Atina Gezi Rehberi

Atina Gezi Rehberi

1. Başlangıç

“Bu kadar küçük bir ülke nasıl olur da, tarihi ile dünyada bu kadar nam salabilir ?  Yanıbaşımızda yer almasına rağmen, dünya bizden bir haberken, nasıl olur da dünyada gerek yemekleri ile, evet Yunan yemekleri bizim yemeklerden daha meşhur, gerek tarihi ile daha fazla ses getirebilir ? Hakikaten bizden daha mı iyiler, yoksa pazarlama stratejileri  konusunda biz mi tembeliz ? ” soruları zihnimdeki çarpışırken, en çok aradığım bu soruların cevaplarını öğrenmek için başkent Atina’ya gidiyorduk.

Oldum olası başkentleri sevmedim. Nedense hep bunaltıcı, aşırı kalabalık, stres yükleyen saçma sapan şehirler olarak izlenim bırakır bende. Baştan söylemekte fayda var. Dürüst olacağım. Atina’yı da sevmedim. Belkide artık bir süre sonra kalabalık değilde, aynen Santorini gibi sessiz, sakin, doğal yerler daha çok etkiler oldu beni. Hep diyorum ya. Yaşlanıyoruz…

Mikonos-Santorini rotamızı tamamladıktan sonra, usulca Santorini’den ayrılıyoruz. Gündüzden Santorini’yi son kez gezdikten sonra, akşamüzeri körfezden kalkan feribotumuza biniyoruz. Bilin bakalım neden akşamüzeri ? Çünküüüü yine o harika günbatımını izleye izleye, keyfini çıkara çıkara deniz yolculuğu yapmak niyetindeyiz. Keyiften kastım ne mi ? Aşağıdaki fotoğrafa bakınız efendim…

Santorini-Atina Feribot Yolculuğumuz

Santorini-Atina Feribot Yolculuğumuz

Güneş yavaştan Ege denizi üzerinden uykuya dalarken bizde Atina’ ya doğru ilerliyorduk. Daha önceden belirttiğim gibi, bu feribotlar oldukça güvenli ve içerisinde yeme-içme konusunda herşeyde var. Ancak tek sıkıntınız, 2 şehire arasının yaklaşık 350 km olması ve bu yolculuğun 8-10 saat civarında sürecek olması idi. Bu yüzden, eğer denizde uzun yolculuklara dayanamayanlardansanız, Santorini’den Atina’ya uçakla ulaşmanızı tavsiye ediyorum.

Olurda feribotta canınız sıkılırsa, feribotta, ücret karşılığında internet bulunuyor. Bundan istifade ederek biraz oyalanıyoruz. Bir yandan da, hem anın tadını çıkarıyoruz hem de şu meşhur Atina hakkında ayrıntılara boğulacağımız araştırmalar yapıyoruz. Gitmeden bilgileri tazelemek gibisi yoktur. “Aa ne güzel binaymış tam fotoğraf çekmelik.” demekten çok, o binanın tarihini, dönemin sanatsal etkilerinin yansımasını, dokusunu iyice bilmek gerekir. Gerçi okuyup gördükten 10 dakika sonra insan beyni hemen unutuyor ama en azından yüreğine kazınıp, anılarını hatırlamak bazen rakamlardan, yazılardan çok daha değerli oluyor. O yüzden ben hep çok okuyan değil, çok gezenin bildiğini savunanlardanım. Anlat deseniz anlatamam belki. Ama yüzümdeki saçma sapan gülümsemeler, bazen dilimden dökülecek onlarca kelimeden çok ama çok daha iyi bir şekilde anlatmamı sağlar. İşte Atina’da gördüğüm bazı yapılar içinde bu geçerlidir.

2. Atina Hakkında

Gecenin bir yarısı limana geliyoruz. Bu sefer Rafina limanı değil ama. Pire limanını kullanıyoruz. Hani Mikonos’a giderken, Rafina limanından gittik diyordum ya. Bu sefer diğer liman olduğunu bilin istedim. Şehirde 2 büyük liman var. Ona göre. Ancak bu Pire, şehrin merkezinde. Zaten inerinmez metro durağı da hemen burada bulunuyor. Atina’da yaklaşık 4 milyon kişi yaşıyor. Ülkenin başkenti. Hatta eski Yunan medeniyetinin de başkenti. Şehrin adı savaş tanrıçası Athena’dan geliyor. Malum bu topraklardan eskiden bir tanrılar silsilesi almış gitmiş. O yüzden bir çok tarihi yapılarda ve kalıntılarda, hep bu eski medeniyetlerin sembolik izlerini görebilirsiniz. Atina varya Atina, ibadete açık cami bulunmayan tek Avrupa ülkesi başkenti. Namaz kılıp, ibadetinizi yerine getirecek olursanız, bulamayacaksınız. Haberiniz olsun.

Atina

Atina

Şimdi bu şehir ve toplum hakkında biraz tarih denizinde boğulmak lazım. Bazı ülkeler vardır tarih konusunda tek geçersiniz. Kimini doğa konusunda öve öve bitiremezsiniz. Kimini sanat. Kimini kültür. İşte Atina’yı da tarih ve geride bıraktıkları mimari yapılarla övüyor olacağım. Ama Yunanistan hakkında yazılarımı yazarken belirttiğim gibi, beni çok etkilemedi. Roma’dan sonra burası sizi kesmez. Baştan söyleyeyim. Hatta şunu belirteyim dostlar, bizim Ege bölgemizi karış karış gezdikten sonra, Atina gülüp geçeceğiniz bir yer. Ben aşırı milliyetçi bir insan değilim. Toplumlara, milletlere, ırklara, sanatlarına, düşüncelerine, geride bıraktıkları insanlık için ne varsa saygım sonsuzdur. Ama bizim toplumumuz biraz hava atmayı, başka kültürlere özenip, kendi kültüründen, güzelliklerinden bir haber millettir. Kusura bakmayın öyleyiz. Benim sizlere naçizane tavsiyem, eğer aradığınız tarihi yapıları görmekse, önce canım ülkemi bir keşfedin. Vallahi Akdeniz ve Ege’de yer alan tarihi yapıların yanında, ben Atina’dakilere sadece “Hoş.” demekle yetindim. Bunu bilin istedim. Sizlere küçük bir öneri sadece…

