Seul Gezi Rehberi

1. Seul’e Başlangıç

Seul…”Çok uzak. Git git bitmeyecek. Yolda çok zaman geçireceğiz. Başka yere mi gitsek ?” diye tartışıyorduk yol arkadaşım Ali ile. “Boşver ya. Şimdi gidemezsek sürekli erteleyeceğiz. Gidelim aradan çıksın işte.” dedi. Aklımızda yine milyon tane soru işareti, binlerce farklı alternatif rota vardı. Ama bu sefer ertelemeye niyetimiz yoktu.

Aklımızda kalacağımıza anılarımızda kalmalıydı. İyi ki de anılarımızda yer edinmelerini sağlamışız. Yoksa aşağıya eklediğim Güney Kore-Japonya seyahatimizden, bu kadar güzel anıları biriktirebileceğimiz, hayatımız boyunca anılarımızda yaşayacak olan bu klibi nasıl çekerdik !

Akşam 6 da Atatürk Havalimanı’ndan kalkıyor uçağımız. Keyifler iyi. Heyecan ? Olmaz mı hiç. 10 saat uçup, uzun zamandır hayali kurulan topraklara gidiyoruz sonuçta. Hava İstanbul’da yanıyor. Aylardan temmuz. Yol arkadaşım Ali ile son 5 yıldır olduğu gibi yine bir Ramazan Bayramını yine yurtdışında geçiricez.

Yine ailelerimizden gelen sitemkar sözler. Yine isyan. Yine engelleme çalışmaları. Ve yine biz yollara, hayatımızda ki en büyük tutkumuzun peşine, bambaşka diyarlara gidiyoruz. Ve yine aklımızdan bir türlü çıkaramadığımız şu  dizeler ;

Başka türlü bir şey benim istediğim
Ne ağaca benzer ne de buluta
Burası gibi değil gideceğim memleket
Denizi ayrı deniz, havası ayrı hava
Nerde gördüklerim, nerde o beklediğim
Rengi başka, tadı başka..

İstanbul-Seul Yol Manzaramız

İstanbul-Seul Yol Manzaramız

Asiana Havayolları ile uçuyoruz. Oldukça ilgili, güler yüzlü çalışanlar. Yemekler fena değil. İçecek servisleri güzel. Uçak içi eğlence sistemi de oldukça geniş kapsamda. En sevdiğimiz şey ise, koltuk aralarındaki geniş mesafe. Çok önemli bir konudur. O ayaklar uzun uzadıya serilmezse, inanın uyumak mümkün değildir ve çok büyük olasılıkla ertesi gününüz heba olur.

Birde uçaklar genelde 3-4-3 koltuk düzeni veya 2-4-2 koltuk düzeni şeklinde olur. Erkenden acentayı arayıp 2’li koltuklardan yer ayırttığımız için kendimiz çok şanslı hissediyoruz. Bakmayın böyle sıradan şeyler göründüğüne. 4 saatten sonra ki uçuşlar bir süre sonra eziyet geliyor insana. Keyif olmayınca işkenceye dönüşebiliyor. Allah’ tan her şeyimiz aynen planlandığı gibi ve harika geçiyor.

Incheon Havalimanı-Sol Tarafta Tren Bileti Alacağınız Makineler

Incheon Havalimanı-Sol Tarafta Tren Bileti Alacağınız Makineler

Akşamüzeri bindiğimiz uçağımız, gece oldukça rahat bir uyku sonrasında, ertesi sabah 9 da Seul’e iniyor. Uçakta dağıtılan ülkeye girişte doldurmamız gereken evrakları dolduruyoruz. Gümrük ve ülkeye giriş dökümanı doldurulmadan girilmiyor. Kolay şeyler. Derken parmak izlerimizi de hayatımızda ilk defa bir sınırdan geçerken Türkçe talimatlar eşliğinde vererek kapıdan geçiyoruz. Her şey daha havalimanında başlıyor. Artık Güney Kore’nin en önemli, teknoloji devlerinin can merkezi Seul’ deyiz…

2. Seul Hakkında

Seul Sokakları

Seul Sokakları

Seul nasıl bir şehir ? Hayatımda en çok 2 yerde duydum Seul ismini. Birisi Kore savaşına katılan askerlerimizin Güney Kore için savaştığını öğrendiğimde adı geçmişti. Birde Gangnam Style şarkısı sayesinde dünyada milyarlarca tık alıp, kendilerininde tahmin etmediği bir şekilde ses getirmiş olan PSY’ın şarkısı sayesinde dikkatimi çekmişti.

Seul’den çok ekonomisi ve dünyada gelişmişlik düzeyi ile Güney Kore adını daha çok duymuştum. Zamanla araştırmalarım daha da arttı ve ne kadar gelişmiş bir ülke olduğunun daha da farkına vardım. O yüzden bu şehre gelmeden önce beklentilerim çok ama çok büyüktü. Peki karşıladı mı ?

Büyük şehirlerden nefret ederim. İstanbul sayesinde artık bıktım. Doydum. Tükendim. “Bu kadar kalabalığın içinde sanki yapayalnız gibi hissediyoruz.” diyor ya bir çok insan. Öyle işte. Sessizlik, sakinlik, dinginlik… Bu kelimelere hasret kaldım. O yüzden artık büyük şehirlerden nefret eder oldum.

Hele benim gibi küçük bir Akdeniz şehri olan Fethiye gibi bir şehirde doğmuş ve büyümüşseniz, yağmur yağarken evinizin çatısına düşen yağmur tanelerini dinleyerek uyuyup, sabah uyandığınız da kapınızı açıp mis gibi toprak ve yağmur kokusunu içinize çeke çeke, yaşadığınızı hissede hissede güne başlamışsanız, böyle büyük şehirler de içiniz içinizi yer, daha çok tükenirsiniz.

Gangnam Bölgesi

Gangnam Bölgesi

O yüzden Seul için de öyle çok fazla övgü dolu sözler beklemeyin benden. İlk başta belirttiğim gibi, bir şehirde övülecek ne varsa öveceğim, yerecek ne varsada yereceğim. Çünkü gidince hayal kırıklığına uğrayacağınız şeyleri bilin ki, gitmeden hazırlıklı olun.

Ülkenin başkenti. Dünyanın en kalabalık şehirlerinden. 10 milyondan fazla insanın yaşadığı dev metropol. Hatta civardaki bölgelerle birlikte nüfusu neredeyse 25 milyon. Kore dilinde başkent demek. Şehrin tarihi MÖ. 1. yüzyıla kadar dayanmakta. Şehrin başkent oluşu 1400’lü yıllar. Özellikle FIFA 2002 Dünya Kupası’ na ev sahipliği yapmasıyla çok daha iyi bilinen bir başkent.

Dünya’daki en büyük 10 finans ve ekonomi merkezlerinden birisi. Ülkenin dev firmaları Hyundai, Kia, LG ve Samsung gibi firmalar, Seul merkezli. New York’ dan 8, Roma’ dan 5 kat daha yoğun nüfusa sahip. Bir çok tarihi yapıda ve şehir yapılarında Joseon Hanedanlığı’ nın etkisi hakim. Şehir, merkezde yer alan devasa sarayları ile yüzyıllar boyunca yönetilmiş bir şehir. (Güney Kore Hakkında ve Seul hakkında detaylı bilgiye Seul Vikipedi‘dan erişebilirsiniz.)

Bu saraylarda yer alan yapılar genellikle çivi kullanılmadan, iç-içe geçecek şekilde oyulan tahtaların birbirine eklenmesi ile oluşur. Şehir, tarihine oldukça sahip çıkmakla beraber, 100’den fazla müzeye de ev sahipliği yapar. Şehir bu kadar büyük ve nüfus açısından oldukça yoğun olmasına karşın, dünyanın ağ olarak en geniş, istasyon sayısı olarak ikinci ulaşım sistemine sahip.

