Roma’da Gezilecek-Görülecek Yerler

Roma’da gezilecek yerler nereler ?

“Roma’da nereler gezilir ? Roma’da görülmesi gereken yerler nerelerdir ?” dediğinizi duyar gibiyim. Lakin sadete gelmeden önce şunu bilin. Her ayın ilk pazar günü tüm müzeler ve tarihi yerlere giriş ÜCRETSİZ. Ayrıca, bir çok turistik yapı, müze, v.s. pazartesi kapalı. Buna göre planlamalarınızı yapmanızı öneriyorum.

Şimdi. Size ne biliyorsam, Roma’da nasıl gezmişsem, hangi rotaları izlemişsem teker teker anlatacağım. Hatta ziyaret ettiğim her durağı, her ne kadar biz yürüyerek ziyaret etsekte, belki siz metro kulanırsınız diyerekten hangi metro durağından ulaşımınızı sağlayacağınızı anlatacağım. Ayrıca, Roma’da ziyaret edilecek yapılara ödeyeceğiniz tahmini giriş ücretlerini de belirteceğim. Lakin siz Roma’ya gitmeden önce son kez fiyatları kontrol ediniz. Fiyatlar değişmiş olabilir. Size mahcup olmak istemem ! Roma’da gezilecek ve görülecek yerlere dair Roma gezi notlarımız başlasın.

2 Günlük Roma Gezi Rotamız- 3 Gün Kaldık Ama 2 Gün Gibi Anlattım

2 Günlük Roma Gezi Rotamız- 3 Gün Kaldık Ama 2 Gün Gibi Anlattım

Roma; çeşmeleri, sokakları, kiliseleri, sevimli cafeleri, kareli örtüleri ile sarmalanan restoranların masaları, her köşeyi dönünce tarih kokan yapıları, balkonsuz evleri, vespa motorları ve küçücük arabalar ile cıvıl cıvıl yolları, eski püskü görünen ama tarihin ne demek olduğunu size öğreten kalıntıları, yemekleri ve sanatı ile baş döndüren bir şehirdir. Avrupa’da gittiğim ilk şehir. Beni daha ilk görüşte vuran şehir. Avrupa, gerçekten de bu kadar güzel miydi?

Roma-Şehrin Her Bir Köşesinde Sanat Milim Milim İşlenmiş

Roma-Şehrin Her Bir Köşesinde Sanat, Milim Milim İşlenmiş

Aylardan Temmuz. Bir interrail cesareti ile geldiğimiz Roma’da, zorda olsa ilk gün hostelimizi buluyoruz. Hostel’a yerleşir yerleşmez ilk işimiz, sokakları keşfetmek oluyor. Bu, benim Avrupa’daki ilk ülkem. Sanki her yeri gezmiş gibi ilk diyorum. Çünkü Roma, bundan sonraki 30 ülkenin yani zincirin ilk halkası olacak.

1.Gün Roma Gezilecek Yerler Rotamız

  • Kolezyum(Colosseo)
  • Roma Forumu (Foro Romano)
  • Vittorio Emanuelle II Abidesi
  • Capitolino Tepesi
  • Pantheon
  • Navona Meydanı
  • Trevi çeşmesi
  • Santa Maria Maggiore Bazilikası
  • Villa Borghese Parkı
  • İspanyol Merdivenleri

2.Gün Roma Gezilecek Yerler Rotamız

  • Vatikan Müzeleri
  • Castel Sant’Angelo
  • Trastevere

Kolezyum(Colosseo): Sabah uyanır uyanmaz ilk işimiz, kendimizce yaptığımız planı takip etmek. Yani meşhur Kolezyum’dan başlamak. Sıranın sonu yok desem yeridir. Hava sıcak. Manzara güzel. Onlarca filmde, binlerce fotoğrafını gördüğüm meşhur yapı karşımda olunca, insan heyecanlanmıyor değil doğrusu. Elleri titriyor. Mutluluk hormonu hat safhaya ulaşıyor. Bir yandan da kendinle konuşmayı öğreniyor. “O kadar da zor değilmiş. İstenince görünüyormuş değil mi Denizcim ?”