Neyse… Nerede kalmıştık ? Şehrin tarihi 3600 yıl öncesine dayanıyor. Sokrates, Platon, Aristo gibi düşünürlerin doğduğu, dünyada demokrasinin ayaklandığı bir şehir. Adını Yunan tanrıçası Athena’dan alıyor. Athena, Zeus’un kızı. Şimdi buradan sonrası çok karışık. Ben hala ne anladım, ya da anladıklarımı nasıl anlatırım bilemiyorum. Hani diyoruz ya bu Yunan tarihi dünyayı etkiledi. İşte hep bu mitolojilerin Romalıları hatta diğer toplumları da etkilemesinden dolayı oldukça yaygınlaşması, bilinirliliğini arttırmış. Temelde de 12 Tanrı, imparatorlar tarafından benimsenmiş. Bu Tanrıların hepsi de, inanışlarını göre insan şeklindelermiş. Bu Tanrıların hepsinin farklı özellikleri var ve bu Tanrılar Yunan Mitolojisinde dünyanın yöneticileri olarak biliniyor. Mesela, Zeus “Tanrıların Kralı” olarak biliniyor. Zeus’un eşi Hera. Bu arada aslında 13 Tanrı varmış. İşte bu 13 sayısı hiç bozulmaz. Biri girerse, diğeri çıkar falan. Farkındaysanız 13 dedim. Hani şu uğursuz rakamları. İşin özünde, ne zaman bir Tanrı girse, bir diğeri çıkar. Sırf 13 Tanrı olmasın diye. Uzun lafın kısası Yunan mitolojisi konusunda becerikli değilim. Baştan sona da baya bir araştırdım. Okudum da. Saçma sapan şeyler gibi geldi bana. Sizin merakınız olabilir diye de bir kaynak buldum. Durumu burda özetliyor. Burdan başlayabilirsiniz. Tıklayınız. Eğer detaylı Yunanistan tarihini baştan sona okumak niyetindeyseniz lütfen tıklayınız.

Temple of Olympian Zeus (Muhteşem Zeus Tapınağı)

Temple of Olympian Zeus (Muhteşem Zeus Tapınağı)

Tanrılar kısmını geçtiğimize göre, artık son bir kaç yüzyıllık kısımdan bahsedelim. 4 yy. dan 1821′ e kadar Doğu Roma ve malum Osmanlı İmparatorluğu tarafından yönetildi bu topraklar. Bu topraklarda Ortodoks Hıristiyanlığı hüküm sürerken, Osmanlı’nın yönetiminde Müslümanlıkta yaygınlaşmaya başladı. Ancak hala Hıristiyanlık en yaygın dindir. 1821’de Osmanlı’dan ayrıldı ve “Yunan Krallığı” adı altında kuruldu. Zamanla Osmanlı’nın bölgede güç kaybetmesiyle, Selanik, Girit, Midilli, Sisam adaları, Batı Trakya Yunan topraklarının hakimiyetine girdi. Daha sonra 12 adayı da Atina yönetimi Osmanlı İmparatorluğundan aldı. Atina yönetimi, 1821-1945 yılları arasında yani 125 senede, hep savaş galibi emperyal devletlerin yanında yer alarak, İstanbul aleyhine, toprakların yüzölçümünü yaklaşık 10 misline çıkarmıştır.

Şu anda da, o güçlü emperyal devletlerin desteğini almak ve ayakta kalmak için, Avrupa Birliği’nin üye ülkesi ve neredeyse batma noktasında olan bir ülkedir. Ekonomik bunalımın beşiği noktasında olan ülke, neredeyse topraklarını satma ya da kiralama noktasındadır. Özellikle Avrupa Birliği’nin güçlü devletleri Almanya ve Fransa gibi lider ülkelerinden maddi destek ve insiyatifler istemektedir. Hala beklemedeyiz. Bakalım tarih nasıl şekillenecek.

Atina

Atina

3. Atina’da Ulaşım

Atina’ya nasıl gidilir ? Atina’da nasıl gezilir ? Tamam tarih konusunda baya sıktım. Kusura bakmayın. Bu kadar içli-dışlı olduğumuz bir ülke hakkında, ki tarihi konusunda ne kadar eski bir ülke olduğunu unutmayın, biraz detaylı bilgi vereyim dedim. Sadede gelelim. Ulaşım ?

Yunanistan gezi rehberine baktınız mı ?  Aslında orada baya ulaşım konusunu ayrıntılı yazdım. Yine de özet geçeyim. 3 şekilde gelebilirsiniz.

Havayolu ; Atina’ya nasıl gidilir ? Türkiye’den direkt olarak başkent Atina’ya sık düzenlenen seferler var. Pegasus-Atlasglobal-Aegean Havayoları-Borajet-THY gibi firmalar karşılıklı olarak Atina’ya veya diğer adalara seferler düzenliyor. Uçakla gidecekseniz en ucuz nokta Atina olacaktır. İzmir’den ya da başka bir şehirden de gelecekseniz arama motorlarına bir göz gezdirin derim. Erken rezervasyon yaptırırsanız, gidiş-geliş 200-300 TL’ye mal edebilirsiniz. Havalimanından şehre gitmek isterseniz, metroyla gidebilirsiniz. Mavi hattı kullanacaksınız ve tek yön için 8 Euro, gidiş dönüş için 14 Euro ödeyeceksiniz. Yaklaşık 40 dakika sürecek ve 6:30’dan 23:30’a kadar çalışıyor. Taksi ile gitmek isterseniz 40 Euro gibi bir ücreti olacak. Dilerseniz otobüs ile de şehir merkezine ulaşabilirsiniz. X95 hatlı otobüs kullanılabilir. Ancak 1 buçuk saatlik bir yolculuk olacaktır. Bilginize. Fiyatı 5 Euro. Pire limanına gidecekseniz, X96, otogar X93. Otobüsler 24 saat çalışıyor. Bilginize.