3. Seul’de ulaşım

Seul Metrosu

Seul Metrosu

Seul’e nasıl gidilir ? Seul’de nasıl gezilir ? İstanbul’dan Seul’e her gün karşılıklı seferler düzenleniyor. Gidiş-geliş yaklaşık 1,800-2,000 TL civarında oluyor. THY, Asiana ve Kore Havayolları direk uçuşlar düzenliyor. Eğer Çin veya Japonya gibi komşu ülkelerden gelecekseniz, gidiş-geliş uçak biletleri 600-700 TL civarında.

Yurtdışında nasıl ucuza uçak bileti bulduğumu, hangi arama motorlarını kullandığımı “En İyi Uçak Bileti Arama Motorları” yazımda tek tek anlattım. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Şehirde 2 havalimanı bulunuyor. Birisi dünyanın da en büyük havalimanarından olan denizin ortasında kurulan Incheon havalimanı. Bu havalimanından şehir merkezine 2 tane tren var. 1 tanesi Express bir diğeri all stop treni. Express olan 8,000 won civarında iken, all stop treni 4,250 won. Express treni 43 dakikada ulaşırken, all stop olanı 56 dakikada ulaşıyor. Biletlerin makinelerden nasıl alınacağını aşağıda anlatıyor olacağım.

Diğer havalimanı ise Gimpo Havalimanı. Burası Incheon’a göre çok daha küçük ama şehir merkezine çok daha yakın. He birde bu 2 havalimanı arasında da metro ile ulaşımınızı sağlayabilirsiniz. Yaklaşık olarak 30 dakika sürecektir. Havalimanında yer alan bu trenlerin sabah açılış saatleri 05:20 ve akşam son seferleri 24:00.

Diyelim metroyu yakalayamayacaksınız veya otobüsle gitmek isteyeceksiniz. O halde havalimanından kalkan 2 tür otobüs var ve biletler direk otobüslerden alınabiliyor. 1 tanesi Deluxe Limousine (14,000 won) diğeri ise Standart (9,000 won) Limousine. Limousine dediklerine bakmayın. Bildiğiniz otobüs işte. Bu otobüsler trafiğin durumuna göre 1 hatta bazen 2 saatte gidebiliyorlar. Haberiniz ola…

En son tercih edeceğiniz yol ise taksi olacaktır. Şehirde gece 24:00-04:00 arasında taksiler % 20 pahalı. Ama öğrendiğime göre taksi masrafınız 60 ile 100,000 won arasında olacaktır. Yani gördüğünüz gibi oldukça pahalı. En ucuz yol eğer yakalayabilirseniz metro ile ulaşım. Ki zaten bizde metroyla şehir merkezine ulaştık ve oldukçada kolaydı. Size de şiddetle tavsiye ederim.

Artık havalimanından bir şekilde şehir merkezine geldiğinizi varsayıyorum. Peki ya şehir içinde metro ile ulaşım ? En, en, en önemli konuya geliyorum. Bu yazacaklarımı çok ama çok iyi dinlemenizi rica ediyorum. Dünyanın en büyük metro hattına sahip şehrine gidiyorsunuz. Hayatınızda kaç defa metroya bindiniz bilmiyorum, ama inanın alışması 2 gününüzü alacak. Ama ondan sonra çorap söküğü gibi gelecek. Hadi başlayalım…

Şimdi kardeşlerim bu metrolarda günde 9.8 milyon vatandaş taşınıyor. Hele bir işe gidiş ve çıkış saati var ki dillere destan. Öyle aktarma noktaları olacak ki, hangi renk nereye gidiyor, hangi hat nerede kesişiyor haritaya bakarak muhtemelen anlayamayacaksınız. O yüzden ben sizlere hem haritalar hakkında hem de çektiğim vidyolarda göreceğiniz istasyonlarda bilet alma yöntemleri hakkında bilgiler vereceğim.

Seul Metro

Seul Metro (Büyütmek İçin Resmin Üzerine Tıklayınız )

Seul’de anlatacağım bir çok bilgi, Japonya’da da geçerli olacak. Heee baktınız hala bir yerden bir yere gidemiyorsunuz. Hiç canınızı sıkmayın dostlar. O kadar sıcak kanlı, o kadar yardımsever millet ki bu Kore halkı, sizi bineceğiniz metronun kapısına kadar götürürler. O yüzden çok gözünüzde büyütmeyin. Ben sadece biraz gitmeden bilginiz olsun diye detaylı anlatıcam.

18 tane hat var. Kimisini Kore Hükümeti kontrol ediyor, kimini Seul şehri yönetimi, kimini de özel şirketler. Şimdi, muhtemelen yukarıda yer alan metro hattını gördükten sonra kafanız biraz karıştı. Ama çok düşünmeyin bunu. Çünkü aslında adamlar herşeyi net bir şekilde anlatmışlar. Her hattın bir rengi ya da adı var.

Line 1, Line 2 veya G diye dünyanın heryerinde olduğu gibi aslında… Ya da kırmızı hat, sarı hat, yeşil hat gibi. Siz sade ve sadece gideceğiniz durağı bilin. Ondan sonrası zaten sizi yönlendirecek olan tabelalara kalmış. He birde dostlar, bu adamların metroları çok büyük dedik ya, valla öyle böyle büyük değil. Bir durağın bazen sanırım 10 tane çıkışı oluyor. Durağa geldiğinizde hangi çıkıştan çıkmanız gerektiğini de bilirseniz, gereksiz yere yürümezsiniz. Peki bileti nasıl alıcaz ?

2 şekilde bilet alabilirsin. Ya her bindiğinde kullanacağın tek kullanımlık biletlerden ya da günlük geçerli olan biletlerden. Tek kullanımlık, her binişinizde ayrı bilet alacağınız kullanım şekli olacak. Eğer günlük geçerli bilet alacaksanız,(Daily pass diyorlar)  günlük 10,000 won ödersiniz ama bütün trenlere başka bir won dahi ücret ödemeden binersiniz.

Bunların hepsini zaten metro hattına geldiğinde kullanacağınız ve göreceğiniz makinelerden alacaksınız. Ama ben size kabaca bilgi sahibi olmanız için normalde tek kullanımlık biletin nasıl alındığını ve ödediğiniz depozitonun geri nasıl alındığını göresiniz diye bir vidyo çekmiştim. Aşağıda ulaşabilirsiniz.

Şimdi biraz daha kafada şekillendi mi ? Yani olay şu. Metroda yer alan bilet makinesine gel. İngilizceye tıkla. Gideceğin durağın ismini yaz. Kişi adedini gir. Biletini al. Ancak unutma ki senden 500 won kişi başı kart ücreti alacak. Bunu da en son metrodan çıktıktan sonra iade  (Refund) makinelerinden geri al.

Aje

Ücret Düzeltme Makineleri

Heee birde. Diyelim ki “A” durağına gidecektin. “A” durağı da 1000 won olsun. Ama sen 1200 won olan “B” durağına gitmeye kalktın. Haliyle metroya girdikten sonra, 200 won daha ödemen gerekecek. İşte bunu da metroya binip, istediğin durakta inip, tam turnikelere geldiğinde göreceğin ücret düzeltme (Fare Adjustment) makinelerinde yapacaksın.

Adamlar herşeyi düşünmüş. Kartını o makineye koyacaksın, 200 won daha atacaksın ve artık o duraktan çıkabileceksin. Turnikeyi geçip, duraktan çıktıktan sonra da elindeki kartı gidip iade makinesine koyacaksın ve 500 wonu geri alacaksın.

Nasıl baya şekillendi mi ? İşin özü bu işte. Bana sorarsanız günlük pass almayın. Bi yere kadar gidin, ondan sonrasını yürüyün. Evet mesafeler uzak olacak bazen. Onları da gün içerisinde yapacağınız planlara göre sıralayın. Genelde 1,350-2,000 won arasında para ödeyeceksiniz.

Buda Kart Depozitosu İade Makinesi (500 won)

Buda Kart Depozitosu İade Makinesi (500 won)

Elinizde muhtemelen metro ağı haritası olacaktır. Ama devir teknoloji devri. O yüzden size bir kaç ulaşım konusunda yardımcı olsun diye telefon uygulamaları konusunda bilgi vermek istiyorum. Gidince telekom firmalarının kartlarını alıp, internete de bağlanabilirsiniz. Ya da sadece Olleh firmasında olduğu gibi wifi kart da alabilirsiniz.

