Umarım siz daha çok araştırma yapar, yaşadıklarınızı ve gördüklerinizi, öğrendiklerinizi daha açık ve daha güzel bir şekilde ifade edersiniz.

  • Haedong Yonggung Temple (Tapınağı) : Biraz nefes alalım diyoruz. Bir sonraki durağımız deniz kenarında yer alan meşhur tapınakları oluyor. Burası bir budist tapınağı. Farkı ise, normalde bir çok tapınak dağların, tepelerin eteklerinde ya da tam tepelerinde kurulu olur. Ama burası boylu boyunca uzanan sahilin eteğine kurulmuş olan tam keyif yeri desem yeridir.

Buraya gelmek için Haeundae (Busan Station  Line 2), Exit 7′ den çııyoruz ve 181 nolu otobüse biniyoruz. Yaklaşık 30 dakika sonra bu tapınağa varıyoruz ve giriş ücreti ödemiyoruz.  Tapınak ilk olarak 1376 yılında inşa edilmiş. Buraya gelmek için en güzel zamansa, kiraz çiçeklerinin açtığı Nisan ayı imiş. Artık bir daha kine diyoruz…

sada

Haedong Yonggung Temple (Tapınağı)

  • Haeundae Beach : Tapınaktan ayrılıp, “Biraz akşamüzeri sefası yapalım sonrasında da ülkenin turistik şehirlerinden birinde nasıl bir ortam var görelim.” diyoruz. Atlıyoruz metroya ve bu harika sahilleri olan bölgeye gidiyoruz. Ağzımız açık kalıyor. Bu kadar gelişmiş bir yer beklemiyorduk doğrusu. Onlarca lüks gökdelenelerin sahil boyunca uzun uzadıya dikildiği, özellikle temmuz ve ağustos aylarında hınca hınç dolu olan, sapsarı kumları ile Kore halkının en sevdiği sahil burası. Ama biz sahile ulaştığımızda artık yavaş yavaş akşamüzeri olduğu için, sahil çok kalabalık değildi.

Sahilin hemen ilerisinde Akvaryum da vardı ama biz gitmedik. Çünkü Osaka’da zaten dünyanın sayılı en büyük akvaryumundan birisine gidecektik. Sahili boylu boyunca yürüdük. Önce sol tarafa sonra sağ tarafa doğru ilerledik. Gwangalli köprüsünü görecek şekilde, fotoğraf çeke çeke, nefes ala ala sahilin keyfini sürdük. Ne yalan söyleyeyeyim. Özlemişim denizin kokusunu. Hatta dayanamayıp birde vidyo çektim ve aşağıya ekledim. Deniz varsa yaz beni…

  • Gwangalli Beach : Artık akşam olmuştu. Meşhur Gwangalli sahiline gidip, sahilden bu meşhur Gwangalli Köprüsü’nün fotoğrafını çekelim diyorduk. Metro ile Gwangan Station (2 nolu yeşil hat, Exit 3 ya da 5)’i kullandık. Metrodan sonra 10 dakika kadar yürüdük.

Karşımızda Gwangalli köprüsü ve muhteşem sahil vardı. Sahilde yer alan restoranlardan birisinde yemek yedik. Sonra 2 bira alıp, sahilde dinlendik. Nefes almayı özlemişiz. Deniz-kum-güneş. Gerisi yalan dostlar. Birde sahilde çektiğim vidyoyu da aşağıya ekledim.

  • Beomeosa Temple (Tapınağı) : Ertesi gün uçağımız akşam 4’te Osaka’ya gitmek üzere havalimanından ayrılacaktı. Sabah bu tapınağa gidelim mi gitmeyelim mi diye tartışırken, gitmemeye karar verdik. Çünkü iyice dinlenip, ertesi gün Osaka’ya gider gitmez, kendimizi sokağa atmak niyetindeydik. Siz gidecek olursanız diye ; Güney Kore’nin en önemli 5 tapınağından birisidir kendileri.

Bu büyük tapınak bölgesi dağların tepesinde yer alır. Yaklaşık 1,300 yıl önce inşa edilmiştir. Daha sonradan bir kez yerle bir olan tapınağın şu anki hali, 1713 yılında inşa edilmiştir. Özellikle mayıs ayı ziyaret için en ideal aydır. Buraya ulaşım için, kırmızı hat olan 1 numaralı hattı kullanacak ve Exit 5 ya da 7’den çıkacaksınız. Samsin otobüs durağına gelecek ve 90 numaralı otobüsü kullanacaksınız. Daha sonra tapınağın bilet satış ofisine kadar geleceksiniz. Ancak unutmayın, burası şehrin biraz dışarısında kalıyor ve buraya gelecekseniz yol ve gezi süresi olarak en az 4 saatinizi ayırmalısınız.

asd

Beomeosa Temple (Tapınağı)

Özetle ; Busan’ da geçirdiğimiz 1,5 gün boyunca şehrin altını üstüne getirdik. Sahillerine bayıldık, tapınaklarında kaybolduk, deniz ürünlerini tattık ve yine halkına hayran olduk. Ama en önemlisi Atalarımızın yattığı toprakları görüp gurur duyduk, hüzünlendik. İlk defa yurtdışında bu kadar saygı gördük. Bu kadar iyi karşılandık. Bu kadar onur ve gurur duyduk. Bir kez daha mutlu olduk iyi ki böyle bir halka yardım ettiğimiz için.

