New York’da Gezilecek Yerler

New York’da gezilecek yerler nereler ? New York’da nereye gidilir ? New York 5 ana bölgeden oluşur. Bunlar Manhattan, Brooklyn, Queens, Bronx ve Staten. Gezilecek yerlerin hemen hemen hepsi Manhattan adası bölgesinde. Bu bölgeleri Avenue (Cadde)’ler ve caddeleri kesen sokaklar oluşturur. Avenue’lar kilometrelerce uzunluktadır. Bu yüzden kafanızda şekillenmesi için, yine her zaman olduğu gibi bölgenin haritasını ekliyorum. Zaten aşağıda detaylı olarak gezilecek yerleri tek tek yazıyor olacağım. Manhattan bölgesi hakkında daha detaylı bilgi için tıklayınız.

New York-Manhattan Harita

New York-Manhattan Bölgesi

Baştan söyleyeyim.Eğer 1 hafta veya daha fazla kalacaksanız ve herşeyi görmek istiyorsanız mutlaka New York Pass alın.9 gün geçerli bu bilete 1 kez para ödersiniz ve belirtilen yerlere hem sıra beklemeden hem de başka para ödemeden girersiniz.New York oldukça pahalıdır.Bu yüzden bu bileti alırsanız hem sıra beklemeden zamandan tasarruf edersiniz hem de daha ucuza mal edersiniz.Bileti online alıp,çıktısını alarak belirtilen noktalardan kartınızı temin edebilirsiniz.Yada direk belirtilen yerlerden kartı alabilirsiniz.Kartı satın almak ve nerelerde geçerli olduğunu görmek için tıklayınız.

New York’ta gezilecek yerlerin haritadaki yerlerini tek tek işaretleyen bir website var.Oldukça başarılı bu konuda.Gezilecek yerlerin hepsini tek tek link olarak siteye eklemişler ve siz sadece gideceğiniz yerin üzerine tıklayıp,şehrin tam olarak neresinde olduğuna dair yerini ve yerin bilgilerini görebiliyorsunuz.Gitmeden aklınızda şekillenmesi için eklemek istedim.Umarım işinize yarar.Lütfen tıklayınız.

tumblr_kwbly7Pev41qaiwzho1_500

Neyse New York’ta gezilecek yerleri sırasıyla anlatmaya başlayayım. Ama daha önceden sizi bilgilendirmem gereken bir husus var. Haritaya bakıp heryerin yakın olduğu kanısına kapılmayın. Sadece Cental Park‘ın bile bir ucundan diğer ucuna yürüyerek gitmeniz 1 saatinizi,Central Park’tan adanın en uç kısmı olan Financial District bölgesine gitmeniz yaklaşık 2 saatinizi alacaktır. O yüzden belki ilk günler yürümek güzel olabilir ama sonraki günler yorucu olmaya başlıyor. Taksi veya metro kullanarak özellikle uzak noktalara ulaşırsanız, enerjinizi daha fazla yer görmeye harcayabilirsiniz.

New York-Brooklyn Köprüsü

New York-Brooklyn Köprüsü

Ayrıca o zamanlar çok fotoğraf çekmediğim için, bazı fotoğrafları başka sitelerden aldım ve gezilecek yerlerin altına ekledim. Gideceğiniz yerleri tanımanız için, elimden geldiğince düzgün bir şekilde sıralamaya çalıştım.Malum, o zamanlar birisi bana 4 sene içerisinde 50’den fazla ülkeye gideceğimi söylese ve herşeyi profesyonel bir şekilde hazırlayacağım ve bir websitesi kuracağımı kulağıma fısıldasa herhalde gülüp geçöerdim. Ama işte kaderin ne getireceği belli olmuyor. O yüzden umarım elimden geldiğince heryeri açıklayabilmişimdir ve yazdıklarım sizin için yararlı bir kaynak olur.

Central Park'tan Başlayan Rotam

Kabaca Central Park’tan Başlayan Rotam

  • Central Park : Sabahın ilk ışıklarında hemen güne başlamak için sabırsızlanıyorum. Uzun zamandır hayalini kurduğum şehiri artık gezme vakti. Bu koskoca şehirde, İstanbul’da yaşayan biri olmama rağmen kendimi kum tanesi gibi hissediyorum. Ama bir yerden başlamak lazım. Önce kendimizce bir rota çıkarıyoruz ve şehrin kuzeyinden güneyine doğru ilerleyeceğimiz bir rota çıkarıyoruz.