Bu kartlar sayesinde wifi olan noktalardan direk internete bağlanabilirsiniz. Daha sonra yapmanız gereken tek şey, google üzerinden bineceğiniz ve ineceğiniz noktayı yazmanız. Çünkü google ülkede o kadar güzel çalışıyor ki, direk hangi hatta binip nerede, saat kaçta ineceğini söylüyor. Böylece dilerseniz hiç harita ile falan uğraşmadan teknolojinin nimetlerinden faydalanabilirsiniz.

He baktınız “Masraf olmasın, ben kendim hallederim, internete para vermeyeyim.” diyorsunuz. O halde zaten birçok noktada bedavaya Wi-Fi olacak. Gitmeden önce gideceğiniz yerler google dan bakarsınız ve hangi hatta binmeniz gerektiğinizi görürsünüz. Hatların ekran görüntüsünü de alırsınız. Böylece internet için para harcamamış olursunuz.

Seul Metrosu

Seul Metrosu

Biz telekom firmalarından internet almadık. Günlük 3-5 dolar gibi bir rakamdı. Hat almak isteseydik 2-3 gbyt internet için de 40,000-50,000 won para istediler. Biz zaten dersimize iyi çalışmıştık. Yukarı da anlattığım şekilde de ulaşımımızı oldukça kolay hallettik. Buna ilaveten Android veya İOS kullanımınıza göre, internet olmadan da çalışan metro hattını detaylıca gösteren uygulamalarda var.

Dilerseniz gitmeden önce bu programlardan da indirebilirsiniz. Ancak yukarıda anlattığımı sistem sadece Seul için geçerli. Mesela Busan’ da para iade makineleri falan yok. Ama hemen hemen bütün mantık yine aynı. Hatta Japonya’ da bile birebir aynı. Sadece daha karışık olacak…

He birde buraya otobüsle gelecek olursanız, Seul Bus Express Terminal var. Buraya ülkenin heryerinden otobüsle ulaşabilirsiniz. Terminalin hemen de yanında metro durağı (Express Bus Terminal Durağında İneceksin. Subway Line 3,7,9 ve Exit 1 ya da 2) da var. Otobüs fiyatları da mesafeye göre değişiyor. Ama KTX hızlı trenlere göre yarı yarıya daha ucuz.

Eğer KTX hızlı trenlerini kullanmak isterseniz, ülkenin en kuzeyinden en güneyine 3-4 saat gibi bir sürede gidebilirsiniz. Biz hiç kullanmadık. Çünkü otobüse göre 2 kat daha pahalıydı. Ama siz kontrol etmek isterseniz tıklayınız.

4. Seul’de yeme – içme

Insadong

Insadong

Seul’de nerede ne yenilir, ne içilir ? Hatırlarsanız, Güney Kore gezi rehberinde oldukça detaylı olan bir yeme-içme bölümüm vardı. Zaten orada ülkeye has ne tür yemekler yemek gerektiğini anlatmıştım. Henüz görmemişseniz tıklayınız.

Şimdi dostlar tek tek restoran isimleri vermeyeceğim. Çoğu zaman biliyorsunuz bu konuda söyleyip duruyorum. İsim vermeyi sevmiyorum. O yüzden bölgeler söyleyeceğim. Zaten o bölgelerde onlarca restoran,kafe,büfe görüyor olacaksınız. Bütçenize göre dilediğinizi seçersiniz. Adamlar asla “Aa turist bu. Oğlanın nişanını yaptık.” mantığında değildir.

Çok yardımsever, çok anlayışlı, adam gibi adamlar. Restoranına gitmeseniz bile, aradığınız ne ise, bizzat size eşlik edip, gideceğiniz yere kadar götürürler. Asla surat asmazlar. Terslemezler. Belki bize denk geldi bilmiyorum. Ama vallahi bu toplumun esnaflığına, insanlığına hasta olduk biz…

Sokak Pazarları

Sokak Pazarları

Her zaman olduğu gibi önce deniz ürünlerinden başlayalım. Ülkenin en büyük 2. balık pazarı Seul’de. Adı ise Noryangjin balık pazarı. Metro ile gidiyorsunuz ve direk Noryangjin durağında iniyorsunuz ve 5-10 dakika yürüyerek pazara ulaşıyorsunuz. Burada yer alan binlerce balık çeşidinden dilediğinizi seçiyorsunuz ve üst katta yer alan restoranlarda pişirttiriyorsunuz.

Ödeyeceğiniz rakam kişi başı 20,000 won da olabilir, 200,000 won da. Bu size kalmış. Ama ucuz olmadığını tekrardan söylüyorum. Gece çoğu yer kapalı oluyor. O yüzden en geç akşam 10’a kadar gitmekte fayda var.

Diğer seçiminiz ise Kore barbeküsü yapan restoranlar. 100 gram şişler 10,000 won civarında. Yani neredeyse şiş başı 8 dolar. Yanında kim-chi ve bazı farklı sebzeler de oluyor. Ekmek tüketimi yok. Ancak doymak için kişi başı en az 30,000 won harcamak lazım. 100 gram et bizim için sadece atıştırmadır.

Eğer Fast-Food isterseniz, bir çok Burger King- MC donalds- KFC- Starbucks gibi restoranlar mevcut. Fiyatlar genelde 6,000-8,000 won civarında. Eğer hala yetmez diyorsanız, şehrin dört bir yanında yer alan 7/11 veya GS25 gibi marketleri de var. Buradan sandvic veya mikro dalga da pişirebileceğiniz yemekler de alabilir, daha ucuza mal edebilirsiniz.

Ama bence günde 30,000 won gibi bir rakama, günlük yemek masrafınızı karşılayabilirsiniz. Muhtemelen kimisi için bu tek öğün, kimisi için ise 3 öğün olacaktır. Belki de kimisi bu ücrete 2 gün yemek yiyecektir. Ama fiyatlar bu düzeyde. Kore barbeküsü nasıl birşey derseniz, vidyosunu aşağıya ekledim.

Bölgelere gelecek olursak, en güzel bölge Insadong. Ucuz olsun derseniz Hongdae bölgesi öğrenci bölgesi. Buralarda fiyatlar biraz daha uygun. Itaewon bölgesinde daha çok yabancı turistler hele ki ABD’li ler var. O yüzden biraz daha orta fiyatlar. En pahalı bölge ise Gangnam bölgesi olacaktır. Tek öğüne 100,000 won da verebilirsiniz. Ben size yine de şehirdeki en iyi 30 restoranın listesini ekliyorum. Bütçenize göre karar verirsiniz. Tıklayınız.

5. Seul’de konaklama

Seul'de Önemli Bölgeler

Seul’de Önemli Bölgeler (Gördüğünüz Bütün Yıldızlar, Gitmeden Önce Gezilecek Yerler İçin  Atıldı ve Aşağıda Anlatılacak)

Seul’de nerede konaklanır ? Japonya’ya kıyasla, konaklama ucuzdu. Hostel da konaklamak isterseniz kişi başı 15-25 dolar veya otelde konaklamak isterseniz kişi başı 30-40 dolar ödersiniz. Kalacağınız döneme ve rezervasyon yaptırdığınız dönemin geç ya da erken olmasına göre fiyatlar değişebilir. Ama genelde bu düzeyde. Seul’deki ekonomik otellere göz atmak için tıklayınız

Konaklanacak bölgelere gelirsek, 3 bölge önereceğim :

  • İlki en ucuz olan ve bizim de kaldığımız Hongdae bölgesi. Burası öğrenci yani üniversite bölgesi. Bölgenin etrafı da metro ağı ile örülü. Bu yüzden ulaşım da kolay. Ayrıca bölgede bir çok gece kulübü de bulunuyor. Gezilecek çoğu yere metro ile 30 dakikada ulaşabilirsiniz.Hongdae bölgesindeki oteller listesine bakabilirsiniz.
  • Diğer önerim ise, Insadong bölgesi olacak. Bu bölge şehrin kalbi ve biraz daha pahalı.Ama merkez olsun diyorsanız mutlaka listenizde olmalı. Hatta Insadong Oteller listesine de bakabilirsiniz.
  • En son bölge ise Gangnam bölgesi. Burası meşhur bölge ve en pahalı oteller burada.Tam 129 otelin bulunduğu bölge, gece hayatı ve alışverişin kalbi olarak biliniyor. Meşhur Gangnam şarkısını da zaten biliyorsunuzdur. Gangnam Otelleri listesine bakabilir, bütçenize uygun otelleri seçebilirsiniz.