Ayrılırken de biraz burukluk vardı. Son durağımız olduğu için, biraz farklı hissettik sanki. Bir daha gelmek ister miydik bilmiyorum ama gelmesek bile bu güzel milleti, toprakları, insanı görüp, onlarla beraber kısacıkta olsa yaşama fırsatı bulup, tanışma şansı  yaşadığımız için çok ama çok mutlu olduk. Ayrılırken gıpta ettiğimiz ve belleğimize kazınan çok önemli bir örnek vardı. Bizim için dünyada örnek milletlerden bir tanesi artık Kore halkıydı…

8. Busan’da kaç gün kalmalı ? 

Jagalchi Bölgesi Sokakları-Busan

Jagalchi Bölgesi Sokakları-Busan

Busan’da kaç gün kalsak yeter ? Biz Busan’ da 1 buçuk gün gibi bir süre harcadık. Ama sanırım 2-3 gün kalmak daha makul olacaktır. Özellikle Beomeosa Temple (Tapınağı) şehrin biraz uzak noktasında kaldığını için, biraz zamanınızı alacaktır. Eğer geleceğiniz dönemde hava sıcak, deniz ılık olursa, oldukça keyifli bir deniz-kum-güneş tatili de yapabilirsiniz. Bu kriterlerin, böyle sahil şehirleri için oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Ama bana sorarsanız 2 gün ideal, 3 gün yeter, 4 gün sıkar…

9. Busan’da yapılmadan dönülmemesi gerekenler neler ?

Haeundae Bölgesi

Haeundae Bölgesi

  • Atalarımızın canlarını feda ettikleri bu topraklarda yer alan en önemli Şehitliği görmeden
  • Denize yakın olması ile farklı olan Haedong Yonggung Temple (Tapınağı)’na uğramadan
  • Haeundae bölgesindeki sahilde yürümeden
  • Gwangalli bölgesindeki sahile akşam gidip Gwangalli Köprüsünün manzarasını izlemeden
  • Jagalchi Balık Pazarı’nda farklı balıkları denemeden
  • Yerel pazarlarda kaybolmadan

Busan’dan sakın dönme. Ülkenin sahil şehri olan bu tatlı şehir, hem Kore halkının nezaketiyle, hem de mis gibi sahilleri ile insanın huzurlu olmasını sağlıyor. Biraz nefes alıp, farklı bir denizde yüzmek, biraz da heyecan peşinde koşmaktan yorulup sakinlik istiyorsan, Busan’ da kafa dinleyebilirsin.

Ne Seul’un bunaltıcı kalabalığı vardır bu şehirde, ne de oradan oraya koşturman gereken yolları. At ayakkabılarını bir kenarı. Yalınayak koş yumuşacık kumunda. Birde akşamüzeri otur bir bira iç sahilde…

10. Busan’a ne zaman gitmeli ? 

Busan’a gitmek için en ideal mevsim ne zaman ? Güney Kore küçük bir ülke olduğu için hava şartları malum heryerde benzermiş. Ama özellikle bir dönem var ki, şehir için en önemli etkinlik olarak biliniyor. O da Busan Uluslararası Film Festivali.  Ekim ayında başında düzenlenen bu festival, Asya bölgesinde çok ama çok önemli. Geldiğiniz dönemde bir film de siz izlemek isterseniz websitesini kontrol edin derim. Websitesi için tıklayınız.

Şehir yaz şehri evet. Ama temmuz ve ağustos ayları yağmurlu da olabilir. Ancak yine de hava yağmurlu bile olsa en kalabalık aylar bunlar. Ama deniz-kum-güneş ile işiniz yoksa, eylül ve ekim ayları da güzel oluyormuş.

11. Busan’da benim yapmadığım ama size önerilerim neler ? 

Canlı Ahtapotlar

Canlı Ahtapotlar

  • Buraya kadar gelmişken, volkanik bir ada olan Jeju adasına gidememek beni çok üzmüştü. Ama temmuz ve ağustos ayları fırtına ayları olabileceği için, ki öyle de oldu, riske etmedik ve Jeju’ yu pass geçtik. Sizin imkanınız olursa mutlaka gidin ve en az 3 gün ayırın.
  • Canlı ahtapot yemedim. Cesaret edemedim. Niyeyse yazayım dedim. Çok karşıyım ama aklımdan bir türlü çıkmıyor…
  • Busan akvaryumuna gitmedim. Giriş 24,000 won ve direk sahilde bu akvaryum. Websitesi için tıklayınız.
  • Spa deneyimi yaşamadım. Eğer istersen Spaland Centum City var ve girişi 15,000-18,000 won arasında. Adresi Centum City İstasyonunda.
  • Birkaç tane de müze vardı. Ama bize Seul’de artık müzeye doyduğumuz için uğramadık. Siz görmek isterseniz, Busan Modern History Museum, Busan Museum, Busan Museum of Art en önemli 3 müze.

