Riga’da Gezilecek Yerler-Letonya

Riga’da gezilecek yerler nereler ?

Riga’da gezilecek yerler ve görülmesi gereken noktaları anlatırken aklıma bir şey geldi. Ben nedense bu şehri çok ama çok sevmişim. Gerek Olia’nın sıcakkanlı ailesinin bizi evlerinde ağırlarkenki o nazik ve utangaç tavırları, gerekse şehrin mahvolmamış doğallığı beni etkilemişti. Arnavut kaldırımlı taş sokakları yürürken seni tökezletmesi bile, benim için bir şehrin doğallığının göstergesidir. He bu arada unutmadan, sakın ola topuklu ayakkabılarınızla bu şehri gezeyim demeyin. Gerçekten rahat edemezsiniz.

Riga'da Gezilecek Bölgelerin Konumları

Riga’da Gezilecek Bölgelerin Konumları

İyi bakalım. Uyarıları da yaptık. Riga’da nereleri gezelim, nasıl bir plan yapalım ? Biraz ciddi işlerden konuşalım. Biz güneşli bir eylül ayında geldik bu dingin şehre. Yaz mevsimi henüz bitmek üzere olduğu için ne dondurucu kışını gördük, ne de yakıcı yazını. Serin, sakin, huzurlu bir 3 gün geçirdik. Özellikle Riga Old Town bölgesindeki rengarenk yapıların gölgesinde kaybolduk, nehir kenarında nefes aldık, parklarında uzandık, köşedeki şirin kafelerinde kahvelerimizi yudumlarken aceleyle işine yetişmeye çalışan insanları saatlerce izledik. Gece sabahlara kadar o mekan senin bu mekan benim koşturduk, gündüz yüzümüze vuran meltemin serinliği ile uyanıp günün keyfini sürdük. Yani işin özü, biz Riga’yı çok sevdik. Darısı başınıza diyerekten, Riga’da gezilecek yerleri başlıyorum anlatmaya :

Riga'da Gezilecek Yerlerin Tahmini Rotaları

Riga’da Gezilecek Yerlerin Tahmini Rotaları

1.Gün Riga Gezi Rotamız

  • Özgürlük Heykeli
  • Old Town
  • Kedi Evi (Cat house)
  • St. Peter’s Kilise
  • House of the Blackheads ve Town Square
  • Riga Jauniela
  • Riga Dome Katedrali
  • Daugava Nehri
  • Riga Kalesi
  • The three brothers
  • St James’s Katedrali
  • Pilsetes Kanalı
  • Riga Rus Ortodoks Kilisesi
  • Alberta Jela (İela) Caddesi

2.Gün Riga Gezi Rotamız

  • Jurmala Bölgesi
  • Riga Central Market

1.Gün Riga Gezi Rehberi

Sabah erkenden uyanıyoruz. Bir gün önce yol yorgunluğu olduğu için erkenden sızan biz, ertesi sabahın köründe Olia’nın kedisinin bizi uyandırması ile gözlerimizi açıyoruz. Lanet kedi. 20 yaşında. Kocaman cüsseli. Bir de kedi de soğuk arkadaş. Neyse ! Hemen yerel kahvaltıları ile evde bir kaç şey atıştırıp sokağa atıyoruz kendimizi. Hava mis gibi. Tam sokaklarda nefes almalık. Derken, daha dışarıya çıkar çıkmaz Riga’nın, özellikle şehir dışındaki evlerinin ne kadar eski olduğunu, kırık dökük tramvayların tıngır mıngır sokağın ortasında gidişini, manken gibi kızların yamuk yumuk yollarda topuklu ayakkabılarla yürümekteki kabiliyetlerini, kırık dökük evlerin, boyası tamamen sökülmüş olan eski duvarların manzarasını görünce şaşırıyoruz. Nasıl yani ! Burası Riga mı şimdi ?