Kolezyum-İçeriye Girince Göreceğiniz Manzara Aynen Böyle Olacak

Kolezyum-İçeriye Girince Göreceğiniz Manzara Aynen Böyle Olacak

Sırada 1 saat kadar bekledikten sonra meşhur yapıyı karış karış incelemeye başlıyoruz. Kolezyum, M.S 72 yılında yapılmış bir yapı. Düşünsene. O kadar eski yani. 55.000 izleyicinin, vakti zamanında tiyatro amacıyla kullandığı dönemlerde sınıflara göre ayrıştığı ama sonrasında karışık bir şekilde etkinlikleri izleme şansı yakaladıkları bir yer burası. Kolezyum’da hayvan dövüşleri, idamlar ve tiyatrolar sergilenirmiş. Ama özellikle en popüleri ise Gladyatör mücadeleleriymiş. Bu arenada binlerce hayvan ve insan can vermiş. Günümüzde ise, arenanın saha kısmı çökmüş ve altında bulunan koridorlar kalmıştır. İşte eskiden tüm savaşçılar bu koridorlarda hazırlanırmış. Aslında bana sorarsanız, Kolezyum’un içerisine girdiğinizde çok bir şey görmüyorsunuz. Sanırım dışarıdan daha güzel. (Ulaşım Colosseo metro durağı. Giriş 12 Euro.Rome Pass burada geçerli.)

Kolezyum'un Önünde Bulunan Meşhur Kapılar

Kolezyum’un Önünde Bulunan Meşhur Kapılar

Roma Forumu (Foro Romano): Kolezyum’dan çıkar çıkmaz karşımızda tarihi kalıntıların olduğu Roma Forumu beliriyor. Burası ise eski Roma dönemlerinde tam 1000 yıl boyunca siyaset, ekonomi ve hukuk merkeziymiş.  Şimdilerde çoğu bina harabe gibi görünse de, aslında burası Dünyanın da en büyük arkeolojik bölgelerinden birisi olarak biliniyor. Bu bölgedeki “Tak” yani kapıya benzeyen yapılar, genellikle vakti zamanında savaşları kazanan kişilerin adına yapılmış. Özellikle yaz aylarında gezmesi çok zor. Hava sıcak. Keşke erkenden ya da daha geç gelseydik dedim doğrusu. (Ulaşım Kolezyum’da yürüme mesafesinde. Kolezyum’da aldığınız bilet burada da geçerli.)

Roma Forumu-Roma

Roma Forumu-Roma

Vittorio Emanuelle II Abidesi : Roma’yı keşfe devam. Sağımızda Trajan’s Market ve solumuzda bu bembeyaz yapıyı görünce zaten insan direk merakla ilerlemeye başlıyor. Piazza Venezia’da tüm heybeti ile karşınızda duruyor. Görmemek imkansız. 1885-1991 yılları arasında yapılmış. Neoklasik tarza inşa edilen bina, aslında Birleşmiş İtalya Krallığı’nın ilk kralı II. Vittorio Emanuelle için yapılmış. Bembeyaz yapıda bolca mermer kullanmışlar.En üst kısmında bulunan seyir terası giriş ücreti 8 Euro olduğu için pas geçiyoruz. (Ptesi kapalı. Colessum’dan yürüyerek gidebilirsiniz.)

Vittorio Emanuelle II Abidesi

Vittorio Emanuelle II Abidesi-Roma

Capitolino Tepesi : Dediler ki “Roma’yı şöyle güzel bir manzaradan seyredip: “Roma. Sen mi büyüksün, ben mi ?” diye soracağın nadir yerdendir kendisi. Uyduk onlara, düştük peşine. Burası, Roma’nın 7 tepesinden birisi olarak biliniyor. Özellikle Michelangelo abimizin değerli yetkinlikleri bu bölgeyi kurmasında yararlandığı en güzel hazinelerdenmiş. Gelmişken yorucu da olsa, mutlaka bu tepeye çıkmalı.

Enfes Roma Manzarası

Enfes Roma Manzarası

Pantheon: Roma sokakları. Ne güzelsin sen öyle. Bir sokağın güzelliğinde boğulurken, aniden köşesinden döndüğümüz diğer sokak daha mı güzel olur ? Roma’da iseniz olurmuş a dostlar. İşte Pantheon’da böyle bir yerde. Sokakların arnavut kaldırımlarında ayaklarınız tökezleyerek ilerlerken, bu güzel yapıyı görünce insan şaşkınlığını gizleyemiyor doğrusu. Roma döneminden kalan en güzel yapılardan birisi diye boşa söylememişler. M.S 118-125 yıllarında Roma tanrılarına adanması için yapılmış. Binanın mimari özelliklerini anlatmak isterdim ama yerim dar ! Şimdi uzun uzun anlatırsam sıkılabilirsiniz. Merakı olanları şuraya davet edeyim. Ama özetle: Romalıların mimari şaheserlerinde birisidir. Kubbe kısmı hafif, zemin kısmı ise ağır malzemelerle inşa edilmiştir. Ayrıca kubbede bulunan delikten de ışık Pantheon’a çok güzel bir hava katar. Zaten tek ışık alan kısımdır. Pantheon’da aynı zamanda Raffaello gibi önemli sanatçılar ve eski krallardan II. Vittorio Emanuele’nin cenazeleri bulunur. Güzel haber. Pantheon’a giriş ücretsizdir.