          İlk durağımız olan bu park, sadece ABD’nin değil dünyanın hayran olduğu bir park. Dile kolay, 341 hektarlık bir alandan söz ediyoruz. Başından sonuna yürümek 1 saat sürüyor. Devasa gökdelenlerin etrafına kurulan parkın içerisinde yer alan mis gibi göllerin ve ağaçların eşliğinde güne başlıyoruz. Yolda yürürken onlarca sincap bize eşlik ediyor.

Central Park

Central Park

  • Metropol Sanat Müzesi (Metropolitan Art Museum ) : Parkın içerisinde yer alan harika bir müze olan  Metropol Sanat Müzesinde, dünyanın tarihine yolculuk ediyoruz. Kısaca MET olarak biliniyor.İçeriye girince öyle 1 günde gezilemeyeceğini anlıyorsunuz. 2 milyondan fazla sanat eserini görmekten bahsediyoruz. Müzeyi gezdikten sonra çatı katına çıkıyoruz ve harika Central Park ve Manhattan manzarasının büyüsüne kapılıyorum. “İyiki gelmişim” diyorum.

    Metropol Sanat Müzesi

    Metropol Sanat Müzesi

  • American Museum of Natural History : Dinazorların ve hayvanların sergilendiği ve benim en çok etkilendiğim müze olan Amerikan Doğa Tarihi Müzesi bir sonraki durağımız oluyor. Burası da yine Central Park içerisinde. Özellikle dinazorların iskeletlerini görünce büyüklükleri ve ihtişamı konusunda şaşkınlığımı gizleyemiyorum. Belgesellerde ve kitaplarda görmekle, gerçeklerinin iskeletlerini görmek arasında dağlar kadar fark var. İnsanın inanası gelmiyor.

    Amerikan Doğa Tarihi Müzesi

    Amerikan Doğa Tarihi Müzesi

  • Guggenheim Müzesi : Aslında burayı ziyaret etmedik. Zamanımız yetmedi. Sadece enteresan mimariye sahip olan binasının fotoğrafını çektik. Dilerseniz ziyaret edip dünyaca ünlü sanatçıların eserlerini görebilirsiniz.

    Guggenheim Müzesi

    Guggenheim Müzesi

  • Apple Store : Parktan çıkar çıkmaz hemen 5. caddenin başlangıç noktasında yer alan meşhur Apple Store’a gidiyoruz. Gelmişken uğramak lazım diyoruz ve içerideki kalabalığı görünce “Sanırım bugün bedava” diye klasik Türk düşüncesine kapılıyorum. Malum, ABD’den cep telefonu almak, Türkiye’deki fiyatlara kıyasla daha avantajlı. Aklınızda olsun.

    Apple Store

    Apple Store

  • Rockefeller Center : Bir sonraki durağımız hemen 5. caddede yer alan meşhur Rockefeller Center. Dünyanın en zengin ailelerinden Rockefeller Aşiretine ait olan ve hem alışveriş merkezi  hem de şehri tepeden görebileceğiniz Top of The Rock olarak bilinen gözetleme merkezine sahip olan yer. 80. katına çıkıp muhteşem Manhattan Manzarasına şahit olmanın verdiği mutluluğu tarif edemem.

    Rockefeller

    Rockefeller

  • St Patrick’s Katedrali : Rockefeller Center’ın meydanından geçerek hemen karşısında yer alan katedrale gidiyoruz. Burası gelmiş geçmiş en önemli devlet adamlarının cenazelerinin kalktığı yer. Dışarısı kadar içerisi de büyüleyici. Diğer bir çok katedrale fark atacak güzellikte.

    St Patrik Katedrali

    St Patrik Katedrali

  • Broadway : Artık 5. caddeden ayrılıp, sanatın merkezi, dünyanın en önemli sanatçıların doğduğu, tiyatroların, sahne sanatlarının, şovların beşiği Broadway bölgesine ilerliyoruz. Herşey bu bölgede özellikle 6-9. Avenue arasında ve 41-54. cadde arasında uzanan bölümde yer alıyor. Özellikle akşam görülmeye değer. Işıkların büyüsüne kapılıp hayallere dalıyoruz.

    Broadway

    Broadway

  • Times Square (Meydanı) : Hemen Broadway bölgesinde yer alan, şehrin kalbi olan Times Meydanına gidiyoruz. Hem gündüz hem gece sürekli devam eden bir kalabalık hakim. İnsanı kör edercesine yüzünüze vuran ışıklar, bir an için hayallere dalmanıza sebep oluyor.

