Avustralya’ya Göç Eden Genç Bir Beyaz Yakalının Hikayesi!

Göç kelimesi bana her zaman hüzünlü gelmiştir. Bir yere uzun bir süre dönmemek üzere gitmek, yerleşmek, hayatını başka bir hayatla değiştirmek, yeni arkadaşlar edinmek ve bunların hepsine alışmak. Kendi göç hikayemizi yazmadan önce bu kadar derin düşünseydim sanırım buna  cesaret edemezdim. Belki ilham verir diye, size de anlatmak istedim. O yüzden başlıyorum Avustralya’da yaşam maceramı anlatmaya…

3

Avustralya’da yaşam : Wollongong Head Lighthouse

Uzaktaki Minik Kız, İstanbul’da çoğumuzun sahip olduğu standart bir hayata sahip, beş yaşından yirmi iki yaşına kadar kesintisiz bir şekilde (o kadar kesintisiz ki, ne yapmak istediğini düşünmeye bile fırsat olmayacak kadar) eğitim almış, endüstri mühendisi, 20 yaşında tanıştığı Uzaktaki Minik Çocukla 2 yıldır evli, herkesin çalışmak için can attığı bir şirkette sabah sekiz akşam beş (burası çok kesin değil:)) çalışan, trafiğe söylenen, yaptığı işe söylenen, İstanbul’a kızan, ama yine de seven yani hepiniz gibi güzel ama sıradan sayılabilecek bir hayata sahip biri, daha doğrusu biriydi. Bir gün akıllarına göç etme fikri geldi, hem de çok uzaklara, hayalleri süsleyen ülkeye. Yani Avustralya‘ya.

4

Avustralya’da yaşam : Wedding Cake Rock

Herkes gibi bir şeylerden sıkılmıştık sıkılmasına ama tek sebep bu değildi. Birlikte olduğumuzdan beri yaklaşık 15 ülke dolaşmıştık ve hep istediğimiz bir şey vardı: 30 yaşımıza gelmeden, daha iyi şartlarda yaşayabileceğimiz (bu maddi şartlar değil, tamamen kendimizi değerli hissetmek ve standart olması gerektiğine inandığımız pek çok şey için emek vermemek) bir ülkeye gitmek, hem de her şeyi geride bırakarak.

Önce Avrupa fikri ile başladık kendimizi korkutmamak adına. Şartların iyi olmadığını gördüğümüzde elimizde iki seçenek kalmıştı: Kanada ve Avustralya. Burada tamamen Türk mantığı devreye girdi ve kendimizi soğuklardan korumak istedik; böcek fobimi bir yana atmak pahasına (arkadaşlarımın ne kadar çok yılanlı, böcekli şaka(!) fotoğraflarına maruz kaldığımı tahmin edebilirsiniz) Avustralya’ya yerleşmeye karar verdik. Hem de öyle “gitmeliyiz ya”, “taşınmalıyız buralardan ” diye söylene söylene değil, kararımızı vermemizle vize türlerini araştırmamız aynı anda oldu.

Avustralya

Avustralya’da yaşam : Melbourne-Flinders Street-Avustralya

Bu kadar hızlı bir karar verince, bizim hızımıza en uygun vize türü Work and Holiday‘e başvurduk. Bu vizeyi bekleme süremiz bizim için geçen en hüzünlü süreydi. Ailemize açıklama, arkadaşlarımıza açıklama ve özene bezene, her şeyini en ince ayrıntısına kadar planladığımız “ilk” evimizi boşaltma ! Kararımızı açıkladığımızda, ne kadar cesur olduğumuzu söyleyen arkadaşlarımızı, ilk kez o anda anladım. Sanki evden eşyalarımızı toplama süresine kadar geçen her an, biraz oyun gibiydi ama “göç” kendini o anda iyiden iyiye hissetirmişti.

Evet ailemizi, arkadaşlarımızı, evimizi ve çok sevdiğimiz Moda’yı, Kalamış’ı bırakıp gidiyorduk. Hem de yepyeni bir dünyaya, hayata, maceraya atılmak pahasına… Bundan sonrası çorap söküğü gibi geldi. Vedalaşmalar, toplanmalar, araştırmalar, kafamızda düşünceler, korkular ve kocaman bir merak. Daha dün yerleşik bir düzeni, evi, işi ve rutin bir hayatı olan biz, elimizde 8 tane bavul ile kalakaldık. Evimiz ve işimiz yokken, biz şimdi ne yapacaktık ?