Riga Sokakları-Letonya

Riga Sokakları-Letonya

Olia’nın “Deniz. Burası gerçek Riga. Şimdi sizi hayal dünyası, turistlerin gözlerini boyadıkları, zenginlerin dolandıkları yere götüreceğim .” demesi ile umutlanıyoruz. Çok eski yahu ! Biz daha 2 gün önce Helsinki’de fink atan sırtçantalı gençliktik. 2 günde bu kadar hızlı atmosferin değişmesi bizi şaşırtmıştı doğrusu.

  • Özgürlük Heykeli (Milda) : Atlıyoruz tramvaya. İstikamet Old Town bölgesi. Hemen hemen her ülkenin en önemli meydanında, ülkenin geçmişini unutmaması adına dikilen heykeller vardır ya hani. İşte Letonya’nın da en önemli noktasında yer alan bu Özgürlük heykeli, Letonya’nın bağımsızlığını ilan etmesiyle 1935’te dikilmiş. 3 yıldızı havaya kaldıran bronz kadın heykelinin üzerinde “vatan”ve “özgürlük” yazıyor. Bu 3 yıldızın, kimileri tarafından Estonya, Letonya ve Litvanya’yı temsil ettiğine inanılıyormuş.

    Özgürlük Heykeli-Riga

    Özgürlük Heykeli-Riga

  • Old Town : Derken, şehrin kalbine doğru sokulmaya başlıyoruz. Aslında aynen Olia’nın dediği gibi oluyor. O eski evler, yerini tarihi dokusu ile seyir keyfi sürmenizi sağlayan binalara bırakıyor. Burası, Unesco Dünya mirasları listesinde yer alan, arnavut kaldırımlı taş sokakları, sevimli kafe ver restoranları ile eski şehir bölgesi olarak biliniyor. Özellikle Art Nouveau tarzı mimarinin baskın olduğu bölgede, çiçek motifli ve insan figürlü desenleriyle süslenmiş binalar dikkatimizi çekiyor.

    Old Town-Eski şehir bölgesi Riga

    Old Town-Eski şehir bölgesi Riga

  • Kedi Evi (Cat house): Yavaş yavaş Old Town bölgesinin içerisine doğru ilerliyoruz. Bu binanın tepesinde bulunan 2 kedi, şehrin turistik sembollerinden. Hikayeye göre, eskiden bir tüccar, o zamanların Tüccarlar Loncasından kovulmuş. O da buna bozulmuş ve hemen Loncanın yanında bulunan evinin çatısına 2 tane kara kedi heykeli yaptırtmış ve kedilerin de sırtları o Loncaya dönükmüş. Tüccarlar da buna çok sinirlenmişler ve sonrasından yeniden barışmışlar. Nihayetinde de Tüccar sırtı dönük olan kedilerin sırtları yerine, yüzlerini Loncaya doğru çevirtmiş. İşte o günden itibaren bu kediler şehrin simgesi olmuş.

    Kedi Evi-Riga-Letonya

    Kedi Evi-Riga-Letonya

  • St. Peter’s Kilise : Daha ilk dakikada seviyoruz Old Town bölgesini. Bölgedeki en güzel yapılarından birisi olan bu kilisenin önünde evlenen çiftleri izliyoruz. Soruyorum Olia’ya: “Sizde nasıl evlilik ilişkileri ?” diye. “Sorma Deniz. Bizim ülkede çok fazla yürümüyor. Çoğu da zaten boşanıyor. Ya da bir çok Letonyalı evlenemiyor ! Görmüyor musun etrafındaki manken gibi kızları ? Onlar da hep yalnız” diye söyleniyor. Sonra aklıma “Bunca insan yalnızken, neden bunca insanyalnız ?” cümlesi beliriyor. “Yahu” diyorum Olia’ya, “Bu kızlar yalnız olacak. Türkiye’de olacak. Yemin ederim o şehri yakarlar !” . Başlıyor kahkaha atmaya. “Biliyorum Deniz biliyorum.” Şöyle bir düşünüyorum da. Neyse. Şimdi o konulara hiç girmeyeyim. Nerede kalmıştık ? He bu kilise 1209 yılında yapılmış. Dilerseniz asansörle tepesine çıkabilir, Riga manzarasının keyfine bakabilirsiniz. Biz çıkmadık. Onun yerine Radisson Blue otelinin çatısına çıkalım dedik.