Atina Metro Hatları

Atina Metro Hatları

Denizyolu ; Şehirde 2 tane liman var. Pire ve Rafina. Bu 2 limanada ülkemizden hem İstanbul’dan hem İzmir’den gelen feribotlar hatta dev yolcu gemileri var. Feribotların saatlerini ve rotalarını görmek için tıklayınız. Eğer Cruise yolculuğu yapacaksanız, ETS tur iyi bir tercik olacaktır. Sitesi için tıklayınız. Biz Mikonos’a giderken, Rafina limanını kulandık. Santorini’den dönerkense, Pire limanını kullandık. Hava limanından Rafina’ya otobüsle gittik. Zaten havalimanına gidince göreceksiniz. Oldukça kolay işler. Dönüşte ise, Pire Limanına ulaştıktan sonra M1 metro hattı ile şehir merkezine ulaştık.

Karayolu ; Diğer bir yol ise karayolu ile gelmek. Birçok otobüs firması direk Atina’ya gidebiliyor. Bunlardan birisi Deryatur. Websitesi için tıklayınız. Ya da dilerseniz kendi aracınızla da sınırdan geçip ulaşımınızı sağlayabilirsiniz. Ama araçla seyahat etmek için gereken evrakların neler olduğunu ne yazıkki bilmiyorum. Eğer aracınızla sınırdan giriş yapacaksanız iyi araştırın derim. Türkiye’de kullandığınız araca binip, İstanbul’dan Antalya’ya gidiyormuş gibi ülkeden çıkamayacağınızı hatırlatmak istedim. He birde, biz buradan sonra otobüsle Arnavutluk’un başkenti Tiran’a geçtik. Bilet bulma konusunda sıkıntı yaşamazsınız. Ancak öyle bizdeki gibi devasa Otogar beklemeyin. Durum burada biraz farklı. Otelinize danışın. Zaten size durumu anlatacaktır. Yaklaşık 10 saat süren bir yolculuktan bahsediyorum. Onu zaten Arnavutluk yazımda ayrıntılı olarak anlatacağım.

Şehir içi ulaşımda ise, metro kullanabilirsiniz. Özellikle Monastiraki Meydanı şehrin kalbi. Çoğu gezilecek yer bu meydana oldukça yakın mesafede. Önemli turistik noktalara metro kullanarak ulaşabilirsiniz. Tahmini olarka günlük maaliyeti 3-5 Euro olacaktır. Dilerseniz taksi de kullanabilirsiniz. Taksilerde oldukça uygun. Kısa mesafeler için 5-10 Euro ödeyerek heryere ulaşabilirsiniz. Aşina olasınız diye de şehrin metro hattını yukarıya ekledim.

4. Atina’da Yeme-içme

Atina’da ne yenir ? Atina’da ne içilir ? Yunanistan gezi rehberinde ve Mikonos’da yazdığım ne varsa burada da geçerli. Yemekler aynı yemekler. Sadece atmosferi ve manzarası farklı. Atina biraz daha şehir hayatının hüküm sürdüğü biryer. Manzara konusunda ise, Akropolis’i gören güzel bir restoranda yemek yiyebilirsiniz. Özellikle, Monastraki ve Plaka bölgeleri yemek yemek içib ideal bölgeler. Ancak, eğer Mikonos ve Santorini’de deniz ürünleri yemişseniz, Atina’daki restoranları bu noktada beğenmeyebilirsiniz. Biz, dünyanın parasını vermemize rağmen, oldukça hayal kırıklığı ile sona eren bir deneyime sahip olmuştuk. O yüzden diyorum.

Favorim Greek Salad-Yunan Salatası

Favorilerimden Greek Salad-Yunan Salatası

“Atina’da nerede, ne yenilir ?” diyenler için: Şehirdeki en iyi 30 restoranı görmek için tıklayınız. Yukarıda bahsettiğim bölgelerde,akşamüzeri harika bir Akropolis manzarasına karşı güzel bir akşam yemeği yiyebilirsiniz. Fiyatlar genellikle, 2 kişi 60 Euro civarında. Daha ucuza mal etmek isterseniz, sokaklarda yer alan büfeleri de tercih edebilirsiniz. Hatta inanın 5 Euro’ya bile akşam yemeği yiyebilirsiniz. Özellikle Monastraki civarı turistik bir yer. Biraz daha dışarılara çıktıkça, fiyatlar daha uygun oluyor.

5. Atina’da konaklama

Atina’da nerede konaklanır ? Konaklama konusunda, Santorini ve Mikonos’dan sonra bizi çok etkileyecek bir yer göremedik. O yüzden Santorini ve Mikonos’da yazdığım gibi etkileyici otellerden bahsedemeyeceğim. Anca, odanızın manzarası, dünyanın en meşhur, en tarihi yapılarından birisi olan Akropolis manzarasına bakabilir. Bu otellerde şehirde bolca bulunuyor zaten. Atina’daki otellerin listesini görmek için tıklayınız. Fiyatları da genelde 2 kişi 40-50 Euro civarında. Şehirde zaten göreceğiniz yerlerin % 90’ı yürüme mesafesinde olacak . O yüzden Plaka bölgesi civarı güzel bir seçim olabilir. Eğer bütçeniz yeterli olmazsa, şehrin biraz daha dışında yer alan mahallelerinde konaklayabilirsiniz. Metroya yakın olduğu süre çok zorluk çekmezsiniz. Eğer biraz dışarıda olsun derseniz, kişi başı 10-15 Euro’ya bile konaklama şansınız olabilir. A For Athens Coctail konaklama için uygun otellerden.  Biz çatı katında bir kaç kadeh birşey içmek için gitmiştik. Otelinde kalmadık. Ama siz görmek isterseniz tıklayınız.

Gece Akropolis Manzarası

Gece Akropolis Manzarası

6. Atina’da Eğlence-Alışveriş-Gece Hayatı

Atina’da gece hayatı ve eğlence nasıldır ? Atina’da nerede eğlenilir ? Bu noktada şehir size bolca alternatif sunuyor olacak. Plaka bölgesinin sokaklarında kaybolacak, Gazi bölgesinde eğleneceksiniz. Dilerseniz küçük pasajlarda alışveriş yapacaksınız.  Tavernalarda güneş doğana kadar Yunanlıların eğlencelerine ortak olacak, gündüz sokaklarda bolca “Hoşgeldiniz komşu.” sözcüklerini duyuyor olacaksınız.

