25 Yaşında 50 Ülkeyi Nasıl Gezdim ?

Çok seviyorum. Ömrümde hiç bir şeyi bu kadar sevmedim. Hiç bir şeye kendimi bu kadar adamadım. Peşinden koşmadım. Tutulmadım. Heyecanlanmadım. Merak etmedim. Hayal etmedim. Seyahat etmekten gerisi koskoca bir yalandı benim için. Ben kovaladıkça o kaçtı, ben hayal ettikçe bir adım daha peşine düşürdü. Bir kez büyüsüne bir kapıldım, ne uyanmak istedim, ne de vazgeçmek. Meğer dünya ne güzelmiş, gezince anladım…

Adım Deniz. Bu zamana kadar bilmem kaç yüz tane mail-mesaj ve yorumlarınıza istinaden bu yazıyı yazmaya karar verdim. Biliyorum. Hala benim çookkk zengin olduğumu ya da darphane gibi para basan bir işim olduğunu sanıyorsunuzdur. İtiraf edeyim : Koca bir yalan ! Bunu bir çok kez anlatmış olmama rağmen, hala tereddütleri olan, seyahat etmeye nereden başlayacağını bilemeyen, o korkuyu bir türlü yenemeyen sizler için hazırladığım bu websitesini açmamdaki en büyük etkende, beni tanıyan insanların da senin gibi düşünmesiydi. Peki öyle mi ? Anlatayım…

Pisa-İtalya

Pisa-İtalya

Değilim dostum. Ne çok zenginim, ne de parayı hangi hesabımda tutacağımı şaşıracak kadar büyük paralar kazanıyorum. Peki nasıl oluyorda 25 yaşında bir çocuk 50 ülke gezebiliyor. 26 yaşında 50’den fazla ülkede bulunabiliyor ? Öncelikle şunu bilmelisin. Dünya sandığından çok daha ucuz, tehlikesiz ve seyahat etmesi sandığından çok daha kolay.

Seul-Güney Kore (Her Zamanki Yol Arkadaşım Ali İle )

Seul-Güney Kore (Her Zamanki Yol Arkadaşım Ali İle )

Hatta en önemlisi ne biliyor musun ? İnsanın içinde bitmek tükenmek bilmeyen merak ve keşfetme arzusu. Sonu gelmeyen öğrenme isteği… Mesela, neden bu sitenin ismini birhayalinpesinde koydum hiç düşündün mü ? Benim hayatım seyahat etmek.

Peru’ya gidip Machu Picchu’ya tırmanmak, Papua Yeni Gine’ye gidip kabileleri görmek, Güney Afrika’da köpekbalıkları ile yüzmek, Etiyopya’daki bambaşka kabilelerle tanışmak, Antarktika’ya gitmek… İşte bunların hepsi şu an için bir hayal. Ben de henüz, bu ülkelerden hiç birisine gitmedim. Ama sabah akşam bunun heyecanı ve motivasyonu ile yaşıyorum. Okuyorum. Araştırıyorum. Peki bu hayallere ulaşmak ne kadar kolay ? Ya da olumsuz düşünelim. Ne kadar zor ?

Pekin-Çin

Pekin-Çin

Bu Web sitesinde, senin için  “Seyahate Çıkmadan” diye bir sekme yarattım. Hiç baştan aşağıya hepsini okudun mu ? Sürekli sorular sordun. İlk yurt dışına nasıl giderim, pasaport ve vizeyi nasıl alırım, vize çıkmazsa vizesiz ülkelere nasıl giderim, uçağa nasıl binerim, bedavaya nasıl konaklarım, bedavaya nasıl uçak bileti alırım, en kötüsü uçağı kaçırırsam ne yaparım hatta yurtdışında nasıl iş bulurum diye soracağını bildiğim tüm soruları sordun. Ben zaten her şeyi burada anlatmadım mı ? Hiç tamamiyle inceledin mi ?