Ama ben olsam, eğer backpacker mantığı ile geziyorsam Hongdae bölgesinde kalırdım. Eğer merkezi olsun ve ulaşım da kolay olsun diye düşünseydim, ancak biraz daha pahalı olsun, o halde mutlaka Insadong bölgesi civarında konaklardım. Çünkü gezilecek yerlerin çok büyük kısmı bu bölgede. Hatta biz Insadong bölgesinde gezerken keşke buralarda kalsaydık dedik doğrusu. Bölgenin havası bile daha ferah ve kafeler olsun restoranlar olsun daha düzgün. Her zaman dediğim gibi. Yaşlanıyoruz…

Yurtdışında nasıl ekonomik konakladığımı, ucuza otel-hostel ve ev kiraladığımı,Ekonomik otel arama motorları” yazımda satır satır anlattım. Mutlaka bir göz gezdirmenizi tavsiye ederim.

6. Seul’de Eğlence – Alışveriş – Gece Hayatı

Şehirde eğlence demek, sojuları içip içip, sabaha kadar çılgınlar gibi eğlenmek demek bu şehirde. Alkolü o kadar çok seviyorlar ki, eğer Güney Kore sinemasını da biliyorsanız, bir çok filmde de illahi içkili bir sahne, sarhoş gençlik gördüğünüz üzre, şehirde aynı aslında. Alışveriş konusunda ise, özellikle bayan arkadaşlar çok şanslı olacaklar. Çünkü tam bir cennet. Tek tek bölgeleri ve alışveriş yapılacak yerleri de aşağıda anlatacağım.

Seul’de Eğlence

Seul’de nerede eğlenilir ?Aslında dünyanın en büyük üstü kapalı eğlence parkı olan Lotte World’ün bu şehirde olduğundan haberdardık. Gelmişken gidilmeliydi de. Ama biz nedense tercih etmedik. Sözlerime başlamadan önce, siz gelmişken gidin derim. Şehirden biraz uzakta yalnız. Aklınızda bulunsun. Websitesi için tıklayınız. He birde Everland diye bir eğlence parkları varmış. Vakit olursa burasıda görülebilir. Peki biz neden gitmedik ?

Çünkü bizim derdimiz, insanlarla tanışıp, eğlenmek, muhabbet etmekti. Sojuları içip içip, parkta, bahçede gençlerle hoşsohbet ettik. Çokta eğlendik. İlk geceden kendimizi dışarıya attık ve sabah döndüğümüz saat 6 civarındaydı. Kulaklarımız sağır olmuştu. Çünkü o kadar yüksek sesli gece kulüpleri varki, geçici işitme kaybı yaşadık. Ama olsun güzeldi. Eğlendik. Kore halkını da çok sevdik. Ayrıca 1 gün bu eğlence parklarına ayırmak yerine, ülkenin en önemli ve bizim de en çok sevdiğimiz şehri olan Gyeongju’ya gitmeyi tercih ettik. İyi ki de gitmişiz…

Myeongdong-Seul Sokakları

Myeongdong-Seul Sokakları

Seul’de Alışveriş

Seul’de nerede alışveriş yapılır ? Fiyatlar aynı. Ben yine magnet dışında birşey almadım. Ama siz alışveriş sevenlerdenseniz, boş bavulla gidin. Fiyatlar aynı ama mağazalar oldukça güzel ve ne ararsanız bulabileceksiniz. Bizim en sevdiğimiz 3 bölgeyi size anlatayım. 1 tanesi Insadong bölgesi. Burası tam bir alışveriş cenneti. Oldukça güzel mağazalar var. Zaten şehrin kalbi.

Bir diğeri hemen Insadong’un devamı olan Myeongdong. Bu bölgeyi günde 1 milyon kişi ziyaret ediyormuş. Zaten bu 2 bölgeyi de yürüyerek gezin. Kalabalıkta kaybolun. Birde arada meşhur bir nehir göreceksiniz. Onu da gezerek şehri keşfedebilirsiniz.

En son bölge ise meşhur Gangnam bölgesi. Burası tam bir alışveriş cenneti. Aklınıza gelebilecek bir çok lüks ya da normal markalar hep bu bölgede. He birde aşağıda zaten bahsedeceğim Coex diye bir meşhur AVM’leri var. Burası da Gangnam’a metro ile yakın bir konumda. Bongeunsa tapınağının hemen karşısında olacak. Detaya gelicem.

Gece Kulüpleri 

cc

Cocoon

Seul’de gece hayatı nasıldır ? Gelmişken eğlenmeden olmaz değil mi ? Zaten bizde bu yüzden öğrenci bölgesinde kalalım dedik. Gittiğim her ülkede mutlaka ama mutlaka gece hayatını en az 1 kez yaşarım. Güney Kore’de bunu Seul’de yaşadık. Gittiğimiz bölge Hongdae bölgesi idi. Kulübün ismi ise Cocoon idi. Facebook sayfası için tıklayınız. 

Tamamen üniversite gençliğinin eğlendiği çılgın bir ortamdı. Yalnız ertesi gün sağır olacaksınız haberiniz olsun. Giriş 20,000 won ve 1 içki bedava. Bira 7,000 won ve  kokteyl 10,000 won civarında. Bizim gitmediğimiz ama yine aynı bölgede size önereceğim diğer kulüp ise M2 idi.

Burayı da övmüşlerdi ama bizim vaktimiz kalmamıştı ve gidemedik. Facebook sayfası için tıklayınız. Tabi bu dev metropol de daha yüzlerce mekan var. Bütçenize göre siz istediğinizi seçersiniz. En iyi 5 gece kulübü için tıklayınız. Ayrıca gittiğimiz kulübün nasıl bir yer olduğunu görün diye aşağıya vidyosunu ekledim. Ah gençlik…

7. Seul’de gezilecek yerler nereler ?

Aşağıda Anlatacağım Yerlerin Seul'deki Konumları

Aşağıda Anlatacağım Yerlerin Seul’deki Konumları (Fotoğrafı Büyütmek İçin Çift Tıklayınız)

Seul’de nereler gezilir ? Asıl sadede geliyorum. 3 gün kaldığımız bu şehirde, hem şehrin ve ülkenin tarihini, hem sanatını hem yemeklerini, hem kültürünü, hem halkını, hem yaşam şeklini hem de devasa binalarını gördük.

Ağzımız açık gezdik. 2 sebepten dolayı; ilki bu kadar saygılı bir toplum beklemiyorduk. Heryerde saygılılar. Mesela metro da giderken yaşlılar için ayrılan koltuklar boşsa bile oturmuyorlar. Ya da bir büyükleri geldiğinde hemen saygıyla ve nazikçe yaklaşıyorlar.

Sizi rahatsız etmeden konuşmaya çalışıyorlar. Ne kadar kalabalık olursa olsun mutlaka sıraya girip, başkalarının hakkını çalmıyorlar. Diğeri ise büyüklüğü oldu. Bu kadar büyük bir şehir beklemiyorduk doğrusu. Hele Gangnam bölgesi oldukça gelişmişti. İnsan hayret ediyor bu kadar küçük bir ülkenin böylesine gelişmişliğine…

Neyse… Yeterince hayıflandıktan sonra tek tek rotaları anlatayım size. Ancak öncesinde aşağıda eklediğim haritaya iyice bakmanızı rica ediyorum. Gördüğünüz bütün yıldızla işaretli yerleri, sırasıyla anlatacağım sizlere. Hatta yaptığımız rotaya göre de bilgilendiricem. O rotaya göre de sırasıyla ne gördüysek adres adres sıralayacağım. Haydi gençler. Seul turumuz başlasın…

  • Deoksugung Sarayı: Sabah gözlerimizi malum havalimanında açıyoruz. Hava fena sıcak. Bide nemli. En kötüsü. Yağdı yağacak. İçi sıkılıyor havanın. 1 saat sonra otele varıyoruz ve hemen yerleşiyoruz. Yolda zaten günü gününe planları son kez kontrol etmiştik. Yarım saat içerisinde kendimizi sokağa atıyoruz. Metroya atlayıp, şehrin kalbinde bulunan bu saraya gidiyoruz. Saray hakkında bilgi vermeden önce, şu linke tıklayınız.