Eğlence

Şehirde en eğlenceli şey, tarihi sokaklarda ve pasajlarda kaybolup, işletme sahipleri ile muhabbet etmek. Hemde Türkçe. Evet. Bir çok esnaf çatpat Türkçe biliyor. Özellikle yaşlılar, mübadele döneminden sonra Türkçeyi unutmamışlar. İnsanlar oldukça sıcak karşılıyor sizi. Herkes “Bakmayın televizyonlara komşu. Politik bu işler. Bizi birbirimize kırdırıyorlar.” diyorlar. O yüzden bu muhabbetlere şimdiden kendinizi hazırlayın. He birde eğer gideceğiniz tarihte şehirde ne tür etkinliğin olup olmadığını kontrol etmek isterseniz, çok güzel bir site hazırlamışlar. Tıklayınız.

Atina Sokakları

Atina Sokakları

Alışveriş

Atina’da ne alınır ? Atina’da nerede alışveriş yapılır ? Bizdeki gibi öyle devasa AVM’ler bu şehirde yok. Neyseki yok. Onun yerine, bizim pasajarımız gibi küçük küçük butiklerin, dükkanların olduğu bölgeler var. Plaka ve Monastraki alışveriş için çok güzel dükkanlara ev sahipliği yapıyor. Gelmişken, bu tarihi şehrin bibloları, el sanatları, antikaları, takıları, süs eşyaları, tabloları alınabilir. Birde, Monastraki’den, şehrin en meşhur caddesi olan Syntagma (Sintagma) meydanına giderken, Ermou Caddesi diye bir yer var. Dünya markaları nerede diye arıyor olursanız, o halde durağınız burası olsun. Bir diğer bölge ise, Kolonaki bölgesi olacaktır. Ancak burası biraz dışarıda kalıyor. Eğer Lykavittos Tepesine gidecek olursanız, Kolonaki bölgesinde yer alan dünya mağazaları da ziyaret edebilirsiniz. Birde hemen hemen çoğu yerde bulabileceğiniz zeytinyağı, yüksek alkollü içecekleri Uzo dönerken alınabileceklerden. Haberiniz ola…

Gece Kulüpleri 

Atina’da gece hayatı için nereye gidilir ? Şehirde 3 önemli bölge var.Birisi Monastiraki bölgesi birisi Plaka bölgesi biriside Gazi bölgesi. Özellikle Monastiraki ve Plaka bölgesinde, genellikle tavernalar var. Daha çok canlı müzik eşliğinde yemek ve uzo içmek için güzel yerler. Zaten bu 2 bölge birbirine çok yakın. Hemen Akropolis’in aşağısında kalıyor. Plaka, şehrin eski şehir bölgesi olarak biliniyor. Yunanlılar krize rağmen eğlenmeyi çok seviyorlar. Ama tabi bir Mikonos değil. Onu baştan söyleyelim. Ancak fiyatlar oldukça uygun. Biralar 2-4 Euro, kokteyller ise 8-10 Euro civarında. Eğer geceye Akropolis’in hemen aşağısında yer alan Plaka bölgesinden başlayacaksanız, Mnissikleous Sokağı geceye başlamak için güzel bi yer. Burada yer alan merdivenlerde oturup bira içip, gençlerle kaynaşabilirsiniz. Sokağın sağında, solunda dilediğiniz kafeye oturabilirsiniz. Eğer gece Akropolis manzarasına karşı 2 kadeh birşey içeyim derseniz,  A For Athens Coctail Bar sizin için güzel bir tercih olabilir. Bu saydıklarımın hepsi birbirine yakın yerler.

Atina Geceleri

Atina Geceleri

Eğer sabahlara kadar dans edeyim, eğleneyim diyorsanız Gazi bölgesine gitmelisiniz. Zaten gidince göreceksiniz ki yanyana 20’ye yakın gece kulübü emrinize amade olacak. Ancak haftaiçi, haftasonu gibi olmuyor. Baştan söyleyeyim. Buraya şehir merkezinden metro veya taksi ile ulaşılıyor. Gidince, dilediğiniz kulübü seçersiniz. Özellikle bakımlı gençler bu bölgede.

Gördüğünüz gibi, Atina’da alternatif çok fazla. Her zaman söylediğim gibi, tek tek mekan isimleri çok vermeyi sevmiyorum. Bu işlerde bütçe konuşur. Adamlar zaten çok güzel liste yapmış. Tıklayınız. Birde genç kardeşlerime bir kaç önemli bilgi. Bu şehirde her köşede hayat kadınları göreceksiniz. Özellikle Balkanlar’dan göç eden yüzlerce genç kız yolunuzu kesecek. Hatta bindiğiniz her takside, taksiciler “Abi çok güzel kızlar var. 10 Euro ‘ya. Elinin kiri.” diye, Türkçe olarak, sizi teşvik edecek. Hazırlıklı olun. Seçim sizin…

7. Atina’da gezilecek yerler nereler ?

Atina’da nereler gezilir ? Atina’da gezilecek ve görülecek yerlere nasıl gidilir ?  Bu yazı da baya uzun oldu. Siz birde bana sorun. 50’den fazla ülke, bilmem kaç yazı. Canım çıkıyor. Ama bende en azından tazelenmiş oluyorum. Hem anılarım canlanıyor hemde bir daha gidecek olursam benim için de güzel bir kaynak oluyor.

Gelelim gezilecek yerlere. Dedim ya hani beni bu şehir öyle çok etkilemedi diye. Çünkü tarih açısından ben daha çok yapı bekliyordum. Ancak sanırım 10 civarında önemli yerleri var. Sizin içinde tek tek aşağıda sıraladım. Hatta nasıl bir rota takip etmeniz gerekiyorsa, onu Google Maps’de çizdim. Böylece kafanızda “Acaba bu yapı şehrin neresinde kalıyor ?” gibi bir soru işareti kalmaz. Birde bu yapıların hemen hemen hepsine, yürüme mesafesinde ulaşabilirsiniz.  Ya da dilerseniz, taksi veya metro ile de ulaşabilirsiniz. Bu noktada ulaşım çocuk oyuncağı olacak. Ama biz her zamanki gibi bilmem kaç derece sıcağın altında kavrula kavrula yürüyenlerdendik. Neden ? Çünkü hayat sokakta güzel. Atina turumuz başlasın…

1. Gün Rotamız

1. Gün Rotamız (Monastraki’den Başladık ve Mavi Noktalar Boyunca Adrianou 3’e Kadar Yürüdük)

  • Monastiraki : Hava sıcak. Aynı bizim oralar gibi. Fethiye gibi. Bunaltıyor insanı. Otelden çıkar çıkmaz bunu hissediyoruz. Önce şehrin kalbi olan bu  meydana gidiyoruz. Bizim için Taksim veya Sultanahmet neyse, Atina içinde burası. Bu arada burada pazar günleri bit pazarı oluyor. Bilginize.