Bu etkinlikler dışında hemen hemen herşeyi 1,5-2 güne sığdırdık. Her zaman söylediğim gibi, bir şehirde herşeyi yapmasanda, şehirde aylak aylak dolaşıp, köşebaşında içtiğiniz bir kahve, şehirde göreceğiniz bir çok yerden daha çok haz verebilir. O yüzden ben kendimce bildiğim herşeyi listeledim. Zaten bu listelediklerimin hepsini de yapmaya çalışmayın. Neyi beğeniyorsanız onu seçin. Akşama kadar sahilde mi yatmak istiyorsun ?

O halde git Haeundae Sahiline akşama kadar yat. Müze mi görmek istiyorsun ? Yukarıda saydığım müzeleri tek tek gör. Bütün seçim sana kalsın. Ama gidip görmesen bile, en azından oku, araştır. Bir fikrin olsun…

12. Busan hakkında uyarılarım

Gimhae Havalimanını Metrosu

Gimhae Havalimanı Metrosu

  • Havalimanına gideceksen, bil ki 50 dakika önce kontuarlar kapanıyor.
  • Gitmeden ne olur ne olmaz otel rezervasyonunu yaptır. Turistik memleket sonuçta.
  • Balık pazarında, her önüne geleni yeme. Mide fesadı geçirmeyesin sonra.
  • Şehitliğe gelmeden önce iyice araştır. Bazen görmek yetmiyor.

2 gün kadar kısa bir süre de olsa, Busan gibi bir şehrin hemen hemen heryerini gördük. Özellikle metro sayesinde ulaşım konusunu çok kolay hallettik. Bu güzel ülkenin güzel insanları ile son kez de olsa muhabbet edip, kültürlerini biraz daha tanıma şansı edindik. Özellikle Busan’da yer alan yaşlı amcaları, Şehitliği gezerken yaptıkları hoşsohbetleri ve samimi sözleri, hayatımıza kazınacak anılara sahip olmamızı sağladı.

Hayat da bir kez olsun böyle değerli şehirleri görmek lazım. Şehirden ayrılıp, havalimanına yol alırken yine başladı sorular. Biz ne zaman böyle bir ülke olucaz ? Ne zaman bu kadar hoşgörülü olucaz ?Ne zaman kendi hayatlarımızı yaşarken, başkalarının özgürlüklerini kısıtlamadan nefes alıp vermeyi öğrenicez ?

Kansai Uluslarası Havalimanı-Osaka

Kansai Uluslarası Havalimanı-Osaka

Belki şu an bunları okurken, “Ya senin ülkenin insanlarında ki hoşgörü, hangi ülke de var Allah’ ını seversen.” diyeceksiniz. Dostum. Sen birde Güney Kore ve Japonya’yı gör. Bende en iyisi hep biziz sanıyordum. Yanılmışım. Koca bir yalanmış. Dünya Türkiye’den, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından ibaret değilmiş. Dünya sadece bizim topraklarımızdan, bizim milletimizden, suyumuzdan, yemeklerimizden, kültürümüzden ibaret değilmiş.

Sadece bizim şarkılarımız, türkülerimiz, dinimiz, hayallerimizi, hayatlarımız yokmuş. Dünya sandığımızdan çok ama çok daha farklı bir yermiş. O yüzden eğer böyle düşünüyorsan ve bu yazdıklarım biraz da olsun aklının bir köşesinde yer ediniyor ve bir nebzede olsa o insanları araştırıp, oralara gitmeni sağlarsam, ne mutlu bana. İnşallah, görür, yaşar, tadar ve dönünce tekrardan bu muhabbetleri yüzyüze de yapma şansımız olur…

Osaka-Japonya

Osaka-Japonya

Busan’dan ayrılıp, Japonya’nın en büyük 2. şehri Osaka’ya uçtuk. 2 saat kadar süren bu uçuşta, “İyi ki de uçakla gidiyoruz” dedik. Çünkü aslında feribotla geçmek vardı planlarımızda. Fırtına dönemi diye iptal etmiştik. Meğer bütün seferler iptal olmuş. Allah’tan uçak seferleri iptal olmamıştı. Neyse ki Osaka’ya sağ salim vardık ve aslında Güney Kore sadece filmin özetiymiş, onu görmüş olduk. Meğer Japonya, filmin kendisiymiş. Meğer herşey yeni başlıyormuş. Meğer biz Güney Kore’de sadece başlangıç yemeğini tatmışız. Asıl, tıka basa doyup, ruhumuzun ve bedenimizin doyacağı yer Japonya imiş…

Bir sonraki durağımız daha doğuya, dünyaya uzak, ama kendince bambaşka bir dünya olan ülkeye, Japonya‘ya…Ülkenin en büyük 2. şehri Osaka…

SON YAZILARIMDAN HABERDAR OL

E-MAIL Listeme kayıt olursanız, haftalık yazılarımdan haberdar olabilirsiniz !

Yorum Yap