Kore, ülke olarak turizme inanılmaz değer veriyor. Bu siteye girerek aklınıza gelecek bir çok soruya ulaşabilirsiniz. Adamlar muhteşemler bu konuda. Müzeler, saraylar, ulaşım v.s konularda, nasıl gidilir, o gün açık-kapalı mı, giriş ne kadar gibi aklınıza takılacak her konuda bilgi veriyorlar. He birde özellikle Pazartesi ve Salı günleri saraylar kapalı olabiliyor. Gitmeden mutlaka ama mutlaka kontrol edin. Bilin istedim…

Şehirde çok önemli 3 saray ziyaret ediyor olucaz. İlki de bu oluyor. 1454 yılından kullanıma açılmış bir saray. Aşırı büyük değil. Giriş 1000 won. City Hall Station (Seul Subway Line 1 veya 2’yi kullanıp)’da inecek, Exit 2′ den çıkacaksınız. Bakın bunları normalde yapmam. 51.ülkeye geldikten sonra, artık öyle notlar alır oldum ki. Bundan sonraki ülkelerim çok ama çok daha yararlı olacak. Umarım işinizi görür. Birde sarayın içerisinde vidyo çektik ve aşağıya ekledim.

  • King Sejong Heykeli : Deoksugung’da 1 saat oyalandıktan sonra, asıl önemli sarayı görme derdindeyiz. Hava bir yağıyor bir açıyor. O yüzden artık şemsiyelerimiz ile geziyoruz. Yaz yağmuru bir başka valla. İlk başta sinir oluyoruz ama bir süre sonra keşke hep yağsa modundayız. Anın tadını çıkara çıkara Gyeongbokgung Sarayına doğru ilerliyoruz.

Buraya giderken önce solumuzda kalan Kore savaşında hayatını kaybeden ve savaşa katılan milletler için hazırlanan alana gidiyoruz. Hemen yolun kenarında zaten. Özellikle ecdadımızın ülkeye geldikleri anlardan fotoğrafları tek tek inceliyoruz. İnsan bi garip oluyor be. Her fotoğrafın altında Türkçe açıklamalar, hemen yanıbaşında bayrağımız… Bu heryerde görebileceğiniz bir durum değildir. Hatta hiç desem yeridir. Keşke bu kadar atamız ölmeseydi de, yine de milletçe bu saygıyı görseydik… Dünya çok enteresan.

King

King Sejong Heykeli

Biraz oyalandıktan sonra yola devam ediyoruz. Kocaman bir cadde boyunca yürüyoruz. Caddenin ortasında ise, Joseon hanedanlığının 4. ve en saygın kralı olan Kral Joseon heykelini görüyoruz. Kendileri Kore albesinin yaratıcılarıymış. Gelmişken görülmeliymiş.

  • Gyeongbokgung Sarayı :  Şimdi dostlar, buraya gelmeden önce bir şey anlatmalıyım. Burası kocaman bir saray. Tek tek, bina bina, heykel heykel, oda oda anlatıp da canınızı sıkmayayım. O yüzden özet geçicem. Zaten böyle tarihi yapılara ve sanata çok detaylı bir ilginiz yoksa, inanın bir süre sonra hepsi aynı.

Zaten direk meydanda kocaman kapısı ile dikkatimizi çekiyor bu saray. Kapısının önünde her saat gerçekleşen nöbet değişimini de Allah’ tan tam vaktinde yakalıyoruz. Vidyosunu da çekip, aşağıya ekledim.

Direk dalıyoruz içeriye. Sarayın adı Batı Sarayı anlamında. Burası da bir çok saray gibi 14. y.y dan kalma. Joseon (Cuson) Hanlığının ilk sarayı. Hükümdarlığı kurduklarında 4 adet saray kurmuşlar. İşte bu 4 saraydan birisi de bu ve ilki. Sarayın içerisinde Geunjeongjeon (İmparatorluk Tahtı Hall’ü), Gyeonghoeur (Köşk), Hyangwonjeong bölümleri başta geliyor. Zaten haritayı elinize alınca sizde tek tek hepsini gezin.

2 saat gibi bir sürede gezebilirsiniz. Tabi bu sizin detaycılığınıza kalmış. Birde burası salı günleri kapalı. Giriş 3,000 won. Ulaşım, Gyeongbokgung Palace Station (Seul Subway Line 3’ü kullanıp) Exit 5’den çıkacaksınız. Websitesi için tıklayınız.

G

Gyeongbokgung Sarayı

  • The National Folk Museum of Korea : Sarayı gezdikten sonra, hemen sarayın içerisinde yer alan  bu müzeye gidiyoruz. Oldukça güzel tasarlanmış bu müzede Kore halkının günlük hayatta kullandıkları ve insan eliyle yapılmış 4,000 den fazla eseri bulunuyor. Baştan sona tek tek her parçayı görmek isterseniz, 1 gün bile yetmez.

    asda

    The National Folk Museum of Korea

  • Kore Halk Köyü : Müzeden çıktıktan sonra, hemen solumuzda yer alan 5 katlı pagodanın önünde fotoğraf çektiriyoruz. Pagoda budistlerin dini yapılarına verilen addır ve genelde 5 katlı olur. Özellikle Japonya’da bolca gördüğümüz yapılardandı. Orada daha detaylı değineceğim. Bu güzel pagodanın önünde çok güzel fotoğraflar çektikten sonra, kendimizi bu eski, küçük köye atıyoruz. Hatta bir tane de vidyo çektik. Aşağıya ekledim.

Köy derken, temsili. Halkın eski dönemlerde yaşamlarını küçük bir köy içerisinde yaşatmak istemişler. Berber, restoran, postahane gibi küçük binalar yapmışlar. Bizim çok hoşumuza gitmişti ve çok orjinal fotoğraflar çekmiştik. Sizde mutlaka gidin derim. Hatta içeride yer alan restoranda bir kahve de içmenizi öneririm.

sada

Kore Halk Köyü

  • National Museum of Modern and Contemporary Art (Çağdaş Sanatlar Müzesi ) : Köyünde içerisinde bulunduğu Gyeongbokgung Sarayı’ndan ayrılıyoruz ve hemen karşısında yer alan bu müzeye gidiyoruz. Ancak köyün olduğu bölgeden çıkıyoruz. İlk girdiğimiz kapıdan değil. Çünkü mesafeler artık oldukça uzak. Bu müzede zaten hemen köyün olduğu çıkışın karşısında. Ülkenin en önemli müzelerinden birisi olarak bilinen bu müzede hem uluslararası hemde Koreli sanatçıların eserleri sergileniyor. Müzeye girişte ücret ödenmiyor. Müze her pazartesi kapalı.

    Art

    National Museum of Modern and Contemporary Art (Çağdaş Sanatlar Müzesi )

  • Insadong : Artık müzelerin ve sarayların kapanma vakti geldiği için, bizde sokakları keşfedelim diyoruz. Bize göre şehirdeki en güzel bölge olan Insadong’da yürümeye başlıyoruz. Bölgede yer alan kafelerde, restoranlarda dolaşıyoruz. Sokaklar, caddeler çok hoşumuza gidiyor. Arasıra daracık ara sokaklara gire çıka kayboluyoruz.

    Insadong

    Insadong

  • Myeongdong : Insadong’dan yürüyerek, önce şehrin kalbinde yer alan küçük nehirde boylu boyunca yürüyoruz. Sonrada devasa gökdelenleri aşarak, şehrin İstiklal Caddesi olarak bilinen bu bölgeye geliyoruz. Burası alışverişin kalbi. Neon ışıklarının aydınlattığı sokaklarda, aklınıza gelebilecek her türlü global mağazalar mevcut. Tabi ben yine uğraşmamak için pas geçiyorum.