    Monastraki

    Monastraki-Kubbeli Bina Cami ve Tepede Akropolis

  • Ancient Agora of Athens : Hemen yürüme mesafesinde yer alan bu çok güzel tarihi bölgeye gidiyoruz. Gerçi şehrin heryerinde tarihi kalıntılar görmek mümkün. Birçok müzede geçerli olacak olan kombine bilet almayı unutmuyoruz. Dikkat !!! Tek tek bilet almak yerine, zaten heryere gideceğimiz için, kombine bilet işini de aradan çıkarıyoruz. Atina’nın ticari, sosyal ve siyasi merkezi olarak bilinen bu bölgede müze, tapınak, depo gibi farklı binalar oldukça güzel bir şekilde korunmuş. Hatta Akropolis’den sonra en iyi korunmuş olan bölge. İçeriye girdikten sonra haritada ne kadar yapı varsa hepsini tek tek görüyoruz. 2000 yıldır dimdik ayakta duran bir çok yapı var. Tebrik ettik Yunan dostları valla.

    gora

    Gora

  • Plaka : 1-2 saat kadar Anient Agora of Athens’de oyalandıktan sonra, biraz soluklanıp birşeyler yemek için hemen yürüme mesafesinde yer alan Plaka bölgesinin taş sokaklarla döşenmiş olan sokaklarında kaybola kaybola yolumuza devam ediyoruz. Sokakların sağında, solunda büfeler, restoranlar, butikler dikkatimi çekiyor. Bölge Osmanlı zamanında Türk mahallesi olarak biliniyormuş.  Rastgele bir restorana giriyoruz. Abi direk Türkçe konuşuyor bizimle. Başlıyor eskileri yad etmeye. Hoş sohbet zaman geçiriyoruz. Rastgele insanlarla tanışmayı çok seviyorum.

    Plaka Sokakları

    Plaka Sokakları

  • Akropolis Müzesi (Acropolis Museum ) : Bugün bu civarda dolaşıp, akşamüzeri de meşhur Akropolis’e çıkalım diyoruz. Akropolis’e gitmeden önce dünyaca meşhur şu müzeye de uğramadan olmaz. Müzede heykeller, frizler, tarihi eserleri ne varsa sergileniyor. Hatta Akropolis’de bile yer alan bir çok tarihi eser, koruma amaçlı burada sergileniyor. En enteresanı ise, bu müze zaten tarihi alan üzerine kurulu. Yani etrafa bakmak yerine bazen bastığınız yere bakıp, cam kaplı zeminin altında yer alan tarihi şehri görebilirsiniz. Birde daha önceden belirttiğim gibi alacağınız kombine biletle, hem bu müzeyi görebilir hemde Akropolis’e girebilirsiniz. Unutmayın…

    Akropolis Müzesi (Acropolis Museum )

    Akropolis Müzesi (Acropolis Museum )

  • Akropolis (Acropolis ) : Artık en güzelini yavaş yavaş görmek vakti. Şehrin tam merkezinde 152 metre yükseklikte yer alan tapınağa çıkmaya başlıyoruz. Yanlız unutmadan buraya çıkarken Anafiotika bölgesinden ilerleyerek çıkıyoruz. Zaten Akropolis Müzesi’nin ordan, Akropolis tabelalarını takip ederseniz, bu bölgeden geçeceksiniz. Bu yoldan gitmek lazım çünkü yol üzerinde farklı açılardan şehri ve tarihi bölgeyi resmetmek için en ideal yol. Bölgede surlar, kaleler, tiyatrolar, kalıntılar ne ararsanız var. Hepsini göre göre en zirve noktasına ulaşıyoruz. Yol boyunca insan birşeyleri sorgulamaya başlıyor. Binlerce yıl bu topraklarda kimler yaşadı, kimler geldi, kimler geçti. Derken okuduklarım aklıma geliyor.
Akropolis-

Akropolis-Partenon

  • Akropolis adını “Yukarıda bulunan şehir” anlamına gelen eski Yunan dilinden alıyor. Zaten o yüzden burası şehrin üst kısmında kurulmuş. Bütün şehir ayaklarınızın altında. Adamlar keyfine düşkünmüş valla. O dönemlerde hep önemli yerlerin böyle Akropolis’i olurmuş. Bu yerlerde tapınaklar, hazineler ve önemli yapılar bulunurmuş. Böyle tepelerde kurulurlarmış ki, böylece savaş anında koruması kolay olsun. Bu Akropolis’in tarihi ise M.Ö yaklaşık 3000’e dayanıyormuş. Buraya geldikten sonra zaten farkediyorsunuz. Sadece o fotoğraflarda gördüğünüz büyük tapınak yok. Etrafında irili ufaklı bir sürü tarihi yapı da var. Hani o fotoğraflarda, hatta şehrin neresinden bakarsanız bakın göreceğiniz büyük yapı var ya ! Aslında o bina Akropolis değil. Akropolis bu bölgenin adı. O binanın adı ise, Parthenon. Bölgeye ilk girerken gireceğiniz büyük kapı Propylaia. Kadın figürlü Karyatid heykeleri olan bina Erekhtheion, yol üzerinde denk geleceğiniz tiyatro ise Herodes Atticus Tiyatrosu. Amma yazdım he ama yetmez. Buralar çok önemli çünkü. Sırasıyla göreceğiniz yerler
    • Dionysos Tiyatrosu :  Müzeden çıktık. Hemen yolun karşısında bulunan tarihi bölgeye giriş yaptık. Sağımızda yer alan ilk durağımız bu tiyatro oluyor. Dionysos Tanrı’sına adanmış bir müze. Dedik ya bir sürü tanrı var. Dionysos şarap ve bağ tanrısı. Yalnız bu şaraptan kastı deliler gibi sarhoş olmak anlamında kullanılmaz. Şarabın sadece sarhoş ediciliği değil, sosyal ve faydalı etkilerini temsil eder. Zeus ve Semele’nin oğludur bu Dionysos. Bak yine kafalar karışmaya başlıyor. Özetle bu işte. Bütün bu tanrıların bir özelliği var. Daha da merakınız varsa tıklayınız.