Pattaya-Tayland

Pattaya-Tayland

Eğer incelemediysen, bu yazılarda neler anlattığımı sana özetleyeyim o halde: Bedavaya da konakladım. Bedavaya da uçtum. Bildiğim en basit yöntemleri kullanarak, dünyanın ne kadar küçük olduğunu bu yöntemleri araştırararak öğrendim. Başka hiç bir şey yapmadım. Başlangıçta ben de korktum. Önce bir work and travel ile ABD’ye gittim, sonra 2 kez Interrail yaparak karış karış Avrupa’yı gezdim, 1 kez Balkanlar turu yaptım.

En az 15 kez kafa dinlemeye seyahatlere çıktım. Ya uçak biletlerimi bedavaya aldım, ya da bedavaya yakın bir ücrete. Yani senin anlayacağın, hiç bir şey beni hayallerimden vazgeçiremedi. O Mısır Piramitleri görülecek, Filipinler’de dünyanın en güzel resiflerine dalınacak. Hindistan’da bambaşka bir dünya yaşanacaktı. İnat ettim. Araştırdım. Peşinden koştum. Sonunda istediğim herşeye ulaştım. Peki ya sen ? Senin benden ne farkın var ? Ya da Avrupa’da 16 yaşında dünya turuna çıkan bir kız çocuğundan ne farkın var ? Anlatayım.

Siem Reap (Angkor Wat)-Kamboçya

Siem Reap (Angkor Wat)-Kamboçya

Comfort Zone diye bir terim vardır. Kişinin konfor alanı diye geçer. Rahatını bozmak istemez. Düzenli bir hayatı, işi, ailesi vardır. Hayat standartları bellidir. Asla o standartların altında düşmek istemez. “O şartlarda fakir gibi gideceğime, gitmem daha iyi !” der. Köşesinde oturur. Biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak, en büyük sorunumuz budur.

Kıramayız konfor alanımızı. Yeri gelir borca-harca gireriz gereksiz şeyler için. En pahalı kıyafeti alırız, en iyi restoranlarda yemek yeriz. Ama asla seyahate para harcamayız. Her daim bahanelerimiz vardır. Kimse de bu işlerin bu kadar kolay olduğunu bize anlatmaz. Onlar anlatmadı belki ama ben, sen seyahat etmeye başlayana dek anlatacağım.

Coron-Filipinler

Coron-Filipinler

Dostum. Eğer gerçekten dünyayı gezmek istiyorsan, önce bu konfor alanından vazgeçmeyi bileceksin. Hilton’da kalmayı hayal etmekten vazgeçeceksin mesela. Hostel diye bir kelimenin varlığını öğreneceksin (Hostel Nedir yazısından detayları okuyabilirsin.). Konaklamaya 100 Euro vermek yerine, 10 Euro vereceksin. Biliyorum. Belki daha şu ana kadar “Hostel”ı ilk defa hayatında duydun ve böyle bir sistemde muhakkak bir bit yeniği olduğunu düşünmeye başlamış dahi olabilirsin. O halde “Couchsurfing” diye bir sistemi daha iyi öğrenmeye çalış derim. Çünkü bu sistemle “BEDAVA“ya konaklarsın. Cebinden ne 1 TL çıkar, ne de cebine 1 TL girer.

Moskova-Rusya

Moskova-Rusya

Dünya artık tek bir çatı altında iken, elindeki 100 Gram ağırlığındaki cep telefonu ile dünyayı anlık takip edip, havayolu firmalarının 39 dolara bambaşka ülkelere uçmaya başladığı bu yüzyılda, eğer ki birisi sana dünyayı gezmek çok pahalı derse, onu dinleme sen. Onlar moral bozar. Ümidini kırar. Bahane uydurur. “Avrupa çok pahalı. Euro fena arttı.” der, ama Interrail diye bir sistemin olduğundan haberi yoktur.