Navona Meydanı : Biraz soluklanalım diyoruz. Derken bu filmlerde gördüğümüz meydana çıkıyor yolumuz. Navona Meydanı, Roma’nın en güzel meydanlarından birisi olarak biliniyor. Eskiden burada dev bir stadyum varmış lakin sonrasında yıkılmış. Şimdilerde restoran ve cafelerin çevrelediği meydanda, seyyar satıcıları ve sokaklarda gösteri yapanları izlemek çok keyifli. Meydanın ortasında bulunan Dört Nehir Çeşmesi (1651)harika bir tat katmış bu meydana. He bu arada 4 nehir denmesinin nedeni, 4 kıtada bulunan en önemli nehirleri temsil ediyormuş. Asya (Ganj), Afrika (Nil), Avrupa (Tuna) ve Amerika (Rio de la pata). Meydanda bulunan Sant Agnese in Agone Kilisesi fotoğraf çekmemiz için resmen poz veriyor. Bir şeyi farkediyorum. Roma ne güzel !

Navona Meydanı

Navona Meydanı

Trevi çeşmesi: Roma’ya gelipte burayı görmeyeni dövüyorlarmış. O derece meşhur yani ! Aslında Türkçesi “Aşk Çeşmesi”. Sanırım bir kaç bin fotoğrafta görmüştüm. 1732 yılında yapılmış olan bu çeşme, tam 30 yılda tamamlanmış. Aslında asıl adı “La fontana di trevi” yani “Üç yol çeşmesi” olarak biliniyor. Neden üç yol ? Çünkü meydana çıkan 3 yol var. Gündüz çok bir esprisi yok ama gece daha güzel. Zaten Roma, hem gece hem de gündüz ayrı ayrı gezilmeli. Çeşmede bulunan heykellerin anlamlarını şimdi teker teker anlatıp laf kalabalığı yapmak istemiyorum. Ama özellikle bir olayı da anlatmadan geçmeyeyim. Öyle bir olay ki, günde hemen hemen 3.000 Euro’nun sokağa atılmasına neden oluyor. Gerçi sokağa atmak demeyeyim. O paralar toplanıp, yoksullara yiyecek sağlanıyor. Şimdi. Bu çeşmenin olayı, aslında insanların dilek dileyip para atmasıdır. Sağ elinizle, sol omzunuz üzerinden çeşmeye para atarsanız, dileğiniz kabul olacakmış. İnanç bu şekilde. Bilin bakalım benim inancım neydi ? Nolur daha çok gezeyim. Nolur !

Trevi Çeşmesi- Aşıklar Çeşmesi-Roma

Trevi Çeşmesi- Aşıklar Çeşmesi-Roma

Santa Maria Maggiore Bazilikası : Roma’da dolanmaya devam. Öğleden sonra hava biraz daha düzeliyor. O bıktırıcı sıcak gitmeye başladı. Ama nedense insanın içindeki keşfetme ve merak duygusu, ne yorgunluk bırakıyor ne de bitkinlik! Neyse. Sıradaki durağımız Roma’da olmazsa olmazlardanmış. M.S 356 yılında yapılmış. Bazilikanın içerisiden bulunan mozaikler, işlemeler muazzam güzellikte. Hele bir tavanı var ki, insanın boynu tutuluyor. Altın yaldızlı kaplamalar baş döndürüyor. Benim en çok sevdiğim yerlerden birisi oluyor. Mutlaka görmek lazım. Biraz uzakta kalıyor ama yürünebilir. (Ulaşım Termini metro durağı. Her gün açık.)