      Dionysos Tiyatrosu

      Dionysos Tiyatrosu

    • Herodes Atticus Tiyatrosu : Yola devam. Bir sonraki durağımız yine tiyatro. Zaten çok büyük ihtimalle sizinde dikkatinizi çekecek. Bak bu tiyatro çok güzel. MÖ 161 yılında dönemin zenginlerinden Herodes Atticus tarafından inşa ettirilmiş. 5000 kişi seyirci kapasiteli. Burası music hall olarak kullanılırmış. Ancak turistlerin ziyareti için kapalı. Sadece önemli günlerdeki gösteriler için açılıyormuş.

      Herodes Atticus Tiyatrosu

      Herodes Atticus Tiyatrosu

    • Propylaea : Akropolis’e tırmanmaya devam. Hava sıcak. İnsan yoruluyor. Yavaş yavaş zirveye ulaşıyoruz. Derken bu muhteşem kapı karşılıyor bizi. Bir anda heyecanla yorgunluk falan kalmıyor. Dile kolay MÖ. 437’de inşasına başlanan ve 432’de bitmeden yapımı yarıda kesilen bir kapı bu. Şehire girişinizde sizi boylu boyunca tüm heybetiyle karşılıyor. Ama tabi bir çok parçası da yıkılmış halde. Olsun insan baktıkça hayal edebiliyor.

      Propylaea

      Propylaea

    • Parthenon (Partenon) : Artık Akropolis’deyiz. Kapıdan geçer geçmez karşımızda bütün dünyanın yakından tanıdığı, dünyanın en önemli yapılarından birisi olan Partenon. Burası Athena’nın tapınağı. En büyüğü. En yücesi. MÖ 5 yy’da inşa edilmiş. Yunan mimarisinin en büyük eseri olarak kabul ediliyor. Binanın dış cephesinde kullanılan heykeltıraşlığın Yunan sanatının en yüksek noktası olduğu düşünülüyor. Antik Yunan’ın ve Atina’nın sembolü. Eskiden hazine olarak kullanılmıştır. Hazır olun. Osmanlı işgalinden sonra burası cami olarak kullanılmış. Sonradan cephanelik olarak kullanmışız. Venedik savaş topu tarafından vurulmuş ve ciddi zarar görmüş. Zaten gidince göreceksiniz. Her daim restorasyon altında. İçerisindeki çok önemli eserler bilin bakalım nerede ? İngiltere’ye kaçırılmış. Britanya Müzesi’nde. Bazen kızıyorum hırsız bu İngilizler diye. Ama o Mısır’ın başkenti Kahire’de yer alan müzede, dünyanın en güzel hazinelerin ne hallerde olduğunu gördükten sonra, az bile yapıyor bu İngilizler. Valla bak. Yemeyenin malını yerler demeyeceğim. Dünya mirasına sahip çıkmışlar. Emin olun onlar almasaydı, muhtemelen birilerine peşkeş çekilirdi onca gözbebeği eserler. Neyse…

      Parthenon (Partenon)

      Parthenon (Partenon)

    • Erekhtheion : Partenon’un etrafından bilmem kaç tane fotoğraf çeke çeke, sonradan görmeyiz ya, dolaşıyoruz. Partenon’un hemen arka kısmında yer alan ve Karyatid Heykelleri ile dikkatimizi çeken, MÖ 5 yy’da inşa edilen Tanrıça Athena ve Tanrı Poseidon için yapılmış olan bu tapınak olmazsa olmazlardan.  Burası Bizans döneminde kilise, Osmanlı döneminde konut olarak kullanılmış bir tapınak. Yalnız burada yer alan şu kadın heykellerinin orjinalleri, aşağıda yer alan Akropolis Müzesinde. Bunlarda birebir aslına benzetilerek sonradan yapılanlar. Burayı da gördükten sonra artık yavaş yavaş yoruluyoruz. Aşağıya inme vakti geliyor. Akropolis’den şimdilik bu kadar.

      Erekhtheion

      Erekhtheion

  • Filopappou Tepesi : Akropolis’den indikten sonra, dedik günbatımını da şöyle güzel bir manzara eşliğinde izleyelim. Hemen Akropolis’in karşısında yer alan ormanlık araziye doğru yürümeye koyulduk. 10 dakika yürüme mesafesinde yer alan bu tepeden harika Atina ve Akropolis manzarasının keyfini sürdük. Manzarayı izledikten sonra bu sefer geldiğimiz yönün zıt tarafından Monastiraki’ye ilerledik. Böylece Akropolis’in etrafından 360 derece dolanmış olduk. Bu rotayı mutlaka sizde yapın. Çok güzel kafelerin ve restoranların olduğu farklı bölgede görmüş olursunuz.
Atina 2. Gün Rotamız

Atina 2. Gün Rotamız (National Archaeological Museum’dan Başladık, Lykavittos Tepesinde-Kırmızı Ok- Bitirdik)

  • Ulusal Arkeoloji Müzesi ( National Archaeological Museum ) : İlk gün şehrin en önemli yerini bitirdik. Ertesi gün diğerlerine devam etmek üzere yola koyuluyoruz. Biraz yorgunluk var. Akşam, yukarıda belirttiğim mekanlarda eğlendik. Bazen zor oluyor ikisini aynı anda idare etmek. Gece eğlenmek mi ? Gündüz keşfetmek mi ? Neyse. Sabah uyanır uyanmaz müze diyenlerdeniz. Bu yüzden ilk işimiz bu müzeye gelmek oluyor. Kendileri dünyanın en büyük eski Yunan sanatı müzelerinden. Dünyaya örnek olan bir çok mimari eserin babaları burada sergileniyor. Heykeller, bronzlar, o dönemlerde kullanılan araç gereçler. Kısacası herşey. 48 oda ve 2 kattan oluşuyor. Gelmişken mutlaka görülmeli diyorlardı. Bizde çok sevdik.

    arkeoloji

    Ulusal Arkeoloji Müzesi ( National Archaeological Museum )

  • Exarchia Bölgesi : Müzeden çıktıktan sonra biraz arka sokaklarda kaybolalım diyoruz. “Aman ha anarşistler var o bölgelerde.Dikkatli olun” dedikleri ancak bizim hiçte böyle birşeyle karşılaşmadığımız, özellikle sokak sanatı konusunda şehrin nabzının attığı yer olan bu bölgeyi keşfediyoruz. Önce bölgenin kalbi olan Exarchia Meydanı (Exarchia Square)’den başlıyoruz. Kaybola kaybola geziyoruz.