    Times Meydanı

    Times Meydanı

  • Empire State Binası : Times Meydanından çıkıp, yürüme mesafesinde yer alan, ülkenin ve şehrin sembolü Empire State binasına gidiyoruz. Bizim gittiğimiz dönemde şehrin en yüksek binası idi. Şehri en tepeden görmek için 86. katında yer alan gözetleme noktasına çıkıyoruz. Özellikle günbatımı anında ve gece anında şehrin parlayan ışıkları ve gökdelenlerin yarattığı manzara, verdiğiniz her 1 dolara değiyor.

    Empire State Binasından New York Manzaras

    Empire State Binasından New York Manzaras

  • New York Public Library (New York Halk Kütüphanesi) : Bir sonraki durağımız dünyanın en büyük 3. kütüphanesi olan ve 50 milyondan fazla koleksiyonu olan New York Halk Kütüphanesi. Gelmişken görülmesi gereken bir yer diyerekten dalıyoruz içeriye. İçerisindeki ihtişamı gördükten sonra direk aklıma bizim kütüphaneler geliyor. Yürümemiz gereken daha çok uzun yollar var. İnsan gördükten sonra daha aşikar oluyor.

    New York Kütüphanesi

    New York Kütüphanesi

  • Madison Sqaure Garden : Şehirdeki en büyük stadyumlardan bir tanesi olan Madison Square Garden’a gidiyoruz. Ama içeriye girmiyoruz. Eğer siz denk gelebilirseniz bir tane etkinliğe katılmaya çalışın. Etkinliklerin listesini görmek için tıklayınız.

    Madison Square Garden

    Madison Square Garden

  • Flatiron Binası : Şehri yürüyerek keşfetmeye devam. Yavaş yavaş ayaklarımın ağrısını hissediyorum. Ama nedense bir türlü durmak istemiyorum. Ülkenin ilk gökdeleni olan Flatiron Binasını görüp  fotoğrafını çekmekle yetiniyoruz. Oldukça enterasan bir bina. Gelmişken mutlaka görülmeli.

    Flatiron Binası

    Flatiron Binası

  • Union Square (Meydanı) : Biraz dinlenmek için şehrin ortasında yer alan Union Meydanına gidiyoruz. Aslında şehirde böyle irili ufaklı bir sürü park var. O yüzden yorgunluk ve rota durumunuza göre diğer parkları da göz önünde bulundurup, sizde kahvenizi alıp bu parklarda dinlenebilirsiniz. Neyse, yine duramıyorum yerimde hemen yola koyulmak istiyorum.

    Union Square

    Union Square

  • Soho : Bizim nasıl Cigangir’imiz veya Nişantaşı’mız varsa, New York’luların da Soho’su var. South Houston Street’in kısaltması olan bu bölgede, yüzlerce butik, restoran ve kafelerin eşliğinde sokaklarda kaybolarak geziyoruz.

    Soho

    Soho

  • Little Italy : Daha önceden batı yakasını gezerken, hemen hemen bütün şehirlerde farklı milletlerin oluşturduğu bölgelerin isimlerinin o bölgeye göç eden milletlerin oluşturduğunu görünce çok şaşırmıştım. Bizim, ülke olarak pek alışkın olmadığımız bu durum, Amerikalılar için oldukça sıradan. New York’da da aynı şey geçerli. İtalyan kültürünün hakim olduğu sokaklarda geziyoruz. Küçük kafelerde oturup güzel bir İtalyan pizzası yiyoruz.

    Little Italy

    Little Italy

  • Chinatown :  İtalyan Mahallesinin  hemen yanıbaşında yer alan ve Çin kültürünün etkilerini sokaklarda aşikar bir şekilde hissettiğimiz Çin mahallesine gidiyoruz. Burası oldukça renkli bir yer. Aklınıza gelebilecek herşeyin satıldığı dükkanların olduğu bir bölge. Burası hem Soho bölgesine hem de İtalyan mahallesine yürüme mesafesinde.

         Bu arada, biz buradaki bir acenteden, 3 günlük bir tur alıp Philadelphia-Washington-Niagara Şelaleri ve 1000 adalar turu satın aldık. Konaklama ve ulaşım dagil 150 dolar civarındaydı. Bu işleri yapan bir sürü site var. Herhangi birisinden online tur alıp, mutlaka bu rotaları da yapmanızı şiddetle tavsiye ederim.