Santa Maria Maggiore

Santa Maria Maggiore

Villa Borghese Parkı : Biraz da nefes alalım diyoruz. Roma’da yorgunluk atmak isteyenlerin uğrak noktası bu parka geliyoruz. İnsan böyle parklara hasret doğrusu ! Tam 1.700 dönümlük bir park burası. Öyle büyük. Öyle güzel. İçerisinde bahçeler, yemyeşil alanlar, çeşmeler. Tam huzura erip, çimlere uzanmalık. Sanırım Roma’da bedava görülecek yerlerin başında geliyor. Darısı bizim canım İstanbul’un başına…

Villa Borghese Park

Villa Borghese Park-Roma

İspanyol Merdivenleri : Akşam da şöyle 2 tek atalım diyoruz. Roma’da hemen hemen herkesin toplandığı bu merdivenlere gidiyoruz.  Aslında ne bir manzarası var ne de öyle doğal bir görüntüsü. Merdivenler işte. Ama atmosferi farklı. Merdivenlerin hemen önünde bulunan meydan ve ortasında bir çeşme. Neden İspanyol merdivenleri biliyor musunuz ? Çünkü yanında İspanyol Konsolosluğu var ! Peh. Neyse. Tüm alanda da sohbet, muhabbet eden hem Roma halkı hem de bolca turist. İspanyol Merdivenlerinin hemen üst kısmında bulunan Trinita dei Monti Kilisesi güzel bir manzara sunuyor. Merdivenlerin tam karşısındaki sokakta, meşhur Via Condotti caddesi bulunuyor.

İspanyol Merdivenleri-Roma

İspanyol Merdivenleri-Roma

Vatikan Müzeleri: Ertesi gün erkenden uyanıyoruz. Roma’ya tam doyamadık ve bugün son gün aslında. Trastevere bölgesinde kaldığımız için, hemen yanıbaşında bulunan Vatikan ilk durağımız olacak. Düşüyoruz yollara. Vatikan’a giderken önce bizi meşhur Aziz Petrus Meydanı karşılıyor. Bu meydan 1656-1667 yılları arasında yapılmış. Ortasında bulunan dikilitaşa doğru ilerliyoruz. M.Ö 1 y.y da inşa edilmiş ve İskenderiye’den getirtilmiş. Hemen meydanın karşısında bulunan Aziz Petrus Bazilikası ise, öylesine büyük ki insanın ağzı açık kalıyor doğrusu.

Vatikan-Roma

Vatikan-Roma

Dünyanın en küçük devleti neresi ? Vatikan. Hala ülke mi yoksa küçücük bir şehir mi tartışmalarına neden olan yer burası. Bu küçük devletin tam 900 kişilikte bir nüfusu var. 1929 yılından beri bağımsız bir devlet olan Vatikan, Katoliklerin dini merkezi. Bu küçük ülkenin yöneticisi ise kulaklarımızın çokça aşina olduğu zat. Yani “Papa.” İsviçre askerlerinin koruması altında olan Vatikan, 1506 yılından beri dünyanın en eski ordusu olarak bilinen İsviçreli askerler tarafından korunuyor. Bayraklarındaki 2 anahtardan altın olan Cennet’i, bronz olan ise Papa’yı temsil ediyor. İçerisinde bulunan Aziz Petrus Bazilikası sadece Roma’nın değil, tüm dünyanın en önemli dini yapılarından kabul ediliyor. Sadece Bazilika mı ? Tabiki değil. Yaklaşık 10 müze ve meşhur Sistina Şapeli de bu 50 hektarlık alana kurulu küçük ülkenin sınırları içerisiden yer alıyor.

Vatikan-Roma

Vatikan-Roma

Vatikan’da gezilecek yerlerin başında ise: Sistina Şapeli ve Raffaello odaları mutlaka ama mutlaka görülmesi gereken yerler demişlerdi. Haklıymışlar doğrusu. Vatika büyüleyici mimarisi ve işlemeleri ile, Roma’da mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. San Pietro Meydanı’ndan (Aziz Petrus Meydanı) başlayan serüven,  San Pietro Bazilikası, ki kendisi dünyanın en büyük kiliselerindendir ve 60.000 kişi kapasitelidir, devam edecektir. Bazilika’nın en üst kısmına çıkabilir, Roma’nın seyrinin keyfine varabilirsiniz. Lakin bunun için ilave ücret ödemek gerek. O da 7 Euro kadar. Bu şehirde sokaklar, nefes ve çeşmelerden su dışında her şey sanırım paralı !

