Puerto Princesa’da Gezilecek Yerler

Puerto Princesa’da gezilecek yerler nereler ? Puerto Princesa’da nereye gidilir ? 1 günlük bir gezinin yeteceğini düşündüğümüz için şehrin civarında bulunan köyleri,hapishaneyi,hayvanat bahçelerini ve sahillerini motor ile gezmeyi planladık. Subterranean River (Yeraltı Nehri)’ne gidemedik. Çünkü zamanımız yetmedi. Belki çok büyük bir hataydı gitmemek. Ama benim için artık gezmek demek mutlaka bir yerleri görmek değil.Yerel insanların yaşadığı yerlere gidip onlarla tanışıp muhabbet etmeye çalışmak bana artık daha önemli gibi geliyor. Ama ben size yinede Subterranean River’a nasıl gidileceğini ve neler yapmanız gerektiğini anlatacağım.Aynı zamanda şehirde izlediğimiz rotayı kabaca tarif etmeye çalıştım. Umarım şehre gitmeden önce az da olsa şehir hakkında fikir sahibi olmanız açısından yardımcı olacaktır.

Şehirde İzlediğimiz Rota

Şehirde İzlediğimiz Rota

  • Subterranean River : Dünyanın yeni 7 harikasından bir tanesi olarak bilinen ve kireçtaşlarının oluşturduğu yaklaşık 8 kmden fazla uzunluğa sahip olan yer altı nehridir. Buraya gitmek için bir tur acentası ile anlaşmanızı tavsiye ederim. Çünkü koruma altında olan bir bölge olduğu için her zaman gitmek kolay olmuyor. Belirli olan turist sayısı limiti dahilinde gidebiliyorsunuz. Eğer yer olursa sizin kaydınızı yapıyorlar ve öyle tura katılabiliyorsunuz.Sonuçta burası dünyanın en uzun ikinci yer altı nehri. Bir diğer yol ise, tur şirketi ile anlaşmadan, Sabang kasabasına gidip, ordan tur işlemlerinizi turizm ofisine giderek kendiniz ayarlamak olacaktır. Bu şekilde giderseniz size daha ucuza mal olabilir. Özellikle zaman kısıtınız yok ise, kendi başınıza yapmanızı tavsiye ederim.

    Subterranean River

    Subterranean River

  • Crocodile Farm : Sabah ilk iş olarak bir motor kiralayıp, önce timsah çiftliğine gidiyoruz. Çoğu gezielecek yerler şehir merkezinin dışında olduğu için gitmek biraz zaman alıyor. Köylerin içerisinden geçerek timsah çiftliğine ulaşıyoruz ve  giriş ücreti olarak 40 peso ödüyoruz. Tayland’da gördüğüm şovlardan ve timsahların çeşitliliğinden sonra beni çok etkilemedi doğrusu. Ama gelmişken görülebilir. Timsahları gördükten sonra parkın arka kısmında olan kuş çiftliğini de görebilirsiniz. Unutmadan, burası oldukça bakımsız bir yer. Çok birşey beklemeyin.

    Crocodile Farm

    Crocodile Farm

  • Iwahig Prison and Penal Farm :Yaklaşık bir saat kadar timsah çiftliğinde takıldıktan sonra, çok enteresan bir deneyim olacağını umduğum bir yere gidiyoruz. Adı Iwagih Prison and Penal Farm olarak bilinen ama bildiğiniz açık cezaevi olan ayrı bir bölge olarak kurulmuş ama tamamen köy hayatında yaşar gibi yaşayan mahkumların bulunduğu bölge.1902 yılında ABD tarafından kurulmuş bir cezaevi.Buradan biraz detaylı bahsetmek istiyorum. Nedense beni böyle yerler hayatım boyunca hep etkilemiştir. O yüzden biraz anılarımı anlatmak içimden geliyor. Bölgenin etrafı tamamen tellerle çevrili. Kapıdan girerken sizin pasaportuna bakan bir güvenlik görevlisi var. Başkada hiçbirşey yok.