Chinatown

Chinatown

  • Financial District : Şehrin en uç bölgesinde yer alan finans bölgesine giderken birşeyi farkediyorum. Sokaklar karanlıklaşmaya başlıyor. Gündüz olmasına rağmen sebebini sonradan anlıyorum. Gökdelenler o kadar birbirine sık bir şekilde yapılmış ki, daracık sokaklarda yürürken güneş ışıklarını göremez oluyorsunuz. Bölgede bulunan New York borsasının önünden geçerek, bölgenin simgesi olan boğa heykelinin fotoğrafını çekiyoruz.

    Financial District

    Financial District

  • Özgürlük Heykeli (Liberty of Statue) : Boğa heykelini geçtikten sonra, parkın içerisinden yürüyerek rıhtıma ulaşıyoruz. Sol tarafımızda Brooklyn köprüsü ve karşımızda özgürlük heykeli. Vapura binip Liberty adasında yer alan meşhur heykeli görmeye gidiyoruz. Arkamızda Manhattan manzarası, önümüzde dünyanın en önemli simgelerinden Özgürlük Heykeli. Ama beni çok etkilemiyor. Maksat görmüş olmak. Bu arada adaya gelince öğreniyoruz ki , eğer daha önceden bilet alırsanız heykelin içerisine girip, en üst kısmına çıkabiliyormuşsunuz.

    Özgürlük Heykeli

    Özgürlük Heykeli

  • Elis Adası Göç Merkezi : Adadan ayrıldıktan sonra bir sonraki durağımız New York’a gelen göçmenlerin transit merkezi olan Elis Adası oluyor. Bu merkez, Özgürlük Heykelinin hemen yanıbaşında yer alan adada bulunuyor. Burada bulunan müzeyi geziyoruz ve vapura binip, Manhattan’a geri dönüyoruz.

    Elis Adası

    Elis Adası

  • Brooklyn Köprüsü : Bölgedeki son durağımız bir çok filme konu olmuş olan ve harika mimariye sahip olan Brooklyn köprüsü.  Köprünün üzerinden yürüyerek karşıya geçiyoruz. Yol boyunca gökdelenlerin ve özgürlük heykelinin manzarası eşliğinde yürürken, insan kendini bir film setinde hissediyor. Kaç filmde görmüştüm bu manzarayı kim bilir …

    Brooklyn Köprüsü'nden New York Manzarası

    Brooklyn Köprüsü’nden New York Manzarası

  • Colombia University : ABD’nin en önemli üniversitelerinden bir tanesine gidiyoruz. İnsan üniversite ne demek daha iyi anlıyor. “Bunlar üniversite ise, bizdekiler ne ?” diye soruyorum kendime. Üniversite değil, sanat eseri. Harika mimariye sahip bu üniversitenin bahçesinde gezerek, hemen aşağı bölgesinde yer alan Harlem bölgesine ilerliyoruz.

    Colombia Üniversitesi

    Colombia Üniversitesi

  • Harlem : Aslında burası, Central Park’ın bittiği yerde yer alıyor. Bu bölgenin şehrin en tehlikeli bölge olduğunu bile bile gidiyoruz. Ama başımıza birşey gelmeden özgür ve rahatça gezebiliyoruz. Bence gündüz hiçbir sorun yaşamazsınız. Sokakları gezerken birşeyi farkediyorum.”Burası New York mu ?” diye insan kendine sormadan edemiyor. Hemen hemen herkes zenci. Evler bakımsız. Fakirlik diz boyu. Bu bölge zencilerin en çok göç ettiği bölge. Zaten gezerken farkediyorsunuz. Aslında New York’un sahte ışıklarının hüküm sürdüğü şehirde dünyanın gerçek yüzünü görebileceğiniz bölge…

Harlem SokaklarıNew York. Dünyanın en önemli metropollerinden birisi olan bu şehirde kaybolmak, bilmediğiniz mahalleleri keşfetmek için macera peşinde koşmak, şehrin kalabalığından yorulunca biraz dinlenmek için Central Park’a gitmek gibisi yoktur. Her şeyi ile güzeldir. Detaylı New York Gezi Rehberi yazıma da göz gezdirin derim.

SON YAZILARIMDAN HABERDAR OL

E-MAIL Listeme kayıt olursanız, haftalık yazılarımdan haberdar olabilirsiniz !

Yorum Yap