2

Avustralya’da yaşam : The Three Sisters

Biraz klişe olacak, ilk ben söylemiyorum biliyorum ama gerçekten en hüzünlü an, aileni ve arkadaşlarını havaalanında bıraktığın anmış. Neyse ki ucuz olması için (Tabi ki acelemiz de kalmamıştı hiç bir şey için) aldığımız 35 saatlik uçağımız benim ağlama süremi bile aştı ve Avustralya’ya göz yaşlarım tükenmiş olarak indim.

Buraya geleli 5 ay olacak önümüzdeki günlerde.. Uçaktan indiğimde kelimenin tam anlamıyla hissettiğim “Allahım ben ne neredeyim ve ne yapıyorum hissiyle birlikte gelen, hemen geri gitmeliyiz” duygusu, yerini çoktan “Burada keşfedecek ne kadar çok şey var ! İnsanlar ne kadar da huzurlu” şaşkınlığına bıraktı.

Beş ayımın özeti ise, harıl harıl ev aramak, yerleşmek, uzaktaki minik çocuğun bulduğu geçici işle (Kendisi mühendis olmasına rağmen şu anda bisikletle yemek taşıyor ve her gün bu işi ne kadar çok sevdiğini anlata anlata bitiremiyor:)) rahat bir nefes almamız, dil okulunu bitirmem ve iş arama sürecine girmem. Hatta bugün ilk işimi buldum bile! Sydney‘in en büyük festivallerinden biri olan Easter Show’da 15 gün çalışacağım:) Buradaki yaşam, Türkiye’den buraya bakınca hayal edilenden biraz daha kolay. Çünkü çalışmak isteyen herkese verilecek uygun bir iş var ve çalışan herkes hayatını belirli bir ortalamanın üstünde geçirebiliyor. İlk işimin festival olması da, buradaki hayatın bir nevi festival havasında geçtiğinin en güzel örneği:)

1

Avustralya’da yaşam : Melbourne Royal Botanic Garden

Diyeceğim o ki; gerçekten de göç; bir yere uzun bir süre dönmemek üzere gitmek, yerleşmek, hayatını başka bir hayatla değiştirmek, yeni arkadaşlar edinmek ve bunların hepsine alışmak demekmiş. Ama tek tek baktığınızda hissettiğiniz o korku, bu kadar güzel bir şehirde, insana verilen değer ve kafa rahatlığı ile birleşince, söylendiği kadar zor gelmiyormuş.

Biz bu yola hepiniz kadar korkarak fakat çoğunuzun yapamadığı bir şeyi yaparak çıktık: İlk adımı atma cesareti. “Ben yapamam çünkü korkuyorum. Ben yapamam çünkü zayıfım. Ben yapamam aileme çok bağlıyım” demek sadece istemiyorum demek! İnanın bu yolun başında en çok korkan, zayıf olduğunu sanan, ailesine en düşkün kişi bendim. Ama bu yaşımı bir kez daha yaşayamayacağım için, herkes gibi söylenmekten öteye gidemeyen bir hayat beni korkuttuğu ve hayallerime ihanet etmekten, vazgeçmekten korktuğum için şu anda buradayım ve her gün kalbimde; aileme, şehrime ve arkadaşlarıma olan özlemle uyanıp, yine de “İyi ki buradayım” diyorum.

Sydney

Avustralya’da yaşam : Sydney

Ben yaptıysam eğer, siz de pekala yapabilirsiniz. Her şey bir hayal, hayaller bir adımla başlar. Yeter ki hayal etmekten vazgeçmeyin ve o çok zor sandığınız ilk adımı atmak sizi korkutmasın..

SON YAZILARIMDAN HABERDAR OL

E-MAIL Listeme kayıt olursanız, haftalık yazılarımdan haberdar olabilirsiniz !

1 Yorum

  1. Yusuf

Yorum Yap