    Kilisenin Önünde Evlenen Letonyalılar

    St Peter’s Kilisesinin Önünde Evlenen Letonyalılar

  • House of the Blackheads ve Town Square (Riga Kara Kafalılar Binası ve Şehir Meydanı): Her Avrupa şehrinin ortak bir özelliği vardır ya hani ! Daracık sokaklarda kaybolurken, aniden bir meydana çıkarsınız. Heh işte Riga’nın da en önemli meydanı burası. Şehrin tanıtımlarında da bolca göreceğiniz bu yapı, Riga’nın kuruluş yıldönümünde restore edilmiş. Kırmızı kiremitlerin ve rengarenk süslemelerin güzelleştirdiği yapı, eskiden kara kafalılar denilen yabancı tüccarların loncasıymış. Kara kafalılar denmiş çünkü tüccarlar siyah saçlılarmış. Şimdilerde turizm ofisi olarak hizmet veriyor. Özellikle akşamları fotoğraf çekip, sevgilinizin koluna girip karış karış gezilesi bir yer burası. Benden söylemesi !

    House of the Blackheads ve Town Square (Riga Kara Kafalılar Binası ve Şehir Meydanı)

    House of the Blackheads ve Town Square (Riga Kara Kafalılar Binası ve Şehir Meydanı)

  • Riga Jauniela : Burası diyor Olia “Çok meşhurdur. Bir sürü film bu sokakta çekildi.” Sanırım normalde biz gezseydik “Sokak der !” geçerdik. E bir bilenle gezmek iyidir. Çok güzel bir sokak burası. Muhakkak yürümeli ve fotoğraf çekmeli.

    Riga Jauniela

    Riga Jauniela

  • Riga Dome Katedrali : Old Town’un kalbinde yürümeye devam ederken, şehrin en görkemli yapılarından birisi olan Riga Katedralin’e doğru yol alıyoruz.  Kendileri Baltıklar‘ın en büyük ibadethanesi. Dışarıdan zaten oldukça heybetli görünen bu yapı, özellikle içerisinde bulunan dev org ve konserleriyle meşhur.

    Riga Dome Katedrali-Letonya

    Riga Dome Katedrali-Letonya

  • Daugava Nehri : Biraz dinlenelim diyoruz. Yönümüzü Riga’nın candamarı olan Daugava Nehri’ne çeviriyoruz. Riga’nın yüzyıllardır dünyaya açılan kapısı olarak kullanılan bu nehir, Riga’yı ikiye bölüyor. Aslında öyle ahım-şahım görecek bir şey yok ama nefes almak için boylu boyunca yürüyoruz. Yaz mevsiminin serin havasında Riga’nın en güzel yerlerinden birisi olan bu bölge yürümeye değer doğrusu.

    Daugava Nehri-Riga

    Daugava Nehri-Riga

  • Riga Kalesi :  Sağ tarafımızda ise bu kaleyi görüyoruz. Kendleri vakti zamanında üs olarak kullanılmış. Ama artık Letonya Cumhurbaşkanı’nın ofis olarak kullanılıyormuş. İçerisine giremiyoruz ve Riga’nın ince işlemeli binalarının gölgesinde Eski Şehir bölgesine geri dönüyoruz.

    Riga Kalesi-Letonya

    Riga Kalesi-Letonya

  • The three brothers (3 Biraderler Evleri): Riga’nın tanıtım yüzü olan bu karpostal gibi yapı, Sovyet işgali esnasında yıkılsa da, 1990’larda yeniden yapılmış. Benzerini Stockholm’de de gördüğümüz bu rengarenk bina, tam fotoğraf çekmelik. Hemen ardında da St James’s Katedraline de uğruyoruz. Her şehirde olduğu gibi, bu eski şehir bölgesinde de bolca Katedral ve Kilise görmüş oluyoruz.