Japonya’da havada giden trenler varmış. Çok hızlıymış. Ama dünyanın parasıdır şimdi o ! Bizim gücümüz yetmez !” diye isyan eder ama JR Pass diye bir tren bileti alarak, bütün bu hızlı trenlere tek bir biletle binileceğinden haberi yoktur, “Hindistan’a uçak biletleri çok pahalı. Hem orada ne yer, ne içeriz. Para dayanmaz ! Seneye gideriz. Boşver !” der ama Hindistan’da insanların günde 2 dolara geçindiğini ve dünyanın en ucuz ülkelerin başında geldiğini bilmez.

Giza-Mısır

Giza-Mısır

Onlar bilmez. Söylemez. Anlatmaz. Ama ben sana anlatayım. Sesim duyuldukça, nefesim yettikçe de anlatacağım. Türkiye Cumhuriyeti toplumu seyahat etmeyi alışkanlık haline getirene kadar yazacağım. Anlatacağım. Tıpkı, bu siteyi açalı 2 ay kadar kısa bir süre geçmesine rağmen, 70’den fazla kardeşimin yurtdışına çıkmasına yardımcı olduğum gibi, sana da yardımcı olacağım.

Eğer bizler seyahat etmezsek, korkarsak, çekingen olursak, gelecek nesiller yine şu anda olduğu gibi Türkçe seyahat kaynağı bulurken zorlanacak, anca televizyonlarda diğer ülkelerin belgesellerini izleyerek avunmakla yetinecekler. Ama söz verdim kendime. Ben, sen, biz artık seyirci kalmayacağız. Bu oyunda biz de olacağız.

Singapur

Singapur

Anlarım. Belki ekonomik durumun iyi değildir. Saygı duyarım. “Sözüm meclisten dışarı.” deyip, “Diğerlerini kastettim !” derim. Biliyorum. Pek muhtemel kırk kanaat geçiniyorsundur. Farkındayım. Bu ülkede hala “REFAH” kavramı çöldeki bir kum tanesi kadar değersiz. Hiç bilmediğimiz ve belki de asla öğrenmeyeceğimiz, öğrenemeyeceğimiz bir kelime olacak.

Biliyorum. Keşke herkesin ekonomik durumu iyi olsa, herkesin çocuğu, ailesi dünyayı gezse, keşfetse. Sadece zenginlerin “Ya hayatım haftasonu Paris’teydik. İnanır mısın çok pahalıydı ama değdi valla !” kinayelerinden öte, birlik, beraberlik olsa. Birbirimize hava atmak yerine, birbirimize bu güzellikleri anlatarak, paylaşsak. Çoğalsa. Neden mi bunları söylüyorum ?

Bali-Endonezya

Bali-Endonezya

Ben kendimce çok şey yaşadım. Merak ettiğim hemen hemen her şeyi yaşadım. Hayal ettiğim bir çok şeye ulaştım. Ama neyi farkettim biliyor musun ? 20 yaşındaki halim aklıma gelip, o merak ve keşfetme duygusunu düşünürken, üniversite okuyan bir genç kardeşimin :

“Abi. Biz Interrail yapacağız. Ama bir türlü karar veremiyoruz. Ne olur yardımcı ol bize !” dedikten sonra, onun planlarına dahil olup, gözlerindeki heyecan, mutluluk ve rahatlığı gördükten sonra, ağzından dökülen “Abi çok teşekkür ederim. Gerçekten çok sağol !” sözlerini duyduktan sonraki gözlerindeki mutluğu görünce daha mutlu olduğumu farkettim. Gezmenin yanında, başkalarının da bu güzelliklere şahit olmalarına yardımcı olmak bir o kadar güzelmiş. Onu anladım.

Amsterdam-Hollanda

Amsterdam-Hollanda

O yüzden asla ve asla hayal etmekten, bu yazdığım yazıları satır satır okumaktan, sormaktan, sorgulamaktan sakın vazgeçme. Bunu belirtmek istedim.

Sen yeterki hayal et. Düş peşine….

SON YAZILARIMDAN HABERDAR OL

E-MAIL Listeme kayıt olursanız, haftalık yazılarımdan haberdar olabilirsiniz !

Yorum Yap