Vatikan Müzeleri-Roma

Vatikan Müzeleri-Roma

Vatikan’da görülecek yerlere gelirsek; içeriye girdiğiniz andan itibaren, pek muhtemel yere bakma gereği duymayacak, tavandaki şaheserleri gördükçe “Adamlar yapmış yahu!” şaşkınlığı içerisinde kendinizi kaybedeceksiniz. Özellikle Sistine Şapeli. Ya da Pinacoteca. Hele Rafael, Leonardo da Vinci gibi abilerimizin eserlerini görürken…

Ayrıca Vatikan’da yer alan müzeler, dünyanın en zengin müzelerinden birisiymiş. O yüzden öyle 1-2 saatte gezilecek bir yer değil Vatikan. Yeri gelir 5 saat hatta detaycı iseniz günlerce gezebilirsiniz. Son olarak, özellikle pazar günleri öğle vaktinde Papa konuşma yapar. Biz o konuşmaya şahit olanlardandık. Ayrıca pazar günleri kapalıdır. Bilginiz ola. (Ottiviano Durağı. Giriş 16 Euro.)

Sistine Şapeli-Vatikan

Sistine Şapeli-Vatikan

Son olarak, Vatikan’a gelirken, kıyafete de biraz özen göstermek lazım. Kısa şortlar, mini etekler, göğüs dekoltesi, açık kıyafetler ile Vatikan’a giremezsiniz. Ayrıca, Vatikan’a gelmeden önce, mutlaka Vatikan’a giriş bileti almayı unutmayın. Aksi takdirde, vallahi yaz ortasında kuyruklarda beklerken halı saha maçından çıkmış gibi terleyeceğiniz anlara şahit olursunuz !

Castel Sant’Angelo : Vatikan’ın büyüsünden kurtuldukan sonra, biraz daha bölgeyi keşfe devam. Meşhur Hadrian köprüsünü arşınlayarak, bir sonraki durağımız olan Castel Sant’Angelo’a gidiyoruz. M.S. 139 yılında yapılmış olan bu kale, bir zamanlar Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Cem Sultan’ın da esir tutulduğu bir yer. Bir zamanlar Papalık kalesi olarak bilinirmiş. Hatta Vatikan ile arasında bulunan meşhur bir de tünel varmış. Bu tünel, Papa’nın güvenliğini sağlamak için yapılmış. Kalenin içerisinde San’t Angelo Kalesi Ulusal Müzesi bulunuyor. Özellikle kalenin tepesinde çıkınca çok güzel bir Roma manzarasına şahit oluyor insan. Ah be Roma ! (Burası pazartesi günleri kapalı. Giriş 8 Euro. Lepanto metro durağı.)

Castel Sant'Angelo-Roma

Castel Sant’Angelo-Roma

Trastevere: Biraz da kaldığımız Trastever bölgesinden bahsedeyim. Trastevere, Roma’nın gizli bahçesi aslında. Daracık sokakları, her an yanınızdan Vespa motor ile geçen gençlerin çığlıkları, arnavut kaldırımlı taş sokakları ile keşfedilmeyi bekleyen zengin bir semt. Burayı gezerken hiç bir şey yapmıyoruz aslında. Sadece yürüyoruz. Neden yürüdüğümüzü dahi bilmeden. Sadece etrafa hayran hayran bakarak yolları arşınlıyoruz. Ne bir şey anlıyoruz ne de bir şey anlatabiliyoruz. Tek bildiğim; mutlaka bu bölgeyi de görmeden Roma’dan dönmemeniz gerektiği.

Trastevere Sokakları

Trastevere Sokakları

“Deniz. Bu zamana kadar gittiğin en güzel şehir neresiydi ? ” diye soranlara cevabım: “Ne aradığınıza göre değişir !” olmuştur. Ama şunu net bir şekilde söyleyebilirim : Eğer aradığınız tarih ise Roma ilk sıradadır. Nasıl anlatırım, neyini överim bilmiyorum. Gerçi baya da övdüm ama sanırım az bile kalmıştır. İtalya’nın öyle heryerinde bulunmadım. 4-5 şehrini gördüm. Eminim güney bölgesi de çok güzeldir. Ama benim için Roma, son 6 yıllık seyahat maceramın en keskin anlarını yaşamama ve hayran olmama neden olmuş bir yer oldu. Umarım, bu güzelliklerin hepsini sen de yaşar, ne demek istediğimi anlar, dönünce iki lafın belini kırarız !

Navona Meydanı

Navona Meydanı

SON YAZILARIMDAN HABERDAR OL

E-MAIL Listeme kayıt olursanız, haftalık yazılarımdan haberdar olabilirsiniz !

Yorum Yap