    Three Brothers-Riga-Letonya

    Three Brothers-Riga-Letonya

  • Pilsetas Kanalı : Bir sonraki durağımız, İstanbul gibi bir şehirde yaşayanlar olarak hasret duyduğumuz, şehrin kalbindeki yemyeşil bu park ve ortasındaki kanal oluyor. Mis gibi ağaçlar, ortasında bir kanal, etrafında yalınayak yürüyebileceğiniz bir parktan bahsediyorum. Yine bir çok Avrupa şehrinde olduğu gibi, aşıkların aşkları  sonsuz olsun diye dilek diledikleri asma kilitleri bu nehre attığını öğreniyoruz. Nedense bu Avrupa kıtasındaki ülkelerde kilitlerden medet umma çok ama çok popüler.

    Pilsetas-Riga

    Pilsetas-Riga

  • Riga Rus Ortodoks Kilisesi : Artık Old Town bölgesinden çıkıyoruz. İstikamet Rus Ortodoks Kilisesi. Hani “Rus kültürü hala izini devam ettiriyor Letonya’da.” dedim ya. İşte dinde de geçerli. Halkın büyük bir kısmı Ortodoks. Şehirdeki en güzel dini yapılarından birisi de bu kilise. 1800’lü yıllarda yapılmış. Özellikle haftasonu gezen bizler şanslıyız. Ayinler, yanan mumlar ve dua eden Letonya halkını izleyerek biz de dua ediyoruz.

    Riga Rus Ortodoks Kilisesi-Riga-Letonya

    Riga Rus Ortodoks Kilisesi-Riga-Letonya

  • Alberta Jela (İela) Caddesi : Art Nouveau mimarisi. Neymiş bu mimari ? Aslında süslemelerin daha yoğun olduğu, kıvrımların ve bitkisel desenlerin bolca kullanıldığı bir sanat akımı olarak biliniyor. Hatta bu akımın önemli isimlerinden birisi de, Antoni Gaudi‘dir. Hani şu Barcelona‘da hayran hayran izlediğimiz enteresan yapılar varya. İşte onları yapan Mimar. İşte bu caddede bu mimarinin en güzel örneklerini görüyoruz. Rus Mimar Mikhail Eisenstein tarafından dizayn edilen caddede, ihtişamlı binaların güzelliklerini izleyerek caddeyi yürüyoruz. Hatta burada Riga Art Nouveau Müzesi‘de var ama biz geç olduğu için girmiyoruz.

    Alberta Jela (İela) Caddesi-Riga

    Alberta Jela (İela) Caddesi-Riga

2. Gün Riga Gezi Rehberi

Jurmala Bölgesi: 2. gün biraz keyif çatalım diyoruz. “Olia’cım iyi güzel de. Biz Old Town’muş, kiliseymiş, katedralmiş görmekten sıkıldık. Yok mudur sizin de şöyle deniz-kum-güneşiniz ?” diye sormamla beraber, meğer Olia da bizi bu meşhur sahil bölgesine götürme planları yapıyormuş. Bu arada, biz aslında burada 3 gün kaldıkta, 2 günlük plan yazayım dedim. 2 gün boyunca Old Town bölgesinde gezdik. Bir de Olia’nın akrabaları ve ailesiyle vakit geçirdik. Bazen, gezerken en güzel şey, yeni kültürleri yaşayarak öğrenmektir. Öyle olmasaydı eğer, o güzel insanlarla nasıl tanışırdık ? Güzel derken sahiden güzel he. Lafta değil yani. Neyse !