    Girişte Sizi Karşılayacak Olan Güvenlik Görevlisi

    Girişte Sizi Karşılayacak Olan Güvenlik Görevlisi

Elinizi kolunuzu sallayarak giriyorsunuz ve biraz ilerledikten sonra önce sağda büyük hapishaneyi (Minimum Security Compound) görüyorsunuz.   Burası ağır suçları olanların bulunduğu yer. Dilerseniz mahkumların sattıkları hediyelik eşyaları satın alabilirsiniz. Ya da dilerseniz onlara yiyecek alıp dağıtabilirsiniz. Bu dediklerimi mutlaka ama mutlaka yapın. Gördüklerinizden sonra ne demek istediğimi halinize şükrederken anlayacaksınız.

Minimum Security Compound

Minimum Security Compound

Buradan çıktıktan sonra biraz duygusal olarak etkilenmiştim. Dinlenmek için Balsahan Pool olarak bilinen ırmak gibi bir yere gittik. Ayaklarımıza suya soktuk.Biraz düşüncelere daldık. He birde bira…

Balsahan Pool

Balsahan Pool

Daha sonra asıl merkez bölgesine ilerledik. Hapishaneden çıkıp asıl açık cezaevi şeklinde olan ve mahkumların suçlarının ağırlığına göre farklı kıyafetler giydikleri bir bölge.Ama bana bir köy merkezinden farklı gibi gelmedi.Hayatımda yabancı insanlarla konuşup onlarla muhabbet etmekten,onları anlamaya çalışmaktan,duygularını gözlerini içine bakarak gözlerinin yaşarmasından ama gülen yüzlerine bakarak hallerinden yine de memnun  olmalarını izlemekten keyif aldığım sayılı zamanlardan birini burada yaşadım. Herkes mi güler ? Evet herkes gülüyor burda. Meydandaki önce kiliseyi sonra da hediyelik eşyaların satıldığı binayı ziyaret ettik. Kilise de mahkumlarla hem Filipince hem de Türkçe şarkılar söyledik. İnanılmaz enteresan bir deneyimdi. O kadar güzeldi ki…

DSC_1190

Iwahig Prison and Penal Farm

  • Butterfly Ecogarden : Hapishane bölgesinden ayrıldıktan sonra, dönüşte yol üzerinde bulunan kelebek çiftliğine gittik. Burada binlerce rengarenk kelebekleri görüp, doğum anından ölüm anına kadar olan süreci gözlemledik. En enteresan kısım ise, çiftliğin arka kısmında gördüğümüz Filipin köylerinde yaşayan köylülerin getirmiş oldukları piton ile yaptıkları şov idi. Hem Filipin köylülerin yaşamlarından kesitler anlatıldı hem de piton ile fotoğraflar çekildi. Yılanın derisine dokunmak tarifsiz bir duyguydu. Hayatımda ilk defa bir pitona bu kadar yakındım. Hislerim tarifsizdi.

    DSC_1225

    Butterfly Ecogarden

  • Honda Bay Sahil Bölgesi : Aslında doğru tabir mi bilmiyorum ama şehrin kıyı bölgesinde bulunan sahil kasabalarını ve sahillerini gezebilirsiniz.Bu gölgeyi gezmek için en ideal yöntem motor kiralamak olacaktır.
  • Fruit Market : Şehir merkezinde bulunan pazarda bölgeye özgü onlarca farkı meyveyi deneyebilirsiniz. Şehir merkezine gelip günün yorgunluğunu atıp enerji almak için oldukça yararlı olacaktır.

    Fruit Market

    Fruit Market

Palawan adasında harika 1 hafta geçirip, hiç dönmek istemememize rağmen, artık geri dönme vakti gelmişti. Bu güzel adadan ayrılıp, İstanbul’a dönmeden önce son 1 günümüzü geçireceğimiz Manila’ya gitmek üzere adadan ayrıldık. Manila yazılarım için tıklayınız. 

SON YAZILARIMDAN HABERDAR OL

E-MAIL Listeme kayıt olursanız, haftalık yazılarımdan haberdar olabilirsiniz !