    Myeongdong

    Myeongdong

  • Namdaemun Market : Myeongdong’dan sağa doğru kırılıp, şehrin Eminönü diye tabir edebileceğim bölgesine gidiyoruz. Burası biraz daha karmaşık. Biraz daha düzensiz. Biraz daha pis gibi geliyor bize. Çok fazla zaman geçirmek istemiyoruz. Myeongdong’a geri dönüyoruz ve şehri birde gece tepeden görelim diye aşıklar tepesi olan Namsan Park’a çıkalım diyoruz.
  • Namsan Park : Yaklaşık 30 dakika kadar sokaklarda kaybola kaybola teleferiğin bulunduğu yere geliyoruz. Aslında gündüzleri yürüyerek de çıkılıyormuş. Hatta dilerseniz tek yönde bilet alabiliyorsunuz. Ama biz uğraşmayalım zaten 2 erkek hiçte gerek yok diyerek, gidiş-geliş teleferik(Cable Car demek) için 8,000 won ödüyoruz. Tek yön kişi başı 6,000 won.

Buraya kadar gelmişken, asıl amacımız olan Seoul Tower’a da çıkalım diyoruz. 497,7 metre uzunluğu ile şehri kuşbakışı olarak da görelim diyoruz. Gece 23:00 (Cumartesi Hariç) ya da 24:00 (Cumartesi) da kapanıyor bilginize. He birde Seoul Tower’a da ayrı para ödüyorsunuz. Kişi başı 9,000 won. Ama bir paket vardı 2 kişi 20,000 won ödeyerek, 2 kola 1 mısır veriyorlardı. Biz ondan aldık. 2,000 won için değer.

Namsan Park'dan Seul Manzarası

Namsan Park’dan Seul Manzarası

Neyse tepeye çıkıyoruz. Şehir gerçekten tamamen ayaklarınızın altında. Ama bir daha gelecek olsam, hem günbatımı zamanında gelirim, hem de 2 erkek gelmem kardeşim. Heryer sevgili. Zaten parka inince görüyorsunuz heryerde aşklarının ölümsüzleşeceğine inanan çiftler, her köşeye kilit takıyorlar.Bizde Ali kardeşimle mısır yiyorduk. Neyse…

İşte manzara fena değil. Gelmişken görülmeli. 1 saat kadar oyalanıyoruz. Artık kendimizi geceye hazırlama üzere, yukarıda saydığım ve konakladığımız Hongdae bölgesinde ki kulüplere eğlenmeye gidiyoruz.

  • Bukchon Hanok Village (Hanok Köyü) : Ertesi gün yine erkenden kalkıyoruz. Hava yine, yeniden sıcak. Metroya binip yarım saat sonra bu bölgeye geliyoruz. Burası şehrin biraz tepe noktasında, 2 önemli saray olan Gyeongbokgung Sarayı ile Changdeokgung Sarayı arasında kalıyor. Küçük küçük sokaklarda kaybola kaybola Kore kültürünün izlerini görebileceğiniz tarzda olan evlerin süslediği ve “Kuzey Köy” anlamına gelen bu bölgede 1 saat kadar oyalanıyoruz.

    asda

    Bukchon Hanok Village (Hanok Köyü)

Bu bölgede yer alan restoranlarda ya da tea houses olarak hizmet veren cafelerde sabah kahvaltımızı da yapıyoruz. Yaklaşık 700 adet evin olduğu köydeki evlerin bazıları da otel olarak hizmet veriyor. Daha sonra hemen yanıbaşında yer alan Changdeokgung  Sarayı’na doğru yola koyuluyoruz. He birde buraya gelecek olursanız Anguk İstasyonu (Seoul Subway Line 3), Exit 2’yi kullanacaksınız. Çıkıştan sonra 300 metre kadar düz yürüyeceksiniz. Zaten bölgede bir çok yönlendirici tabelada olacak.

  • Changdeokgung Sarayı : Hanok Köyünden yürüyerek bir sonraki durağımız olan bu saraya gidiyoruz. Yol boyunca oldukça hoşumuza giden mahallerden geçiyoruz. Niyeyse bu bölge ve hemen biraz aşağısında yer alan Insadong favorimiz oluyor. Saraya giriş 3,000 won, gizli bahçeyi de görmek istiyoruz, ki mutlaka görülmeli, 5,000 won ödüyoruz. Pazartesi kapalı olan bu saray , dün gezdiğimiz Deoksugung’ göre daha küçük.

    Changdeokgung Sarayı

    Changdeokgung Sarayı

Zaten Deoksugung yandıktan sonra, bu saray yapılmış. Sarayı gezerken ingilizce tura katılıyoruz. Biraz bilerek gezelim istiyoruz. He birde aynı şey gizli bahçe içinde geçerli. Zaten gizli bahçeyi gezmek için, illa tura katılmanız gerekiyor. Saraydaki en özel bölge çünkü. Aslında bu saray 1945 Japon istilasında yakılmış ve sonrasından yenisini yapmışlar.

Gerçi şehirdeki çoğu şey, bir şekilde yakılıp sonradan sıfırdan inşa edilmiş. Bu sarayda da diğerlerinde olduğu gibi en çok dikkatimizi çeken, sarayın çatı kısmındaki rengarenk işlemeler oluyor. Sanırım bu tarz çatılar bir tek Güney Kore’ye özgü. Bu sarayıda karış karış gezdikten sonra, hemen yürüme mesafesınde olan Jongmyo Shrine (Tapınağı)’na gidiyoruz. He birde, eğer olurda direk bu saraya gelmek isterseniz, Anguk İstasyonu (Seoul Subway Line 3), Exit 3’ü kullanacaksınız. Sarayın websitesi içinde tıklayınız.

  • Jongmyo Shrine : Bir sonraki durağımız yaklaşık 15 dakika yürüme mesafesindeki 13. yy dan kalma ve ülkenin kültürü ve özellikle dini için çok ama çok önemli bir yere sahip olan bu tapınak oluyor. Çünkü burası kralın bizzat ibadetini yaptığı yer. Hatta daha tapınağa girer girmez, ki rehbersiz girilmiyor ve ingilizce olarak rehberlik hizmeti veriliyor, kral yolu olarak ayrı bir yolun olduğunu gördükten sonra anlıyoruz.

Aslında bildiğiniz yol ancak yolun ortasında taşlarla yapılmış olan ayrı bir yol var. Bu yolun hala kutsal ruhlar tarafında korunduğuna inanılıyor. O yüzden üzerinde yürümek yasak.  Yol 3’e ayrılmış. Sağ tarafı sivil görevlilere, sol tarafı ise askerlere. 1930’lar da Japonlar buraya kamp kurmuş, ancak gece bazı garipliklerden dolayı, kamplarını buradan kaldırmışlar.

Jongmyo Shrine

Jongmyo Shrine

Tapınağın içerisinde ise, hem kralın hemde ailesinin özel odaları var. Her yıl bu odalarda yer alan sunakları hazırlamak üzere, kraliyet ailesinden geri kalanlar bu odaları ziyaret ediyorlarmış. Birde bu kraliyet ailelerinin odalarının hepsi yanyana dizayn edilmiş ve açık olan tek kapısı varmış.

Ancak içeriye girişe izin verilmiyor. Bilginiz ola. Birde burada mayıs ayının ilk pazar günü seremoniler düzenleniyormuş. Giriş 1,000 won. Ulaşım için Jongno-3 (sam)-ga Station (Seoul Subway Line 1 ) Exit 11’i kullanarak, metro ile kolayca gelebilirsiniz.