    Exarchia Bölgesi

    Exarchia Bölgesi

  • Ermou Caddesi : Şehrin merkezine dönüyoruz. Yavaştan yine birşeyler yeme-içme peşindeyiz. Atina’nın Nişantaşı semti diye bilinen bu caddeden yürüyerek yolumuza bakıyoruz. Moda, kıyafet, gösteriş, ihtişam bize uzak terimler. İşimiz gücümüz var.

    Ermou Street

    Ermou Street

  • Syntagma Meydanı (Anayasa Meydanı ) : Bu meşhur caddeleri biter bitmez, bizi meşhur meydana çıkarıyor. İlk önce Yunanlı kardeşlerimizin Taksim meydanı olan bu meydandan başlıyoruz. Şehrin ulaşım ağı açısından da tam kalbi. Aynı zamanda ülkede önemli bir olay olunca da halk burada toplanıyor. Ama görecek bir şey var mı derseniz ? Meydan işte…

    Syntagma Meydanı

    Syntagma Meydanı

  • Parlemento Binası : Asıl buraya gelmemizin nedeni, meydanın hemen karşısında bulunan Parlemento binasını görmek. Burası öncesinde sarayken, daha sonradan parlemento binası olarak kullanılmış. Yani bildiğiniz devlet adamları, politikacılar ülkeyi buradan yönetiyorlar. Bina 1836-1842 yıllarında inşa edilmiş. Çok bir esprisi yok. Ama onun önünde askerlerin her saat başı nöbet değişimini adeta dünyanın en önemli olayına çevirdikleri bir anı izlemek binayı görmekten çok daha önemli. Şanslıyız…

    Parlemento Binası

    Parlemento Binası

  • National Gardens : Parlemento binasının hemen arka kısmında yer alan bu parkın içerisinden dolaşa dolaşa, nefes ala ala geçiyoruz. Yazın o bunaltıcı sıcağından biraz olsun rahatlıyoruz.
  • Zappeion Binası : Parkı geçer geçmez karşımıza bu bina çıkıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse görene kadar en ufak bir fikrimiz yoktu. Sonradan öğreniyoruz ki burası önemli seremoniler veya toplantılar için kullanılan bir binaymış. 1874 yılında inşa edilen bina tam 14 yıl sonra tamamlanmış. 1896 Yaz Olimpiyatları’nda kullanılmış.

    Zappeion Binası

    Zappeion Binası

  • Panathinaiko Stadyumu : Yolun karşısına geçiyoruz. Sırada hayatımda ilk defa görecek olduğum enteresan bir stadyum. Panathinaiko Stadyumu. Güzel Mermerli anlamına gelen bu stadyumun yeri ayrı. Çünkü burası 1896’da ilk Olimpiyat Oyunları’na ev sahipliği yapan ve bütün stadyumun mermerden inşa edildiği bir yer. Etrafında  dolaşıyoruz. Stad hakkında detaylar için tıklayınız.

    Panathinaiko Stadyumu

    Panathinaiko Stadyumu

  • Temple of Olympian Zeus (Muhteşem Zeus Tapınağı) : Yürümeye devam. Artık yavaş yavaş akşamüzeri olmaya başlıyor. Günbatımı keyfini sürmeden önce, bu son bölgeyi gezelim diyoruz. MÖ 6 yy’da başlanan bu devasa tapınağın yapımı Hadrian tarafından tamamlanmış. Aslında 104 tane sütun varmış. Ama 15 tanesi ayakta kalabilmiş. Burası Yunan toprakların bilinen en büyük tapınak ve Zeus’a adanmış bir tapınak. Sonraki yıllarda saldırılara maruz kalmış ve eski ihtişamlı görüntüsünü kaybetmiş.

    Temple of Olympian Zeus (Muhteşem Zeus Tapınağı)

    Temple of Olympian Zeus (Muhteşem Zeus Tapınağı)

  • Hadrian Kapısı (Arc of Hadrian ) : Muhteşem Zeus Tapınağı’nın hemen yanıbaşında yer alan bu kapının inşa edilmesinin nedeni, Roma İmparatoru Hadrian’ın şehre varışını kutlamak için yapıldığı söyleniyor. Yalakalık işi yani. İmparatoru onurlandırıp, şehre yaptığı katkılardan dolayı bu kapıyı adıyorlar.Yapım tarihi ise MS 131.

    kapi

    Hadrian Kapısı (Arc of Hadrian )

  • Lykavittos Hill (Kurtlar Tepesi) : Yorulduk. Artık dinlenme vakti. Şehri en yüksek noktadan görelim diyoruz. Ploutarchou Sokağa gidiyoruz. Atlıyoruz fünikülere bizi çıkarıyor şehrin en tepesine. Artık şehrin en yüksek noktasındayız. Ayaklarımızın altında da Atina. (Yukarıdaki eklediğim şehir haritasında, kırmızı ok ile belirttiğim rotayı takip edeceksiniz.)

    ly

    Lykavittos Hill (Kurtlar Tepesi)

Şöyle bir yazdıklarıma baktım da. Atina’da amma gezilecek yer varmış. Yer çok ama akla kazınan kısmı az. Özellikle Akropolis harika. Birde Ancient Agora of Athens bölgesi çok güzel. Ama şehir olarak kalbimde öyle kelebekleri uçurmadı. Belki adalardan sonra kesmedi diyelim. Yine de 2-3 gün kafa dinleyip, bize yakın bir kültürün yarattığı sokaklarında, parklarında, meydanlarında, müzelerinde kaybolmak için güzel bir rota. Ben elimden geldiğince size tek tek hemen hemen herşeyi yazdım. Ama siz ne olur ne olmaz daha detaylı araştırmalar yapabilir, benim eksik bıraktığım noktaları tamamlayabilirsiniz

8. Atina’da kaç gün kalmalı ? 

Atina’da kaç gün kalsak yeter ? Bence 2 gün bu şehir için kesinlikle yeterli. Ben zaten 2 günlük plan çıkardım. Ancak bu planlara uyacaksanız sabah en geç 9’da ayakta olmanıza gerekir. Bilesiniz. Eğer biraz daha yayalım, üzerine birde eksik kalan yerleri tamamlayalım derseniz 3 gününüzü de haarcayabilirsiniz.