Jurmala Sahilleri

Jurmala Sahilleri

Derken, trene atlayıp doğruca bu sahil beldesine gidiyoruz. 25 Km uzaklıkta ve trenle gidilebiliyor. Tren bileti fiyatları 1.50 Euro. Direk Riga tren istasyonundan trene binilebiliyor. Burası yem yeşil ormanlarla kaplı, gayet lüks evlerin olduğu bir sahil bölgesi. Aslında bizim oralara göre (Fethiye’den bahsediyorum) yalan dolan da, en azından nefes almak için güzel bir yer. Özellikle ormanın içerisinde yürüyüp, kuleye çıkmak keyifliydi. Gelmişken 5-6 saat oyalanabilirsiniz. Ayrıca bildiğim kadarıyla şehir merkezinde bulunan Daugava Nehrinden buraya teknelerle de gelinebiliyormuş. Özellikle Riga festivalleri ve konserleri Jurmala bölgesinde düzenleniyor ama biz ne yazık ki denk gelemedik. Eğer siz özellikle Haziran ve Temmuz ayında Jurmala‘ya gelirseniz mutlaka denk getirmeye çalışın derim. “Riga’da hangi dönemde hangi festival ve etkinlik var ?” diye merak ediyorsanız, tıklayınız.

Yaz Ortasında Jurmala, Bu Kadar Kalabalık Olurmuş.

Yaz Ortasında Jurmala, Bu Kadar Kalabalık Olurmuş.

Riga Central Market : Öğleden sonra Riga’ya tekrar dönüyoruz ve şehrin en güzel yerel pazarlarından birisi olan bu pazara gidiyoruz. Avrupa’nın da en büyük pazarlarından birisi olan bu pazarda, rengarenk tezgahlar, tezgahların üzerinde balıklar, etler, meyveler, sebzeler satılıyor. Yerel halkın hayatını gözlemlemek için çok güzel bir yer burası. Sizlere de muhakak tavsiye ederim.

Riga Central Market-Avrupanın En Büyük Pazarlarından

Riga Central Market-Avrupanın En Büyük Pazarlarından

Riga, savaşlardan her ne kadar etkilense de, tarihini ve dokusunu korumuş bir şehir. Bu sapsarı saçlı insanlar, gayet saygılılar ve nazikler. Halk fakir olsa da, umutları var. Neden ? Çünkü onlar da, ülkedeki bir çok zengin  gibi zengin olacaklarını hayal ediyorlar. Letonya’da zengin çok zengin, fakir çok fakir. Bir yanda kırık dökük evler, diğer yanda Ferrariler. Hayallerinin peşinden koşanlar da, Riga’dan gelişmiş ülkelere kaçma derdindeler. O yüzden Riga’da hayat, hiçte öyle sanıldığı gibi kolay değil. Bunları ben değil, Olia söylüyor hayıflanarak.

Akşamları Riga Sokakları

Akşamları Riga Sokakları

2 günlük Riga maceram boyunca, Riga’nın hem sokaklarına, hem tarihine, hem yemeklerine hem de Riga gece hayatına doyduktan sonra, Interrail yapmaya devam etmek üzere, yönümüzü Litvanya‘nın başkenti Vilnius‘e çeviriyoruz. Interrail diyorum ama dediğim gibi Baltıklar’da Interrail geçmediği için, yola otobüsle devam ediyoruz. Böylelikle, Danimarka’dan başlayan ve yaklaşık 30 gün süren 2. Interrail maceramızı yarılıyor olacağız. Bu güzel insanların, sıcak kanlı misafirperverliklerine şükranlarımızı sunup, onlara buradan da teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Interrail güzeldir. Her insan muhakkak ömründe 1 kez yapmalıdır. Umarım sen de bu anılarımdan esinlenir, bir sırtçantası alıp, yollara düşersin.

Her şey için teşekkürler Olia ve Anastacia

Her şey için teşekkürler Olia ve Anastacia

SON YAZILARIMDAN HABERDAR OL

E-MAIL Listeme kayıt olursanız, haftalık yazılarımdan haberdar olabilirsiniz !

Yorum Yap