  • Gwangjang Market: Artık baya tapınak ve saraylara doyduktan sonra, biraz da şehri görelim diyoruz. Şehirdeki en büyük pazarlardan birisi olan bu pazara gidiyoruz. Yeme-içme anlamında yanyanaya yer alan onlarca restoran dikkatimizi çekiyor. Ancak bir farkla, bize çok ters olan yemeklerle.

    s

    Gwangjang Market

Haşlanmış domuz kafasından, adını sanını tahmin bile edemeyeceğimiz çok kötü kokan yemeklere kadar hepsi bu markette. Doğrusunu söylemek gerekirse, hiç beğenmiyoruz. Yinede boylu boyunca yürüyelim diyoruz. Bize biraz Eminönü civarı gibi geliyor bu bölge. Daha sonra son kez bir müze daha görelim diyerekten, ülkenin en önemli müzelerinden olan Kore Savaş müzesine gidiyoruz. He birde bu pazara gelecek olursanız Jongno-5-ga Station (Seoul Subway Line 1 ) Exit 8’i kullanarak gelebilirsiniz.

  • War Memorial of Korea (Kore Savaş Müzesi) : Malum ülke 20. yy’ın ortalarında, felaketler yaşadı. Yerle bir oldu. Tükendi tükenecekti. İşte ne olduysa Japonya’nın daha fazla büyümesini istemeyen ABD’nin organizasyonu ile Birleşmiş Milletler’in desteğiyle kurtuldu. İşte daha sonrasında şaha kalkan bu ülkede yer alan en önemli savaş müzesi de burasıymış.

    wa

    War Memorial of Korea (Kore Savaş Müzesi)

Savaşta kullanılan tanklardan savaş uçaklarına, arabalardan denizaltlarına kadar kullanılan herşey bu müzede. Metro ile gelmek için Samgakji Station (Seoul Subway Line 6), Exit 1-11 veya 12’yi kullanmalısınız. Ya da Namyeong Station (Seoul Subway Line 6), Exit 1’i de kullanarak gelebilirsiniz.

  • Itaewon Bölgesi : Müzeyi de gezdikten sonra, artık sokaklarda kaybolup, ülkenin biraz da turistik bölgesi olan ve özellikle Amerikalıların çoğunlukta olduğu bu bölgeye geliyoruz. Zaten yürüyerek 15 dakika uzaklıkta. Bölgede daha önceden Amerikan üssü bulunuyormuş. Biz çok dikkat çekici birşey göremedik.

    Itaewon

    Itaewon

Biraz sokaklarında dolaştık hepsi bu. Hatta bölgeninde merkezi tam olarak Hamilton binasının olduğu yer ve biz farklı birşey göremedik doğrusu. Gelmek isterseniz Itaewon Station (Seoul Subway Line 6) durağını kullanın.

  • Bongeunsa : Son günümüzde, şehri 2’ye bölen Han nehrini geçip, özellikle meşhur Gangnam semtini keşfedelim diyoruz. Burası 794 yılında inşa edilen ve oldukça değerli olan bir budist tapınağı. Giriş için ücret ödemeden direk tapınağa dalıyoruz. Çok büyük bir tapınak değil.

Ancak iç kısmı oldukça güzel. Hele ki tavan kısmında yer alan rengarenk motifler, fotoğraf çekmeyi seven bizim için biçilmiş kaftan. Bir yandan fotoğraf çekerken, bir yandan da ibadet eden halkı izliyoruz. Hatta aşağıda çektiğim vidyoda ibadet eden halkı görebilirsiniz.

Nedense budizm dininde ibadet ederken yaptıkları hareketler, bizim namaz kılarken yaptığımız bir çok harekete benziyor. Birde bu dindeki temizlik ve saygı-hoşgörü yaklaşımı, bu dine mensup insanları sevmemdeki en büyük etken. Ayakkabı ile tapınaklara girememek, etrafın her daim tertemiz olması da cabası.

Bu budistleri seviyorum valla. Ne yalan söyliyeyim. Şu dünyadaki 2 numaralı din benim gözümde. Buraya gelmek isterseniz Samseong Station (Seoul Subway Line 2) Exit 4′ ü kullanacaksınız.

Bongeunsa

Bongeunsa

  • Coex Mall : Tapınağın hemen çıkışının karşısında yer alan ve Asya’daki en büyük yeraltı mağazasını da görelim diyoruz. İçerisinde Akvaryum bile olan bu dev komplekste biraz dolaşıp, Kore halkının mağazalarda ki hayatlarını da görelim diyoruz.

Ama bizim gibi AVM ülkesi bir toplumu buralar kesmiyor. Bıkmışız. Nefret etmişiz. Yarım saat kadar dolaşıp, yine kendimizi sokaklara atıyoruz doğrusu. Buraya gelmek isterseniz Samseong Station (Seoul Subway Line 2) Exit 5 veya 6’yı kullanacaksınız.

Coex Mall

Coex Mall

  • Gangnam : Dünya’ya nam salan “Oppan Gangnam Style” şarkısını sanırım  duymayan kalmamıştır. Bizde onlardan biriyiz. “Bi gidelim bakalım. Nasıl bir yer görelim.” diyerek geldik bu bölgeye. Beklentimiz bizim Nişantaşı veya Cadde bölgesi gibi bir yer olması idi. Ama bizimkiler halt yemiş.

Yüzlerce gökdelenin sıra sıra dizildiği, binlerce farklı mağazanın sokak ve caddelerde boylu boyunca uzandığı bölge, sanırım kalite anlamında bizim bölgelerimize fark atar. Daha metro istasyonuna gelince bile insan kaliteyi hissetmeye başlıyor. Diğer istasyonlar oldukça sıradan olmasına rağmen, Gangnam’ a gelince metro istasyonları bile hemen değişiyor.

Gangnam

Gangnam

Çünkü aslında burası sadece alışveriş değil, dev bir finans merkezi aynı zamanda. O yüzden bizde bunu daha gelir gelmez farkediyoruz. Önce duraktan çıkar çıkmaz şu meşhur Gangnam ışıklarının olduğu yeri görelim diyoruz. Ardından da hem ana caddede, hem de gökdelenlerin hüküm sürdüğü ana caddenin arka sokaklarında yer alan sokakları keşfediyoruz. Çok büyük ve çok uzun sokaklardan bahsediyorum.

Bölgede 3 saat kadar, karış karış yürüdükten sonra bitkin düşüyoruz. Zaten artık Seul serüveninin de sonuna geliyoruz. Artık yavaştan otele dönüyor ve yarın sabahtan erkenden ülkenin en tarihi şehirlerinden birisi olan Gyeongju’ya gitmek üzre hazır oluyoruz.

sad

Gyeongbokgung Sarayı

Özetle ; Seul beklediğimizden büyük bir şehir çıkıyor. Ancak çoğu metropolde olduğu gibi, gezeceğiniz bir çok yer, zaten yanyana veya şehrin geri kalan kısmına nazaran oldukça küçük bir bölgesini kaplıyor. Bizde bir kaç müze dışında, hemen hemen bütün önemli yerlerini gezdiğimizi düşünüyoruz. Özellikle sarayları, diğer bir çok Asya ülkesinden farklı görünüyor.

Ama inanın bir süre sonra hepsi aynı. Sokaklarda her daim kalabalık ve çokta temiz değil. Tabi bize göre temizde, Japonya’ya kıyasla pis. Ayırdığımız 3 gün yetiyor da artıyor bile. Yorgunluk durumumuza göre yol üzerinde gördüğümüz restoranlarda ve kafelerde dinlenerek, havanın nemli ve sıcak yüzünü yenmek için sürekli nefes aldığımız bir gezi oluyor.

Ancak insanların sıcak kanlı ve saygılı tavırları, şehirde “insan” gibi gezmemizi sağlıyor. Özellikle böyle gelişmiş ülkelerde her daim olduğu gibi bir soru aklıma geliyor. Bunlar insansa, biz neyiz Allah aşkına ? …

8. Seul’de kaç gün kalmalı ? 

Gangnam

Gangnam

Seul’de kaç gün kalsak yeter ? Böyle uzun yolculuklarda her daim en zor sorudur benim için. Kimi der “1 hafta yetmez.” kimi der ” 1 gün kalınmaz”. Daha gitmeden kafası karışır insanın. Bi yanı “Çok kal” bi yanı “Az kal” deyip durur için için. İşte aynen bana da bu oldu gitmeden önce. O yüzden kendi bildiğim yoldan gitmek en iyisi diyerekten, sanırım en az 50 blog, 1000 sayfa kadar da yazı okumuşumdur Güney Kore ve başkenti Seul ile ilgili.