Filopappou Tepesinden Akropolis Manzarası

Yol Arkadaşım Muhammet ile Filopappou Tepesinden Akropolis Manzarası Anısı

9.Atina’da yapılmadan dönülmemesi gerekenler neler ?

  • Akropolis’i karış karış gezmeden
  • Şehrin meydanlarında, parklarında kaybolmadan
  • Tavernalarında, gece kulüplerinde eğlenmeden
  • Yerel yemeklerini ve içeceklerini tatmadan
  • Akşamüzeri güzel bir gün batımı izlemeden
  • Ülkenin ve şehrin kültürünü öğrenmeden
  • Pasajlarında, sokaklarında alışveriş yapmadan
  • Binaların çatı katına çıkıp hem gündüz hemde gece Akropolis manzarasını görmeden

dönme arkadaşım. Atina hem eğlence hem kültür hem de şehir hayatı ile size güzel zaman geçirmeniz için aradığınız çoğu şeyi verir. Yabancı bir ülkede yabancılık çekmeden gezmenizi sağlar. İnsanları rahattır. Küçük bir şehirdir de. Keyfinize bakarsınız. Kaçamak yapmak için güzel bir rota olabilir.

Atina Sokakları

Atina Sokakları

10. Atina’ya ne zaman gitmeli ? 

Atina’ya hangi ay ya da hangi mevsim gitmeli ? Yazın gitme ya. Biz Haziran’da gitmemize rağmen piştik. Temmuz ve Ağustos nasıl olur kim bilir. Sıcakla aran iyi ise yine de sen bilirsin. Benim naçizane tavsiyem Sonbahar ya da İlkbahar olacak. Özellikle nisan-mayıs veya eylül ekim. Ayrıca bu dönemler, diğer dönemlere nazaran daha da ucuz.

11. Atina’da benim yapmadığım ama size önerilerim neler ? 

  • Farkettiyseniz çok fazla kilise adı vermedim. Bir kaç kilise gezdik hepsi o. Siz, merakınız varsa gezin.
  • Şehirde bizim gittiğimiz 2 müzeden daha fazlası var. Sizin fırsatınız olursa diğerlerine de gidin.

Biz baya iyi gezmişiz Atina’yı. Şöyle bir baktımda. Neredeyse bütün önemli yerleri gezmişiz. Ama siz daha çok gezin,daha çok görün, daha çok keyif alın, daha çok aşık olun…

12. Atina seyahati hakkında uyarılarım

  • İlk uyarım. Şu Türk-Yunan düşmanlığını bir yere bırakıp temiz zihniyetle gidin. En büyük ricam. Ben Yunan halkını çok sevdim. Bize çok yakın buldum. O kadar sıcak kanlı insanlar ki. Hiç yabancılık çekmedim. Eminim sizde çekmeyeceksiniz.
  • Akşam 9’dan önce akşam yemeği yemeyin. Diyorum adamlar rahat. Keyiflerine düşkünler. Ne kadar geç yerseniz o kadar eğlenirsiniz. Burada hayat geç başlıyor.
  • Mutlaka Yunan mitolojisi ve kültürü hakkında bilgili gidin. Sonu gelmeyen bir yolculuk bu. Ben hala bu konuda hiçbirşey bilmediğimi düşünüyorum.
  • Birde kombine bilet almayı unutmayın. Tarihi bir yapı göreceğiniz de, ilk sizden para istedikleri an sorun. Böylece tek tek biletle uğraşmazsınız. Ayrıca daha hesaplı olur.
Akşamüzeri Atina Manzarası

Akşamüzeri Atina Manzarası

Atina’da çektiğim fotoğraflar için tıklayınız.

Sadece Avrupa’nın değil, tüm dünyanın oldukça  iyi bildiği Yunanistan turumuzun son durağı Atina idi. Çok güzel geçen 1 haftada Mikonos’da eğlendik, Santorini’de harika manzaralara şahit olduk, Atina’da sanata ve tarihe doyduk. Yine olsa yine gelir miyim ? Koşarım… Bu sefer eksik kalan adaları ve diğer şehirleri tamamlarım.

Ben çok sevdim bu halkı. Yemeklerini sevdim. Sıcak kanlı muhabbetleri sevdim. Sadece “Gidin şurayı görün. Şunu tadın.” demiyorum farkındaysanız. Konuşun, tanışın, insanların gözlerinin içine bakarak onları anlamaya çalışın. Seyahat etmek demek sadece bir yerlere gidip eğlenmek, yemek, içmek demek değildir. O kültürün, o coğrafyanın halkını yaşamaktır. Onlar gibi yaşayıp, onları tanımaktır. İşte bunu kavradıktan sonra göreceksiniz ki bir yerler görmek sadece bir araçmış. Asıl iş yolda olup, değişen coğrafyalara ayak uydurup, toplumların yaşadığı mahalleleri, sokakları tanımakmış. Ben ne yazık ki bunu 30 ülke gezip, Avrupa’yı kendimce tamamlayıp, Asya seyahatlerime çıkınca fark ettim. Benden sizlere güzel, naçizane bir dost tavsiyesi.

Bir sonraki durağımız Balkan turumuzun 2. durağı. Hiç beğenmediğimiz, canımızın sıkıldığı belki de yanlış şehrine gittiğimizi sonradan farkettiğim ülke. Arnavutluk…

SON YAZILARIMDAN HABERDAR OL

E-MAIL Listeme kayıt olursanız, haftalık yazılarımdan haberdar olabilirsiniz !

Yorum Yap