Güney Kore Hakkında yazdığım tüm yazılarımı, Güney Kore Gezi Notları‘nda bulabilirsiniz.

Neticede 3 günün yeterli olacağına karar kılıp, bu konuda hiçte yanılmadığımızı görmek sevindirici idi. Ancak belki Kuzey Kore sınırına düzenlenen DMZ turuna ya da en büyük eğlence parklarından birisi olan Lotte World’e gidecek olsaydık belki 1 gün daha ekleyebilirdik.  Gitmek istemedik. İnsan bir süre sonra, nedenini bilmiyorum, böyle şeyleri merak etmez oluyor.

Zaten turdan döndükten sonra yine birşeyi farkediyorum . Ben deniz-kum-güneş-doğa-sahil-orman-yeşillik adamıyım. Gelişmemiş, fakir, bölgeler benim yeni rotalarım. O yüzden siz eğer büyük şehirlere meraklı iseniz 3 veya 4 seçimi size kalsın dostlar…

9. Seul’de yapılmadan dönülmemesi gerekenler neler ?

Farklı Lezzetler-Udon ve Karides Tempura

Japon Kültürü’ne Ait Lezzetler-Udon ve Karides Tempura

  • Mutlaka ama mutlaka Kore barbeküsünü denemeden
  • Enteresan deniz mahsüllerini pazarlarda tatmadan
  • Insadong’dan Myeongdong’a kadar olan bölgede kaybolmadan
  • Yukarıdaki belirttiğim müzelere gitmeden
  • En az 1 gece de olsa gece kulübünde sarhoş olup eğlenmeden
  • Bahsettiğim sarayları tek tek gezmeden
  • Mutlaka halka Türk olduğunu söyleyip, muhabbet etmeden
  • Diğer yemekleri de tatmadan
  • Alışveriş bölgelerinde kaybolmadan

Seul gerek gelişmişlik düzeyi ile gerekse de geçmişe ve kültürüne bağlı halkı ile bizi oldukça mutlu etmişti. Görülecek, gezilecek yerlerden çok, insanına ve kültürüne hasta olduk biz. Saygısına. Hoşgörüsüne. Nezaketine. Narinliğine… Farkettiyseniz öyle delice, abartılı bir şekilde övdüğüm hiç birşey yok. Tapınak mı görmek istiyorsun ?

Tayland veya Kamboçya’ya git. Tarih mi görmek istiyorsun ? İtalya’ya git. Sanat mı görmek istiyorsun ? Fransa’ya git. Gökdelen mi görmek istiyorsun ? Hongkong’a git. Ama bunların hepsinin karışımı olsun diyorsan, içinde biraz da bir çok Avrupa ülkesinde olmayan nezaket ve hoşgörü de olsun diyorsan arkadaşım, e birde bizi seven millet görelim belki şaşarda bizi bağırlarına basarlar diyorsan, o zaman Güney Kore’ye, Seul’e git dostum.

Çünkü bizi, gittiğimiz 50’den fazla hiç bir ülkede kimse bağrına basıp, gözleri yaşararak “Hoşgeldiniz.” diye karşılayan amcalar, “Bizler kardeşiz. Biliyorsunuz değil mi ?” diyen gençler olmadı. En azından bizim olmadı. Belki sizin olmuştur…

10. Seul’e ne zaman gitmeli ? 

Yaz Aylarında Şemsiyesiz Gezme

Yaz Aylarında Şemsiyesiz Gezme

Seul’e hangi mevsim gidilir ?Yaz yağmuru… Hani bazen olur ya işten çıkıp, yağmur yağarken başından aşağıya ıslanmak istersin. Bunalırsın. Başını göğe kaldırıp, yüzünü ıslatan yağmura aldırış etmeden nefes almaya çalışırsın. Islanmak hiç seni bu kadar mutlu etmemiştir. Öyle hissedersin ya hani…

Yazın tam da böyle bir hava oluyor Güney Kore’de. Sende yazın ortasında, sürekli yağmur yağsın diyorsan, Temmuz-Ağustos’da git. Hava sıcak. Nemli. Ama ıslanınca hemen kuruyorsun. Ancak sana ters ise, Nisan-Mayıs veya Eylül-Ekim daha ideal. Nisan-Mayıs’da kiraz ağaçlarının rengarenk şölenini izleyebilirsin. Eylül-Ekim’de ise, sonbaharın başlangıcında kırmızı-turuncu renklerin yarattığı renk şovuna tanık olabilirsin. Seçim senin…

11. Seul’de benim yapmadığım ama size önerilerim neler ? 

Nanta Gösterisi

Nanta Gösterisi

  • Kuzey Kore sınırını ziyaret edebileceğiniz DMZ turuna katılmadık
  • Nanta gösterisini yani tabak-çanak ile yapılan ve 40,000 won civarında ücreti olan şova gitmedik
  • Samsung müzesine ve National Museum of Korea (Kore Ulusal Müzesi)’ne gitmedik.
  • Dünyanın en büyük kapalı eğlence parkı olan Lotte World’e gidemedik

Biz bu 4 temel etkinliği yapamadık. Yapmak ta istemedik doğrusu. Ama özellikle müze hastası iseniz bizim gitmediğimiz 2 müzeye gidin derim. Birde akşamları yorgun düşmezseniz, Nanta şovuna katılabilirsiniz. Biz eğlence parklarına artık doyduğumuz için gitme gereği duymadık. Siz hiç gitmemişseniz mutlaka Lotte World’e gidin derim.

12. Seul hakkında uyarılarım

sdfs

King Sejong Heykeli’ne Giderken Karşılaşacağınız Küçük Anıt’da ki Fotoğraflar

  • Haftasonu para bozdurmak sıkıntı olabilir. Her daim hazır olun
  • Eğer yazın gidecekseniz, her zaman şemsiye bulundurun ve çabuk kuruyan bir ayakkabınız olsun
  • Metro hattına ve ineceğiniz durağa hakim olarak şehri gezin. Kaybolunca insan bunalıyor…
  • Soju içerken dikkat edin. Shot atarak ve limitlerinizi bilerek için. Fena çarpar…
  • Ziyaret edeceğiniz yerlerin o gün açık-kapalı olup olmadığını gitmeden kontrol edin
  • Gitmeden önce otelinizin yerini GPS’e mutlaka kaydedin (Ya da telefonunuza )

Güzeldi be… 3 gündü ama “İyi ki de gitmişiz.” dedik döndükten sonra. Barbeküler güzeldi, sokaklar güzeldi, çocukları güzeldi, insanı güzeldi… Bizi bağrına basan amcalar-teyzeler güzeldi. Yağmuru, sıcağı, sokakları, parkları güzeldi. Her seyahatimde olduğu gibi deli gibi yorulup, dönünce ardında çok güzel anılar biriktirdiğim bir seyahat oldu yine. Yine gider miyim peki ? Gitmem.

Anapji Pound-Gyeongju

Anapji Pound-Gyeongju

Çünkü hayatta 1 kez görülmesi gereken bir yer. Diyorum ya herşeyi açık açık anlatacağım diye. Şu an size bir tur paketi satıyor olsaydım, muhtemelen yarın kalkıp gitmenizi sağlayacak abartılı cümleler kurardım. Ama diyorum. Bizde yalan yok. Neyse o. Bir kez gör. Yaşa. At anılarının arasına. Bak yoluna. Dünya çok ama çok daha büyük ve görmemiz gereken daha bir sürü yer var. Ama yine de ömründe bir kez bile olsa Seul’ü gör…

Bir sonraki durağımız ülkenin en tarihi şehirlerinden, hatta bir zamanlar başkentlik bile yapmış olan Gyeonju Gezi Rehberi

SON YAZILARIMDAN HABERDAR OL

E-MAIL Listeme kayıt olursanız, haftalık yazılarımdan haberdar olabilirsiniz !

Yorum Yap